7 Haziran 2017 Çarşamba

KURÂN-I KERÎM KIYÂMET GÜNÜNDE ŞEFÂAT EDER



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: اَلْبَيْتُ الَّذِي يُقْرَأُ فِيهِ الْقُرْآنُ يَتَرَائَى لِأَهْلِ السَّمَاءِ كَمَا تَتَرَائَى النُّجُومُ لِأَهْلِ الْأَرْضِ. (هب)
رسول الله أفندمز محمد مصطفى ( صلى الله عليه وسلم ) بيوردولر ."     يلدزلر يريوزوندكيلره نصل بارلق كورونويورسه قرآن كريم اوقونان أو و كوك أهلنه ( ملكلره ) اؤيله بارلق كورونور ."
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Yıldızlar yeryüzündekilere nasıl parlak görünüyorsa Kur’ân-ı Kerîm okunan ev de gök ehline (meleklere) öyle parlak görünür.” 
(Hadîs-i Şerîf, Beyhakî, Şu‘abü’l-Îmân)
Hicrî:   12  Ramazan   1438  Fazilet Takvimi 

KURÂN-I KERÎM KIYÂMET GÜNÜNDE ŞEFÂAT EDER


Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:
“Kur'ân-ı Kerîm'i okuyunuz! Zira o, kıyâmet gününde kendisini okuyanlara şefâatçi olarak gelecektir.”
(S. Müslim)
“Oruç ve Kur'ân-ı Kerîm kıyâmet gününde kula şefâat ederler. Oruç der ki: ‘Yâ Rabbi, ben onu gündüz yemekten, içmekten ve nefsinin arzularından alıkoydum, beni bu kuluna şefâatçi kıl.' Kur'ân-ı Kerîm der ki:
‘Yâ Rabbi, ben bu kulunu gece uykusundan alıkoydum, beni ona şefâatçi kıl...” (Müsned-i Ahmed)
“Muhakkak Kur'ân-ı Kerîm şefâat eder, şefâati de kabûl olunur. Ancak doğruyu beyân eder ve doğruyu tasdîk eder. Kur'ân-ı Kerîm kıyâmet gününde her kime şâhitlik etmezse Allâhü Teâlâ onu yüzüstü cehenneme atar.” (Ebû Avâne) “Kıyâmet gününde Kur'ân-ı Kerîm ile dünyâda iken amel eden; emrettiklerini tutan, yasakladıklarını terkeden Kur'ân ehli gelirler. Bakara ve Âl-i İmrân sûreleri bu kimsenin önüne geçerler; onun Kur'ân ehlinden olduğunu beyân ederek onun için mücâdele ve onu müdâfaa ederler.”
(S. Müslim)
“Bu Kur'ân'ı okuyun. Çünkü Allâhü Teâlâ size her harfine on hasene (ecir, mükâfat) verecektir. Ama şunu bilin ki ben size ‘elif, lâm, mîm' bir harftir, demiyorum. Lâkin ‘elif' bir harftir, ‘lam’ bir harftir, ‘mim' bir harftir.”
(S. Tirmizî)
İmam Suyûtî der ki: “Kur'ân-ı Kerîm'i, Ramazân-ı Şerîf'te okumak diğer zamanlarda okumaktan daha faziletlidir. Zira bu ayda yapılan namaz, zikir, sadaka vesâir bütün nâfile ibâdetler diğer aylarda yapılan bir farza denktir. Bu ayda edâ edilen bir farz, diğer aylarda edâ edilen yetmiş farz gibidir.”
Fakîh ve âlim zâtlardan Muhammed Tetâî Şerhu'r-Risâle'sinde der ki: Kur'ân'ı ezberinden abdestsiz olarak okuyana her harfine on sevap verilir. Abdest ile namaz haricinde okursa her harfine elli sevap verilir. Namaz içinde oturarak okursa her harfine elli sevap, namaz içinde kıyâmda okursa her harfine yüz sevap verilir. Mushaf-ı Şerîf'ten yüzüne bakarak okumak bunların hepsinden daha faziletlidir. Kur'ân-ı Kerîm'i dinleyene her harfi için bir sevap verilir.
(Fezâil-i Şehr-i Ramazan, Üchûrî)
Hicrî:   12  Ramazan   1438  Fazilet Takvimi 



