12 Mayıs 2014 Pazartesi

FATİHA OKUMANIN FAZİLETİ



Hadîs-i Şerîf:
 "Peygamber Efendimiz (s.a.v.) yanına gelen bir kimseye "Sana Kur'ân-ı Kerîm'in en faziletli sûresini bildireyim mi?" buyurdular ve 'Elhamdü lillâhi rabbi'l-âlemin' (Fâtihâ sûresini) okudular."
(Hadîs-i Şerîf, Hâkim, el-Müstedrek)
Hicrî:12 Recep 1435   •Fazilet Takvim

FATİHA OKUMANIN FAZİLETİ


Hz. Ebûbekir (r.a.) buyurdular: "Vallâhi'l-Azîm (Azim olan Allâh'a yemin ederim), Muhammed (s.a.v.) bana şöyle söyledi;
Resûlullah (s.a.v.): "Vallâhi'l-Azîm, Cebrail (a.s.) bana şöyle söyledi:
Cebrail (a.s.): "Vallâhi'l-Azîm, Mikail (a.s.) bana şöyle söyledi:
Mikail (a.s.): "Vallâhi'l-Azîm, İsrafil (a.s.) bana şöyle söyledi:
İsrafil (a.s.): "Vallâhi'l-Azîm, Allâhü Teâlâ Azze ve Celle şöyle buyurdu:
"İzzetime, celâlime, cömertliğime ve keremime yemin ederim; kim Bismillâhirrahmânirrahîm ile Fatiha'yı bir kere okursa -sizi şahit tutarım ki- onu bağışlarım, iyiliklerini kabul eder ve kötülüklerini görmezden gelirim."
Bir hadîs-i şerîfte Cebrâil (a.s.) Peygamber Efendimize (s.a.v.): "Ya Muhammed!
  وَاِنَّ جَهَنَّمَ لَمَوْعِدُهُمْ اَجْمَعٖينَ
     "Şüphesiz onların hepsine va'd olunan yer Cehennem'dir
." meâlindeki
(Hıcr sûresinin, 43.) âyeti inince ümmetin hakkında cehennemden korkmuştum. Ancak Fatiha sûresi inince emin oldum." buyurdular.
  

ABDULLAH İBN-İ MÜBÂREK (RH) BUYURDULAR

•    Birisiyle dost olacaksan; şerefli, iffetli, hayâ sahibi, cömert bir insanla dost ol. Sen bir işe hayır dediğin zaman böyle bir dost da hayır der, evet dediğin zaman da evet der.
•  İlimde önce doğru bir niyet olmalıdır.
Sonra hocaların sözüne canla-başla kulak vermelidir.
Daha sonra iyice tefekkür edip düşünerek meseleyi anlamalıdır.
Bundan sonra sıra, onu ezberlemektedir.
Sonra, istidatlı talebelere bunu öğretmeli ve yaymalıdır.
Bu beş şarttan biri eksikse, o kişinin ilminde eksiklik vardır.
•   Öyle insanlar görüyorum ki; dinine ait bir meselede asgari (en azı) ile yetiniyor ama maddi refah bakımından düşük seviyede yaşamaya kat'iyyen razı olmuyor.
Hicrî:12 Recep 1435   •Fazilet Takvim



ADALET



Hadîs-i Şerîf:
 "Allâhü Teâlâ'nın halkı görüp gözetmek üzere vali (idâreci) kıldığı kul, güzel nasihat ve idaresi ile halkı muhâfaza etmez (onlara zulüm eder)se elbette cennet kokusu koklayamayacaktır.
(Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh)
Hicrî:11 Recep 1435   •Fazilet Takvim

