15 Mayıs 2014 Perşembe

KİM RABBİ İLE KONUŞMAK DİLERSE KUR’ÂN-I KERÎM OKUSUN



Hadîs-i Şerîf:
 "Ümmetimin en fazîletli ibadeti, (mushafa) bakarak Kur'ân-ı Kerîm okumalarıdır.
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü'l-Ummâl)
Hicrî:16 Recep 1435   •Fazilet Takvim

“KİM RABBİ İLE KONUŞMAK DİLERSE KUR’ÂN-I KERÎM OKUSUN”


Resûlullah Efendimiz (s.a.v) buyurdular:
"Cebrâil (a.s) bana dedi ki: Allâhü Teâlâ sana selâm söylüyor ve buyuruyor ki:
Kul benim huzurumda namaza durup "Allâhu Ekber" dediğinde onunla aramızda bulunan perdeyi kaldırırım.
Kul "elhamdü" dediğinde Allâhü Teâlâ, "Hamd kime mahsustur?" diye sorar, o da "lillâhi" diye cevap verir.
Allâhü Teâlâ, "Allah kimdir?" diye sorunca "Rabbilâlemîn" der. "Alemlerin Rabb'i kimdir?" buyurunca "Errahmânirrahîm" der.
"Rahman ve Rahim kimdir?" diye sorunca "Mâlikiyevmiddîn" der. Bunun üzerine Allâhü Teâlâ,
"Ey kulum, din gününün sahibi benim" der. Kul, "İyyâke na'budu ve iyyâke nesteîn; Yalnız sana kulluk eder ve yalnız senden yardım isteriz" deyince Allâhü Teâlâ, "Ey kulum, mademki yalnız bana kulluk edip yalnız benden yardım istiyorsun, o halde istediğini dile ki sana verilsin" buyurur.
Kul "İhdinâ; bize hidayet et" deyince Allâhü Teâlâ,
"Hangi hidayeti istiyorsun?" buyurur. Kul "Essırâta'l-müstakîm; "Sırât-ı müstekîmi, doğru yolu" deyince Allâhü Teâlâ,
"Hangi yolu istiyorsun?" diye sorar. Kul "Sırâtallezîne en'amte aleyhim" "Kendilerine in'âm ettiğin bahtiyarların yoluna" deyince
Allahü Teâlâ:
"Ey meleklerim, siz de şahit olun ki ben bu kulumu, kendilerine nimet verdiğim peygamberler, sıddîklar, şehitler ve salihlerle beraber kıldım" buyurur. Kul,
"Ğayri'l-mağdûbi aleyhim veleddâllîn; Ne o gadap olunanların, ne de sapkınların" deyince Allâhü Teâlâ tekrar meleklere, "Şahit olun ki ben bu kulumu nimet verdiğim kimselerden kıldım, gazaba uğramışlardan ve sapkınlardan eylemedim" buyurur.
Kul "Amin" deyince onunla beraber bütün melekler de "Amin" derler.
Hicrî:16 Recep 1435   •Fazilet Takvim




13 Mayıs 2014 Salı

İNSANLARIN EN ÜSTÜNÜ VE EN ŞERLİSİ ÂLİMLER



 Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: 
"Kişi, ilmiyle amel etmedikçe (hakiki) âlim olamaz."
(Hadîs-i Şerîf, İhyâu Ulûmiddîn)
Hicrî:14 Recep 1435   •Fazilet Takvim

İNSANLARIN EN ÜSTÜNÜ VE EN ŞERLİSİ ÂLİMLER


Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:
"Kıyâmet gününde insanların azâbı en şiddetli olanı Allâh'ın ilmiyle menfaatlendirmediği âlimdir." (Beyhâkî, Şuabü'l-İmân)
"Kimin ilmi artar da hidâyeti artmazsa ancak Allâh'tan uzaklığı artmış olur." (İhya-u Ulûmiddîn)
Hz. Ömer "Dünyayı seven bir âlim gördüğünüzde onun dininiz aleyhinde olduğunu bilin. Zira her seven sevdiği ile meşgul olur." buyurdular.