6 Haziran 2017 Salı

HAZRET-İ ESMÂ (RADIYALLÂHÜ ANHÂ)




قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ اللهَ تَبَارَكَ وَتَعَالَى فَرَضَ صِيَامَ رَمَضَانَ عَلَيْكُمْ وَسَنَنْتُ لَكُمْ قِيَامَهُ فَمَنْ صَامَهُ وَقَامَهُ إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا خَرَجَ مِنْ ذُنُوبِهِ كَيَوْمِ وَلَدَتْهُ أُمُّهُ. (هـ)
رسول الله أفندمز محمد مصطفى ( صلى الله عليه وسلم ) بيوردولر ."     محقق الله تعالى رمضان اوروجونى سزه فرض قلدى . بن ده كجلرنده تراويحى سُنَّتْ قلدم . كيم إنانرق و قرشليغنى الله دان بكليه رك بو آين اوروجونى توتار ، كجلرى قائم اولورسه ( تراويح نمازى و سائر نافله نماز قلرسه ) ، آننه سنيك اونى دنيايه كترديكى كون كبى كوناحلرندان قورتولور ."
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular Muhakkak Allâhü Teâlâ Ramazan orucunu size farz kıldı. Ben de gecelerinde terâvihi sünnet kıldım. Kim inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek bu ayın orucunu tutar, geceleri kâim olursa (terâvih namazı ve sâir nafile namaz kılarsa), annesinin onu dünyaya getirdiği gün gibi günahlarından kurtulur.” 
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)
Hicrî:   11  Ramazan   1438  Fazilet Takvimi 

HAZRET-İ ESMÂ (RADIYALLÂHÜ ANHÂ)


Esmâ (r.anhâ), Hz. Ebûbekr'in büyük kızı ve Hz. Âişe'nin (r.anhâ) ablasıdır. İlk Müslüman olanların on sekizincisidir. Zâtu'n-nitâkayn lakabı ile meşhurdur.
Esmâ (r.anhâ) kendisine Zâtu'n-nitâkayn denilmesini şöyle anlatır: “Fahr-i Kâinat Efendimiz (s.a.v.) (babam) Ebûbekir ile Medine-i Münevvere'ye hicret için yola çıkacakları zaman evimizde alelacele kendilerine yiyecek ve içecek bir şeyler hazırladım. Ağızlarını bağlamak için bir şey bulamayınca, babama 'Bunların ağzını bağlamak için kuşağımdan başka bir şey bulamadım' dedim. Babam, “Kuşağını ikiye böl. Biriyle sofranın ağzını, biriyle de kırbanın ağzını bağla” dedi. Ben de öyle yaptım.”
İşte bundan dolayı Fahr-i Kâinat Efendimiz (s.a.v.) tarafından iki kuşaklı manasında “Zâtu'n-nitâkayn” denilmiştir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) yola çıktıktan sonra müşrikler aralarındaki muhabbeti bildiklerinden Peygamber Efendimizi (s.a.v.) bulmak için hemen Ebûbekir'in (r.a.) evine geldiler. Gelenler içinde Ebû Cehil de vardı. Kapıya Esmâ (r.anhâ) çıktı. Baban nerede? diye sordular. Hz. Esmâ ‘Bilmiyorum' deyince yanağına şiddetli bir tokat attı. Öyle ki kulağındaki küpesi yere düştü.
Esmâ (r.anhâ), Aşere-i Mübeşşere'den Hz. Zübeyr'in zevcesi, Abdullah ibn-i Zübeyr'in (r.a.) de annesidir. Medine'ye hicret ederken oğlu Abdullâh'a hamile idi. Müslümanlardan Medine'de ilk doğum yapan Esmâ (r.anhâ) idi. Oğlu Abdullah, Abâdile-i Erbaa'dan yani ismi Abdullah olan büyük ilim sahibi dört zattan biridir.
Abdullah ibn-i Zübeyr (r.a.) dedi ki, “Teyzem Âişe (r.anhâ) ve annem Esmâ'dan (r.anhâ) daha cömert kadın görmedim. Ancak ikisinin cömertlikleri farklı idi. Âişe (r.anhâ) gelen şeyleri biriktirir, ondan sonra ihtiyaç sahiplerine verirdi. Annem ise geleni hemen verir, ertesi güne hiçbir şey bırakmazdı. Hastalığında bütün kölelerini âzâd etmişti.”
Hz. Esmâ'dan (r. anhâ) elli altı hadîs-i şerîf rivayet edilmiştir. On dördünün rivayetinde Buhârî ve Müslim ittifak etmişlerdir. Hz. Esmâ (r.anhâ) hicrî 93 tarihinde vefat etti. Muhâcir hanımlardan en son vefat edendir. Yüz yaşına girdiği halde ağzından bir dişi bile düşmemiş, akıl ve idrakine bir noksanlık gelmemişti.
Hicrî:   11  Ramazan   1438  Fazilet Takvimi 


