5 Haziran 2018 Salı

GÜNAHLARDAN TEVBE ETMEK



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَ سَلَمَّ: مَا أَذْنَبَ عَبْدٌ ذَنْبًا فَنَدِمَ عَلَيْهِ إِلَّا كَتَبَ اللهُ لَهُ مَغْفِرَةً قَبْلَ أَنْ يَسْتَغْفِرَهُ. (كنز)
رسول الله  أفندمز ( صلى الله عليه وسلم ) بويوردولر      ."بر قول بر كوناح إشلر و آردن دان همن بشمان اولورسه او قول كوناحنه إستغفار أتمه دن اؤنجه الله تعالى اونون إيجن مغفرت يازار   ."
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Bir kul bir günah işler ve ardından hemen pişman olursa o kul günâhına istiğfar etmeden önce Allâhü Teâlâ onun için mağfiret yazar.” (Kenzü’l-Ummâl)
Hicrî:   20 Ramazan  1439  Fazilet Takvimi 

GÜNAHLARDAN TEVBE ETMEK

 
Tevbe, günahları terk edip itâate dönmek demektir. Kâmil ve hakîkî tevbe, kişinin işlediği bütün günahlardan pişman olup onları terk etmesi, aradan ne kadar zaman geçerse geçsin bir daha o günâha dönmemeye kararlı olması, insanlara zulmetmeyi bırakması, üzerindeki haklarını teslim ederek ve özür dileyerek hak sâhiplerini râzı etmesidir.
Âyet-i kerîmede “Zîrâ O (senin Rabbin olan Allâhü Teâlâ) Tevvâb (tevbe eden kullarını ziyâde mağfiret eden) ve Rahîm (rahmeti çok olan)dır.” buyurulmuştur. (Bakara Sûresi, âyet 37) Tevvâb ve Rahîm sıfatlarının aynı âyette zikredilmesi tevbe edenlere af ve mağfiretle beraber çok büyük ihsanların va’d edildiğine işârettir.
Sabunun zâhirî (görünen) kirleri temizlediği gibi tevbe de bâtınî (gizli) kirleri temizler. Kul günahtan döner, amellerini ıslâh ederse Allâhü Teâlâ da onun hâlini ıslâh eder ve (günah işlemekle) elinden kaçırmış olduğu nîmetleri ona iâde eder.
Mâlik bin Dînâr (rahimehullah) anlatıyor: Bir gün toprakla oynayan ve bazen gülüp bazen de ağlayan bir çocuğa rastladım. Selam vermek istedim, lâkin nefsim kibirlenince selam vermekten kaçındım. Ancak çocuk ben selam vermediğim halde:
‘Ve aleyküm selam ve rahmetullâhi ve berekâtühû ey Mâlik bin Dînâr’ dedi.
‘Beni nereden tanıyorsun, daha önce beni hiç görmemiştin’ dedim. Çocuk:
‘Benim rûhum senin rûhunla âlem-i melekûtta karşılaşmış ve orada tanışmıştık.’ dedi. Çocuğun bu zekâsını görünce ona: ‘Akıl ile nefis arasındaki fark nedir?’ diye sordum.
‘Senin nefsin selâmdan seni men eden, aklın ise selâma sevk edendir.’ dedi.
‘Peki, niye toprakla oynuyorsun?’ dedim, ‘Çünkü biz topraktan yaratıldık ve yine toprağa döneceğiz’ dedi.
‘Bazen gülüp bazen ağlamanın sebebi nedir?’ diye sordum.
‘Allâhü Teâlâ’nın azâbını düşündüğüm zaman ağlıyorum, rahmet ve merhametini düşündüğüm zaman ise gülüyorum’ dedi. 
(Tefsîr-i Rûhu’l-Beyân)
Hicrî:   20 Ramazan  1439  Fazilet Takvimi 


3 Haziran 2018 Pazar

EN HAYIRLILAR ÎMAN EDİP SÂLİH AMEL İŞLEYENLERDİR



لَ النَّبِىُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: اَلنَّاسُ سَوَاءٌ كَأَسْنَانِ الْمُشْطِ وَإِنَّمَا يَتَفَاضَلُونَ بِالْعِبَادَةِ وَلَا تَصْحَبَنَّ أَحَدًا لَا يَرَى لَكَ مِنَ الْفَضْلِ مِثْلَ مَا تَرَى لَهُ. (كنز)
بيغمبر  أفندمز ( صلى الله عليه وسلم ) بويوردولر      ."بتون إنسانلر طراق دشلرى كبى مساوى درلر . بربرلرينه قارشى آنجق عبادت إيله فضيلتلى اولورلر . كندسى حقنده سنيك موافق كورديكون بر نعمت و مزيتى ، سنيك حقنده موافق كورمين كمسه إيله آرقاداش اولما  ."
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Bütün insanlar tarak dişleri gibi müsâvîdirler. Birbirlerine karşı ancak ibâdet ile fazîletli olurlar. Kendisi hakkında senin muvâfık gördüğün bir nîmet ve meziyeti, senin hakkında muvâfık görmeyen kimse ile arkadaş olma.” 
(Kenzü’l-Ummâl)
Hicrî:   19  Ramazan  1439  Fazilet Takvimi 


