13 Nisan 2017 Perşembe

KONUŞMAK GÜMÜŞ İSE SUSMAK ALTINDIR”



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَطْعِمِ الْجَائِعَ وَاسْقِ الظَّمْآنَ وَمُرْ بِالْمَعْرُوفِ وَانْهَ عَنِ الْمُنْكَرِ فَإِنْ لَمْ تُطِقْ فَكُفَّ لِسَانَكَ إِلَّا مِنْ خَيْرٍ. (إحياء)
رسول الله أفندمز محمد مصطفى ( صلى الله عليه وسلم ) بيوردولر ."     آج اولانى دويور ، صوصايانى صولا ، معروفى ( إيليكى ) أمرت ، مونكردن ( كوتولكدن ) نهيت . أكر بونلره كوجون يتمزسه ديلنى بوش سوزلردن طوط . آنجق خير قونوش ."
Resûlullâh Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Aç olanı doyur, susayanı sula, marufu (iyiliği) emret, münkerden (kötülükten) nehyet. Eğer bunlara gücün yetmezse dilini boş sözlerden tut, ancak hayır konuş.” 
(Hadîs-i Şerîf, İhyâu Ulûmiddîn)
Hicrî:   16  Recep   1438  Fazilet Takvimi 

“KONUŞMAK GÜMÜŞ İSE SUSMAK ALTINDIR”


Mü'min dünya ve âhiretine faydası olmayan sözlerden dilini tutmalıdır. Muhakkak bu, mü'minin en faziletli hasletlerindendir. Âfiyet ve selâmetin onda dokuzu susmaktadır. Îsâ Aleyhisselâm'a:
“İşlediğimizde bizi cennete götürecek bir ameli öğret” denilince:
“Asla konuşmayın.” buyurdular.
“Buna gücümüz yetmez.” denilince:
“O halde ancak hayır konuşun” buyurmuştur.
Süleyman Aleyhisselâm “Konuşmak gümüş ise susmak altındır.” buyurmuştur.
Hikmet ehli bir zât da şöyle dedi: Konuştuğum her mâlâyânî (dîn ve dünyama faydasız) kelimeden dolayı iki rek'at namaz kılmayı kendime şart koştum. Bir müddet sonra bu nefsimin kolayına gelmeye başladı. Ben de her kelime için bir gün oruç tutmayı şart koştum. Yine mâni olamadım. En sonunda her kelime için bir dirhem sadaka vermeyi şart koştum. İşte bu nefsime çok zor geldi de mâlâyânî konuşmayı terk ettim.
Bir kimse konuşacağı zaman ya içinde zikir olan veya hayrı emreden ve tavsiye eden veya şerden meneden, sakındıran sözler konuşmalı veya mâlâyânî sözlerden dilini tutmalıdır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Kişinin mâlâyânîyi (din ve dünyasına faydasız şeyleri) terk etmesi Müslümanlığının güzelliğindendir.” buyurmuştur.
Kişi, dîni için zarûrî olmayan, dünyâ ve âhireti için kendisine menfaati bulunmayan sözleri ve işleri terk ettiği zaman Müslümanlığı güzel ve kâmil olur.
Bir kimse değersiz, küçük zannettiği fakat Allâhü Teâlâ katında yüce bir hak söz söyler de bu sayede Allâhü Teâlâ'nın rızasına kavuşur.
Bir kimse de basit, küçük gördüğü fakat Allâhü Teâlâ katında büyük günah olan bir söz söyler de Allâhü Teâlâ'nın gadabına uğrar. (Şerhu Şir'atü'l-İslam)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Kim dilini tutarsa Allah onun ayıplarını örter. Kim de öfkesine sâhib olursa Allah onu azabından korur. Kim de Allâhü Teâlâ'ya tevbe ederse Allâhü Teâlâ onun tevbesini kabul eder.” buyurmuştur. (Kenzü’l-ümmâl)
Hicrî:   16  Recep   1438  Fazilet Takvimi 



12 Nisan 2017 Çarşamba

AMELLERİN EN SEVİMLİSİ: ALLAH İÇİN SEVMEKTİR





قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ أَحَبَّ الْأَعْمَالِ إِلَى اللهِ عَزَّ وَجَلَّ الْحُبُّ فِي اللهِ وَالْبُغْضُ فِي اللهِ. (حم)
رسول الله أفندمز محمد مصطفى ( صلى الله عليه وسلم ) بيوردولر ."     محقق الله تعالى يه أن سوملى اولان عمل ، الله إيجن سومك و الله إيجن بغض أتمكدر ."
Resûlullâh Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Muhakkak Allâhü Teâlâ’ya en sevimli olan amel, Allah için sevmek ve Allah için buğzetmektir.” 
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)
Hicrî:   15  Recep   1438  Fazilet Takvimi 

