9 Mayıs 2018 Çarşamba

EVLİYÂYA VE SÂLİHLERE BENZEMEK



قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لَا يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حَتَّى أَكُونَ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِنْ وَالِدِهِ وَوَلَدِهِ وَالنَّاسِ أَجْمَعِينَ. (ق)‏
بيغمبريمز أفندمز ( صلى الله عليه وسلم ) بويوردولر     ."بن سزدن برينزه آننه باباسندان ،  أولادندان و إنسانلريك تمامندان دها سوكلى اولمادقجه : او كمسه ( كامل معناده )  إيمان أتمش اولماز   ."
Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Ben sizden birinize anne babasından, evlâdından ve insanların tamamından daha sevgili olmadıkça; o kimse (kâmil manada) îmân etmiş olmaz.” 
(Müttefekun aleyh; Sahîh-i Buhârî ve Müslim)
Hicrî:   23  Şaban  1439  Fazilet Takvimi 


EVLİYÂYA VE SÂLİHLERE BENZEMEK

 
Kur’ân-ı Azîmüşşân ve sünnet-i nebeviyye, peygamberlere, meleklere, sâlihlere benzemeyi emretmiş, onlara benzeyenleri, onların yolundan gidenleri medhetmiştir. Onlara benzeyen kıyâmette onlar ile birlikte haşrolunur. Âyet-i celîlede -meâlen-: “İşte o peygamberler Allâh’ın hidâyetine eriştirdiği kimselerdir. Sen de onların hidâyet yoluna iktidâ et…” (En‘âm Sûresi, âyet 90) buyurulmuştur.
İktidâ: Bir kimsenin diğerine fiillerinde, sözlerinde uymasıdır ki bu da ona benzemek demektir.
Peygamber Efendimize (sallallâhü aleyhi ve sellem) uyan kimse, diğer bütün peygamberlere de uymuş olur. Çünkü Peygamberimiz ahlâkın en kâmiline sâhip olup hepsinde bulunan güzel huyları kendinde toplamıştır. Şüphe yok ki evliyâullâha ve sâlihlere uyarak onlara benzeyen kimse, nurlarından ve feyz denizlerinden istifâde eder. Envâr-ı Muhammediyye’yi bizzât Peygamberimizden (s.a.v.) alamayan kimselerin nasîbi Peygamberimizin vârislerinin eliyle gelir.
Sâlihlere benzemek Peygamberimize (s.a.v.) benzemeye bir vesîledir. Kişiyi, sâlihlere benzemeye sevkeden sebep, onlara olan muhabbetidir. Evliyânın ruhunun onun ruhunu cezbetmesi, çekmesidir. Böylece kişi, evliyâya benzemekle, Peygamberimize benzemiş olur, en büyük fazîlet olan ahlâk-ı Muhammediyye ile ahlaklanır.
Huzeyfe (r. a.) anlattı: Peygamberimiz (s.a.v.) ile oturuyorduk. Buyurdular ki: “Sizin aranızda ne kadar kalacağımı bilmiyorum. Benden sonra şu iki zâta uyunuz’ ve Hazret-i Ebûbekir ile Hz. Ömer’e işâret buyurdular. Sonra: ‘Ammâr’ın tuttuğu hidâyet yolunu tutun, İbn-i Mes‘ûd’un size söylediği her şeyi tasdîk edip doğru bilin’ buyurdular.”
Abdurrahman ibn-i Zeyd (r. a.) diyor ki: “Biz Huzeyfe Hazretlerine: ‘Huşû ve tevâzu bakımından, sekînet ve vakâr cihetinden, şekil ve şemâilce Peygamberimize (s.a.v.) en çok benzeyen zât kimdir, ondan istifâde edelim’ diye sorduk. ‘Ben bu hususların tamamında Peygamberimize, Abdullah ibn-i Mes‘ûd’dan daha fazla benzeyen bir kimse bilmiyorum” dedi. 
(Hüsnü’t-Tenebbüh limâ-verede fi’t-Teşebbüh, Necmüddin Gazzî)
Hicrî:   23  Şaban  1439  Fazilet Takvimi 