EN HAYIRLILAR ÎMAN EDİP SÂLİH AMEL İŞLEYENLERDİR

 
Kur’ân-ı Kerîm’de Beyyine sûresinin 7. âyetinde (meâlen): “Muhakkak ki (Allâhü Teâlâ’ya ve Resûlüne) îman edip sâlih amel işleyenler, bütün mahlûkâtın hayırlısı onlardır.” buyurulmaktadır.
“Sâlih ameller” sadece namaz ve zekât gibi dînin asıl rükünlerinden olan amellere mahsus değildir. Gerek usulden (akâidden), gerek füru’dan (amellerden), gerek farzlardan, gerek nâfilelerden, gerek ibâdetlerden, gerek muâmelelerden Allâh’ın rızâsına muvâfık olacak hayra yarar bütün iyi ve fâideli amelleri işlemek ve yasaklardan sakınmak da sâlih amele dâhildir.
Bakara Sûresi’nin “Allah, kimseyi gücünün üstünde bir şey ile mükellef tutmaz...” meâlindeki 286. âyet-i kerîmesi muktezâsınca herkesin işlemesi lâzım gelen sâlih amel, ehliyyet ve gücüne göredir. Onun için bir kişinin bütün sâlih amelleri yapmakla mükellef olması lâzım gelmez. Belki her mükellefin bir salâhiyeti vardır. Zenginin payına düşen zekât ve sadaka vermek, fakirin payı da almaktır. Elverir ki herkes kendi hâlince sâlih amellere çalışsın. İşte onlar bütün halkın en hayırlısıdır. Amelce de hayırlısı, Allah indinde makamca da hayırlısıdır. Demek ki îman edip de sâlih amele çalışmayanlar halkın en şerlileri olmasalar bile en hayırlısı da değillerdir. Bütün insanların hayırlısı hem îman edip hem sâlih amel işleyenlerdir.
Beyyine Sûresi’nin 8. âyet-i kerîmesinde de şöyle buyurulmuştur: 

Rableri indinde onların mükâfâtı (yani o îmân ve amellerine karşılık ecir ve mükâfat) altından ırmaklar akan Adn cennetleridir. Onlar, içinde ebediyyen muhalled olacaklardır... (Orada cismânî ve rûhânî türlü nîmetlerle ebediyyen nîmetleneceklerdir.) 
(Elmalılı, Hak Dîni Kur’an Dili Tefsiri, Fazilet Neşriyat)
Hicrî:   19  Ramazan  1439  Fazilet Takvimi 


2 Haziran 2018 Cumartesi

MÜ’MİN KARDEŞİNİN İHTİYACINI GİDERMEK



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَ سَلَمَّ: نَظَرُ الْمُؤْمِنِ إِلَى أَخِيهِ الْمُسْلِمِ حُبًّا لَهُ وَشَوْقًا إِلَيْهِ خَيْرٌ مِنِ اعْتِكَافِ سَنَةٍ فِى مَسْجِدِى هَذَا. (كنز)
رسول الله  أفندمز ( صلى الله عليه وسلم ) بويوردولر      ."  بر مؤمنين مسلمان قردشينه سوكى و شوق إيله باقماسى اونون إيجن شو مسجدمه ( مسجدى نبوى ده ) بر سنه إتكاف يابمقدان داها خيرلى در   ."
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Bir mü’minin müslüman kardeşine sevgi ve şevk ile bakması onun için şu mescidimde (Mescid-i Nebevî’de) bir sene itikâf yapmaktan daha hayırlıdır.” 
(Kenzü’l-Ummâl)
Hicrî:   18  Ramazan  1439  Fazilet Takvimi 