AMELLERİN EN SEVİMLİSİ: ALLAH İÇİN SEVMEKTİR


Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki:
“Îmânın en sağlam kulpu, Allah için sevmek ve Allah için buğzetmektir.”
“Allah katında en sevimli olanınız, insanlarla geçinen, kendisiyle de geçinilebilen kimsedir. Allah katında en sevimsiziniz de koğuculuk yapıp, dostları birbirinden ayıran kimsedir.” (Taberârî)
“Allah için birbirini sevenler kırmızı yâkuttan bir sütun üzerine kurulmuş yetmiş bin balkondan cennet ehlini seyrederler. Güneş dünya halkını aydınlattığı gibi, onların güzellikleri ve nûru da cennet halkını aydınlatır. Cennet ehli: “Gelin de şu Allah için birbirini sevenlere bakalım” derler. Onlar da üzerlerinde yeşil atlastan elbiseler, alınlarında “Allah için birbirini sevenler” ibâresi yazılı olduğu hâlde, güneş gibi cennet halkına parlarlar.” (Hakîm-i Tirmizî Nevâdiru’l-Usûl)
Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdular:
“Cenâb-ı Hak, Mûsâ Aleyhisselâm'a şöyle vahyetti:
“Ey Mûsâ! Benim için bir amel işledin mi?” Hz. Mûsâ: “Yâ Rabbi! Senin için namaz kıldım, senin için oruç tuttum, sadaka verdim, seni zikrettim” dedi. Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu:
“Ey Mûsâ! Namaz senin için burhandır (îmânına kuvvetli bir delildir), oruç senin için cehenneme karşı koruyan kalkandır, sadaka mahşer meydanında gölgedir, zikir de nurdur. Benim için hangi ameli işledin?” Mûsâ Aleyhisselam: “Yâ Rabbi! Sırf senin için olan ameli bana bildir” dedi. Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu:
“Ya Mûsâ! Benim dostuma dost oldun mu, düşmanıma benim rızam için düşmanlık ettin mi?”
Bundan bilindi ki Cenâb-ı Hak katında en makbûl amel, sevdiğini onun rızası için sevmek, sevmediğini de onun rızası için sevmemektir.
Hz. Aliyyü'l-Mürtazâ (k.v.): “Dost edinin, onlar sizin için dünyâ ve âhiret sermâyesidir.” buyurmuştur.
(İhyâu Ulûmiddîr)
Hicrî:   15  Recep   1438  Fazilet Takvimi 



11 Nisan 2017 Salı

CÖMERT, ALLÂH’A, İNSANLARA VE CENNETE YAKINDIR




قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: خَصْلَتَانِ لَا تجْتَمِعَانِ فِي مُؤْمِنٍ: اَلْبُخْلُ وَسُوءُ الْخُلُقِ. (ت)
رسول الله أفندمز محمد مصطفى ( صلى الله عليه وسلم ) بيوردولر ."     إيكى حصلت واردركى ( كامل ) مؤمن ده بولنماز . جمريلك و كوتو آحلاق ."
Resûlullâh Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “İki haslet vardır ki (kâmil) müminde bulunmaz: Cimrilik ve kötü ahlâk.” 
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)
Hicrî:   14  Recep   1438  Fazilet Takvimi 

CÖMERT, ALLÂH’A, İNSANLARA VE CENNETE YAKINDIR


Zekât, fitre, kurban, nezir, öşür vermemek cimriliktir. Geçindirmekle mükellef olduğu kimselerden malı esirgemek de cimriliktir. Kalbin hastalıklarındandır. Cimriliğin ileri derecesi malı; yeme, içme ve giyme gibi kendi ihtiyâçlarına harcamamaktır. Hırsla birleşen bu cimriliğe şuh denir.
Âl-i İmrân sûresinin 180. âyet-i kerîmesinde şöyle buyuruldu -meâlen- “Allâhü Teâlâ'nın kendilerine lütfundan verdiği şeyde cimrilik edenler, bunun kendileri için bir hayır olduğunu sanmasınlar. Hayır, bu cimrilik onlar için bir şerdir. O cimrilik ettikleri şey kıyâmet gününde boyunlarına dolanacaktır...”
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki:
“Üç şey helâk edicidir: Hevâ ve hevesin ardından gitmek, aşırı cimriliğe boyun eğmek ve kişinin kendini beğenmesi.”
“Cömertlik kökü cennette, cimrilik kökü cehennemde olan bir ağaçtır.” Zirâ cömertlik, rızkı takdîr eden Allâhü Teâlâ'ya îtimâdın, cimrilik ise Cenâb-ı Hakk'ın kullarının rızkına kefil olduğuna itimatsızlığın ve îmân zayıflığının alâmetidir.
İbn-i Ömer (r.anhümâ) buyurdu ki: “Cömerdin yemeği devâ, cimrinin yemeği hastalıktır. Zîrâ o müsâfirine memnûniyetle değil de kalbine ağır gelerek (gönül hoşluğu olmaksızın) yedirir. Bu sebepten onun yemeği kalbe zulmet verir.”
Cimriliğin sebebi; mal-mülk sevgisi, dünya ziynetine ve süsüne meyletmek, hiç ölmeyecek gibi dünyada hırslı olmak ve tûl-i emel yani gerçekleştirilmesi bir ömre sığmayacak uzun emellerdir. Hadîs-i şerîfte: “İnsan yaşlandıkça ondaki iki haslet (huy) gençleşir. Onlar: Hırs ve tûl-i emeldir” buyurulmuştur.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Muhakkak cömert, Allâh'a yakındır, insanlara yakındır, cennete yakındır. Cimri ise Allah'tan uzaktır, insanlardan uzaktır, cehenneme yakındır.” buyurdular.
Hicrî:   14  Recep   1438  Fazilet Takvimi