ADALET


Adalet, doğru ve insaflı olmak, herkesin hakkına riayet etmek, zulmetmemek demektir. Adalet, idarecilerin güzel vasıflarının en faziletlisi ve cemiyetin devamını sağlayan sebeplerin en kuvvetlisidir. Zira adalet, itaata sebep olup, dostluğa davet eder. Adalet ile salih ameller ve mallar çoğalıp, halk bahtiyar olur ve diğer faziletler de adalet ile tamamlanır.
Allâhü Teâlâ Nahl Sûresinin, 90. âyet-i kerîmesinde buyurdu ki (meâlen):
"Şüphesiz ki Allah, size adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlara vermeyi emreder; fuhşiyat (çirkinlikler, zina gibi günahlar)dan münker (dinde ve sünnette tanınmayan şeyler)den ve azgınlıktan nehyeder. Öğüt almanız için size böyle öğüt verir."
Bu âyet-i kerîme hakkında âlimler şöyle demiştir: Cenâb-ı Allah (azze ve celle), bu âyet-i kerîmede hayır ve şerrin tamamını birleştirmiştir. Mülk ve memleketin doğruluğu ve istikrârı bu âyet-i kerîmede emrolunan üç şey (adalet, iyilik yapmak ve yakınlara bakmak) ile meydana geldiği gibi, bütün sıkıntı ve karışıklıklar da bu âyet-i kerîmede yasaklanan üç şey (hayâsızlık, fenalık ve azgınlık) ile hâsıl olur.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: Üç şey helâk edici, üç şey kurtarıcı, üç şey keffaret ve üç şey derecedir.
Helâk ediciler: Aşırı cimrilik, nefsin gayr-i meşrû arzusuna uymak ve kişinin kendisini beğenmesidir.
Kurtarıcılar: Öfkeli iken ve razı iken adaletli olmak, fakirlikte ve zenginlikte itidal (; ifrata ve tefrite düşmemek israf ve cimrilik yapmamak), gizli ve aşikârda Allâhü Teâlâ'dan korkmak. Keffaretler: Bir namazdan sonra öbür namazı beklemek, soğukta abdest almak ve yürüyerek cemaate gitmek.
Dereceler ise: Yemek yedirmek, selamı yaymak ve insanlar uyurken gece namaz kılmaktır.
Hicrî:11 Recep 1435   •Fazilet Takvim



9 Mayıs 2014 Cuma

EBÛ ALİ FÂRMEDÎ K.S.



Hadîs-i Şerîf:
 "Allâhü Teâlâ'nın, insanların ihtiyaçları için yarattığı kulları vardır. İnsanların ihtiyaçlarını onlar vâsıtasıyla karşılar. Bunlar kıyâmet gününün dehşetinden emîndirler." 
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü 'l- Ummâl)
Hicrî:9 Recep 1435   •Fazilet Takvim

EŞ-ŞEYH EBÛ ALİ FÂRMEDÎ K.S.


Silsile-i Sâdât'ın yedinci halkası olan Ebû Ali Fârmedî (k.s.) Tûs şehrinin Fârmez kasabasındandır. Asıl adı Fazl bin Muhammed'dir. Hicri 407 (M.1016) yılında doğdu.
Gençlik yıllarında zahirî ilimleri öğrenmek için Nişâbur'a geldi. İnsanlara vaaz ve nasihat etmek için Nişabur'a gelen Şeyh Ebû Saîd Ebu'l-Hayr'ın ilim ve sohbet halkasına katıldı. Şeyh Ebû Saîd'in Nişâbur'dan ayrılmasından sonra Şeyh Ebu'l-Kâsım el-Kuşeyrî'nin (k.s.) derslerine devam etti. Zâhirî ilimleri Kuşeyrî Hazretlerinde tahsil etti.
Bir gün üstazı İmam Ebu'l-Kâsım el-Kuşeyrî (k.s.) hamama girmişti. Ebû Ali Fârmedî, hocası istemeden onun ihtiyaç duyduğu birkaç kova sıcak suyu hamama götürdü. Üstazı hamamdan çıkıp namaz kıldıktan sonra, 'Suyu kim getirdi?' diye sordu. Ebû Ali Fârmedî, acaba edebe aykırı bir şey mi yaptım düşüncesiyle sükût etti. Şeyhi üç defa sorunca, 'Ben getirdim, efendim' diye cevap verdi. Üstâzı "Ey Ebû Ali, sen Ebu'l-Kâsım'ın yetmiş senede elde edemediğini bir kova su ile elde ettin." buyurdu.