İmâm Halîl (rh.) dedi ki: "İnsanlar dört kısımdır:

Bir adam bilir ve bildiğini de bilir, bu âlimdir, ona uyun.
Bir adam bilir, bildiğini bilmez, o uykudadır, onu uyandırın.
Bir adam da bilmez, bilmediğini bilir, bu yol gösterici arayandır, ona öğretiniz.
Bir adam bilmez, bilmediğini de bilmez, işte bu câhildir, ondan uzak durun."

Süfyân-ı Sevrî (rh):

"İlim ameli çağırır. Eğer amel gelirse ilim kalır, gelmezse ilim gider." buyurdular.
Ahiret âlimleri dini dünyaya âlet etmeyen, âhireti dünya karşılığında satmayanlardır. Onlar âhiretin ne kadar yüksek ve dünyanın da ne kadar hakir olduğunu bilirler.
Dünyanın âhiretin zıddı olduğunu ve zararlarını bilmeyen kimse âhiret âlimlerinden değildir. Bir kimse bunu bilir de amel etmezse o şeytanın esiridir. Şehveti onu helâk etmiş, şekâveti üstün gelmiştir. Böyle adama uyan da helâk olur. İyi bil ki âlime yaraşan yiyecek, giyecek, mesken ve bütün dünyâ geçiminde orta halli olmaktır. Alim, aşırı refah ve bolluğa tâlip olmamalıdır.
,
Allâhü Teâlâ, Dâvud Aleyhisselâma buyurdu ki:

"Şehvetini benim mahabbetime tercih eden âlime vereceğim en az cezâ onu bana münâcât; dua ve iltica lezzetinden mahrûm bırakmaktır.
 Ey Dâvûd, dünyanın sarhoş ettiği âlime beni sorma, seni mahabbetimin yolundan alıkoyar. Böyleleri kuttâ-i tarîk; kullarımın yolunu kesenlerdir.
Ey Dâvûd, Eğer beni taleb edeni görürsen ona hizmet et,
Ey Dâvûd, kim benden kaçanı geri getirirse onu büyük âlim yazarım, kimi de büyük âlim yazarsam ona ebedî ateşle azâb etmem."
(M. İhya, 40)
Hicrî:14 Recep 1435   •Fazilet Takvim


12 Mayıs 2014 Pazartesi

İLİM ÖĞRENMENİN FAZÎLETİ



Hadîs-i Şerîf:
"İlmi öğreniniz ve onu insanlara öğretiniz."
(Beyhakî, Şuabü 'l-Imân)
Hicrî:13 Recep 1435   •Fazilet Takvim

İLİM ÖĞRENMENİN FAZÎLETİ


Bir adam Medîne'den Dimaşk (Şam)'da bulunan Ebu'd-Derdâ'ya (r.a.) geldi. Ebu'd-Derdâ Hazretleri,
'Seni buraya getiren sebep nedir?' diye sordu.
Senin Resûlullâh'tan rivâyet ettiğini duyduğum bir hadîs-i şerîftir, diye cevap verdi. Ebu'd-Derdâ (r.a.),
'Yani, sen bir ihtiyaç için gelmedin mi?' diye tekrar sorunca, hayır, dedi.
Peki ticâret için mi geldin? diye sorunca,
Hayır, ben sâdece bu hadîsi öğrenmek için geldim dedi. Ebu'd-Derdâ (r.a.) dedi ki:
Ben Resûlullâh'ın (s.a.v.) şöyle buyurduğunu işittim:
"Kim (Allâh rızâsı için) ilim öğrenmek üzere bir yola girerse, Hz.Allâh ona, cennete götürecek bir yolu kolaylaştırır.
Melekler, ilim tahsil eden için, -memnûniyetleri ve tevâzûları sebebiyle- kanatlarını yere sererler. Göklerde ve yerde olan her şey, hattâ sudaki balıklar bile, âlim için istiğfâr eder.
Alimin, ibâdet eden câhile karşı fazîleti, dolunayın yıldız karşısındaki fazîleti gibidir.
(Kâmil) Alimler, peygamberlerin vârisleridir.
Peygamberler ne altın ne de gümüş bırakmışlardır. Onlar mîrâs olarak sadece ilim bırakmışlardır.
Kim ilmi almışsa büyük ve değerli bir şey almış demektir." (Sünen-i Tirmizî)
Bir adam Şam'dan Medîne-i Münevvere'ye gelip, Hz. Ömer'in (r.a.) huzuruna çıktı. Hz. Ömer, "Neden geldin" diye sordu.
"Teşehhüdü öğrenmek için geldim", diye cevap verdi. Hz. Ömer, sakalı ıslanıncaya kadar ağladı ve sonra şöyle dedi:
"Vallâhi, Allâhü Teâlâ'nın sana ebediyen azab etmeyeceğini ümid ediyorum."
Hicrî:13 Recep 1435   •Fazilet Takvim




