10 Nisan 2017 Pazartesi

ANA BABANIN VAZİFELERİ



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ اللهَ تَعَالَى يُحِبُّ أَنْ تَعْدِلُوا بَيْنَ أَوْلَادِكُمْ حَتَّى فِي الْقُبَلِ. (كنز)
رسول الله أفندمز محمد مصطفى ( صلى الله عليه وسلم ) بيوردولر ."     محقق الله تعالى جوجقلرينز آراسنده ، اونلرى اؤبمكته بله عدالتلى اولمانزى إستر ."
Resûlullâh Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Muhakkak Allâhü Teâlâ çocuklarınız arasında, onları öpmekte bile adâletli olmanızı ister.” 
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü’l-Ummâl)
Hicrî:   13  Recep   1438  Fazilet Takvimi 

ANA BABANIN VAZİFELERİ


Anne ve baba çocuğunun doğumuna sevinmelidir. Nitekim Resûl-i Ekrem (s.a.v.) “Çocuk dünyada sürûr (sevinç), âhirette nûrdur” buyurmuştur.
Kız çocuğu olursa, daha çok sevinip, onlara hürmet etmelidir. Zira evladın hayırlısıdır. Nitekim Habîb-i Ekrem (s.a.v.) “İlk çocuğunun kız olması kadının bereketindendir. Ben Allâhü Teâlâ'dan ağırlığı ve zahmeti olmayan evlad istedim, bana kız çocukları verdi.” diye buyurmuştur.
Çocuğa güzel bir isim vermelidir.
Yedinci gününde veya daha sonra akîka kurbanı olarak oğlan için iki, kız için bir kurban kesmelidir.
Yedinci günden on yaşına kadar olan zaman içinde oğlunu sünnet ettirmelidir.
Oğlu veya kızı altı yaşına gelince, onlara Kur'an'ı, dinin farzlarını ve edeblerini (ilmihal bilgilerini) öğretmelidir.
Çocuklarının eğitimine ihtimam göstermeli, ok atmayı, yüzmeyi ve bir san'atı öğretmelidir. Zira hadîs-i şerîfte: “San’at fakirlikten emniyettir.” buyurulmuştur. Din ilmine rağbet ederse, ona hidayet olur. Kız çocuklara bilhassa yemek pişirmek, dikiş dikmek gibi lüzumlu sanatları öğretmelidir.
Süsleme, giydirme, yedirme ve hediye vermekte bütün çocuklarını bir tutmalıdır.
Turfanda meyveyi önce kız çocuğuna vermelidir. Zira onların yürekleri daha yumuşak ve zayıftır.
Çocuklarına çok merhametli davranmalıdır. Onları şefkatle öpmeli, acıyarak kucağına almalıdır. Onlarla oynayıp güler yüzle konuşmalıdır.
Çocuklara hakaret ve bedduâ etmeyip hayır duâ etmelidir. Zîra bedduâ, fakirlik sebeblerindendir. Bazan kabul oluverir de onlara zarar verir.
On yaşına gelen erkek ve kız çocuklarını ayrı yataklarda yatırmalıdır.
Çocuklarını, evlenme çağına geldiklerinde rızaları ile evlendirmelidir.
Çocuğunun yapamayacağı hizmeti ona emretmemelidir. Böylece âsî olmalarına sebep olmamalıdır.
Yanında olan çocuklarına kendi yediğinden yedirmeli, giydiğinden giydirmelidir.
Hiç kimsenin evladı hakkında kötü düşünmemeli ki, onun zararı kendi çocuğuna dönmesin. (Marifetnâme)
Hicrî:   13  Recep   1438  Fazilet Takvimi 



