4 Mart 2017 Cumartesi

HER BİRİ BİN ALTINDAN KIYMETLİ BEŞ NASİHAT





قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ دَعَا عَلَى مَنْ ظَلَمَهُ فَقَدْ اِنْتَصَرَ. ( ت )
بيغمبر أفندمز محمد مصطفى صلى الله عليه وسلم بيوردلر  ."     كيم كندسنه ظلم أدنه بالدعاء أدرسه ( دنياده إيكن ) إنتقامنى ( حاقنى ) آلمش اولور .
Resûlullah Efendimiz Muhammed Mustafa (sallalâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Kim kendisine zulmedene bedduâ ederse (dünyada iken) intikâmını (hakkını) almış olur.” 
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)
Hicrî:   05 Cemâziyelâhir   1438  Fazilet Takvimi 

HER BİRİ BİN ALTINDAN KIYMETLİ BEŞ NASİHAT


Peygamber Efendimizin amcası Hz. Abbâs (r.a.), oğlu Abdullâh'a (r. anhümâ) demiştir ki: “Oğlum, şu mübârek zâtın (yani Hz. Ömer'in), seni yaşlıların da önüne geçirdiğini görüyorum. Sana beş tavsiyede bulunacağım, onlara dikkat et:
Kimsenin sırrını ona açma,
Yanında kimseyi gıybet etme,
Sakın ona yalan söyleme,
Emirlerine karşı gelme ve
Hiç bir sûretle kendisine hıyânette bulunma.
İmâm Şa‘bî, “Şu beş tavsiyenin her biri bin altından kıymetlidir” demiştir. (İhyâu Ulûmiddîn)

HAÇLI SAVLETİNİ KIRAN SALÂHUDDÎN EYYÛBÎ

Salâhuddîn Eyyûbî'nin musâhibi ve kazaskeri İbn-i Şeddâd anlatıyor:
Salâhuddîn Eyyûbî, Şam'da vefât ettiği vakit (4 Mart 1193) şahsî hazinesinde sadece 47 dirhem ve bir miskal altın çıkmıştı ki bu defin masraflarına dahi yetmiyordu. Geride evi, mülkü, akârı, bağ ve bahçesi de kalmamıştı. Eline geçen bütün malları hayır yollarına sarfederdi. Hatta hazînedârları hiç mal tutmadığını bildiklerinden bazı malları ona haber vermeden muhâfaza ederler, şiddetli ihtiyaç anında kullanırlardı. Akka sahrasında çok değerli on bin atın hepsini birden bağışlamıştı. Güleryüzlülüğü, insanlara ihsanlarından daha çoktu.
“İnsanlardan bazıları vardır ki onlar dünya malına, toprağa bakar gibi bakarlar” demişti. Bununla kendisini kasdetmişti. (en-Nevâdiru's-Sultâniyye)
Tasavvuf ehli ile irtibatlı idi. Onlara çok hürmet ederdi. Mısır'ı Şiî Fâtımîlerden kurtardıktan sonra Ehl-i Sünnet'in ihyâsı için birçok medrese ve hankâh(dergâh)lar inşâ etti.
İmâm Yâfiî (rh.), Mir'âtü'l-Cinân kitâbında Nûreddin Zengî merhumun her asırda bulunan 40 evliyâdan (kırklardan) biri, Salâhuddîn Eyyûbî'nin ise 300 evliyâdan (üçyüzlerden) olduğunu bildirmektedir.
Hicrî:   05 Cemâziyelâhir   1438  Fazilet Takvimi 


3 Mart 2017 Cuma

NAMAZDA HUŞÛLU MÜMİNLER FELAH BULDULAR



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ الرَّجُلَ لَيَنْصَرِفُ وَمَا كُتِبَ لَهُ إِلَّا عُشْرُ صَلَاتِهِ تُسْعُهَا ثُمْنُهَا سُبْعُهَا سُدْسُهَا خُمْسُهَا رُبْعُهَا ثُلُثُهَا نِصْفُهَا. (د)
بيغمبر أفندمز محمد مصطفى صلى الله عليه وسلم بيوردلر  ."     هر حنكى بر كشى نمازنى قلب آيريلر ، فقط ( أركاننى ، شرطلرنى ، حوشونى ترك أتديكى إيجن )  اونه نمازنين اونده برى ، دوقوزده برى ، سكزده برى ، يدى ده برى ، آلطى ده برى ، بشده برى ، دورتده برى ، اؤجده برى  ويا يارسى قدار ثواب يازلر ."