MÜ’MİN KARDEŞİNİN İHTİYACINI GİDERMEK


Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular:
“Kim Müslüman kardeşinin bir ihtiyâcını karşılamak için yola çıkarsa Allâhü Teâlâ ayrıldığı yere dönünceye kadar o kimsenin her adımına yetmiş sevap yazar ve yetmiş günâhını siler.”
“Kim mü’min bir kardeşiyle beraber onun ihtiyaçlarını görmek için yürürse Allâhü Teâlâ o kimsenin ayaklarını bütün ayakların kaydığı günde (kıyâmette) sâbit kılar.”
“Müslüman müslümanın kardeşidir; Ona hıyânet etmez, ona yalan söylemez ve ona yardım etmeyip yüz üstü bırakmaz.”
“Allâhü Teâlâ’nın bir takım kulları vardır ki Allâhü Teâlâ onları insanların ihtiyaçlarını gidermeleri için yaratmıştır. İnsanlar ihtiyaçları olduğu vakit onlara koşarlar. Onlar, Allâhü Teâlâ’nın azâbından emîn kullarıdır.”
“Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez ve ona hıyânet etmez. Kim mü’min kardeşinin ihtiyaçlarını gidermeye devam ederse Allâhü Teâlâ da onun ihtiyaçlarını giderir.”
“Amellerin en fazîletlisi, mü’min bir kulu çıplaksa giydirmek, açsa doyurmak veya bir ihtiyâcı varsa ihtiyâcını gidermek sûretiyle onu sevindirmektir.”
MUTFAĞIMIZ: …… KARNIYARIK
Malzemeler: 10 adet patlıcan, 1 kg et, 3 çay bardağı zeytin yağı, 3’er adet soğan, domates, biber, 1,5 çorba kaşığı salça, 1 bağ maydanoz, 3 diş sarımsak, 1 çay kaşığı karabiber, 1 çorba kaşığı şeker, tuz.
Yapılışı: Patlıcanların sapı 2 cm bırakılarak kesilir ve tamamen soyulur. Patlıcanlar kızartıldıktan sonra fırın tepsisine yerleştirilip karınları genişçe açılır. İçlerine şeker serpilir. Kıyma kavrulduktan sonra soğanı ilave edilir. Bir miktar kavurduktan sonra salçası eklenerek iyice kavrulur. Sarımsak, karabiber, tuz ve yeterince su ilave edilerek özleşene kadar kaynatılır. Sulu kısmı daha sonra kullanılmak üzere süzülür. Süzülen kıymanın içine küçük küp küp doğranmış domates, biber ve maydanoz eklenip karıştırılır. Kıyma harcı patlıcanların içine doldurulur. Süzülen sulu kısımda tepsiye konularak 180 derece fırında 15-20 dakika pişirilir.
Hicrî:   18  Ramazan  1439  Fazilet Takvimi  


1 Haziran 2018 Cuma

MÜSÂFİRE İKRÂMIN FAZÎLETİ



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَ سَلَمَّ: مِنْ مُوجِبَاتِ الْمَغْفِرَةِ إِطْعَامُ الْمُسْلِمِ السَّغْبَانِ. (شعب الايمان)
رسول الله  أفندمز ( صلى الله عليه وسلم ) بويوردولر      ."  آج بر مسلمانى دويورمق محقق مغفرت اولنمايى إيجاب أدن شيلردن در   ."
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Aç bir Müslümanı doyurmak muhakkak mağfiret olunmayı îcab eden şeylerdendir.” 
(Beyhakî, Şuabü’l-Îmân)
Hicrî:   17  Ramazan  1439  Fazilet Takvimi 

MÜSÂFİRE İKRÂMIN FAZÎLETİ


Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem): “Kim Allâh’a ve âhiret gününe îmân ediyorsa, müsâfirine ikrâm etsin. Kim Allâh’a ve âhiret gününe îmân ediyorsa komşusuna eziyet etmesin” buyurmuşlardır.
Elinde olandan insanlara yedirmek, ‘Allâhü Teâlâ bana yine verir’ mânâsına geldiğinden Cenâb-ı Hakk’a tevekkül demektir. Yine Müslümanlara şefkattir, ikram edenin bu sebeple müttakîlerden olması umulur. Zîra âyet-i celîlede:
“Elbet sizler sevdiğiniz şeyden sadaka vermedikçe Cenâb-ı Hakk’ın takvâ sâhiplerine verdiği büyük sevâba nâil olamazsınız” (Âli İmrân sûresi, âyet 92) buyurulmuştur.
Tâbiînden Saîd bin Müseyyeb’in (radıyallâhü anh) beyânına göre, müsâfirlere ilk ziyâfet veren İbrâhim Aleyhisselâm’dır.
Ensâr’ın reîsleri hep cömertti. Onlar cömertliği müsâfir ağırlamak ve yemek yedirmek olarak kabul ederler, yedirmeyeni cömert saymazlardı. Hatta bir yahut iki mil kadar uzak mesâfeye çıkıp ziyâfet verecek müsâfir ararlardı.
Akıllı kimse müsâfir ağırlamayı, ziyâfet vermeyi ganîmet bilmelidir. Zîrâ Hz. Allâh’ın ihsân ettiği nimet, hakkı yerine getirilmezse geldiği gibi gider, geri de gelmez. Bundan sonra hayıflanmak da kâr etmez. Nîmetin hakkı, yemek yedirmektir. Hakkı yerine getirirsen hem nîmet ziyâdeleşir, artar, hem de âhirette sevâp kazanırsın.
Müsâfirine gücü yettiğince ikram etmelidir. Azı hor görmemeli, müsâfirine hazırda olanı takdim etmelidir. Zîrâ nîmeti hakîr gören ondan mahrum kalır.
Tâbiînden İmâm Evzâî Hazretlerinin beyânı üzere, müsâfire güler yüz göstermek, tatlı dille konuşmak, yaptığı ikrâma bir karşılık beklememek de bir ikrâmdır.
Kays bin Sa‘d (radıyallâhü anh) şöyle duâ etmişti: “Allâhım, bana mal ihsân eyle ve hayır işleri işlemeyi nasîb et. Çünkü hayır işlemeye ancak mal-mülk ile muvaffak olunur.” 
(Ravzatü’l-Ukalâ, İbn-i Hıbbân)
Hicrî:   17  Ramazan  1439  Fazilet Takvimi