7 Nisan 2014 Pazartesi

İMAM-I AZAM'DAN NASİHATLER



Hadîs-i Şerîf:
 Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: "Hakîki mücâhid, nefsine karşı cihad edendir." 
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)
Hicrî:7 Cemâziyelâhir 1435   •Fazilet Takvim

İMAM-I AZAM'DAN NASİHATLER


İmam-ı Azam Hazretleri'nin oğlu Hammad'a -eğer tatbik edilirse- dünya ve âhiret bahtiyarlığına eriştirecek vasiyetleri:
1.    Allâh'tan kork, âzâlarını günahlardan koru ve takva sahibi ol. Allâh'ın kulu olduğunu bilerek onun emirlerini yerine getir.
2.     Amel etmek için muhtaç olduğun ilmi daima tahsile çalış, cehaletten kurtul.
3.  Dinine ve dünyana faydalı olacak kimselerle arkadaşlık yap,
4.  Nefsine rıfk ve adaletle davran, zulmetme.
5.  Müslüman veya zimmî; hiç kimseye düşmanlık ve eziyet etme.
6.  Allâh'ın sana verdiği mal, mülk ve makama kanaat et.
7.  İnsanlara muhtaç olmamak için çalış.
8.  İnsanların sana hürmet nazarıyla bakmasını arzu etme.
9.  İzni olmaksızın kimsenin işine karışma.
10.   İnsanlarla karşılaştığında selâm ver; onlara az, güzel ve tatlı söz söyle; iyi insanları sev, kötü insanları idare et.
11.  Allâh'ı çok zikret ve Resûlullah'a (s.a.v.) da çok salavat getir.
13. Her gün muhakkak Kur'ân-ı Kerîm oku, sevabını Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) bağışla.
14.  Bütün sırlarını gizle.
15.  Komşuna iyilik yap ve onlardan gelen eziyetlere sabret.
16.    Ehl-i Sünnet vel-Cemaat mezhebine sımsıkı sarıl, ona göre amel et, cehalet ve dalalet ehlinden uzaklaş.
17.  Her işte niyetin daimâ halis olsun, helal yemeye gayret et.
18.   Sıhhatli iken Allâh'ın azabından korktuğun gibi onun rahmetinden de ümidini kesme ve;
19.  Ölüm hastalığında Allâhü Teâlâ'nın merhametinden ümidli ol.
Hicrî:7 Cemâziyelâhir 1435  •Fazilet Takvim




6 Nisan 2014 Pazar

CAFER-İ SÂDIK HAZRETLERİNDEN (K.S.)



Hadîs-i Şerîf;
 Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:"Âlimlere ikram ve hürmet ediniz."
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü 'l-Ummâl)
Hicrî:6 Cemâziyelâhir 1435   •Fazilet Takvim

PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.V.) BUYURDULAR:


Alimlerden başka insanların hepsi ölüdür; amel edenlerden başka, bütün alimler uykudadırlar.
Bütün amel edenler aldanmışlardır muhlisler (ihlas ile amel edenler) hariç. Muhlisler de büyük bir tehlike üzerindedirler.

CAFER-İ SÂDIK HAZRETLERİNDEN (K.S.)

"Takvâdan daha faziletli azık, sükût etmekten daha güzel bir şey, cehâletten daha zararlı bir düşman, yalandan daha büyük bir hastalık yoktur."
"Bir kardeşinden sana kötülük gelir, hakkında fenâ bir söz söylerse sakın üzülme. Şayet onun dediği doğru ise, yaptığının cezası dünyada iken verilmiş, âhirete kalmamış olur. Eğer dediği gibi değilse, çalışmadan elde ettiğin bir sevab olur."
"Kötü biriyle arkadaşlık eden belâdan kurtulamaz, kötü yerlere giden töhmet altında kalır, diline sahip olamayan pişman olur." "Bir kimse sahip olduğu malının ve hoşuna giden şeylerin devamlı olmasını isterse "mâşâallâh lâ kuvvete illâ billâh" desin." "İbâdetler ancak tevbe ile kabul olunur. Zira Allâhü Teâlâ (Tevbe Sûresi, 112.) âyet-i kerîmesinde "Tevbe edenler, ibadet edenler" buyurarak önce tevbeyi sonra ibadeti zikretmiştir." Yani evvelâ küfürden sonra da günahlardan, riyâdan tevbe etmeli; sonra da ibadet ile meşgul olmalıdır; önce İslâm, sonra ibadettir.

