9 Eylül 2015 Çarşamba

PEYGAMBERİMİZİN SA’D BİN EBÎ VAKKAS’I ZİYARETİ



قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: اَلتَّاجِرُ الصَّدُوقُ الْأَمِينُ مَعَ النَّبِيِّينَ وَالصِّدِّيقِينَ وَالشُّهَدَاءِ. (ت(
" كنديسينه كوونلن و دوغرولقتان آصلا آيرلمايان تجار ، ( قيامت كونى ) بيغمبرلر و شهدلرله برابر در ."
“Kendisine güvenilen ve doğruluktan asla ayrılmayan tüccâr, (kıyâmet günü) peygamberler, sıddîklar ve şehîdlerle beraberdir.” (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

Daha fazlası için: http://www.fazilettakvimi.com/tr/2015/9/3.html
Kendisine güvenilen ve doğruluktan asla ayrılmayan tüccâr, (kıyâmet günü) peygamberler, sıddîklar ve şehîdlerle beraberdir.” 
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)
Hicrî: 19  Zilkâde 1436   Fazilet Takvimi 

PEYGAMBERİMİZİN SA’D BİN EBÎ VAKKAS’I ZİYARETİ


Sa’d bin Ebî Vakkas (r.a.), Veda haccında Peygamberimiz (s.a.v.) ile birlikte bulunuyordu. Ağır bir hastalığa tutuldu, öleceğini zannetti. Peygamberimiz (s.a.v.) onu ziyaret etti. Sa’d (r.a.), Peygamberimiz’i görünce ağladı ve:
“Yâ Resûlallah! Arkadaşlarım buradan gidecekler de, ben hicret edip çıkmış olduğum bir yurtta ölüp onlardan geride mi kalacağım?” dedi. Peygamberimiz (s.a.v.):
“Hayır! Sen geride kalmayacaksın! Allâh’ın rızasını umduğun, dereceni arttıracak ve yükseltecek birtakım ameller işleyeceksin! Umarım ki sen, ölmeyip, çok yaşayacaksın! Müslümanlara yararın, başkalarına ise zararın dokunacaktır!” buyurdu ve “Allâh’ım! Sa’d’a şifa ver ve onun hicretini tamamla! Allâh’ım! Ashabımın hicretlerini tamamla! Onları izleri sıra geri çevirme!” diyerek yalvardı.
Sa’d bin Ebî Vakkas (r.a.): “Yâ Rasûlallâh! Hastalığım, gördüğünüz gibi çok ağır! Benim pek çok servetim var. Bir kızımdan başka vârisim de yoktur. Servetimin hepsini sadaka vereyim, yoksullara dağıtayım mı?” diye sordu. Peygamberimiz (s.a.v.): “Hayır!” buyurdu. Sa’d (r.a.): “Üçte ikisini tasadduk edeyim mi?” diye sordu. Peygamberimiz (s.a.v.): “Hayır!” buyurdu. Sa’d (r.a.): “Üçte birini?” diye sordu. Peygamberimiz (s.a.v.): “Üçte bir! Eh, üçte bir de epeyce şeydir! Senin vârislerini zengin bırakman, onları aç bırakıp halka avuç açtırmandan hayırlıdır! Muhakkak ki, sen Allâh’ın hoşnutluğunu arayarak vereceğin bir sadaka ile de ecir ve sevaba erersin. Servetinden harcadığın şey senin için sadaka olur. Aileni geçindirmen, senin için sadaka olur. Ev halkını geçindirmen, senin için sadaka olur. Hatta hanımına verdiğin bir lokmada bile sana ecir vardır” buyurdu.
Peygamberimiz (s.a.v.) tabib Hâris bin Kelede’ye (r.a.): “Sa’d’ı hurmalarla tedavi et! Vallâhi, ben onun bunlarla iyileşeceğini umuyorum!” buyurdu. Hâris (r.a.) acve hurmalarını sütle karıştırıp pişirdi, tereyağı ile bollaştırdıktan sonra Sa’d’a (r.a.) içirince hemen hastalığından kurtuluverdi.
Sa’d bin Ebî Vakkas (r.a.), hicretin 55. yılına kadar yaşadı. Her yıl servetinin zekâtını verirdi. Vefat ettiği zaman 250.000 dirhem mîras bırakmıştı.
Hicrî: 19  Zilkâde 1436   Fazilet Takvimi 



YERYÜZÜNDEKİ CENNET BAHÇELERİ



قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: يَا مَعْشَرَ التُّجَّارِ إِيَّاكُمْ وَالْكِذْبَ. (كنز)
بيغمبر أفندمز ( صل الله عليه ) وسلم بيوردلر" أى تجار طوبلولغى ! يالاندان ساقننز ."
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Ey tüccar topluluğu! Yalandan sakınınız.” (Hadîs-i Şerîf, Kenzü’l-Ummâl)