Tasavvufta iki intisabı vardır.
Birisi Şeyh Ebu'l-Kâsım Gürgânî (k.s.), diğeri Şeyhu'ş-Şuyûh Ebû'l-Hasan Harkânî (k.s.) Hazretleridir. Selçuklu veziri Nizâmülmülk, huzuruna Kuşeyrî ve Cüveynî gibi âlimler geldikleri zaman hürmetle ayağa kalkar, onlara yer gösterirdi. Fakat Ebû Ali Fârmedî (k.s.) geldiği zaman hürmetle ayağa kalkıp karşıladığı gibi onu kendi makamına oturtur, kendisi de önünde diz üstü otururdu. 'Neden böyle yapıyorsun?' diye sorulunca şöyle cevap verirdi: 'Alimler huzuruma gelince bana, sen şöyle iyisin, böyle iyisin diyerek bende olmayan şeylerle beni övüyorlar. Onların bu sözleri nefsimin hoşuna gidiyor. Fakat İmam Ebû Ali Fârmedî (k.s.) ise, bana nefsimin ayıplarını söylüyor, böylece nefsim kırılıyor, yaptığım birçok hatadan vazgeçiyorum.'
Ebû Ali Fârmedî Hazretleri Şafiî mezhebinden olup, İmâm-ı Gazâlî'nin hem fıkıhta hem de tasavvufta üstâzıydı. Hicri 477 (M. 1084) yılının Rebîulevvel ayında, 70 yaşlarında iken âhirete irtihâl ettiler. Kabr-i şerîfleri Tus şehrindedir.
Hicrî:9 Recep 1435   •Fazilet Takvim



7 Mayıs 2014 Çarşamba

İHLÂS SÛRESİ'NİN FAZİLETLERİ



Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:
"Mü'minin niyeti amelinden hayırlıdır." 
(Taberânî, el-Mu 'cemü 'l-Kebîr)
Hicrî:8 Recep 1435   •Fazilet Takvim

İHLÂS SÛRESİ'NİN FAZİLETLERİ


Resûlullah Efendimiz (s.a.v) buyurdular:
• "Kul hüvellahu ehad (ihlas) sûresi Kur'ân-ı Kerîm'in üçte birine muadil (denk)dir."
(S. Müslim)
• "Kim 'Kul hüvellahu ehad' sûresini bin kere okursa kendisini Allâhü Teâlâ'dan satın almış olur."
(Suyûtî, Camiu 's-Sağîr)
•  "Kim sabah namazını kılar ve sonra ihlâs sûresini on bir kere okursa -şeytanlar uğraşsa da- o gün boyunca günahtan muhafaza olunur."
(Musannef-i İbn-i Ebi Şeybe)
•   "Kim İhlâs sûresini elli kere okursa elli senelik günahı bağışlanır."
(Sünen-i Darimî)
•   "Kim İhlâs sûresini bir defa okursa bu kendisine, iki defa okursa kendisiyle ailesine, üç defa okursa kendisine, ailesine ve komşularına bereket getirir."
(İbn-i Asâkir, Tar.Dımaşk)
•   "Kıyâmet günü bir nidacı, 'Rahman'ı övenler kalksın' diye seslenir. Dünyada İhlâs sûresini çok okuyanlardan başkası kalkmaz."
•    "Kul hüvellahü ehad (ihlas) sûresini okuyan muhakkak Kur'ân-ı Kerîm'in üçte birini okumuş gibidir. İman eden ve şirk koşan kişilerin sayısınca ona sevap yazılır."
(el-Metâlib-il Âliye ibn-i Hacer)

•  Hz. Ebû Hüreyre buyurdular ki:
Resûlullah (s.a.v) bir adamın 'Kul hüvellahu ehad' okuduğunu işittide Resûlullah (s.a.v) "Farz oldu" buyurdular. Ne farz oldu ya Resûlullah dedim.
'Cennet farz oldu.' buyurdular.
(Tirmizi)

Bir sahabî Resûlullah'a (s.a.v) rızkının azlığından şikâyet etti. Resûlullah (s.a.v) ona eve girdiği zaman ailesine selâm vermesini ve bir kere İhlâs sûresini okumasını tavsiye buyurdu. Sahabî bunu yapınca Allâhü Teâlâ onun rızkını bollaştırdı. Hatta komşularının rızkı bile bollaştı.
Hicrî:8 Recep 1435   •Fazilet Takvim