ALLÂHÜ TEÂLÂ’NIN RAHMETİNİN NİHÂYETİ YOKTUR



قَالَ اللهُ تَعَالَى: وَمَنْ يَعْمَلْ مِنَ الصَّالِحَاتِ مِنْ ذَكَرٍ أَوْ أُنْثَى وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَأُولَئِكَ يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ وَلَا يُظْلَمُونَ نَقِيرًا. (سورة النساء،  ۱۲٤ )
الله تعالى شويله بويوردى ( مآلا )     ."و كرك أركك اولسون كرك قدين اولسون هر كيم ده مؤمن اولديغى حالده صالح عمللر إشلرسه إشته اونلر جنته كيررلر و زرره قدار حقسزليغه اوغرامازلر   ."
Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu (meâlen): “Ve gerek erkek olsun gerek kadın olsun her kim de mü’min olduğu hâlde sâlih ameller işlerse işte onlar cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğramazlar.” (Nisâ Sûresi, âyet 124)
Hicrî:   22  Şaban  1439  Fazilet Takvimi 

ALLÂHÜ TEÂLÂ’NIN RAHMETİNİN NİHÂYETİ YOKTUR

 
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi vesellem) buyurdular ki: “Allâhü Teâlâ mahlûkâtı yaratınca -Allah indinde Arş’tan üstün olan- Levh-i Mahfûza : “Rahmetim gazabımı geçmiştir.” diye yazmasını (Kaleme) emretti.” (S. Buhârî)
Bu hadîs-i şerîf, Cenâb-ı Hakk’ın rahmet-i ilâhîsinin, gazabından ziyâde olduğunu bildirir.
Bir diğer hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Muhakkak Allâhü Teâlâ’nın yüz rahmeti vardır; yüz rahmetinden birini indirdi de onu insanlar, cinler, hayvanlar ve haşerât arasında taksim etti. Bunlar o bir rahmetle birbirlerine şefkatli ve merhametli davranırlar. Onunla vahşî hayvanlar yavrularına zarar vermez, korurlar.” (Müttefekun aleyh)
Yani, şu dünyada insanın insana, cinnin cinne, hayvanın hayvana ve her cinsin birbiri arasında olan şefkati hep Hz. Allâh’ın indirdiği şu bir rahmetinin eseridir.
Allâhü Teâlâ’nın rahmetinin nihâyeti yoktur. Resûl-i Ekrem Efendimizin (sallallâhü aleyhi ve sellem), Hz. Allâh’ın yüz rahmetinin olduğunu beyan etmesi bizim anlayabilmemiz için bir temsildir. Dünyâdaki şefkate kıyâs ile âhirette mü’minlerin rahmet-i ilâhîden ne kadar çok istifâde edeceklerini bildirmektedir.
Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) bir gün mescidde otururlarken, mescid duvarından bir kuş düştü. Gagasında bir parça çamur vardı. Fahr-i Âlem Efendimiz tebessüm buyurdular. Ona hikmetinden soruldu, buyurdular ki: “Şu kuş diyor ki: ‘Ben Kızıldeniz’i gagamdaki şu çamurla nasıl bulandıramazsam aynı şekilde senin ümmetinin günahları da Allâh’ın rahmetini aslâ değiştiremezler. Hem onun rahmeti okyanuslardan geniş, ümmetinin günahları ise Allah katında şu gagamdaki çamurdan daha küçüktür. Zîrâ rahmet, Mevlâ’nın sıfatı, ma’siyet ise kulun sıfatıdır ki Mevlâ’nın sıfatına aslâ galip gelemez.
Ger günâhım kûh-i Kâf olsa ne gamdır Yâ Celîl!
Rahmetin bahrine nisbet ‘innehû şey’ün kalîl’
(Günâhım Kaf Dağı kadar büyük de olsa ne gam, çünkü Celîl olan Rabbimin rahmetine nisbetle o pek az bir şeydir.)
Hicrî:   22  Şaban  1439  Fazilet Takvimi 


