15 Mayıs 2018 Salı

RAMAZÂN-I ŞERÎF RAHMET AYIDIR



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِيَّاكُمْ وَالطَّمَعَ، فَإِنَّهُ هُوَ الْفَقْرُ الْحَاضِرُ، وَإِيَّاكُمْ وَمَا يُعْتَذَرُ مِنْهُ. (فيض)
بيغمبريمز أفندمز ( صلى الله عليه وسلم ) بويوردولر     ."إنسانلريك ألندكنه هَوَسْ أتمكدن ، تاماحكار اولمقدان صاقنى نز . محقق او بشين فقيرلكدر . اؤزور ديلمنزى إيجاب أتديره جك شيلردن ده صاقننز      ."
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “İnsanların elindekine heves etmekten, tamahkâr olmaktan sakınınız. Muhakkak o peşin fakirliktir. Özür dilemenizi îcâb ettirecek şeylerden de sakınınız.” 
(Feyzu’l-Kadîr)
Hicrî:   28  Şaban  1439  Fazilet Takvimi 

RAMAZÂN-I ŞERÎF RAHMET AYIDIR

Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular:
• “Ramazan ayının ilk gecesi olduğunda cennet kapıları açılır, bütün ay boyunca cennetin hiç bir kapısı kapanmaz. Azgın cinler (şeytanlar) bağlanır. Her gece sabah namazı vaktine kadar semâdan şöyle seslenilir:
‘Ey hayır peşindeki kişi, hayırlı amelleri işlemeye devam et ve sevin. Ey kötü amel işleyen kişi, bu ay tevbe ve sâlih amel zamanıdır, kendini fenâlıktan tutup tevbe et, tevben makbuldür. İstiğfâr eden yok mudur, mağfiret olunsun. Tevbe eden yok mudur, tevbesi kabûl olunsun. Duâ eden yok mudur duâsı müstecâb (makbul) olsun.”
• “Muhakkak Ramazân-ı Şerîf’te iftâr vaktinde her gece Allâhü Teâlâ altmış bin kişiyi cehennemden âzâd eder. (Ramazan bayramı günü) olduğunda bütün ay boyunca âzâd ettiği kadar kulunu cehennemden âzâd eder.”
• “Ramazân-ı Şerîf’in ilk gecesi olunca Allâhü Teâlâ bütün mahlûkâtına rahmet nazarıyla bakar. Allâhü Teâlâ bir kuluna rahmet nazarıyla baktı mı artık ona ebediyen ateşle azâb etmez. Ramazân-ı Şerîf’in her günü ve gecesinde Allâhü Teâlâ milyon kişiyi cehennemden âzâd eder. Yirmi dokuzuncu gece olunca bütün ay boyunca âzâd ettikleri kadar kişiyi âzâd eder.”
• “Ramazan ayının ilk gecesi olduğunda cennet kapıları açılır, Ramazan ayının son gecesi çıkıncaya kadar kapanmaz. Ramazan’ın bir gecesinde namaz kılan her mümine Allâhü Teâlâ’nın emriyle her secde için yediyüz bin sevap yazılır, cennette kızıl yakuttan bir köşk binâ olunur. Ramazân-ı Şerîf’in ilk günü orucunu tutunca geçmiş (küçük) günahları ve sonraki Ramazan’a kadarki (küçük) günahları bağışlanır. Yetmiş bin melek her gün sabahtan akşama kadar onun için istiğfâr ederler. Ramazân-ı Şerîf’in gecesinde yahut gündüzünde yaptığı her secdesi onun için cennette öyle bir ağaç olur ki bir süvârî onun gölgesini ancak beşyüz yılda aşabilir.
Hicrî:   28  Şaban  1439  Fazilet Takvimi 


13 Mayıs 2018 Pazar

ZEKÂT



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِذَا أَدَّيْتَ زَكَاةَ مَالِكَ فَقَدْ أَذْهَبْتَ عَنْكَ شَرَّهُ. (ك)
بيغمبريمز أفندمز ( صلى الله عليه وسلم ) بويوردولر     ."مالنين زكاتنى أدى أتديكين زمان محقق او مالين شرينى كندن دن دفع أتمش كيدرمش اولورسون     ."
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Malının zekâtını edâ ettiğin zaman muhakkak o malın şerrini kendinden def etmiş, gidermiş olursun.” 
(Hâkim, el-Müstedrek)
Hicrî:   27  Şaban  1439  Fazilet Takvimi 