6 Mayıs 2014 Salı

İMAM-I ÂZAM'IN OĞLUNA NASİHATLERİNDEN



Hadîs-i Şerîf:
 "İlim öğretiniz, fakat sert davranmayınız. Muhakkak yumuşak huylu muallim (hoca) sert davranandan daha hayırlıdır."
(Hadîs-i Şerîf, Beyhakî, Şuabu 'l-Imân)
Hicrî:7 Recep 1435   •Fazilet Takvim

İMAM-I ÂZAM'IN OĞLUNA NASİHATLERİNDEN




Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) her zaman okuduğu Seyyidü'l- istiğfarı her zaman okumalısın:
اللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لا إِلَهَ إِلا أَنْتَ خَلَقْتَنِي وَأَنَا عَبْدُكَ وَأَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَيَّ وَأَبُوءُ لَكَ بِذَنْبِي فَاغْفِرْ لِي فَإِنَّهُ لا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلا أَنْتَ
Allahümme ente Rabbî lâ ilâhe illâ ente halaktenî ve ene abdüke ve ene alâ ahdike ve va'dike mesteta'tü e'ûzü bike min şerri mâ sana'tü ebûü leke bini'metike aleyye ve ebûü bizenbî fağfirlî zünûbî feinneke lâ yağfiruzzünûbe illâ ente.
Tercümesi: Ey Allâh'ım!.. Sen benim Rabb'imsin. Senden başka ilah yoktur. Beni sen yarattın ve ben de senin kulunum. Gücümün yettiği kadar sana verdiğim ahdim ve va'dim üzerindeyim. Yaptıklarımın şerrinden sana sığınırım. Bana verdiğin nimetlerini itiraf ediyorum.
Günahlarımı da ikrar ediyorum. Benim günahlarımı bağışla, muhakkak senden başka günahları bağışlayacak yoktur.
Her kim bunu gündüz okur da o gün içinde ölürse cennete girer.
Her kim bunu gece uyumadan önce okursa o gece öldüğü zaman cennete girer.
Beş yüz bin hadîs-i şerîf içerisinden seçtiğim şu beşini hayatın için vazgeçilmez birer düstur eyle:
1-  "Ameller ancak niyetledir."
(Sahîh-i Buhârî)
2-    "Mâlâyâniyi (dünya ve âhirete faydası olmayan şeyi) terk etmesi, kişinin müslümanlığının güzelliğindendir."
(Sünen-i Tirmizî)
3-   "Biriniz, kendisi için sevdiği şeyi, din kardeşi için de sevmedikçe kâmil mü'min olamaz."
(Müttefekun aleyh)
4-    "Dinde helâl de bellidir, haram da bellidir. Bu ikisinin arasında - helâl veya haram olduğu- şüpheli olanlar vardır. Kim şüpheli olan şeylerden uzaklaşırsa namusunu ve dinini korumuş olur. Şüpheli şeylere düşen kimse ise harama düşmüş olur.
(Musannef-i İbn-i Ebi Şeybe)
İnsanın vücudunda bir et parçası vardır. Eğer bu iyi olursa bütün vücud iyi olur. Şayet o kötü olursa bütün vücud kötü olur. İyi bilin ki o kalptir."
(Buhari ve Müslim)
5-   "Kâmil mü'min, Müslümanların dilinden ve elinden sâlim olduğu kimsedir."
(S. Buhari ve Müslim)
Hicrî:7 Recep 1435   •Fazilet Takvim



5 Mayıs 2014 Pazartesi

HELÂLİNDEN KAZANMAK



Hadîs-i Şerîf:
 "Allâhü Teâlâ, kulunu helâl rızık uğrunda yorulmuş görmeyi sever."
(Hadîs-i Şerîf, Feyzü 'l-Kadîr)
Hicrî:6 Recep 1435   •Fazilet Takvim