6 Mayıs 2018 Pazar

FIKIH İLMİNİ ORTAYA KOYAN ZÂTLAR



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: اِنَّ الْعَبْدَ لَيُسْأَلُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ عَنْ فَضْلِ عِلْمِهِ كَمَا يُسْأَلُ عَنْ فَضْلِ مَالِهِ. (مسند الحارث)
بيغمبريمز أفندمز ( صلى الله عليه وسلم ) بويوردولر     ."محقق قول قيامت كونى مالنين فضله سندان ( نره دن قازانب نره يه حارجاديغن دان )  سؤآل اولنديغى كبى علمى نين فضله سن دان ده ( نيجن اؤكرنب نه عمل أتديكى و كيمه اؤكرتديكن دن )  ألبتده سؤآل اولوناجق در   ."
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Muhakkak kul kıyâmet günü malının fazlasından (nereden kazanıp nereye harcadığından) suâl olunduğu gibi ilminin fazlasından da (niçin öğrenip ne amel ettiği ve kime öğrettiğinden) elbette suâl olunacaktır.” 
(Feyzu’l-Kadîr)
Hicrî:   20  Şaban  1439  Fazilet Takvimi 

FIKIH İLMİNİ ORTAYA KOYAN ZÂTLAR

 
Fıkıh âlimleri (rahimehumullah) dediler ki: İlm-i fıkhı, ilk olarak Abdullah bin Mes’ûd (radıyallâhü anh) ekti. Yani:  Fıkhın mes’elelerini delilleriyle ilk ortaya koyan zât odur.
İmâm Nevevî (rahimehullah) “Takrîb” isimli kitabında Mesruk’tan (radıyallâhü anh) şöyle rivâyet etti: “Ashâb-ı Kirâm’ın ilmi, altı zâtta toplandı. Onlar, Ömer bin Hattâb, Ali bin Ebû Tâlib, Abdullah bin Mes’ûd,  Übey bin Ka’b, Zeyd bin Sâbit ve Ebu’d-Derdâ (rıdvânullâhi teâlâ aleyhim ecmaîn) Hazretleri olup sonra bu altı zâtın ilmi Hazret-i Ali ile Abdullah bin Mes’ûd’da (r.anhümâ) toplanmıştır.”
İbn-i Mes’ûd Hazretlerinden sonra talebesi Alkame bin Kays (radıyallâhü anh), onun ekmiş olduğu fıkhı suladı. Yani: İbn-i Mes’ûd Hazretlerinin ortaya koyduğu delilleri kuvvetlendirdi ve îzâh etti.
Ondan sonra onun talebesi İbrâhim en-Nehaî (rahimehullah) mahsûlü biçti. Yani: Fıkıh mes’elelerini herkesin faydalanabileceği şekilde bir araya getirdi.
Ondan sonra onun talebesi Hammâd bin Müslim (rahimehullah) biçilen mahsûlü harman etti. Yani: Bir araya getirilen mes’eleleri bir derece daha îzah etti.
Ondan sonra İmâm-ı A’zam (rahimehullah), hocası Hammâd’ın harman ettiği mahsûlü öğüttü. Yani: Fıkıh mes’elelerini genişleterek her bir kısmını îzah etti.
İmâm-ı A’zam Hazretlerinden sonra İmâm Ebû Yûsuf (rahimehullah) öğütülmüş olanı un hâline getirdi. Yani: İmâm-ı A’zam Hazretlerinin usûl-i fıkıh üzerine ortaya koyduğu kâideleri inceleyip bu kâidelerden daha birçok hükümler ortaya çıkardı.
Ondan sonra Muhammed bin Hasan eş-Şeybânî (rahimehullah) hamuru pişirip ekmek yaparak halkın yiyebileceği şekilde hazırladı. Yani: Fıkhın bütün mes’elelerini başka bir ilâveye ihtiyaç görülmeyecek şekilde yazıp îzah etti. Şu anda herkes İmam Muhammed’in (rahimehullah) hazırladığı ekmekten yemektedir. 
(el-Fevâyihu’l-Münîfe)
Hicrî:   20  Şaban  1439  Fazilet Takvimi 


