6 Ağustos 2016 Cumartesi

FARZ NAMAZLARDAN SONRA EN FAZÎLETLİ NAMAZ GECE NAMAZIDIR.”



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: خَصْلَتَانِ مَنْ حَفِظَهُمَا يَسْلَمُ لَهُ صَوْمُهُ: اَلْغِيْبَةُ وَالْكَذِبُ. (هب)
بيغمبر أفندمز صلى الله عليه وسلم بيوردلر ."إيكى حصلت واردركى اونلاردان ( كندنى ) محافظه أده نيك اوروجو سالم اولور : غيبت و يالان ."
Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “İki haslet vardır ki onlardan (kendini) muhâfaza edenin orucu sâlim olur: Gıybet ve yalan.” (Hadîs-i Şerîf, Beyhakî, Şuabü’l-Îmân)
Hicrî:   11  ٌRamazan   1437  Fazilet Takvimi 

“FARZ NAMAZLARDAN SONRA EN FAZÎLETLİ NAMAZ GECE NAMAZIDIR.”


Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:
“Sizden biriniz (gece) uyuyunca şeytan onun boynuna üç düğüm düğümler. Her düğüm (yerine) “Senin için uzun bir gece vardır, rahat uyu” diye(rek eliyle) vurur.
O kimse uyanıp Allâh’ı zikrederse, bir düğüm çözülür. Abdest alırsa bir düğüm daha çözülür. Namaz da kılarsa, düğümlerin hepsi çözülür. Artık o teheccüd kılan, düğümü çözülmüş, gönlü hoş ve neşeli bir hâlde sabaha girer. Fakat zikretmez ve abdest alıp namaz kılmazsa gönlü kirli ve uyuşuk bir halde sabaha girer.”
Hazret-i Ömer’in oğlu Abdullâh (r. anhümâ) buyurdu:
Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) zamanında bir rüya gören onu Resûlullâh Efendimiz’e (s.a.v.) anlatırdı. Ben de Resûlullâh Efendimiz’e (s.a.v.) anlatacağım bir rüya görmeyi istiyordum. O vakit genç idim. Mescidde uyurken rüya gördüm: İki melek beni alıp cehenneme götürdüler. Cehennemi taşla örülmüş kuyu duvarı gibi gördüm. Orada tanıdığım bazı insanları da gördüm. Ben devamlı ‘Eûzü billâhi minennâr: Cehennemden Allâha sığınırım’ diyordum.”
Bir melekle karşılaştık. Bana “korkma” dedi.
Bu rüyamı (kız kardeşim ve Mü’minlerin annesi) Hz. Hafsâ’ya anlattım. O da Resûlullâh Efendimiz’e arz etti. Peygamber Efendimiz (s.a.v.):
“Abdullah ne güzel adamdır, geceleri (kalkıp da) namaz kılmayı âdet edinseydi” buyurmuşlar. Bundan sonra -gecenin az bir kısmı hâriç- geceleri uyumadım.
Hadîs-i şerîfte “Gece ibâdetine devâm ediniz. Zîrâ o sizden önceki sâlih kişilerin âdetidir ve Rabb’inize yaklaşmağa, günahların silinmesine, günah işlemekten uzak kalmağa sebeptir.” buyuruldu.
Gece namazı, günâhlara keffârettir ve sâlihlerin âdetidir. Dilden ve bütün bedenden fenâlığı çıkarır.
Gece namazının en fazîletli vakti, gecenin son üçte biridir. (Nihâyetü’l-Murâd, A.Ganî Nablûsî)
Hicrî:   11  ٌRamazan   1437  Fazilet Takvimi 



SULTAN BİRİNCİ MURAD HAN’IN DUÂSI VE ŞEHİT EDİLMESİ



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: حَصِّنُوا أَمْوَالَكُمْ بِالزَّكَاةِ وَدَاوُوا مَرْضَاكُمْ بِالصَّدَقَةِ وَأَعِدُّوا لِلْبَلَاءِ الدُّعَاءَ. (هب)
بيغمبر أفندمز صلى الله عليه وسلم بيوردلر ."ماللرنزى زكاتله قورويونوز ، حصطه لرنزى صدقه ايله تداوى أدينز ، بلالرى دعاء ايله قارشلاينز ."
Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Mallarınızı zekâtla koruyunuz, hastalarınızı sadaka ile tedâvî ediniz, belâlardan kurtulmak için de duâ ediniz.” (Hadîs-i Şerîf, Beyhakî, Şuabü’l-Îmân)
Hicrî:   10  ٌRamazan   1437  Fazilet Takvimi 