HELÂLİNDEN KAZANMAK HER MÜSLÜMANA FARZDIR


Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:
"İbâdet on kısımdır, dokuzu helalinden kazanmaktır."
"Kim kırk gün helâlinden yerse Allâhü Teâlâ onun kalbini nurlandırır, kalbinden lisanına hikmet pınarları akıtır."
"Bir kimse, içinde bir dirhemi haram olan on dirhemlik bir elbise alsa, -o elbise üzerinde oldukça- Allâhü Teâlâ namazını kabûl etmez."
"Haram ile beslenen her vücûda layık olan ateştir."
"Allâhü Teâlâ malı nerden kazandığına aldırmayan kimsenin kıyâmet gününde nereden cehenneme düştüğüne bakmaz."
"Kim günah yoldan bir mal elde etse, sonra bununla sıla-i rahim yapsa yahut ondan sadaka verse veya onu Allâh yolunda harcasa Allâhü Teâlâ bunun hepsini toplar ve o kimseyle birlikte cehenneme atar."
Hz. Ebûbekir (r.a.) kölesinin kazandığı sütü içti, sonra nereden kazandığını sordu. "Bir topluluğa kâhinlik yaptım, bana bunu verdiler." deyince hemen parmağını ağzına soktu, kusmaya başladı. Kendini öyle zorladı ki ruhu çıkacak zannedildi. Sonra; "Allâh'ım, varsa damarların taşıdığından ve mideme karışandan sana istiğfâr eder, senden özür dilerim." dedi. Bu hal Resûlullâh'a (s.a.v.) bildirilince;
"Siz bilmez misiniz ki Sıddîk'ın midesine ancak helâl girer." buyurdular.
Haramdan vazgeçip tevbe eden kimsede haram, helâl karışık mal varsa bu maldan haram olanını ayırıp çıkarması lazımdır. Bir kişi zulmen, haksız olarak aldığı bir malı sahibine verir. Ölmüş ise varislerine verir. Eğer kayıp ise gelene kadar bekler. Eğer sahibi bilinmiyorsa sadaka verir veya Müslümanların faydalanacağı şeylere; mescid ve medrese gibi yerlere verir, sevabı sahibine ulaşır.
Hicrî:6 Recep 1435   •Fazilet Takvim



TEVBE VE İSTİĞFAR



Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:
 "Her derdin devası vardır. Günahların devası da istiğfardır."
(Kenzü 'l-Ummâl)
Hicrî:4 Recep 1435   •Fazilet Takvim

TEVBE VE İSTİĞFAR


Allâhü Teâlâ Hadîs-i Kudsî'de buyurdu ki:
 "Ey Âdemoğlu, muhakkak sen bana dua edip ümid ettiğin müddetce günahlarına bakmam, seni mağfiret eder; bağışlarım."
Yani seni günahların için ateşe atmam ve günahlarının çokluğuna bakmam. Zira günahlar ne kadar çok olsa yine mahduddur, sınırlıdır. Cenâb-ı Hakk'ın affı ve mağfireti ise sonsuzdur. Yedi okyanusa karışan bir damlanın hükmü neyse Cenâb-ı Hakk'ın rahmeti yanında da öyledir.
Ancak kul hakkı bundan hariçtir. Zira kul hakkı şehitten bile affedilmemiştir. Allâhü Teâlâ hasımları başka bir sûretle razı ederse o hariç. Lâkin kâfir ve hayvan haklarında da iş zordur.
"Ey Âdemoğlu, günahların gökte bulutlar kadar olsa sonra bana istiğfar edip bağışlamamı dilesen seni mağfiret ederim."
İstiğfâr, suçun bağışlanmasını istemektir. "Allâhümmağfirlî" yahut "estağfirullâh" demek gibi.
Lâkin iyi bilmelidir ki bir kimse bir günahı işleyip tevbe etmeden bir daha işlerse günahta ısrar etmiş olur. Günahta ısrar ise büyük günahlardandır. Bu ısrar sebebiyle cezalanır.
"Ey Âdemoğlu, -şirk koşmamak üzere- bana yeryüzü dolusu günahla gelsen elbette sana yeryüzü dolusu mağfiretle gelirim."
Yani senin günahların benim rahmetimi asla aşamaz. Cenâb-ı Hakk'a ortak koşmadıktan ve ibâdetini sırf Allâh için yaptıktan sonra yerler ve gökler dolusunca günaha bakılmaz, bağışlanır. Nitekim ortak koşanın yer gök dolusu ibadeti olsa bir değeri olmaz. Zira şirk, günahların başıdır, iblisin yoludur.


BİLMECELER:.
Ben varmadan o varır, her şeyden çok yol alır? (Ses)
Ne alınır, ne satılır, ne görülür, ne tutulur, ona derler küçük ölüm, o gelince yatılır? (Uyku)
Hicrî:4 Recep 1435   •Fazilet Takvim