5 Mayıs 2018 Cumartesi

İMÂM-I ÂZAM HAZRETLERİNDEN EBÛ YÛSUF HAZRETLERİNE NASÎHATLER



قَالَ رَسُولُ االلهِ صَلَّى االلهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَثَلُ الْمُؤْمِنِينَ فِي تَوَادِّهِمْ وَتَرَاحُمِهِمْ وَتَعَاطُفِهِمْ مَثَلُ الْجَسَدِ إِذَا اشْتَكَى مِنْهُ عُضْوٌ تَدَاعَى لَهُ سَائِرُ الْجَسَدِ بِالسَّهَرِ وَالْحُمَّى. (م)
بيغمبريمز أفندمز ( صلى الله عليه وسلم ) بويوردولر     ."مؤمن لر بربرلرنى سومكده بربرلرينه آجماقدهو بربرلرينى قورومقده بر ووجود كبى در ، ووجودون بر اوزوى حصطه اولديغى زمان ديكر اوزوولرده بو سببله اويقوسوزلق و آتشه دوجار اولور   ."
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücut gibidir. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluk ve ateşe dûçâr olur.” 
(Sahîh-i Müslim)
Hicrî:   19  Şaban  1439  Fazilet Takvimi 
 

 İMÂM-I ÂZAM HAZRETLERİNDEN EBÛ YÛSUF HAZRETLERİNE NASÎHATLER

 
Evvelâ ilim tahsil et. Sonra helâlinden mal edinirsin. Ondan sonra da evlenirsin. Zîrâ ilim öğreneceğin vakitte mal kazanmakla uğraşırsan tahsilden âciz kalırsın. İlim tahsiline gençlik vaktinde ve kalbin her türlü meşgûliyetten boş iken çalış. Mal ve evlâd-ü ıyâl kalbi meşgul eder.
Dâima takvâ ehlinden ol. Halka nasîhat et. Çok gülme, çünkü çok gülmek kalbi öldürür. Yolda ne çok hızlı ne çok yavaş yürü. Vakar ve sükûnetle yürü. İşlerinde aceleci olma. Arkandan doğru çağıranlara cevap verme. Konuşurken sesini fazla yükseltme ve bağırıp çağırma. Düşük sesle, sâkin bir şekilde ve az hareketle konuşmayı âdet edin ki insanlar arasında ciddiyetin anlaşılsın.
Allâhü Teâlâ’yı çok zikret ki bunu senden öğrensinler. Namazdan sonra Kur’ân-ı Kerîm okumaya, zikrullâha devam et. Allâhü Teâlâ’nın sana ihsan ettiği nîmetlere ve kalbine koyduğu sabra mukâbil devamlı şükret. Her ayda birkaç gün oruç tut ki başkaları da sana uysun. Nefsinin arzu ve isteklerine uyma ki dünyada ve âhirette ilminden fayda göresin. Dünyaya ve bulunduğun hâle aldanma. Zîrâ Allâhü Teâlâ her şeyi senden soracaktır.
Halka, yaptıkları hatâlarda tâbî olma, dâima doğrulukta tâbi ol. Kötülük yapmayı âdet edinen birisini gördüğün zaman onun kötülüğünden bahsetme. Ondan hayır ümit ederek bahset. Ancak yaptığı kötülük dînî hususlarda olursa o zaman insanları ona tâbî olmamaları için îkaz et.
Ölümü dâima hatırla. Her kimden ilim tahsîl ettiysen onun için Allâhü Teâlâ’dan mağfiret iste. Kur’ân-ı Kerîm okumaya devam et. Bid’at ehli ile oturma. Oyun ve eğlenceyi büsbütün terk et. Seninle istişâre edenlere, bildiğin hususlarda fikir beyan et.
Büyük işler yapmak için gayret ve ciddiyet sâhibi ol. Zîrâ gayreti az olanın rütbesi de düşük olur. Yolda yürüdüğün zaman sağa sola bakma. Allâhü Teâlâ nezdinde hakîr olan dünyayı sen de hakîr gör. Zîrâ âhiret dünyadan hayırlıdır. 
(Müftüzâde Mehmet Kâmil, el-Fevâyihu’l-Münîfe)
Hicrî:   19  Şaban  1439  Fazilet Takvimi