FATİHA OKUMANIN FAZİLETİ



Hadîs-i Şerîf:
 "Peygamber Efendimiz (s.a.v.) yanına gelen bir kimseye "Sana Kur'ân-ı Kerîm'in en faziletli sûresini bildireyim mi?" buyurdular ve 'Elhamdü lillâhi rabbi'l-âlemin' (Fâtihâ sûresini) okudular."
(Hadîs-i Şerîf, Hâkim, el-Müstedrek)
Hicrî:12 Recep 1435   •Fazilet Takvim

FATİHA OKUMANIN FAZİLETİ


Hz. Ebûbekir (r.a.) buyurdular: "Vallâhi'l-Azîm (Azim olan Allâh'a yemin ederim), Muhammed (s.a.v.) bana şöyle söyledi;
Resûlullah (s.a.v.): "Vallâhi'l-Azîm, Cebrail (a.s.) bana şöyle söyledi:
Cebrail (a.s.): "Vallâhi'l-Azîm, Mikail (a.s.) bana şöyle söyledi:
Mikail (a.s.): "Vallâhi'l-Azîm, İsrafil (a.s.) bana şöyle söyledi:
İsrafil (a.s.): "Vallâhi'l-Azîm, Allâhü Teâlâ Azze ve Celle şöyle buyurdu:
"İzzetime, celâlime, cömertliğime ve keremime yemin ederim; kim Bismillâhirrahmânirrahîm ile Fatiha'yı bir kere okursa -sizi şahit tutarım ki- onu bağışlarım, iyiliklerini kabul eder ve kötülüklerini görmezden gelirim."
Bir hadîs-i şerîfte Cebrâil (a.s.) Peygamber Efendimize (s.a.v.): "Ya Muhammed!
  وَاِنَّ جَهَنَّمَ لَمَوْعِدُهُمْ اَجْمَعٖينَ
     "Şüphesiz onların hepsine va'd olunan yer Cehennem'dir
." meâlindeki
(Hıcr sûresinin, 43.) âyeti inince ümmetin hakkında cehennemden korkmuştum. Ancak Fatiha sûresi inince emin oldum." buyurdular.
  

ABDULLAH İBN-İ MÜBÂREK (RH) BUYURDULAR

•    Birisiyle dost olacaksan; şerefli, iffetli, hayâ sahibi, cömert bir insanla dost ol. Sen bir işe hayır dediğin zaman böyle bir dost da hayır der, evet dediğin zaman da evet der.
•  İlimde önce doğru bir niyet olmalıdır.
Sonra hocaların sözüne canla-başla kulak vermelidir.
Daha sonra iyice tefekkür edip düşünerek meseleyi anlamalıdır.
Bundan sonra sıra, onu ezberlemektedir.
Sonra, istidatlı talebelere bunu öğretmeli ve yaymalıdır.
Bu beş şarttan biri eksikse, o kişinin ilminde eksiklik vardır.
•   Öyle insanlar görüyorum ki; dinine ait bir meselede asgari (en azı) ile yetiniyor ama maddi refah bakımından düşük seviyede yaşamaya kat'iyyen razı olmuyor.
Hicrî:12 Recep 1435   •Fazilet Takvim



ADALET



Hadîs-i Şerîf:
 "Allâhü Teâlâ'nın halkı görüp gözetmek üzere vali (idâreci) kıldığı kul, güzel nasihat ve idaresi ile halkı muhâfaza etmez (onlara zulüm eder)se elbette cennet kokusu koklayamayacaktır.
(Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh)
Hicrî:11 Recep 1435   •Fazilet Takvim