Resûlullâh Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Her hangi bir kişi namazını kılıp ayrılır, fakat (erkânını, şartlarını, huşûunu terk ettiği için) ona namazının onda biri, dokuzda biri, sekizde biri, yedide biri, altıda biri, beşte biri, dörtte biri, üçte biri veya yarısı kadar sevap yazılır.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Ebû Dâvûd)
Hicrî:   04 Cemâziyelâhir   1438  Fazilet Takvimi 

NAMAZDA HUŞÛLU MÜMİNLER FELAH BULDULAR


Huşû: Alçak gönüllülük ve tevâzu göstermek manasına geldiği gibi; kalbin devamlı Allâhü Teâlâ'dan korkması ve Allâh'ın huzurunda muhabbet ve korku ile karışık edebli bir vaziyette durması demektir.
Namazda huşû: Kalpte Allah korkusunun bulunması, azaların sakin olması ve sağa sola dönmemesi, kıyamda gözlerinin secde yerine bakması; sağa-sola bakmamasıdır.
Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular;
“Kul namaza durduğu zaman, ancak Hz. Allâh'ın huzûrundadır. Sağa-sola dönerse, Allâhü Teâlâ; “Kime iltifât ediyor (dönüyor)sun? Benden hayırlısına mı? Bana dön ey âdemoğlu! Çünkü ben, iltifât ettiğin şeyden daha hayırlıyım” buyurur.
Allâhü Teâlâ Mü'minûn sûresinin 2. âyetinde (meâlen) “Ki onlar (kurtuluşa erecek olan mü'minler) namazlarında huşûludurlar.” buyurmuştur.
Saîd bin Müseyyeb' den (r.a.) rivayet olundu:
Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), namazda sakalıyla oynayan bir kimseyi görünce “Eğer şu kimsenin kalbinde huşû olsaydı, âzâlarında da olurdu” buyurdu.
Hz. Âişe vâlidemizin annesi Ümmü Rûmân (r. anhümâ) anlatıyor:
“Namaz kılarken sallanıyordum; Ebûbekir (r.a.) beni o vaziyette görünce, öyle azarladı ki, az daha namazdan çıkacaktım.”
Hazret-i Ebûbekir (r.a.) buyurdu ki:
“Resûlullah'ın (s.a.v.), şöyle buyurduğunu işittim:
‘Herhangi biriniz namaza durduğunda her tarafı sâkin olsun, Yahûdîler gibi sallanmasın. Zira namazda bütün vücudun sükûnu, namazın tamam (olduğunun alâmet)indendir."
Dâvûd Aleyhisselâm'ın mihrâbı (ibadet ettiği odası)nda şöyle yazılı idi:
“Ey namaz kılan! Sen kimsin? Sen kime âitsin, (kimin kulusun)? Kimin huzûrunda duruyorsun? Kime duâ ediyorsun? Senin kelâmını kim işitiyor? Ve sana kim nazar ediyor?
Hicrî:   04 Cemâziyelâhir   1438  Fazilet Takvimi 



2 Mart 2017 Perşembe

ŞÂH-I NAKŞİBEND HAZRETLERİ



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِذَا غَضِبَ أَحَدُكُمْ فَلْيَسْكُتْ. (حم)
بيغمبر أفندمز محمد مصطفى صلى الله عليه وسلم بيوردلر  ."     ىسزدن برينز أؤفكلنديكى زمان صوصُّون ."
Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Sizden biriniz öfkelendiği zaman sussun.” 
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed bin Hanbel)
Hicrî:   03 Cemâziyelâhir   1438  Fazilet Takvimi 

