10 Şubat 2015 Salı

ALLAH’DAN EN ÇOK ÂLİMLER KORKAR



اَسْتَعِيذُ بِاللهِ : اِنَّمَا يَخْشَى اللهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمَاءُ... الآية. (سورة فاطر, 28)
الله تعالى شويله بيوردى ." الله دان حقى إيله آنجق عالملر قورقار ."
Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu: “...Allah’tan hakkı ile ancak âlimler korkar...” 
(Fâtır Sûresi, âyet 28)
Hicrî: 19 Rebîulâhir 1436   Fazilet Takvimi  

ALLAH’DAN EN ÇOK ÂLİMLER KORKAR


Emevî Halîfelerinden Ömer bin Abdülazîz’i (k.s.), hanımı Fâtıma’ya sordular.
“O insanların en çok namaz kılanlarından, en çok oruç tutanlarından değil idi. Lakin Allah’tan ondan daha çok korkan kimseyi görmedim. Yatağında Allâh’ı zikreder, korkusundan serçe gibi titrerdi. Öyle ki bu gidişle halîfe vefat eder ve insanlar halifesiz kalır, derdik.
Süfyân-ı Sevrî (rah.), geçmiş amellerinden ve son nefesten çok endişe duyar, korkar, ağlar ve şöyle derdi:
“Levh-i mahfûz’da şakî; bedbaht olarak yazılmış olmaktan ve ölüm esnâsında îmânımı kaybetmekten korkuyorum.”

İNSANOĞLUNUN SADIK HİZMETÇİLERİ: ATLAR
Atların ehilleri olduğu gibi sürüler hâlinde yaşayan yabânîleri de vardır. En meşhur at ırkları Arap ve yine menşei Arap atına dayanan İngiliz atıdır.
Atlar, otla beslenir, fakat geviş getirmezler.
Atların ömrü ortalama 20 ilâ 30 sene arasındadır. Bir yavru on bir ayda dünyaya gelir. Doğduktan birkaç dakika sonra ayağa kalkarak anasını tâkibe başlar.
Atların saatte 60-70 km hızla koşanları vardır.
At, insanlara hizmet eden hayvanların en kâbiliyetlilerindendir. Harp meydanlarında, ulaşımda, yük taşımada, cirit oyunlarında ve günlük hayâtın her safhasında kullanılmışlardır.
Atlar silah ve top sesine kolaylıkla alışırlar ve terbiye edilmeye meyillidirler. At, cesur ve atılgan olduğu gibi aynı zamanda sahibine son derece itaatkârdır. İstenirse doludizgin gider, dörtnala koşar veya aheste yürür. Atın gözleri başının üzerindeki iki çıkıntı üzerinde yer aldığı için kendilerine yaklaşan tehlikeyi çok önce fark ederler.
Atların bir husûsiyeti de ayakta uyumalarıdır. Yatarak uyudukları nâdirdir. Asîl atlar hasta veya yaşlı olmadıkça yatarken görülmek istemezler.
Hicrî: 19 Rebîulâhir 1436   Fazilet Takvimi  



HAZRET-İ EBÛBEKR’İN CÖMERTLİĞİ




ق قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: وَمَا نَفَعَنِى مَالُ اَحَدٍ قَطُّ مَا نَفَعَنِى مَالُ اَبِى بَكْرٍ. (ت)
بيغمبر أفندمز ( صل الله عليه وسلم )  بيوردلر ." أبوبكريك مالنيك بانه وردغى فايداي باشقه هج كمسنيك مالى ورممشتر ."
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Ebûbekir’in malının bana verdiği faydayı başka hiç kimsenin malı vermemiştir.” 
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)
Hicrî: 18 Rebîulâhir 1436   Fazilet Takvimi  