Daha fazlası için: http://www.fazilettakvimi.com/tr/2015/9/2.html
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Ey tüccar topluluğu! Yalandan sakınınız.” 
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü’l-Ummâl)
Hicrî: 18  Zilkâde 1436   Fazilet Takvimi 

YERYÜZÜNDEKİ CENNET BAHÇELERİ


Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:
“Cennet bahçelerine uğradığınızda ondan faydalanın.” Ashâb-ı Kirâm, “Cennet bahçeleri neresidir?” diye sordular; Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.): “Zikir halkalarıdır. Muhakkak Allâhü Teâlâ’nın zikir halkalarını bulmak için dolaşan melekleri vardır. Her nerede bir zikir halkası bulsalar hemen orada toplanır ve onları kuşatırlar.” buyurdu.
Resûlullâh Efendimiz (s.a.v), bir gün ashabından halka olarak oturan bir topluluğun yanına vardı ve: ‘Sizi buraya ne oturttu? (Sizi buna teşvik eden sebep nedir?)’ diye sordu.
‘Allâh’ı zikretmek ve bizi İslâm’a hidâyet ettiği ve bize İslâm’ı ihsân ettiği için ona hamd etmek üzere oturduk.’ dediler. Peygamber Efendimiz (s.a.v):
‘Siz sadece bunun için oturduğunuza yemin eder misiniz?’ diye sorunca sahâbe, ‘Vallâhi, bundan başka bir maksatla toplanmadık.’ dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurdu:
“Ben sizi itham ettiğim için yemin ettirmedim. Cebrâil (a.s.) bana geldi ve Allâh’ın sizinle meleklerine iftihâr ettiğini, öğündüğünü haber verdi.”
KURBANA AİT BAZI HÜKÜMLER
Bir kimse vakti içinde kurbanını kesmeyip kıymetini sadaka olarak verse kurbanı edâ etmiş olmaz.
Zengin olan kimseler kurban kesmeyip kurbanın kesileceği vakti geçirseler, kurbanın kıymetini sadaka olarak vermeleri lâzım gelir.
Fakîrler ve kurban nezreden (adayan) kimseler, aldıkları kurbanı kesmeyip vakti geçerse kurbanın kendisini sadaka olarak vermek vâcib olur.
Fıtır sadakası (fitre) ve kurban vâcib olduktan sonra mal zâyi olsa (sâhibi fakir düşse) ömrü içinde bunları edâ etmedikçe bunlar kendisinden düşmez. Ya kıymetlerini veya aynını (kurbanın kendisini) sadaka vermeleri vâcib olur.
Zengin olan çocuk için kendi malından kurban kesilmesinde ihtilaf vardır. İhtiyatlı olan ve tercih edilen kurban kesilmesidir.
YERYÜZÜNDEKİ CENNET BAHÇELERİ Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Cennet bahçelerine uğradığınızda ondan faydalanın.” Ashâb-ı Kirâm, “Cennet bahçeleri neresidir?” diye sordular; Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.): “Zikir halkalarıdır. Muhakkak Allâhü Teâlâ’nın zikir halkalarını bulmak için dolaşan melekleri vardır. Her nerede bir zikir halkası bulsalar hemen orada toplanır ve onları kuşatırlar.” buyurdu. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v), bir gün ashabından halka olarak oturan bir topluluğun yanına vardı ve: ‘Sizi buraya ne oturttu? (Sizi buna teşvik eden sebep nedir?)’ diye sordu. ‘Allâh’ı zikretmek ve bizi İslâm’a hidâyet ettiği ve bize İslâm’ı ihsân ettiği için ona hamd etmek üzere oturduk.’ dediler. Peygamber Efendimiz (s.a.v): ‘Siz sadece bunun için oturduğunuza yemin eder misiniz?’ diye sorunca sahâbe, ‘Vallâhi, bundan başka bir maksatla toplanmadık.’ dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurdu: “Ben sizi itham ettiğim için yemin ettirmedim. Cebrâil (a.s.) bana geldi ve Allâh’ın sizinle meleklerine iftihâr ettiğini, öğündüğünü haber verdi.” KURBANA AİT BAZI HÜKÜMLER Bir kimse vakti içinde kurbanını kesmeyip kıymetini sadaka olarak verse kurbanı edâ etmiş olmaz. Zengin olan kimseler kurban kesmeyip kurbanın kesileceği vakti geçirseler, kurbanın kıymetini sadaka olarak vermeleri lâzım gelir. Fakîrler ve kurban nezreden (adayan) kimseler, aldıkları kurbanı kesmeyip vakti geçerse kurbanın kendisini sadaka olarak vermek vâcib olur. Fıtır sadakası (fitre) ve kurban vâcib olduktan sonra mal zâyi olsa (sâhibi fakir düşse) ömrü içinde bunları edâ etmedikçe bunlar kendisinden düşmez. Ya kıymetlerini veya aynını (kurbanın kendisini) sadaka vermeleri vâcib olur. Zengin olan çocuk için kendi malından kurban kesilmesinde ihtilaf vardır. İhtiyatlı olan ve tercih edilen kurban kesilmesidir.