9 Nisan 2017 Pazar

OSMANLI DEVRİNDE KA‘BE’NİN AÇILIŞ GÜNLERİ



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَوَّلُ بُقْعَةٍ وُضِعَتْ فِي الْأَرْضِ مَوْضِعُ الْبَيْتِ ثُمَّ مُدَّتْ مِنْهَا الأَرْضُ وَإِنَّ أَوَّلَ جَبَلٍ وَضَعَهُ اللهُ عَلَى وَجْهِ الأَرْضِ أَبُو قُبَيْسٍ ثُمَّ مُدَّتْ مِنْهُ الْجِبَالُ. (الجامع الصغير)
رسول الله أفندمز محمد مصطفى ( صلى الله عليه وسلم ) بيوردولر ."     ير يوزونده إلك ياراتلان مكان بيت الله يك اولديغى يردر . عرض ( ير يوزى ) اوندان كنشلتلمشدر . الله تعالى نين ير يوزونده إلك ياراتديغى داغ ، أبو قبيس داغى در . ( ديكر ) داغلر اوندان اوزاتلمشدر ( ياراتلمشدر ) ."
Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Yeryüzünde ilk yaratılan mekân Beytullah’ın olduğu yerdir. Arz (yeryüzü) ondan genişletilmiştir. Allâhü Teâlâ’nın yeryüzünde ilk yarattığı dağ, Ebû Kubeys dağıdır, (diğer) dağlar ondan uzatılmıştır (yaratılmıştır).” 
(Hadîs-i Şerîf, Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr)
Hicrî:   12  Recep   1438  Fazilet Takvimi 

OSMANLI DEVRİNDE KA‘BE’NİN AÇILIŞ GÜNLERİ


Ka‘be-i Muazzama, Osmanlı zamanında üç aylarda, mübârek gün ve geceler ve bunlara yakın günlerde açılırdı.
Rebîulevvel'in yirminci günü açılır, Mekke Emiri, vâli, miftâhdâr (anahtarcı), müftüler ve diğer memurlar Beytullâh'a girerek zemînini Zemzem ve gülsuyu ile yıkarlar ve duvarlarına da gül yağı ve türlü nefis kokular sürer, içinde ûd, buhur ve anber gibi şeyler yakarak güzel kokularla buhurlarlardı.
Muharrem'in onuncu günü erkeklerin ve on ikinci günü kadınların ziyâretine açılırdı.
Rebîulevvel'in on ikinci gecesi Peygamber Efendimizin (s.a.v.) kâinatı şereflendirdiği gün olması hürmetine açılır içine girilmez, önünde Müslümanların Halîfesinin ömrünün uzun olması için duâlar edilirdi.
Bu gecenin sabâhında erkekler için, on üçüncü gecesi de kadınlar için açılırdı.
Receb-i Şerîf'in birinci Cuma günü (Regâib gecesinin) sabahı erkeklere, ikinci günü sabahı kadınlara açılırdı.
Receb'in yirmi yedinci (Mi'râc) gecesi Ka‘be'nin kapısı açılır, fakat içeri girilmeyip karşısında duâlar edilirdi. Ertesi günü sabahtan erkekler ve akşamleyin de kadınlar Ka‘be'ye girip ziyâret ederlerdi.
Şaban'ın on beşinci (Berât) gecesi Halîfe Hazretlerine duâ edilmesi için Ka‘be kapısı açılırdı. Bu gecenin sabahı erkeklere, ertesi gün de kadınlara açılıp ziyâret ederlerdi.
Ramazân-ı Şerif'in birinci Cuma günü erkeklere, ertesi günü de kadınlara açılırdı.
Hz. Ali'nin yaralandığı gün olan Ramazan'ın on yedinci gecesi, Hazret-i Ali Efendimizin doğduğu evde hatm-i şerîfin okunmasının ardından Ka‘be-i Muazzama'nın kapısı açılırdı.
Zilkâde ayının on beşinde erkek ve kadınlara açılarak ziyaret edilirdi.
Zilkâde ayının sonuna doğru yukarıda zikrolunduğu üzere yıkanırdı.
Zilkâde'nin yirmi sekizinci günü Ka‘be'ye ihrâm gibi beyaz kumaş giydirilerek bazı İslâm büyükleri için husûsî olarak açılırdı.
Ka‘be'nin açılacağı gün, biri gümüşten ve diğeri sac ağacından yapılmış merdivenler kullanılırdı. (Osmanlı Padişahlarının Haremeyn Hizmetleri, Çamlıca B.Y.)
Hicrî:   12  Recep   1438  Fazilet Takvimi 