5 Haziran 2017 Pazartesi

ZEKÂTIN BAZI EDEPLERİ



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَا مِنْ يَوْمٍ يُصْبِحُ الْعِبَادُ فِيهِ إِلَّا مَلَكَانِ يَنْزِلَانِ فَيَقُولُ أَحَدُهُمَا اَللّٰهُمَّ أَعْطِ مُنْفِقًا خَلَفًا وَيَقُولُ الْآخَرُ اَللّٰهُمَّ أَعْطِ مُمْسِكًا تَلَفًا. (ق)
رسول الله أفندمز محمد مصطفى ( صلى الله عليه وسلم ) بيوردولر ."     هر صباح محقق إيكى ملك إنر . بريسى  يارابى ( الله إيجن ) حارجايانه ، مالنيك يرينه ينيسنى وَرْ  ! ديه دعا أدر . اؤبوروده  ! يا رابى  ! مالنى ( الله إيجن حارجامايب ) طوطانين مالنى تَلَفْ أتْ ! ديه بددعا أدر ."  
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Her sabah muhakkak iki melek iner. Birisi ‘Yâ Rabbi! (Allah için) harcayana, malının yerine yenisini ver!’ diye duâ eder. Öbürü de ‘Yâ Rabbi! Malını (Allah için harcamayıp) tutanın malını telef et!’ diye bedduâ eder.” 
(Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh)
Hicrî:   10 Ramazan   1438  Fazilet Takvimi 

ZEKÂTIN BAZI EDEPLERİ


Zekâtı, Allah’ın sevgisinden başka sevgileri kalbinden çıkarmak için vermek.
Kalbi cimrilikten kurtarmak niyetiyle vermek.
Allâhü Teâlâ'nın kendisine verdiği nimete şükür niyetiyle vermek.
Zekâtın sevâbını artıran kimselere vermek. Bunun için zekâtı verirken, kalplerinde Allâhü Teâlâ'nın korkusu bulunan kimseleri seçmelidir. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.):
“Yalnız müttakînin (Allah’tan korkan kimsenin) yemeğini ye; yemeğinden de yalnız müttakîler yesin!” (Ebû Davûd) ve:
“Sevdiğin kimseye Allâhü Teâlâ’nın rızası için yemek yedir” buyurmuşlardır.
Fakirlerin ilim sâhibi olanlarını seçmelidir. Abdullah İbn-i Mübârek Hazretleri zekât ve sadakasını bilhâssa âlimlerin fakirlerine verir ve “Peygamberlikten sonra en yüksek rütbe ilim rütbesidir. Onların ihtiyâcını karşılamak daha makbûldür" buyururlardı.
Fakirlikten şikâyeti olmayanı seçmelidir. Nitekim âyet-i celîlede -meâlen- buyurulmuştur ki:
“Verin o fakirlere ki Allah yolunda kapanmışlardır, şuraya buraya dolaşamazlar. İstemekten çekindikleri için bilmeyen onları zengin zanneder. Onları simalarından tanırsın; Onlar insanlardan ısrarla bir şey istemezler. Hem işe yarar ne verirseniz hiç şüphesiz Allah onu bilir.” (Bakara sûresi, âyet 273)
Allah yolundaki meşgûliyetlerinden dolayı ihtiyaçlarını karşılayamayarak muhtaç kalanları tercih etmelidir. (İhyâu Ulûmiddin)

KALBİN DEVASI

Abdullâh-i Antâkî (rahimehullah) buyurdular:
Kalbin devâsı beş şeydir;
1- Devamlı sâlih insanlarla bulunmak,
2- Kur'ân-ı Kerîm'i çok okumak,
3- Mideyi haramlardan temiz tutmak,
4- Gece namazı kılmak,
5- Seher vakti duâ ve tazarru etmek, yalvarmak.
(Rûhu'l-Beyan)
Hicrî:   10 Ramazan   1438  Fazilet Takvimi 



