6 Mayıs 2014 Salı

İMAM-I ÂZAM'IN OĞLUNA NASİHATLERİNDEN



Hadîs-i Şerîf:
 "İlim öğretiniz, fakat sert davranmayınız. Muhakkak yumuşak huylu muallim (hoca) sert davranandan daha hayırlıdır."
(Hadîs-i Şerîf, Beyhakî, Şuabu 'l-Imân)
Hicrî:7 Recep 1435   •Fazilet Takvim

İMAM-I ÂZAM'IN OĞLUNA NASİHATLERİNDEN




Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) her zaman okuduğu Seyyidü'l- istiğfarı her zaman okumalısın:
اللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لا إِلَهَ إِلا أَنْتَ خَلَقْتَنِي وَأَنَا عَبْدُكَ وَأَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَيَّ وَأَبُوءُ لَكَ بِذَنْبِي فَاغْفِرْ لِي فَإِنَّهُ لا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلا أَنْتَ
Allahümme ente Rabbî lâ ilâhe illâ ente halaktenî ve ene abdüke ve ene alâ ahdike ve va'dike mesteta'tü e'ûzü bike min şerri mâ sana'tü ebûü leke bini'metike aleyye ve ebûü bizenbî fağfirlî zünûbî feinneke lâ yağfiruzzünûbe illâ ente.
Tercümesi: Ey Allâh'ım!.. Sen benim Rabb'imsin. Senden başka ilah yoktur. Beni sen yarattın ve ben de senin kulunum. Gücümün yettiği kadar sana verdiğim ahdim ve va'dim üzerindeyim. Yaptıklarımın şerrinden sana sığınırım. Bana verdiğin nimetlerini itiraf ediyorum.
Günahlarımı da ikrar ediyorum. Benim günahlarımı bağışla, muhakkak senden başka günahları bağışlayacak yoktur.
Her kim bunu gündüz okur da o gün içinde ölürse cennete girer.
Her kim bunu gece uyumadan önce okursa o gece öldüğü zaman cennete girer.
Beş yüz bin hadîs-i şerîf içerisinden seçtiğim şu beşini hayatın için vazgeçilmez birer düstur eyle:
1-  "Ameller ancak niyetledir."
(Sahîh-i Buhârî)
2-    "Mâlâyâniyi (dünya ve âhirete faydası olmayan şeyi) terk etmesi, kişinin müslümanlığının güzelliğindendir."
(Sünen-i Tirmizî)
3-   "Biriniz, kendisi için sevdiği şeyi, din kardeşi için de sevmedikçe kâmil mü'min olamaz."
(Müttefekun aleyh)
4-    "Dinde helâl de bellidir, haram da bellidir. Bu ikisinin arasında - helâl veya haram olduğu- şüpheli olanlar vardır. Kim şüpheli olan şeylerden uzaklaşırsa namusunu ve dinini korumuş olur. Şüpheli şeylere düşen kimse ise harama düşmüş olur.
(Musannef-i İbn-i Ebi Şeybe)
İnsanın vücudunda bir et parçası vardır. Eğer bu iyi olursa bütün vücud iyi olur. Şayet o kötü olursa bütün vücud kötü olur. İyi bilin ki o kalptir."
(Buhari ve Müslim)
5-   "Kâmil mü'min, Müslümanların dilinden ve elinden sâlim olduğu kimsedir."
(S. Buhari ve Müslim)
Hicrî:7 Recep 1435   •Fazilet Takvim



5 Mayıs 2014 Pazartesi

HELÂLİNDEN KAZANMAK



Hadîs-i Şerîf:
 "Allâhü Teâlâ, kulunu helâl rızık uğrunda yorulmuş görmeyi sever."
(Hadîs-i Şerîf, Feyzü 'l-Kadîr)
Hicrî:6 Recep 1435   •Fazilet Takvim