7 Nisan 2017 Cuma

DUHÂ NAMAZINA ANCAK TEVBEKÂR DEVÂM EDER”



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ صَلَّى الضُّحَى رَكْعَتَيْنِ لَمْ يُكْتَبْ مِنَ الْغَافِلِينَ وَمَنْ صَلَّى أَرْبَعًا كُتِبَ مِنَ الْعَابِدِينَ وَمَنْ صَلَّى سِتًّا لَمْ يَلْحَقْهُ ذَلِكَ الْيَوْمَ ذَنْبٌ. (الدر المنثور)
رسول الله أفندمز محمد مصطفى ( صلى الله عليه وسلم ) بيوردولر ."     كيم ضُحى ( قوشلق ) نمازنى إيكى ركعة قِلَرْسه ، غافلَّردن يازلمز . كيم دورت ركعة قِلَرْسه ، عابدلردن يازلر . كيم ده آلطى ركعة قِلَرْسه ، او  كونده اونه كوناح آرشمز ."
Resûlullâh Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Kim duhâ (kuşluk) namazını iki rek’at kılarsa, gâfillerden yazılmaz. Kim dört rek’at kılarsa, âbidlerden yazılır. Kim de altı rek’at kılarsa, o günde ona günah erişmez.” 
(Hadîs-i Şerîf, Süyûtî, ed-Dürru’l-Mensûr)
Hicrî:   10  Recep   1438  Fazilet Takvimi 

“DUHÂ NAMAZINA ANCAK TEVBEKÂR DEVÂM EDER”


Duhâ namazı, kılınması müstehab olan nâfile namazlardandır.
Sabah, güneş yükseldikten (kerâhet vakti çıktıktan) sonra, öğle (zevâl) vaktine kadar kılınabilir.
Duhâ namazı, iki rek‘atten on iki rek‘ate kadar kılınabilir. Dörtten az kılmamak mendûbdur. Dürr-i Muhtâr'da “Kuşluk namazında efdal olan ortası yani altı rek'at olmasıdır” denilmiştir.
Enes bin Mâlik (r.a.) buyurdu:
“Peygamber Efendimiz (s.a.v.) duhâ (kuşluk) namazını altı rek'at kılardı.” (Tirmizî, eş-Şemâil)
“Resûlullâh'ın (sallallâhü aleyhi ve sellem) duhâ namazını altı rek'at kıldığını gördüm. Ben o altı rek'atı hiç terk etmedim.”
 (Mecmau'z-Zevâid)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:
“Kim duhâ (kuşluk) namazını iki rek'ât kılarsa, gâfillerden yazılmaz. Kim dört rek'ât kılarsa, âbidlerden yazılır. Kim de altı rek'at kılarsa, o günde ona günâh erişmez. (ed-Dürrü’l-Mensur)
• “Cennette bir kapı vardır, ona Duhâ kapısı denir. Kıyâmet günü olduğunda bir münâdî seslenir: Duhâ namazına devam edenler nerededir? İşte bu sizin kapınızdır. Oradan Allâh’ın rahmetiyle cennete giriniz.”
(Tezkiratü'l-Kurtubî)
“İnsan, sabaha erdiğinde her azası için sadaka vermesi gerekir. Okuduğu her bir tesbîh (Sübhânellâh demesi), her bir tahmîd (Elhamdülillâh demesi), her bir tekbîr (Allâhü Ekber demesi) sadakadır. Ma‘rûfu emretmesi sadakadır. Münkeri nehyetmesi sadakadır. Kıldığı iki rek‘at duhâ namazı bunların tamamından bedel olarak kâfi gelir.”
(Sahîh-i Müslim)
• “Her kim sabah namazını cemâat ile kıldıktan sonra güneş doğuncaya kadar Cenâb-ı Hakk'ı zikrederek oturur ve (kerâhet vakti çıktıktan) sonra iki rek'at (işrak) namazı kılar ise ona tam bir (nâfile) hac ve tam bir (nafile) umre sevâbının misli verilir.”
(Nimet-i İslâm)
Hicrî:   10  Recep   1438  Fazilet Takvimi 