SULTAN BİRİNCİ MURAD HAN’IN DUÂSI VE ŞEHİT EDİLMESİ


Kosova sahrasında harb başlamadan önce öyle bir fırtına çıktı ki, ortalık toz-duman içinde kaldı, göz gözü görmez oldu, insanlar kıyâmet kopuyor sandılar, çok korktular. Sultan Murad Han, sabaha kadar Cenâb-ı Hakk’a gözyaşları içinde yalvardı:
“İlâhî! Bu havayı Müslümanların üzerinden kaldır. Bir yağmur yağdırıp, bu tozu sakin eyle. Azabınla İslâm askerini harâb edip binlerce Müslüman’ın canını alma. Mücahitleri muzaffer, düşmanlarını mağlup eyle.
İlâhî! Ben bilmeden hata ettimse, rızanın hilafına gittimse sen lâyık olanı bilirsin, onu ihsan kıl. Küffâr belasını Müslümanların üzerinden kaldırmak için canımı fedâ eyledim. Askerlerime zafer müyesser edip beni kurban kıl. Gâzî Hudâvendigâr unvânı ile adımı âlemde alem edip beni cihad yolunda sâbit kıldın. Umarım ki âhir ömrümde şehîd edesin. Canımı Müslümânlara fedâ etmekle onları ihyâ edip beni bu gazâda şehâdet murâdıma erdirip dünyada saâdet verdiğin gibi âhirette dahi mesut edesin.”
Duâsı kabul oldu. Hemen yağmur yağdı. Toz silinip, gitti. Daha sonra Kosova harbi yapıldı, Osmanlı ordusu sayıca az olmasına rağmen düşmanları yendi.
Gâzî Hudâvendigâr, o âfet gecesi Cenâb-ı Hakk’a ettiği niyazın kabul olduğunu bilirdi. Hâcetlerinin ikisi hâsıl olup üçüncüsü -ki şehâdete kavuşmaktı- geciktiğine hayret edip dururdu. Savaştan sonra yanındaki az adamla geziyordu. Ölüler arasında gizlenip yatan bir kâfir, ansızın hücum edip zehirli hançer ile Cihan Sultanı’na vurdu.
Hakk’a niyazı kabul olup şehit oldu. Gâzî Hudâvendigâr’ın üzerine çadır kurup, şehadetini kimseye bildirmediler. Bâyezîd Han tahta geçince Hudâvendigâr-ı Gâzî’nin namazını kılıp, Bursa’da Kaplıca kenarındaki imâretinin civârında defnettiler. Rahmetullâhi aleyh.
(Kemalpaşazâde, Tevârih-i Âl-i Osman, 3. Defter, Çamlıca B. Y.)
Hicrî:   10  ٌRamazan   1437  Fazilet Takvimi 



RAMAZAN’DA ÜMMET-İ MUHAMMED’E VERİLEN BEŞ ŞEY



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:... شَهْرٌ كَتَبَ اللهُ عَلَيْكُمْ صِيَامَهُ وَسَنَنْتُ لَكُمْ قِيَامَهُ فَمَنْ صَامَهُ وَقَامَهُ إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا خَرَجَ مِنْ ذُنُوبِهِ كَيَوْمِ وَلَدَتْهُ أُمُّهُ. (هـ)
بيغمبر أفندمز صلى الله عليه وسلم بيوردلر ."رمضان آي اؤيله بر آيدركى الله تعالى سزه او آيده اوروج طوطماي فرض قلدى . بنده سزه كجه لرنده تراويح نمازنى سنت قلدم . كم إناناراق و مكافاتنى اؤميد أده رك اوروجو طوطار و تراويح  نمازنى قلارسه آناسندان دوغدوغو كون كبى كوناحلرندان تمزلنر ."

“… Ramazan ayı, oruç tutulması farz kılınan bir aydır. Ben de size gecelerinde terâvih namazını sünnet kıldım. Kim inanarak ve mükâfâtını ümid ederek orucu tutar ve terâvih namazını kılarsa anasından doğduğu gün gibi günahlarından çıkar.” (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)
Hicrî:   09  ٌRamazan   1437  Fazilet Takvimi 

RAMAZAN’DA ÜMMET-İ MUHAMMED’E VERİLEN BEŞ ŞEY


Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: 
Ramazan ayında ümmetime, daha önceki hiçbir ümmete verilmeyen beş şey verilmiştir:
1- Oruç tutanın ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha güzeldir.
2- İftar edinceye kadar melekler oruç tutanlara istiğfar ederler.
3- Allâhü Teâlâ her gün cennetini tezyîn eder, süsler ve sonra şöyle buyurur: “Ey cennet! Yakında sâlih kullarımı dünyâ mihnet ve sıkıntılarından kurtarıp, ikrâm ve rahmetime kavuşturacağım.”
4- Bu ayda şeytanlar bağlanır. Başka zamanlarda yapabildiklerini bu ayda yapamazlar.
5- Ramazan-ı Şerîf’in son gecesi Ümmet-i Muhammed bağışlanır.
Ashâb-ı Kirâm’dan bir zat “Yâ Resûlallâh, o gece Kadir Gecesi midir?” diye sorduğunda “Hayır. Çalışanlara işlerini bitirdiklerinde ücretleri tam olarak verilir.” buyurdu.
(Müsned-i Ahmed) 