HELÂLİNDEN KAZANMAK HER MÜSLÜMANA FARZDIR


Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:
"İbâdet on kısımdır, dokuzu helalinden kazanmaktır."
"Kim kırk gün helâlinden yerse Allâhü Teâlâ onun kalbini nurlandırır, kalbinden lisanına hikmet pınarları akıtır."
"Bir kimse, içinde bir dirhemi haram olan on dirhemlik bir elbise alsa, -o elbise üzerinde oldukça- Allâhü Teâlâ namazını kabûl etmez."
"Haram ile beslenen her vücûda layık olan ateştir."
"Allâhü Teâlâ malı nerden kazandığına aldırmayan kimsenin kıyâmet gününde nereden cehenneme düştüğüne bakmaz."
"Kim günah yoldan bir mal elde etse, sonra bununla sıla-i rahim yapsa yahut ondan sadaka verse veya onu Allâh yolunda harcasa Allâhü Teâlâ bunun hepsini toplar ve o kimseyle birlikte cehenneme atar."
Hz. Ebûbekir (r.a.) kölesinin kazandığı sütü içti, sonra nereden kazandığını sordu. "Bir topluluğa kâhinlik yaptım, bana bunu verdiler." deyince hemen parmağını ağzına soktu, kusmaya başladı. Kendini öyle zorladı ki ruhu çıkacak zannedildi. Sonra; "Allâh'ım, varsa damarların taşıdığından ve mideme karışandan sana istiğfâr eder, senden özür dilerim." dedi. Bu hal Resûlullâh'a (s.a.v.) bildirilince;
"Siz bilmez misiniz ki Sıddîk'ın midesine ancak helâl girer." buyurdular.
Haramdan vazgeçip tevbe eden kimsede haram, helâl karışık mal varsa bu maldan haram olanını ayırıp çıkarması lazımdır. Bir kişi zulmen, haksız olarak aldığı bir malı sahibine verir. Ölmüş ise varislerine verir. Eğer kayıp ise gelene kadar bekler. Eğer sahibi bilinmiyorsa sadaka verir veya Müslümanların faydalanacağı şeylere; mescid ve medrese gibi yerlere verir, sevabı sahibine ulaşır.
Hicrî:6 Recep 1435   •Fazilet Takvim



TEVBE VE İSTİĞFAR



Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:
 "Her derdin devası vardır. Günahların devası da istiğfardır."
(Kenzü 'l-Ummâl)
Hicrî:4 Recep 1435   •Fazilet Takvim

TEVBE VE İSTİĞFAR


Allâhü Teâlâ Hadîs-i Kudsî'de buyurdu ki:
 "Ey Âdemoğlu, muhakkak sen bana dua edip ümid ettiğin müddetce günahlarına bakmam, seni mağfiret eder; bağışlarım."
Yani seni günahların için ateşe atmam ve günahlarının çokluğuna bakmam. Zira günahlar ne kadar çok olsa yine mahduddur, sınırlıdır. Cenâb-ı Hakk'ın affı ve mağfireti ise sonsuzdur. Yedi okyanusa karışan bir damlanın hükmü neyse Cenâb-ı Hakk'ın rahmeti yanında da öyledir.
Ancak kul hakkı bundan hariçtir. Zira kul hakkı şehitten bile affedilmemiştir. Allâhü Teâlâ hasımları başka bir sûretle razı ederse o hariç. Lâkin kâfir ve hayvan haklarında da iş zordur.
"Ey Âdemoğlu, günahların gökte bulutlar kadar olsa sonra bana istiğfar edip bağışlamamı dilesen seni mağfiret ederim."
İstiğfâr, suçun bağışlanmasını istemektir. "Allâhümmağfirlî" yahut "estağfirullâh" demek gibi.
Lâkin iyi bilmelidir ki bir kimse bir günahı işleyip tevbe etmeden bir daha işlerse günahta ısrar etmiş olur. Günahta ısrar ise büyük günahlardandır. Bu ısrar sebebiyle cezalanır.
"Ey Âdemoğlu, -şirk koşmamak üzere- bana yeryüzü dolusu günahla gelsen elbette sana yeryüzü dolusu mağfiretle gelirim."
Yani senin günahların benim rahmetimi asla aşamaz. Cenâb-ı Hakk'a ortak koşmadıktan ve ibâdetini sırf Allâh için yaptıktan sonra yerler ve gökler dolusunca günaha bakılmaz, bağışlanır. Nitekim ortak koşanın yer gök dolusu ibadeti olsa bir değeri olmaz. Zira şirk, günahların başıdır, iblisin yoludur.