MUTFAĞIMIZ:................ SEBZELİ KEK (7 Kişilik)
Malzemeler: 1,5 su bardağı un, 1 yumurta, 1,5 çay bardağı sıvı yağ ve süt, 1 tane orta boy soğan, 2 tane orta boy patates, 2 tane biber, 1 tane
domates, yarım kabak, 1 küçük kâse lor peyniri, 1 tutam maydanoz, kabartma tozu ve tuz.
Yapılışı: Soğan, patates, biber, kabak, maydanoz ve domates ince ve küçük küçük doğranır, tuzu atılır. Yumurta, süt, un ve kabartma tozu ile hamur hazırlanıp doğranan malzemeler ile karıştırılır. Bir tepsiye veya kek kalıbına konulur, üzerine susam serpilir. 170 derece fırında pişirilir.
Hicrî:6 Cemâziyelâhir 1435   •Fazilet Takvim



5 Nisan 2014 Cumartesi

PEYGAMBERİMİZ'İN (S.A.V.) ANNESİ HZ. ÂMİNE




Hadîs-i Şerîf:
 "Bilerek bana yalan isnat eden veya benim emrettiğim şeyi reddeden cehennemde oturacağı yere hazırlansın."
 (Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el- Mu'cemü'l-Evsat)
Hicrî:5 Cemâziyelâhir 1435   •Fazilet Takvim

PEYGAMBERİMİZ'İN (S.A.V.) ANNESİ HZ. ÂMİNE


Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) muhtereme validesi olan Hazret-i Amine Kureyş kabilesinden Zühreoğullarının ileri gelenlerinden Vehb'in kızıydı.
Kureyş kabilesi içindeki kadınlar arasında hem neseb hem de edeb bakımından bütün faziletleri kendisinde toplayan bir hanım idi. Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) muhterem babası Abdullah bin Abdülmuttalib, haseb ve neseb sahibi, şerefli bir zat idi. Peygamberlerin sonuncusu Efendimiz'in onun sulbünden geleceğine bir işaret olarak babadan oğula geçen nur onun alnında parlardı. Kureyş kadınlarından pek çoğu onunla evlenmek istedi. Bu şeref, - takdir-i ilâhi- Hazret-i Amine'ye nasib oldu.
Ne mutlu Hazret-i Amine'ye ki emsaline nasib olmayan bir meziyet ve iftihar vesilesine sahib oldu. O parlak nübüvvet nuru kendisine geçti ve iki cihan serverine hamile kaldı.
Abdullah b. Abdülmuttalib, peygamberimiz ana karnında 6 aylık iken 25 yaşında âhirete irtihal etti.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) altı yaşında iken Hz. Amine (Medine'ye yakın) Ebvâ'da hastalandı. Başucunda duran ciğerpâresinin yüzüne baktı. Sonra da şöyle dedi:
"Ey ölümden, Allâh'ın lütfu ve yardımı ile yüz deve karşılığında kurtulan zâtın oğlu! Allah, seni daima mübarek eylesin!
Eğer rüyada gördüklerim doğru çıkarsa, sen celâl ve ikram sahibi tarafından âdemoğullarına helâl ve haramı bildirmek üzere gönderileceksin!
Allah seni, milletlerle birlikte devam edip gelen putlardan, putperestlikten de esirgeyecek, alıkoyacaktır!
Her canlı varlık ölür, her yeni eskir, her yaşlanan, kocayan, zeval bulur, yok olur. Ben de öleceğim.
Fakat ebedî anılacağım. Çünkü temiz bir oğul doğurmuş, arkamda hayırlı bir yadigâr bırakmış bulunuyorum."
Hazret-i Amine, Ebvâ'da vefat etti ve oraya defnedildi. (Radıyallâhü anhâ)
Hicrî:5 Cemâziyelâhir 1435   •Fazilet Takvim



3 Nisan 2014 Perşembe

BÂYEZÎD-İ BESTÂMÎ K.S.



Hadîs-i Şerîf:
 "İlim yeryüzünden kaldırılmadan ilim öğrenmeye çalışın. Zira ilmin kaldırılması demek, âlimlerin ölüp dünyadan gitmesi demektir." 
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Dârimî)
Hicrî:4 Cemâziyelâhir 1435   •Fazilet Takvim

SULTANÜ L-ÂRİFÎN BÂYEZÎD-İ BESTÂMÎ K.S.

Silsile-i Sâdât'ın beşinci halkasını teşkil eden Ebû Yezîd (Bayezid) Tayfûr el-Bestâmî (k.s.) Hazretlerinin ismi Tayfûr, künyesi Ebû Yezîd, lakabı Sultanü'l-Arifîn, babasının ismi Isâ'dır. 188 (m. 803) senesinde -İran'ın kuzeyinde, Hazar Denizi yakınında- Bestâm şehrinde dünyaya geldi.