ZEKÂT

 
Zekât senelik mâlî bir ibâdettir. Cenâb-ı Hakk’ın rızâsı için, zengin Müslümanların her sene mallarından kırkta birini; Kur’ân-ı Kerîm’de bildirilen sekiz sınıftan birine tamamen vermelerinden ibârettir.
Zekâtın farz olmasının şartı: Bâliğ (ergen), akıllı, hür olan ve borcu bulunmayan müslümanın, aslî ihtiyâcından fazla olarak üzerinden bir yıl geçen nisab miktarı mala sahip olmasıdır. Nisab miktarı malda, ayrıca nemâ (üreme, çoğalma) da şarttır. Altın ve gümüş, çoğalmasa da, nisab miktarı olunca zekâtları verilir.
Nisab: Zekâtın vâcip olması için dînin koyduğu bir ölçüdür. Kişinin aslî ihtiyacından ve borcundan başka 20 miskâl (80.18 gram) altın veya bunun değerinde para ve ticâret malına sâhip olmasıdır. Aslî ihtiyaç, ev ve ev için lüzumlu eşya, elbiseler, âletler, kitaplar, binek (at veya araba) ve erzaktır. Paranın her 40 liradan bir lirası zekât olarak verilecektir. Canlı hayvanların zekâtı: Koyunda; kırkta bir, devede; beş devede bir koyun, sığırda; otuzda bir danadır. Madenler de zekâta tâbîdir.
Öşür, arâzî mahsûllerinin zekâtıdır ve çıkan mahsûlden onda birini vermektir. Şâyet arâzî, suya para verilerek sulanıyorsa yirmide biri verilir. Arâzî mahsulleri, buğday, arpa, pirinç, darı, karpuz, salatalık, patlıcan, yonca, zeytin, susam, bal, kudret helvası, şeker kamışı ve meyveler gibi mahsûllerdir. Türkiye’de arâzîler tapulu ve sahipli olduğu için Türkiye arâzîsi öşür arâzîsidir. Zirâatle uğraşan Müslümanların öşürlerini mutlaka vermeleri lâzımdır.
Zekâtın verileceği yerler Tevbe Sûresi’nin 60. âyetinde açıklanmıştır:
(Nisâba sâhip olmayan) fakirler, (Hiç birşeyi bulunmayan) miskinler, zekât toplama me’mûrları, müellefe-i kulûb, kölelikten kurtulacak kimseler, (borcunun karşılığı malı olmayan) borçlular, (fî sebîlillâh) Allâh yolundakiler, (harçlıksız) yolda kalmışlar.
Zekât bu sekiz yerden herhangi birine verilebilir. Ancak verilmesi en fazîletli yer, hiçbir şeyi olmayan miskinler ve Allâh yolundakilerdir.
(M. İlmihal, Fazilet Neşriyat)
Hicrî:   27  Şaban  1439  Fazilet Takvimi 


11 Mayıs 2018 Cuma

NİYETİN EHEMMİYETİ



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ غَزَا فِي سَبِيلِ اللهِ وَلَمْ يَنْوِ إِلَّا عِقَالًا فَلَهُ مَا نَوَى. (ن)
بيغمبريمز أفندمز ( صلى الله عليه وسلم ) بويوردولر     ."كيم الله يولنده جحاد أدرده جحادن ده بر دوه يولارى ( آزجق بر غنيمت ) ألده أتميه نيت أدرسه آنجق نيت أتديكى شيئَ قاوشور   ."

Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Kim Allah yolunda cihad eder de cihâdında bir deve yuları (azıcık bir ganîmet) elde etmeye niyet ederse, ancak niyet ettiği şeye kavuşur.” 
(Sünen-i Nesâî)
Hicrî:   25  Şaban  1439  Fazilet Takvimi 

NİYETİN EHEMMİYETİ


Bir zat Peygamber Efendimize (sallallâhü aleyhi ve sellem) gelip:
“Yâ Resûlallah, bir kimse şan, şöhret için harb ediyor, diğer bir kimse ganîmet elde etmek için harb ediyor, bir kimse de cesâret ve şecâatteki yerini göstermek için harb ediyor. Bunlardan hangisi Allah yolundadır?” diye sordu.
Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem):
“Îlâ-yı kelimetullâh (Allâhü Teâlâ’nın dînini yüceltmek) için harb eden kimse, işte Allah yolunda olan o kimsedir.” buyurdular. (Sahîh-i Buhârî)
Bir kimse Peygamber Efendimize (s.a.v.) gelerek:
“Yâ Resûlallâh, hem sevap kazanmak, hem de şöhret kazanmak için harb eden kimse ne elde edebilir? Ne buyurursunuz?” dedi.  Peygamber Efendimiz (s.a.v.):
“Hiçbir şey elde edemez.” buyurdular. Adam üç defa sordu. Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) her defasında:
“Hiçbir şey elde edemez” buyurdular, sonra da:
“Allâhü Teâlâ ancak ihlâslı olarak ve sâdece kendi rızâsı gözetilerek yapılan ameli kabul eder.” buyurdular. (Sünen-i Nesâî)
Ashâb-ı Kirâm’dan Ya’lâ bin Ümeyye (radıyallâhü anh) şöyle anlatıyor:
Resûlullah (sallallâhü aleyhi ve sellem) seriyyelerde (askerî birliklerde düşmana karşı) beni de gönderiyordu. Yine bir gün beni, bir seriyyede göndermişti. Deveye binmiş bir adama rastladım. Ona “Resûlullah beni, bir seriyyeye gönderiyor. Haydi, yürü, (sen de katıl) dedim. ‘Ben seninle gelmem.’ dedi. ‘Neden gelmezsin?’ deyince ‘Bana üç dînar vermezsen seninle gelmem.’ dedi. ‘Resûlullah ile şimdi vedalaştım. Tekrar huzuruna gidemem. Sana üç dînar vereceğim, haydi yürü.’ dedim. Gazâdan dönünce olanları Resûlullah Efendimize (s.a.v.) anlattım, buyurdular ki: “Bu gazâsından, dünyada da âhirette de kazancı yalnız üç dînardır.” 
(Müsned-i Ahmed)
Hicrî:   25  Şaban  1439  Fazilet Takvimi 