HAZRET-İ EBÛBEKR’İN CÖMERTLİĞİ


Hz. Ömer’in oğlu Abdullâh radıyallâhü anhümâ anlattı:
“(Bir gün) Resûlullâh aleyhisselâmın huzûrundaydım. Aynı mecliste üzerinde hurma lifleriyle dikilmiş bir aba giydiği hâlde Hz. Ebûbekir de (radıyallâhü anh) vardı.
Bu sırada Cebrâîl aleyhisselâm gelerek Resûlullâh Efendimize (s.a.v.):
“Ey Muhammed! Hz. Ebûbekir bu eski abayı niçin giymiş” diye sorunca Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.):
“Ey Cebrâil! Ebûbekir, fetihten önce, bütün malını benim için infak etti” buyurdu. Cebrâil aleyhisselâm:
Allâhü Teâlâ ona selâm söylüyor ve buyuruyor ki, ona (Ebûbekir’e) verdiğim bu fakirlikten memnun musun, değil misin? diye sor, deyince, Hz. Ebûbekir (r.a.):
Ben Rabbime hoşnutsuzluk gösterir miyim? Ben Rabbimden râzıyım, ben Rabbimden râzıyım, ben Rabbimden râzıyım, dedi.

AHMET İZZET PAŞA’NIN İ’TİRÂFI

Ahmet İzzet Paşa hâtırâtında (Feryâdım), Sultân İkinci Abdülhamîd Han ile alâkalı şu i’tirâfta bulunmuştur:
“Sultan Abdülhamid Han ile temas etmiş olan yerli ve yabancı herkes onun keskin zekâ ve ileri görüşlülüğünü tasdik ederler. Saltanatı zamanında başından gelip geçenlere bakıp düşündükçe düşmanları tarafından yapılan iftirâlardan uzak olduğuna ve kimseye zulmetmediğine ben vicdânen hükmetmekteyim. Jurnal olunan adamın şer ve zararını uzaklaştırmak için aldığı tedbirlerde tecrübe ve müşahedelerime nazaran kimsenin hayâtına, rızkına, istikbâline kastı yoktu. Nitekim saltanatı zamanında işitilen isnadların hiç birisi, Meşrûtiyet’te hiçbir zorlukla karşılaşmadan yapılan tahkîkât ve araştırmada isbat edilemedi.”
“Kadrini seng-i musallâda bilip ey Bâkî,
Durup el bağlayalar karşına yârân saf saf” diyen şâir ne kadar haklıdır.
Hicrî: 18 Rebîulâhir 1436   Fazilet Takvimi  



UBÂDE BİN SÂMİT’İN (R.A.) İRTİHÂLİ



َالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ صَلَّى الضُّحَى رَكْعَتَيْنِ لَمْ يُكْتَبْ مِنَ الْغَافِلِينَ، وَمَنْ صَلَّى أَرْبَعًا كُتِبَ مِنَ الْعَابِدِينَ، وَمَنْ صَلَّى سِتًّا لَمْ يَلْحَقْهُ ذَلِكَ الْيَوْمَ ذَنْبٌ. (كنز)
" كيم دُحا ( قوشلق ) نمازنى إيكى ركعت قلارسه غافلردن يازلماز كيم دورت ركعت قلارسه عابدلردن يازلر كيم ده آلطى ركعت قلارسه او كونده اونه كوناح أرشمز ."

Kim duhâ (kuşluk) namazını iki rek’at kılarsa, gâfillerden yazılmaz. Kim dört rek’at kılarsa, âbidlerden yazılır. Kim de altı rek’at kılarsa, o günde ona günâh erişmez.” 
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü’l-Ummâl)
Hicrî: 17 Rebîulâhir 1436   Fazilet Takvimi  

HZ. UBÂDE BİN SÂMİT’İN (R.A.) İRTİHÂLİ


Peygamber Efendimizin Ashâbından ve Ensâr’dan olan Ubâde bin Sâmit hazretleri vefât edeceği vakit döşeğinin evin avlusuna çıkarılmasını emretti. Sonra bütün köle ve hizmetkârlarının, komşularının ve ahbâbının toplanmasını istedi.
Hepsi yanına toplandıktan sonra dedi ki:
“Muhakkak şu günümü, dünyada geçirdiğim son gün ve âhiret gecelerimden ilki olarak görüyorum. Bilmiyorum, belki elimle yahut dilimle sizi üzmüş olabilirim. Ubâde’nin nefsi kudretinde olan Allâh hakkı için bu, kıyâmette kısâsı îcâb ettirir. Şimdi rûhum bedenimden ayrılmadan önce sizden hanginizin üzerimde böyle bir hakkı varsa hemen benden hakkını almasını her birinizden ısrarla istiyorum.”
Orada bulunanlar:
“Sen ancak bizim için bir baba ve terbiye edici hoca idin” dediler. Birisi de:
“Hiçbir hizmetkâra aslâ kötü söz söylemediniz.” dedi.
Bunun üzerine:
“Haklarınızı bağışladınız mı?” deyince “Evet” dediler. O da:
“Allâh’ım şâhid ol” dedi…