ŞÂH-I NAKŞİBEND HAZRETLERİ


Hâce Muhammed Bahâüddin Şâh-ı Nakşibend Hazretleri Silsile-i Sâdât'ın on beşinci halkasıdır.
Şâh-ı Nakşibend Hazretleri Buhârâ yakınlarında bulunan Kasr-ı Hinduvân köyünde doğmuştur. Henüz doğmadan Hâce Muhammed Baba Semâsî (k.s.) Hazretleri onun doğduğu yerden geçerken:
“Bu yerden büyük bir zâtın kokusu geliyor. Pek yakında Kasr-ı Hinduvân, Kasr-ı Ârifân olur.” buyurmuştur.
Bir gün yine oradan geçerken:
“Şimdi o güzel koku daha çok geliyor. Zannederim o zât dünyaya gelmiştir.” buyurdu. Bu sözleri söylediğinde Şâh-ı Nakşibend Hazretleri doğalı üç gün olmuştu. Dedesi onu Muhammed Baba Semâsî'ye (k.s.) getirince “Bu bizim oğlumuzdur. Bunu kabul ettik.” buyurup talebelerine de:
“Kokusunu aldığım işte bu çocuktur. Zamanının rehberi olacaktır.” buyurmuş ve Halîfesi Seyyid Emîr Kilâl Hazretlerine:
“Bu çocuğun iyi yetiştirilmesinde kusur etme, eğer bir kusurun olursa senden râzı olmam!” diye tenbih etmiştir.
Seyyid Emir Kilâl Hazretleri bütün mürîdlerinin huzûrunda Bahâüddin Şâh-ı Nakşibend'e teveccüh edip şöyle buyurmuşlar:
“Evlâdım Bahâüddîn! Üstazım Hâce Muhammed Baba Semâsî Hazretleri'nin sizin hakkınızdaki emirlerini yerine getirdim. Bana: ‘Seni nasıl terbiye ettim ise, sen de oğlum Bahâüddîn'i öyle terbiye et. Bu hususta asla kusur etme.' buyurmuşlardı. Ben de aynı buyurduğu gibi yaptım.” Mübârek sadrını işaret edip demişler ki: “Senin için memelerimi kuruttum... Şimdi sana beldeleri dolaşman için icâzet veriyorum.” (Silsile-i Sâdât-ı Nakşibendiyye, Fazilet Neşriyat)
Hicrî:   03 Cemâziyelâhir   1438  Fazilet Takvimi 

 

1 Mart 2017 Çarşamba

KİMİNLE ARKADAŞLIK EDİLİR?





قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: خَيْرُ الْأَصْحَابِ صَاحِبٌ إِذَا ذَكَرْتَ اللهَ تَعَالَى أَعَانَكَ وَإِذَا نَسِيتَ ذَكَّرَكَ. (كنز)
بيغمبر أفندمز محمد مصطفى صلى الله عليه وسلم بيوردلر  ."     أن خيرلى آرقاداش ، الله تعالى ي ذكر أتديكيك زمان صنه ياردمجى اولان ، اونوتدوغون زمان صنه آللهى خطرلاتان در ."
Resûlullâh Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “En hayırlı arkadaş, Allâhü Teâlâ’yı zikrettiğin zaman sana yardımcı olan, unuttuğun zaman sana Allâh’ı hatırlatandır.
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü’l-Ummâl)
Hicrî:   02 Cemâziyelâhir   1438  Fazilet Takvimi 

KİMİNLE ARKADAŞLIK EDİLİR?


Resûl-i Ekrem (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Siz, mallarınızla herkesi memnun edemezsiniz, öyle ise onları güler yüz ve güzel ahlâk ile memnun etmeğe çalışın.”
“Sizden biriniz, bir kardeşini sevdiği zaman, bunu ona bildirsin.” (Tirmizî)
“Kim, din kardeşinin ayıplarını örterse, Allâhü Teâlâ dünyâ ve âhirette onun kusurlarını örter.” (İbn-i Mâce) Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.), ashâbından biriyle bir ormana girdi ve iki misvâk kesti. Biri eğrice, diğeri düzgün idi. Düzgün olanı ashâbına verdi. O sahâbî:
“Yâ Resûlallah! Vallâhi sen doğrusuna benden daha lâyıksın” deyince, buyurdular ki:
Gündüzün pek az bir vaktinde de olsa bir kimse ile arkadaşlık eden kimseye, arkadaşlık hakkına riâyet edip etmediği sorulur.
Bâyezîd-i Bestâmî'ye (k.s.):
“Kim ile arkadaşlık edilir?” diye sordular, buyurdu ki: “Senin, Allâhü Teâlâ’nın bildiği kusurlarını bilen, sonra da Allâhü Teâlâ’nın örttüğü gibi o ayıplarını gizleyen kimse ile arkadaşlık edilir.
Zünnûn-ı Mısrî (k.s.) dedi ki:
“Seni ma‘sûm (günahsız, hatâsız) görmek isteyenin arkadaşlığında hayır yoktur. Kızdığı vakit sırrını ifşâ eden, ne fenâ kimsedir. Hakîkî dost, senden hoşnutken sırrını sakladığı gibi sana kızdığı zaman da sırlarını saklayandır.”
Hikmet ehli bir zât dedi ki:
“Bir kimse öfkelendiği veya senden hoşnut olduğu veya bir şeye aşırı hırslandığı zaman sana farklı davranıyorsa onunla arkadaşlık etme. Hakîkî dost her halinde sana karşı arkadaşlığın icabını yerine getirendir.”
(İhyâu Ulûmiddîn)
Hicrî:   02 Cemâziyelâhir   1438  Fazilet Takvimi