BİLMECELER:.
Ben varmadan o varır, her şeyden çok yol alır? (Ses)
Ne alınır, ne satılır, ne görülür, ne tutulur, ona derler küçük ölüm, o gelince yatılır? (Uyku)
Hicrî:4 Recep 1435   •Fazilet Takvim




2 Mayıs 2014 Cuma

İHLÂS SÛRESİNİ OKUMANIN FAZİLETİ



Hadîs-i Şerîf:
 "İnsanlara hayırlı şeyleri öğrettiği halde kendisini unutan âlim, insanları aydınlattığı halde kendini yakan bir mum gibidir."
(Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu 'cemü 'l-Kebîr)

Hicrî:3 Recep 1435   •Fazilet Takvim


İHLÂS SÛRESİNİ OKUMANIN FAZİLETİ

Enes bin Mâlik (r.a.) Hazretleri anlattı:
Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) ile Tebûk'te birlikte idik. Güneş daha önce hiç görmediğimiz kadar aydınlık, nurlu ve parlak doğdu. Resûlullâh Efendimize (s.a.v.) Cebrâîl aleyhisselâm geldiğinde: "Ey Cebrâil! Güneş öyle aydınlık, nurlu ve parlak doğdu ki bundan önce böyle parlak doğduğunu görmemiş idik.Bunun sebebi nedir?" buyurdu. Cebrâîl aleyhisselâm:
"Muâviye bin Muâviye (r.a.) bugün Medîne'de vefât etti, ondandır." dedi.
Ebû Ümâme (r.a.) Hazretleri buyurdu:
Biz Tebûk'te iken Hazret-i Cebrâîl, Resûlullâh'a (s.a.v.) geldi ve: "Yâ Muhammed -aleyhisselâm- Muâviye bin Muâviye (r.a.) vefât etti. Namazına sen de hazır ol" dedi.
Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) geldi, Cebrâîl aleyhisselâm da yetmiş bin melekle indi. Sonra sağ kanadını dağlar üzerine koydu, dağlar alçaldı, sol kanadını da yer üzerine koydu, Mekke ve Medîne görünür oldu.
Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.), Cebrâîl aleyhisselâm ve melekler namazını kıldılar. Sonra Resûlullâh (s.a.v.):
"Yâ Cebrâîl! Muâviye (r.a.) bu mertebeye ne ile kavuştu?" dedi. Cebrâîl aleyhisselâm:
"Kul hüvallâhü ehad'ı sevmek ve onu ayakta, otururken, bineğindeyken, yürürken ve her hal üzere okumakla" buyurdu.

MUTFAĞIMIZ:..... Fırında Yumurtalı Ekmek


Malzemeler: 3 adet yumurta, 100 gr peynir veya lor, 10 dilim bayat ekmek, 3 adet yeşil biber, 1 adet domates, 3 yemek kaşığı tereyağı. Hazırlanışı: Üzerine tereyağı sürülen bayat ekmek dilimleri pişirme kâğıdı serilen tepsinin üzerine dizilir.

Peynir bir kabın içinde ezilir, ayrı bir kapta yumurtalar çırpılıp ilave edilir, yemeklik doğranmış domates ve biberler ile tuz, toz biber ve kekik vb. baharatlar da katılır, ekmeklerin üzerine sürülür ve 175 derecede ısıtılmış fırında üzeri kızarana kadar pişirilir.

Hicrî:3 Recep 1435   •Fazilet Takvim