ADALET


Adalet, doğru ve insaflı olmak, herkesin hakkına riayet etmek, zulmetmemek demektir. Adalet, idarecilerin güzel vasıflarının en faziletlisi ve cemiyetin devamını sağlayan sebeplerin en kuvvetlisidir. Zira adalet, itaata sebep olup, dostluğa davet eder. Adalet ile salih ameller ve mallar çoğalıp, halk bahtiyar olur ve diğer faziletler de adalet ile tamamlanır.
Allâhü Teâlâ Nahl Sûresinin, 90. âyet-i kerîmesinde buyurdu ki (meâlen):
"Şüphesiz ki Allah, size adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlara vermeyi emreder; fuhşiyat (çirkinlikler, zina gibi günahlar)dan münker (dinde ve sünnette tanınmayan şeyler)den ve azgınlıktan nehyeder. Öğüt almanız için size böyle öğüt verir."
Bu âyet-i kerîme hakkında âlimler şöyle demiştir: Cenâb-ı Allah (azze ve celle), bu âyet-i kerîmede hayır ve şerrin tamamını birleştirmiştir. Mülk ve memleketin doğruluğu ve istikrârı bu âyet-i kerîmede emrolunan üç şey (adalet, iyilik yapmak ve yakınlara bakmak) ile meydana geldiği gibi, bütün sıkıntı ve karışıklıklar da bu âyet-i kerîmede yasaklanan üç şey (hayâsızlık, fenalık ve azgınlık) ile hâsıl olur.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: Üç şey helâk edici, üç şey kurtarıcı, üç şey keffaret ve üç şey derecedir.
Helâk ediciler: Aşırı cimrilik, nefsin gayr-i meşrû arzusuna uymak ve kişinin kendisini beğenmesidir.
Kurtarıcılar: Öfkeli iken ve razı iken adaletli olmak, fakirlikte ve zenginlikte itidal (; ifrata ve tefrite düşmemek israf ve cimrilik yapmamak), gizli ve aşikârda Allâhü Teâlâ'dan korkmak. Keffaretler: Bir namazdan sonra öbür namazı beklemek, soğukta abdest almak ve yürüyerek cemaate gitmek.
Dereceler ise: Yemek yedirmek, selamı yaymak ve insanlar uyurken gece namaz kılmaktır.
Hicrî:11 Recep 1435   •Fazilet Takvim



9 Mayıs 2014 Cuma

EBÛ ALİ FÂRMEDÎ K.S.



Hadîs-i Şerîf:
 "Allâhü Teâlâ'nın, insanların ihtiyaçları için yarattığı kulları vardır. İnsanların ihtiyaçlarını onlar vâsıtasıyla karşılar. Bunlar kıyâmet gününün dehşetinden emîndirler." 
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü 'l- Ummâl)
Hicrî:9 Recep 1435   •Fazilet Takvim

EŞ-ŞEYH EBÛ ALİ FÂRMEDÎ K.S.


Silsile-i Sâdât'ın yedinci halkası olan Ebû Ali Fârmedî (k.s.) Tûs şehrinin Fârmez kasabasındandır. Asıl adı Fazl bin Muhammed'dir. Hicri 407 (M.1016) yılında doğdu.
Gençlik yıllarında zahirî ilimleri öğrenmek için Nişâbur'a geldi. İnsanlara vaaz ve nasihat etmek için Nişabur'a gelen Şeyh Ebû Saîd Ebu'l-Hayr'ın ilim ve sohbet halkasına katıldı. Şeyh Ebû Saîd'in Nişâbur'dan ayrılmasından sonra Şeyh Ebu'l-Kâsım el-Kuşeyrî'nin (k.s.) derslerine devam etti. Zâhirî ilimleri Kuşeyrî Hazretlerinde tahsil etti.
Bir gün üstazı İmam Ebu'l-Kâsım el-Kuşeyrî (k.s.) hamama girmişti. Ebû Ali Fârmedî, hocası istemeden onun ihtiyaç duyduğu birkaç kova sıcak suyu hamama götürdü. Üstazı hamamdan çıkıp namaz kıldıktan sonra, 'Suyu kim getirdi?' diye sordu. Ebû Ali Fârmedî, acaba edebe aykırı bir şey mi yaptım düşüncesiyle sükût etti. Şeyhi üç defa sorunca, 'Ben getirdim, efendim' diye cevap verdi. Üstâzı "Ey Ebû Ali, sen Ebu'l-Kâsım'ın yetmiş senede elde edemediğini bir kova su ile elde ettin." buyurdu.

