17 Nisan 2017 Pazartesi

İSLÂM, GÜZEL AHLÂKTIR”



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: اَلْاِسْلَامُ حُسْنُ الْخُلُقِ. (كنز)
رسول الله أفندمز محمد مصطفى ( صلى الله عليه وسلم ) بيوردولر ."     إسلام كوزل آحلاقدر ."
Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “İslâm, güzel ahlâktır.” 
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü’l Ummâl)
Hicrî:   20  Recep   1438  Fazilet Takvimi 

“İSLÂM, GÜZEL AHLÂKTIR”


Ashâb-ı Kirâm'dan Vâil bin Hucr (radıyallâhü anh) anlattı:
Resûlullâh Muhammed Mustafa'nın (sallallâhü aleyhi ve sellem), peygamberliğini işitince kavmimin temsilcisi olarak yola çıktım, Medine'ye geldim. Beni, Ashâb-ı Kirâm'dan bazı zâtlar karşıladı ve “Sen yanımıza gelmeden üç gün önce, Resûlullah senin gelişini bize müjdelemiş ve “Vâil bin Hucr size geliyor” buyurmuştu” dediler. Sonra Resûlullah Efendimizin (s.a.v.) huzuruna girdim. Beni güzel karşılayıp alaka gösterdi, yakınına aldı ve ridâsını yayıp üzerine oturttu. Sonra insanları çağırdı. Toplandıklarında minber üzerine çıktı, beni de yanına çıkardı. Biraz aşağısında bulunuyordum. Sonra Allâh'a hamd etti ve buyurdu ki: “Ey insanlar! Bu, Vâil bin Hucr'dur. Uzak beldelerden; Hadramevt'ten bir zorlayan olmadan, itaat ederek size geldi. Kendisi eski sultanlar neslinin sonudur. Ey Vail, Allah seni ve oğullarını mübarek kılsın” buyurdu. Sonra minberden indi ve beni de indirdi.
Medine'de müsâfir edilmem için uzakça bir evi münâsib görüp Muâviye bin Ebî Süfyân'a (r.a) beni oraya götürmesini emretti. Öğlenin kızgın sıcağında yola çıktık. Biraz yol aldığımızda Muâviye bana: “Ey Vâil, kızgın kumlar ayağımın altını yakıp kavurdu. Beni devenin terkisine al” dedi.
Ben: “Deveyi senden kıskanmıyorum, amma padişahların terkisine alacağı adamlardan değilsin, başkalarının beni ayıplamasını istemem” dedim.
“Bari ayakkabılarını ver de güneşin hararetinden onunla korunayım” dedi.
“Şu iki deri parçasını senden esirgeyecek değilim. Lâkin sen padişahların giydiklerinden giyebilecek kimselerden değilsin, onu sana emaneten de olsa vermekten hoşlanmam” dedim.
Muâviye (radıyallâhü anh), İslâm devletinin halîfesi olduğunda beni, Hadramevt'ten huzuruna getirtti. Adamlarını beni karşılamaya çıkardı. Yanına girdiğimde de tahtında yanına oturttu ve:
“Benim bu tahtım mı daha üstündür, yoksa senin devenin sırtı mı?” dedi.
“Ey Mü'minlerin emiri! Ben o vakit, küfür ve câhiliyyet âdetlerinden daha yeni kurtulmuş idim. Benim yaptığım, bir câhiliyye âdeti idi. Allah bize bugün İslâm nimetini nasîb etti, münâsib olan senin yaptığındır” dedim. Sonra beni hürmetle Kûfe'ye yerleştirdi. (Taberânî, el-Mu‘cemü's-Sağîr)
Hicrî:   20  Recep   1438  Fazilet Takvimi 



16 Nisan 2017 Pazar

ŞUAYB ALEYHİSSELAM’IN KAVMİNE NASİHATİ



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِذَا وَزَنْتُمْ فَأَرْجِحُوا. (هـ)
رسول الله أفندمز محمد مصطفى ( صلى الله عليه وسلم ) بيوردولر ."     بر شى طارتديغنز زمان ، ( مشترى لهنه بر مقدار ) فضلاصيله طارطين ."
Resûlullâh Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Bir şey tarttığınız zaman, (müşteri lehine bir miktar) fazlasıyla tartın.” 
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)
Hicrî:   19  Recep   1438  Fazilet Takvimi 