Daha fazlası için: http://www.fazilettakvimi.com/tr/2015/9/2.html
Hicrî: 18  Zilkâde 1436   Fazilet Takvimi 



AMELLERİN EN HAYIRLISI ALLÂH’I ZİKİRDİR



قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَثَلُ الَّذِي يَذْكُرُ رَبَّهُ وَالَّذِي لَا يَذْكُرُ رَبَّهُ مَثَلُ الْحَيِّ وَالْمَيِّتِ. (ق)‏
"ربنى ذكره دن كمسه ايله ذكرتمين كمسنيك حالى ديرى ايله اؤلونون حالنه بنزر ."
“Rabbini zikreden kimse ile zikretmeyen kimsenin hâli, diri ile ölünün hâline benzer.” (Hadîs-i Şerîf, Müttefekun Aleyh; Sahîh-i Buhârî ve Müslim)

Daha fazlası için: http://www.fazilettakvimi.com/tr/2015/9/1.html
Rabbini zikreden kimse ile zikretmeyen kimsenin hâli, diri ile ölünün hâline benzer.” 
(Hadîs-i Şerîf, Müttefekun Aleyh; Sahîh-i Buhârî ve Müslim)
Hicrî: 17 Zilkâde 1436   Fazilet Takvimi 

AMELLERİN EN HAYIRLISI ALLÂH’I ZİKİRDİR


Allâhü Teâlâ buyuruyor ki:
“Beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim (Bana layık surette anayım, inayet ve yardımımı devam ettireyim).” (Bakara s., âyet 152);
“Allâhü Teâlâ’yı zikretmek (tâatler içinde en fazîletli ve) en büyüktür.” (Ankebût s., âyet 45);
“Rabbiniz buyurdu: Bana duâ edin; yalvarın ki, size karşılık vereyim (duânızı kabul edeyim).” (Mü’min s., âyet 60).
“…Bilmiş olun ki kalpler, ancak Allâh’ı zikirle mutmain olur, yatışır.” (Ra’d s., âyet 28)
Allâh’ı hakkı ile zikredenin kötü hallerini Allâhü Teâlâ iyiye çevirir. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.):
“Dikkat edin! Size amellerinizin en hayırlısını, Rabbiniz katında en temiz olanını, derecelerinizi en çok artıranını, altın ve gümüş infâk etmenizden; sadaka vermenizden, düşmanla karşılaşıp birbirinizin boynunu vurmanızdan daha hayırlısını haber vereyim mi?” buyurdular. Ashâb-ı Kirâm: “Ya Resûlallâh, o nedir?” dediler;
“Allâhü Teâlâ’yı zikretmektir” buyurdular.
Resûlullâh Efendimiz’in (s.a.v.) Necid taraflarına gönderdiği bir müfreze, kısa zamanda birçok ganimetle geri dönmüştü. Bir adam: ‘Kısa zamanda böyle ganimetle dönen bir müfreze görmedim’ deyince; Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.):
“Size bunlardan daha kısa zamanda daha kazançlı bir topluluğu haber veriyorum. Onlar, sabah namazını cemaatle kıldıktan sonra güneş doğuncaya kadar Allâhü Teâlâ’yı zikrederek otururlar. İşte onlar, en fazla ganimeti en kısa zamanda kazananlardır” buyurdular.
Bir hadîs-i şerîfte buyuruldu: “Allâhü Teâlâ’yı zikretmek için oturan her topluluğu muhakkak melekler kuşatır, rahmet onları kaplar, üzerlerine sekînet iner, Allâhü Teâlâ onları katındakilere bildirir.” (Sahîh-i Müslim)
Azîz Mahmûd Hüdâî (ks.) şöyle demiştir: Bir adam batıdan doğuya doğru mal infâk ederek (sadaka ve zekât vererek) yola düşse, bir başkası da doğudan batıya doğru Allah yolunda kılıçla cihad ederek; çarpışarak gelse, Allâhü Teâlâ’yı zikretmek her ikisinden de üstündür. (Azîz Mahmûd Hüdâî, Hulâsatu’l-Ahbâr)
Hicrî: 17 Zilkâde 1436   Fazilet Takvimi