MUTFAĞIMIZ: Islak Kek (5 kişilik)
Malzemeler:

  • 3 yumurta,
  • 1,5 su bardağı şeker,
  • 1 su bardağı süt,
  • 1 su bardağı zeytin yağı,
  • 2 su bardağı un,
  • 1 paket kakao, vanilya ve kabartma tozu (25 gr).
Yapılışı:
Yumurta ve şeker iyice çırpılır. Kakao, yağ ve süt ilâve edilip karıştırılır. Karışımın 1 bardağını ayırıp, kalan kısma vanilya, kabartma tozu ve un eleyerek eklenip karıştırılır. Yağlanan fırın kabına hamur konulur ve 170 derece ısıtılmış fırında 35-40 dk. pişirilir. Keki fırından çıkardıktan sonra daha önce ayırılan 1 bardak karışım kekin üzerine dökülür ve soğuması beklenir. Üzerine hindistancevizi veya fındık ilâve edilebilir.
Hicrî: 17 Rebîulâhir 1436   Fazilet Takvimi  



DUÂDA BİR EDEB




قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: يُسْتَجَابُ لِاَحَدِكُمْ مَا لَمْ يَعْجَلْ فَيَقُولُ قَدْ دَعَوْتُ فَلَمْ يُسْتَجَبْ لِى. (د)
" دعا أتم دعام قبول اولنمادى ديرهك عجله أتمدغنز متدتجه دعالرنز قبول اولنور . "
Duâ ettim, duâm kabûl olunmadı’ diyerek acele etmediğiniz müddetçe duâlarınız kabûl olunur.” 
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Ebû Dâvûd)
Hicrî: 16 Rebîulâhir 1436   Fazilet Takvimi  

DUÂDA BİR EDEB


Allâhü Teâlâ kullarının duâlarını işitir ve kabûl eder. Fakat kulunun istediği şeyi vermeyi geciktirebilir. Nitekim Allâhü Teâlâ, Mûsâ ve Hârûn aleyhimesselâmın Firavn için yaptıkları bedduâyı kırk sene sonra kabûl buyurdu.
Bu gecikmenin sebebi:
Ya istenilen şeyin henüz takdir edilen vakti gelmemiştir. Çünkü her şey için, ezelde takdir edilmiş bir vakit vardır.
Veya Allâhü Teâlâ kulunun duâsında ısrar etmesini sevdiği için geciktirir.
Veyahut Allâhü Teâlâ’nın bildiği başka bir sebeptendir.
Bazan da sevâbı âhirette verileceği için duâsının kabulü ezelde takdir edilmemiştir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdular:
“Bir müslüman, bir günah için veya sıla-i rahmi (yakın akraba ile alâkayı) terk etmek için duâ etmedikçe Allâhü Teâlâ ona şu üç şeyden birini ihsân eder:
Ya duâsını hemen kabûl eder veya duâsını(n karşılığını) âhirete tehîr eder, isteğini âhirette verir veya duâsı kadar bir kötülüğü ondan uzaklaştırır.”
“Öyleyse biz de çok duâ ederiz” dedik.
“Allâhü Teâlâ da daha çok ihsân eder.” buyurdular.
Kulluğun îcâbı Allâhü Teâlâ’dan istemek, hiçbir zaman acele edip duâyı terk etmemektir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.):
‘Kul, bir günah için veya sıla-i rahmi terk etmek için duâ etmedikçe ve duânın kabulü için acele etmedikçe duâsı kabul olunur.’ buyurdular.
‘Acele etmek nedir, yâ Resûlallâh?’ denilince, Peygamber Efendimiz (s.a.v.):
“Duâ ettim, çok duâ ettim, ama kabûl olunmadı demek ve üzülüp de duâyı terk etmektir.” buyurdular.
Hicrî: 16 Rebîulâhir 1436   Fazilet Takvimi