ŞUAYB ALEYHİSSELAM’IN KAVMİNE NASİHATİ


Allâhü Teâlâ her kavme bir peygamber gönderdi. Medyenlilere de içlerinden Şuayb Aleyhisselam'ı peygamber gönderdi. Medyenliler, Hazret-i İbrahim Aleyhisselam'ın neslindendir. Şuayb Aleyhisselam'ın kavmine yaptığı güzel nasihatlerden dolayı lakabı “Hatîbü'l Enbiyâ” (Peygamberler hatîbi)dir. Kur'ân-ı Kerîm'de Şuayb Aleyhisselam'dan bahseden Hûd sûresinin, 84, 85 ve 86. âyetlerinin tefsiri şöyledir:
“Medyen’e de kardeşleri Şuayb’i gönderdik. Ey kavmim. Allâh’a ibâdet edin, ondan başka ilâhınız yoktur. Ve ölçeği, tartıyı eksik tutmayın. Şüphesiz ben sizi bir hayır içinde görüyorum.” dedi. Yani bir nimet içinde bulunuyorsunuz, malınız, imkânınız var, alış veriş yapıyorsunuz. Bu hayırlı bir iştir. Bunun icabı haksızlık etmek değil, insanların haklarını gözetip onların menfaatine hizmet ederek Allâh'a şükretmektir. Binaenaleyh ölçüyü, teraziyi noksan tutup da hayrı berbad etmeyin. Ve ben sizin hepinizi kuşatan bir günün azabından korkarım. Noksan ölçü ve tartı ile haksızlıkta devam ederseniz elinizdeki hayrı kaybettiğiniz gibi bir gün gelecek Allâh'ın azâbı hepinizi kuşatacak, hiç biriniz kurtulamayacaksınız. Bu nasihatleri size acıdığım için yapıyorum.
Ey kavmim! O gün azâba uğramamak için ölçüyü ve tartıyı adâlet ile îfa edin ve insanlara haksızlık etmeyin. Ve yeryüzünde fesad çıkarmayın, fenalık yapmayın.
Öyle amma ticaret ve siyasette biz böyle hak, adâlet ve doğruluk ile çalışacak olursak fazla bir şey kazanamayız, derseniz: Haramını attıktan sonra Allâh’ın size bırakacağı temiz ve helâl olan (haksızlıkla, eksik ölçek ve tartı ile toplayacağınız kazançlardan) sizin için daha kârlı, daha menfaatli ve daha hayırlıdır. Eğer mü’min iseniz, yani, bu hayırlara ancak îman etmeniz şartı ile kavuşabilirsiniz.” İnanırsanız hayır görürsünüz. Yoksa ben üzerinize hafîz değilim, yani siz îman edip korunmadıkça ben sizi fenalıktan muhafaza edemem, başınıza gelecek azâbdan koruyamam. Hâsılı bu nasihatleri iyi dinleyiniz.
(Elmalılı, Hak Dîni Kur’ân Dili Tefsiri, Fazilet Neşriyat)
Hicrî:   19  Recep   1438  Fazilet Takvimi 



15 Nisan 2017 Cumartesi

İSTANBUL HUKÛK MEKTEBİNİN AÇILIŞI (1880)





قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: اَلسَّلَامُ عَلَى الْمُسْلِمِ صَدَقَةٌ. (كنز)
رسول الله أفندمز محمد مصطفى ( صلى الله عليه وسلم ) بيوردولر ."     مسلمانه سلام ورمك صده قدر ."
Resûlullâh Efendimiz Muhammed Mustafa (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Müslümana selam vermek sadakadır.” 
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü’l-Ummâl)
Hicrî:   18  Recep   1438  Fazilet Takvimi 

Ashâb-ı Bedir...CÜBEYR BİN İYÂS (r.a.)


Cübeyr bin İyâs (r.a.), Ensâr'dan ve Hazrec kabilesinin Zürayk oğullarındandır. Bedir ve Uhud Gazâlarında bulunmuştur.

İSTANBUL HUKÛK MEKTEBİNİN AÇILIŞI (1880)