4 Haziran 2017 Pazar

AMELLER MÜKÂFÂTINA GÖRE BEŞ KISIMDIR




قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: كُلُّ عَمَلِ ابْنِ آدَمَ يُضَاعَفُ الْحَسَنَةُ عَشْرُ أَمْثَالِهَا إِلَى سَبْعِمِائَةِ ضِعْفٍ قَالَ اللهُ عَزَّ وَجَلَّ إِلَّا الصَّوْمَ فَإِنَّهُ لِي وَأَنَا أَجْزِي بِهِ يَدَعُ شَهْوَتَهُ وَطَعَامَهُ مِنْ أَجْلِي. (ن)
رسول الله أفندمز محمد مصطفى ( صلى الله عليه وسلم ) بيوردولر ."     آدم اوغلونون يابتيغى هر عملين ثوابى اون مثلندن يدى يوزه قدار قاطلانر . الله تعالى شويل بيورويور . آنجق اوروج خارج . جونكى اوروج بنم إيجن در و بنم إيجن شهوتنى ، يمسنى إيجمسنى ترك أتديكيندن اونون مكافاتنى آنجق بن وريرم ."
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Âdemoğlunun yaptığı her amelin sevabı on mislinden yedi yüze kadar katlanır. Allâhü Teâlâ şöyle buyuruyor: Ancak oruç hariç. Çünkü oruç benim içindir ve benim için şehvetini, yemesini içmesini terk ettiğinden onun mükâfatını ancak ben veririm.” 
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Nesâî)
Hicrî:   09 Ramazan   1438  Fazilet Takvimi 

AMELLER MÜKÂFÂTINA GÖRE BEŞ KISIMDIR


Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:
Ameller karşılıklarına göre beş kısımdır.
Karşılığı bir misli olan, vacip kılan, karşılığı on misli olan, karşılığı yedi yüz misli olan ve sevabını Allâhü Teâlâ'dan başkasının bilmediği ameller.
1- Karşılığı bir misli olan amel: Bir kimse bir günah işler onun karşılığında bir günah yazılır. Bir kimse hayırlı bir amel işlemeye niyet eder fakat işleyemezse ona da bir sevap yazılır.
2- Vacip kılan amel: Allâhü Teâlâ'dan başka hiçbir şeye ibadet etmeden; şirk koşmadan Rabbinin huzuruna varan kimseye cennet vacip olur. Allâhü Teâlâ'ya şirk koştuğu halde Rabbinin huzuruna varan kimseye de cehennem vacibtir.
3- Karşılığı on misli olan amel: Kim bir hayır işlerse karşılığı on mislidir.
4- Karşılığı yedi yüz misli olan amel: Allâhü Teâlâ yolunda hizmet eden veya onun yolunda infak eden (malını harcayan) kimseye yedi yüz sevap yazılır.
5- Sevabını Allâhü Teâlâ’dan başkasının bilmediği amel de oruçtur. (Tenbihü'l-Gâfilîn)

MUTFAĞIMIZ: SEBZELİ ET KAVURMASI

Malzemeler: 250 gram kırmızı et, 250 gram mantar, 2 adet yeşil biber, 2 adet kırmızıbiber, 4 adet orta boy domates, tuz, karabiber, kimyon, 2 yemek kaşığı zeytinyağı, taze kekik, 3 diş sarımsak, 2 su bardağı su, 1 tatlı kaşığı biber salçası.
Hazırlanışı: Eti kuşbaşı doğrayınız. Mantarları ve biberleri ince ince, kabuklarını soyduğunuz domatesleri küp küp doğrayınız. Sarımsağı kıyınız. Zeytinyağını ve etleri tencereye koyup, suyunu çekene kadar kavurunuz. Domates dışındaki sebzeleri ekleyip, 1-2 kez karıştırın. Domatesi, baharatları ve kekiği ilave ederek 1-2 kez karıştırıp; salçası ve suyunu ekleyiniz. Kısık ateşte suyunu çekene kadar pişiriniz.
Hicrî:   09 Ramazan   1438  Fazilet Takvimi