10 Mayıs 2018 Perşembe

KUR’ÂN-I KERÎM ŞİFÂDIR



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: خَيْرُ الدَّوَاءِ الْقُرْآنُ. (ه)‏
بيغمبريمز أفندمز ( صلى الله عليه وسلم ) بويوردولر     ."دوانين أك خيرلسى قرآن كريم در   ."
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Devânın en hayırlısı Kur’ân-ı Kerîm’dir.” 
(Sünen-i İbn-i Mâce)
Hicrî:   24  Şaban  1439  Fazilet Takvimi 

KUR’ÂN-I KERÎM ŞİFÂDIR

 
Mâlumdur ki Allâhü Teâlâ bazı şeylere, bazı zâtlara birtakım husûsiyetler, faydalar, meziyetler vermiştir. Gözleri hakîkatlere açık olanlar, yakînen bilirler ki, bu maddiyat âleminin ötesinde bir de mâneviyat âlemi vardır. Bu maddiyat sahasında sayısız hâdiseleri vücûda getiren ilâhî kudret, mâneviyyat âleminde de nihâyetsiz şeylere vücûd vermektedir.
Meselâ Kur’ân-ı Kerîm âyetlerinin pek latîf tesirleri vardır ki bu da Kur’ân-ı Kerîm’e Allâhü Teâlâ tarafından verilen husûsiyetlerden, meziyetlerden ibârettir. Bu sebepledir ki, bir kısım hastalıkların, rûhî hâdiselerin zevâl ve inkişâfı için Kur’ân âyetlerini okumanın pek büyük tesirleri görülmektedir. Meselâ Fâtiha, Muavvizeteyn (Felak ve Nas) sûrelerinin ve Âyetü’l-Kürsî’nin ne büyük husûsiyetleri olduğu ehlince ma’lûmdur. Bir hadîs-i şerîfte: “Fâtihatü’l-Kitâb, ölümden başka her şey için şifâdır.” buyurulmuştur.
Bir zât, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) huzûruna gelerek: “Yâ Resûlallah, bana bir şey öğret ki Allâhü Teâlâ o sebeple beni faydalandırsın.” diye ricâ etmiş. Resûl-i Ekrem (sallallâhü aleyhi ve sellem) de: “Âyetü’l-Kürsî’yi oku; çünkü bu âyet, seni ve senin zürriyetini, hâneni, hattâ hânenin çevresindeki evleri de muhâfaza eder.” buyurmuştur.
Hadîs-i şerîflerde şöyle buyurulmuştur:
“Herhangi bir sıkıntıya tutulan kimse: ‘..Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü mine’z-zâlimîn’ (Enbiyâ Sûresi, 87.) âyet-i kerîmesini okursa o halden kurtulur.”
“Mâşâallâhü lâ kuvvete illâ billah” (Kehf Sûresi, âyet 39) nazm-ı celîlini okumak; mal, evlâd gibi herhangi bir nîmetin (ölümden başka) bütün âfetlerden selâmetine vesîle olur.”
“Deniz yolculuğu yapan bir müslümanın, gemiye binerken: ‘Bismillâhi mecrâhâ ve mursâhâ, inne rabbî le gafûrun rahîm’ Hûd Sûresi, 41. âyetini okuması, boğulmaktan kurtulmasına vesîle olur.”
“Her gece Tebâreke Sûresi’ni okuyan bir mü’min, kabir azâbından kurtulur.” 
(Büyük Tefsir Târihi)
Hicrî:   24  Şaban  1439  Fazilet Takvimi