17 Haziran 1880 Cumartesi Adliye nezâreti dâiresinde inşâ olunan Hukuk Mektebi, Başvekil Kadri Paşa, Mâbeyn-i hümâyûn ikinci kâtibi Süreyyâ Bey, Maârif Nâzırı Münif Paşa ve Nâfia Nâzırı Hasan Fehmi Efendi, Adliye Müsteşârı Vahan Efendi, Mekteb müdür ve hocaları ve talebesi hâzır oldukları hâlde açıldı. Padişâhın irâdesi okundu ve Ahmed Cevdet Paşa şöyle bir konuşma yaptı:
“Nice müddetten beri Dersaâdet'de bir Hukuk Mektebi açılması arzu olunuyordu. Dîvân-ı Ahkâm-ı Adliyye'nin teşkilinde bunun bir mertebe daha ehemmiyeti arttı. Buna mukaddime olmak üzere o vakit Adliye dâiresinde hukuka dâir bazı dersler verildi. Daha sonra Mekteb-i Sultânî talebesinden bir sınıf ayrıldı. Orada hukuk derslerine başlandı. Lâkin şimdiye kadar böyle müstakil bir Hukuk Mektebi açmaya muvaffak olamadık. Çalışmadık değil. Meğer takdîr-i ilâhî bugüne ve padişahımızın asrına imiş.
Efendiler, tahsil edeceğiniz ilmin kadri pek büyüktür. Bilirsiniz ki hesâb, hendese ve kimyâ gibi aklî ilimleri öğretmek için bir peygamber gelmedi. Ammâ dînin hükümlerini telkîn ve teblîğ için ülü’l-azm peygamberler geldi. Bu bâbda başka delile hâcet görmem. Velîni‘metimiz pâdişâhımız Halîfe Sultan İkinci Abdülhamid Hân Hazretleri dahi mektebinizi himâyesi altına aldılar. Mektebinize büyük şeref ve itibar verdiler. Açılış merasiminde bulunmak üzere Başvekillerine emir buyurmuşlar. Bu iyiliklerin şükründen biz de âciziz, siz de âcizsiniz. Fakat inşâallâh tahsilinizi tamamlayıp Devlet-i Aliyye'ye güzel hizmetler ederek teşekkür yolunda bulunursunuz.”
O gün teberrüken Mecelle'den derse başlanmak kararlaştırılmış olduğundan Ahmed Cevdet Paşa kürsîye ders vermek üzere çıkarak Mecelle'nin birinci maddesini okutmuştur. (Tezâkir-i Cevdet)
Hicrî:   18  Recep   1438  Fazilet Takvimi



AHDE VEFÂ ÎMÂNDANDIR”



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَا أَكْرَمَ شَابٌّ شَيْخًا لِسِنِّهِ إِلَّا قَيَّضَ اللهُ لَهُ مَنْ يُكْرِمُهُ عِنْدَ سِنِّهِ. (ت)
رسول الله أفندمز محمد مصطفى ( صلى الله عليه وسلم ) بيوردولر ."     بر كنج ياشلى برينه ياشندان دولاي إكرامده بولونورسه محقق الله تعالى او ياشا كلديكنده كنديسنه إكرامده بولوناجق بريسنى كوندرير ."

Resûlullâh Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Bir genç yaşlı birine yaşından dolayı ikramda bulunursa, muhakkak Allâhü Teâlâ o yaşa geldiğinde kendisine ikramda bulunacak birisini gönderir.” 
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)
Hicrî:   17  Recep   1438  Fazilet Takvimi 

“AHDE VEFÂ ÎMÂNDANDIR”


Hz. Âişe (radıyallâhü anhâ) rivâyet etti:
Bir gün Peygamber Efendimize '(s.a.v.) yaşlı bir kadın geldi. Peygamberimiz (s.a.v.):
“Nasılsınız, iyi misiniz, görüşmeyeli ne yaptınız?” buyurarak iltifat ettiler. O da:
“Yâ Resûlallah, anam babam size feda olsun, iyiyim.” dedi. Yaşlı kadın gidince:
“Yâ Resûlallah, bu yaşlıya neden bu kadar iltifat buyurdunuz?” dedim. Peygamber Efendimiz (s.a.v.):
“Yâ Âişe, çünkü o Hatice'nin zamanında bize gelirdi. Ahde vefa imandandır; müminlerin ahlâkındandır.” buyurdular. (Fethu’l-Bârî)

EVLİYA ÇELEBİ NASREDDİN HOCA TÜRBESİ’NDE

Evliya Çelebi, Nasreddin Hoca'nın türbesini ziyaretini Seyahatnamesinde şöyle anlatır:
Nasreddin Hoca, Akşehir'de dört tarafı parmaklıklı ve üzeri kubbeli türbesinde medfundur.
Gece yarısı göç boruları çalınıp bütün yükler giderken ben de hizmetçilerimi gönderdim. Bir kölemle gece yarısı şehirden dışarı çıktım.
“Her kim Hoca Nasreddin'i ziyâret ederse bazı latifelerini hatırlayıp elbette güler.” diye düşündüm.
“Anayolun sol tarafında mezarlığa doğru mübarek kabrine at ile vardım ve:
- Esselâmü aleyküm ey kabir ehli! dedim.
Hemen Hoca Nasreddin Türbesinden:
- Ve aleykümselam ey himmetli can, diye ses geldi.
Atım ürktü, iki ayak üzere kalkıp fırlayarak mezarlık içinde şahlandı. Bir ayağı bir kabre girdi, güçlükle zaptettim. Hemen yine Hoca Türbesi'nden:
- Ağa sadakanızı verin de güle güle gidin, diye seslenildi.
Meğer türbedar imiş.
- Bire adam, ben kabir ehline selâm verdim. Sen dünya ehli iken niçin selâm aldın, dedim. Birkaç akçe sadaka verdim. O da:
- Var yardımcın Allah ola! diye duâ etti.
Bazan bunu hatırlar ve gülerim. 
(Yedikıta Tarih ve Kültür Dergisi)
Hicrî:   17  Recep   1438  Fazilet Takvimi