RAMAZAN GÖĞÜSTE KALB, İNSANLAR İÇİNDE PEYGAMBER GİBİDİR

Abdülkâdir Geylânî Hazretleri buyurdular: 
Aylar içinde Ramazan ayı; göğüsteki kalp, insanlar içinde peygamberler ve beldeler içinde Mekke-i Mükerreme gibidir.
Mekke-i Mükerreme’ye deccâl giremez, Ramazan ayında da azgın şeytan zincire vurulur. 
Peygamberler, günahkâr mü’minlere şefâat ederler, Ramazan ayı da oruç tutanlara şefâat eder. 
Kalp, Allâh’ı bilmenin ve îmânın nûruyla süslenmiştir, Ramazan ayı da okunan Kur’an nurları ile süslenmiştir.
Ramazan ayında bağışlanmayan kimsenin günahları başka hangi ayda bağışlanır?
Kul, tevbe kapıları kapanmadan, pişman olma fırsatı geçmeden önce Allâhü Teâlâ’ya tevbe etmelidir. Ağlama ve Allâh’ın rahmetine nâil olma vakti geçip gitmeden gözyaşı dökmelidir. (Gunye)
Hicrî:   09  ٌRamazan   1437  Fazilet Takvimi 




SADAKANIN KARŞILIĞI



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: اُبْسُطُوا بِالنَّفَقَةِ فِى شَهْرِ رَمَضَانَ فَاِنَّ النَّفَقَةَ فِيهِ كَالنَّفَقَةِ فِى سَبِيلِ اللهِ. (كنز)
بيغمبر أفندمز صلى الله عليه وسلم بيوردلر ."رمضانى شريف آينده نافاقه ي ( جولوق جوجوغونوزه و ديكر إهتياج صاحبلرينه يابلان حارجامالرى ) جوغالتنز . جونكى بو آيداكى نافاقه الله يولنده حارجانان نافاقه كبدر ."

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Ramazân-ı şerîf ayında nafakayı (çoluk çocuğunuza ve diğer ihtiyaç sahiplerine yapılan harcamaları) çoğaltınız. Çünkü bu aydaki nafaka, Allah yolunda harcanan nafaka gibidir.” (Hadîs-i Şerîf, Kenzü’l-Ummâl)
Hicrî:   08  ٌRamazan   1437  Fazilet Takvimi

SADAKANIN KARŞILIĞI


Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:
“Sahrâda yolculuk yapmakta olan bir adam, yolculuk esnâsında, bir buluttan ‘Falanın bahçesini sula!’ diye bir ses duydu. Bulut hemen bir taşlık yere doğru hareket etti ve suyunu oraya boşalttı. Adam, suyun tamamının derelerden birinde toplandığını gördü ve suyu takip etti. Bir de baktı ki, bir adam bahçesinde, elindeki kürekle suyu oraya buraya çevirip bahçesini suluyor. Ona: 
Ey Allâh’ın kulu! Adın nedir? diye sordu. 
Adam, kendisinin daha önce buluttan duyduğu ismi söyledi, sonra da: 
Ey Allahın kulu! Adımı neden sordun? dedi. O da: 
Ben şu suyu yağdıran buluttan, senin adını söyleyerek ‘Falanın bahçesini sula!’ diye bir ses duydum da onun için soruyorum. Sen ne yapıyorsun ki bu lütfa mazhar oluyorsun? dedi. Bahçe sahibi: 
Mâdem ki soruyorsun, söyleyeyim: Ben bu bahçemden çıkan mahsûle bakarım; üçte birini sadaka olarak dağıtırım, üçte birini çoluk-çocuğumla birlikte yerim, üçte birini de tekrar bahçeme ekerim, dedi.” (Sahîh-i Müslim) 

FIKRA: Vermeye alışmamış!

Bir cimri denize düşmüş. İnsanlar toplanıp adam suyun yüzüne çıktıkça,
- Ver elini! demişler. Adam bir türlü elini vermemiş. O cimriyi tanıyanlardan biri,
- “Ver elini” demeyiniz, “Al elimi!” deyiniz ki, elini uzatsın. Zîrâ adam ömründe vermeye alışmamıştır! demiş. 
Dediği gibi yapmışlar, hemen elini uzatıvermiş.
Hicrî:   08  ٌRamazan   1437  Fazilet Takvimi