Bayezid-i Bestâmî (k.s.) Hazretlerinin büyük bir zat olacağının alâmeti henüz annesinin karnında iken görülmüştü. Annesi şöyle nakletmiştir: Ben oğlum Tayfûr'a hâmile olduğumda şüpheli bir şey yesem, karnımda bir ağrı olur, o şüpheli şeyi kusup çıkarıncaya kadar devam ederdi.

Bayezid-i Bestâmî (k.s.) Hazretleri, Bestâm'dan ayrıldı ve otuz sene, Şam beldelerinde ve sâir yerlerde ilim tahsil etti.
Bayezid-i Bestâmî (k.s.) Hazretleri, veli olduğunu duyduğu bir zatı ziyarete gitti. Onun, mescide gitmek üzere evinden çıktığı sırada kıble tarafına tükürdüğünü görünce ona selam bile vermeden geri döndü ve; "Resûlullâh'ın âdabından bir edebe riâyet etmeyen, o hususta kendisine güvenilmeyen kimseye velilik iddiasında nasıl güvenilir?" buyurdular.

Bayezid-i Bestâmî (k.s.) Hazretleri, 261 (m. 874) veya 264 (m. 877) senesinde vefat etti.
Türbesi Bestâm'dadır. Hatay'ın Kırıkhan ilçesi, Alaybeyli köyünde bir türbesi olup ziyaret edilmektedir.

Cismen beraber olmadığı halde üstâzının rûhâniyetiyle terbiye olunan kimseye Üveysî denilir. Bayezid-i Bestâmî (k.s.) Hazretleri Üveysîdir. Zira onu Ca'fer-i Sâdık Hazretlerinin (k.s.) rûhâniyyeti terbiye etmişdir. Buyurdular:
"Hakka vâsıl olanlar, ancak hürmete riâyet ederek vâsıl olmuşlardır. Kovulanlar da hürmeti terk ettikleri için kovulmuşlardır." "Ya olduğun gibi görün veya göründüğün gibi ol." "Kerâmet gösteren, hatta havada uçan birini görseniz Allâhü Teâlâ'nın emirlerini, yasaklarını, hududunu muhâfaza ve dini vazifeleri edâdaki halini görmedikçe ona asla îtibar etmeyin."
Hicrî:4 Cemâziyelâhir 1435   •Fazilet Takvim



SÜFYÂN-I SEVRÎ HAZRETLERİNDEN NASIHATLAR



Hadîs-i Şerîf:
 "Büyük belaya uğrayıp da sabreden kimsenin, kazanacağı sevab da büyük olur. Allâhü Teâlâ sevdiği bir topluluğu bela ve musibetle imtihan eder. (Sabredip) râzı olanlardan Allâhü Teâlâ da râzı olur; râzı olmayandan Allâhü Teâlâ da razı olmaz." 
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)
Hicrî:3 Cemâziyelâhir 1435   •Fazilet Takvim

SÜFYÂN-I SEVRÎ HAZRETLERİNDEN NASIHATLAR


"Ey kardeşim! İlmi, amel etmek için öğren. Alimlere karşı övünmek,
cahillerle münâkaşa etmek, zenginlerin yemeğinden yemek veya
fakirlerin sana hizmet etmesi için ilim öğrenme.
İlminden, ancak amel ettiğin senin lehine, amel etmediğin ise
aleyhinedir.
Zamanımızda hayır yolunda olanlar garib olur. Bundan dolayı üzülme. Rabbinin yolunda dosdoğru devam et. Eğer böyle yaparsan Allâhü Teâlâ sana yardımcı olur, Cebrâil ve sâlih mü'minler de dostun olurlar. Başkalarının ayıplarını araştırmak yerine kendi ayıplarınla meşgul ol. Ömrünü, âhiretin için değil de dünya için harcadığın zaman üzül. Sırtına yüklediğin günahlar için çok ağlarsan kurtulursun. Hayırdan ve hayır ehlinden usanma, onlardan uzaklaşma. Onlar, senin için diğer insanlardan daha hayırlıdır.
Cahillerden ve onların boş ve batıl işlerinden uzaklaş. Cahillerle dost olanlar -Allâhü Teâlâ'nın rahmetiyle korudukları hariç- kurtuluşa eremez.
Sâlihlere kavuşmak istersen, sâlihlerin amellerini işle. Dünyadan payına düşenle yetin.
Seni unutmayan Rabbini sen de unutma. Yaptığın her şeyi takip edip yazan, gizli ve açıkta seni gözetleyen Allâhü Teâlâ'nın vazifeli meleklerinden gafil olma.
Şah damarından daha yakın olan Allâhü Teâlâ'dan hayâ et. Muhtaç ve hakîr olduğunu iyi bil.
Sen bugün varsın, yarın yoksun. Ölümün geldiğini farzet. Gâfil ve cahiller gibi gaflete düşme. Kendin için çok ağla. Eğer düşünürsen gülmen için bir sebep yoktur.
Allâhü Teâlâ, "(Ey gafiller!) Siz gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz." (Necm sûresi âyet 60) buyurarak gülenleri fakat akıbeti için ağlamayı terk edenleri yermiştir.
Hicrî:3 Cemâziyelâhir 1435   •Fazilet Takvim