HASAN-I BASRÎ (RADIYALLÂHÜ ANH)



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ أَحَدَكُمْ مِرْآةُ أَخِيهِ فَإِنْ رَأَى بِهِ أَذًى فَلْيُمِطْ عَنْهُ. (ت)
رسول الله أفندمز محمد مصطفى ( صلى الله عليه وسلم ) بيوردولر ."     هر برينز مؤمن قردشنين آيناسيدر . اونده بر عيب و قصور كورسه ( او قصورونى بلديره رك ويا اونون إيجن دعا أده رك )  همن اونى كيدرسين ."
Resûlullâh Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Her biriniz mümin kardeşinin aynasıdır. Onda bir ayıp ve kusur görse (o kusurunu bildirerek veya onun için duâ ederek) hemen onu gidersin.” 
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)
Hicrî:  Recep   1438  Fazilet Takvimi 

HASAN-I BASRÎ (RADIYALLÂHÜ ANH)


Tâbiînin büyüklerinden Hasan-ı Basrî (r.a.), âlim, fakîh, âbid ve verâ sahibi bir zât idi. Doğduğu zaman Hz. Ömer'e götürmüşlerdi. Hz. Ömer ona yüzü çok güzel olduğu için “Hasan” ismini vermiştir.
Ashâb-ı Kirâm'dan üç yüz kadarına yetişmiştir. Hatta kendisi “Biz gazâ için Horasan'a gittiğimiz zaman ordumuzda Ashâb-ı Kirâm'dan üç yüz zât bulunuyordu.” derdi.
Hasan-ı Basrî'nin (r.a.) annesi, Peygamberimizin zevcesi Ümmü Seleme vâlidemizin âzâdlısı idi. Ümmü Seleme (r.anhâ) bir gün câriyesini hizmet için bir yere göndermişti. Bu sırada küçük bebek olan Hasan-ı Basrî (r.a.) çok ağlayınca Ümmü Seleme (r.anhâ) dayanamayıp kucağına almış ve ona göğsünü verince bolca süt gelip emzirmişti. Hasan-ı Basrî'nin (r.a.) ulaştığı ilim ve hikmet işte Peygamberimizin zevcesi Ümmü Seleme validemizin sütündendir. Hanedân-ı nübüvvetten aldığı feyz ile kendisinde birçok kemâlat tecellî etmiştir.
Hasan-ı Basrî (r.a.) şöyle buyurdu:
Bir hadîs-i kudsîde Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu:
“Ey insanoğlu! Seni ben yarattım, fakat sen başkasına kulluk ediyorsun.
Ben seni unutmuyorum, fakat sen beni unutuyorsun.
Ben seni davet ediyor (çağırıyor)um, fakat sen benden kaçıyorsun.
Muhakkak senin bu yaptığın dünyadaki en büyük zulümdür.” Hasan-ı Basrî (r.a.) bundan sonra “Allâh'a şirk koşma. Çünkü şirk çok büyük bir zulümdür.” meâlindeki (Lokman sûresi, 13.) âyeti okudu.
Hasan-ı Basrî (r.a.) buyurdular: “Mümin sabah ve akşam, her zaman üzüntülüdür. Zira o iki tehlike arasında kalmıştır. Biri geçmiş günahlarıdır ki Allâhü Teâlâ'nın nasıl muamele edeceğini bilmiyor. Diğeri de başına ne gibi sıkıntıların geleceğini bilemediği kalan ömrüdür.”
“Altın ve gümüş öyle kötü arkadaştır ki senden ayrılmadıkça sana hiç faydası olmaz.”
“İlmin âfeti unutmaktır, hayatı (sahibinde kalması) da müzâkere etmektir.” (Hılyetü'l-Evliyâ-Tehzîbü'l-Kemâl)
Hicrî:  Recep   1438  Fazilet Takvimi