Tasavvufta iki intisabı vardır.
Birisi Şeyh Ebu'l-Kâsım Gürgânî (k.s.), diğeri Şeyhu'ş-Şuyûh Ebû'l-Hasan Harkânî (k.s.) Hazretleridir. Selçuklu veziri Nizâmülmülk, huzuruna Kuşeyrî ve Cüveynî gibi âlimler geldikleri zaman hürmetle ayağa kalkar, onlara yer gösterirdi. Fakat Ebû Ali Fârmedî (k.s.) geldiği zaman hürmetle ayağa kalkıp karşıladığı gibi onu kendi makamına oturtur, kendisi de önünde diz üstü otururdu. 'Neden böyle yapıyorsun?' diye sorulunca şöyle cevap verirdi: 'Alimler huzuruma gelince bana, sen şöyle iyisin, böyle iyisin diyerek bende olmayan şeylerle beni övüyorlar. Onların bu sözleri nefsimin hoşuna gidiyor. Fakat İmam Ebû Ali Fârmedî (k.s.) ise, bana nefsimin ayıplarını söylüyor, böylece nefsim kırılıyor, yaptığım birçok hatadan vazgeçiyorum.'
Ebû Ali Fârmedî Hazretleri Şafiî mezhebinden olup, İmâm-ı Gazâlî'nin hem fıkıhta hem de tasavvufta üstâzıydı. Hicri 477 (M. 1084) yılının Rebîulevvel ayında, 70 yaşlarında iken âhirete irtihâl ettiler. Kabr-i şerîfleri Tus şehrindedir.
Hicrî:9 Recep 1435   •Fazilet Takvim



7 Mayıs 2014 Çarşamba

İHLÂS SÛRESİ'NİN FAZİLETLERİ



Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:
"Mü'minin niyeti amelinden hayırlıdır." 
(Taberânî, el-Mu 'cemü 'l-Kebîr)
Hicrî:8 Recep 1435   •Fazilet Takvim

İHLÂS SÛRESİ'NİN FAZİLETLERİ


Resûlullah Efendimiz (s.a.v) buyurdular:
• "Kul hüvellahu ehad (ihlas) sûresi Kur'ân-ı Kerîm'in üçte birine muadil (denk)dir."
(S. Müslim)
• "Kim 'Kul hüvellahu ehad' sûresini bin kere okursa kendisini Allâhü Teâlâ'dan satın almış olur."
(Suyûtî, Camiu 's-Sağîr)
•  "Kim sabah namazını kılar ve sonra ihlâs sûresini on bir kere okursa -şeytanlar uğraşsa da- o gün boyunca günahtan muhafaza olunur."
(Musannef-i İbn-i Ebi Şeybe)
•   "Kim İhlâs sûresini elli kere okursa elli senelik günahı bağışlanır."
(Sünen-i Darimî)
•   "Kim İhlâs sûresini bir defa okursa bu kendisine, iki defa okursa kendisiyle ailesine, üç defa okursa kendisine, ailesine ve komşularına bereket getirir."
(İbn-i Asâkir, Tar.Dımaşk)
•   "Kıyâmet günü bir nidacı, 'Rahman'ı övenler kalksın' diye seslenir. Dünyada İhlâs sûresini çok okuyanlardan başkası kalkmaz."
•    "Kul hüvellahü ehad (ihlas) sûresini okuyan muhakkak Kur'ân-ı Kerîm'in üçte birini okumuş gibidir. İman eden ve şirk koşan kişilerin sayısınca ona sevap yazılır."
(el-Metâlib-il Âliye ibn-i Hacer)

•  Hz. Ebû Hüreyre buyurdular ki:
Resûlullah (s.a.v) bir adamın 'Kul hüvellahu ehad' okuduğunu işittide Resûlullah (s.a.v) "Farz oldu" buyurdular. Ne farz oldu ya Resûlullah dedim.
'Cennet farz oldu.' buyurdular.
(Tirmizi)

Bir sahabî Resûlullah'a (s.a.v) rızkının azlığından şikâyet etti. Resûlullah (s.a.v) ona eve girdiği zaman ailesine selâm vermesini ve bir kere İhlâs sûresini okumasını tavsiye buyurdu. Sahabî bunu yapınca Allâhü Teâlâ onun rızkını bollaştırdı. Hatta komşularının rızkı bile bollaştı.
Hicrî:8 Recep 1435   •Fazilet Takvim