2 Nisan 2014 Çarşamba

REBÎ BİN HUSEYM (R.A.)



Hadîs-i Şerîf:
 Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: "Mü'mine zarar veren ve onu aldatan mel'undur." 
Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî
Hicrî:2 Cemâziyelâhir 1435   •Fazilet Takvim

TÂBİÎN'DEN REBÎ BİN HUSEYM (R.A.) BUYURDU:


•      "Allâh'ın rızâsı olmayan her şey izmihlâle (yok olmaya) mahkûmdur."
•  "Sizler hastalığı, ilacı ve şifayı bilir misiniz?
Hastalık günahlardır, ilaç istiğfârdır, şifâ ise tevbe edip bir daha günaha asla dönmemektir."
•   "Konuştuğunda Allâh'ın seni işittiğini hatırla. Bir işe kalkışacağında Allâh'ın seni bildiğini hatırla. Bir tarafa baksan Allâh'ın da sana baktığını bil. Bir şeyler düşündüğünde Allâh'ın fikrini senden iyi bildiğini bil.
Zira Allâhü Teâlâ -meâlen- "Bir de hiç bilmediğin bir şey'in ardınca gitme, çünkü kulak, göz, gönül, bunların her biri ondan mes'ûl bulunuyor. (îsrâ sûresi, âyet 36)" buyurmuştur.
•  Hazret-i Rebî' sakalları ıslanıncaya kadar ağlar ve şöyle derdi:
"Bir topluluğa -yani Ashâb-ı Kirâm'a- yetiştik ki onların yanında biz hırsızlar gibiyiz."
•    Hz. Hüseyin'in şehîd olduğu haberi kendisine bildirilince "İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râci'ûn"(*) dedikten sonra:
"De ki: Ey gökleri ve yeri yaradan ve gizli ve âşikârı bilen Allâh'ım! Kullarının arasında o ihtilâf edip durdukları şeyler hakkında sen hüküm vereceksin." meâlindeki Zümer sûresinin, 46. âyetini okudu. Bir adam sen bu işe ne dersin deyince;
"Ne diyeyim, herkes Allâh'ın huzûruna gidecek, Allâh da onların hesâbını görecektir." buyurdu.
•  Onun gece hiç uyumadığını ve devamlı ağladığını gören annesi; "Ey oğul, sen her halde birini öldürdün" der. "Evet" deyince "Kimi öldürdünse ailesine gidelim de ne lazım geliyorsa yapalım. Eğer onlar senin bu halini görseler sana acır, affederlerdi" der. Rebî' de; "Anneciğim, ben nefsimi öldürdüm." demiştir.
(*) "...muhakkak biz Allâh'ın kullarıyız ve nihayet ona döneceğiz."
(Bakara sûresi, âyet 156)
Hicrî:2 Cemâziyelâhir 1435   •Fazilet Takvim




KİM ÖLÜRSE ONUN KIYÂMETİ KOPMUŞTUR"



Hadîs-i Şerîf:
 "İnsanlar, mescitler(in binası, zineti) ile birbirine karşı övünmedikçe kıyâmet kopmaz." 
(Hadîs-i Şerîf, S. Ebû Dâvûd)

Hicrî:1 Cemâziyelâhir 1435   •Fazilet Takvim

"KİM ÖLÜRSE ONUN KIYÂMETİ KOPMUŞTUR"


Ahiret âlemi başlamadan evvel, bütün insanların ve dünyanın başına bir kıyâmet kopacaktır.
İsrafil aleyhisselam Sûr'a üfürecek, bundan çıkacak müthiş bir ses ile bütün hayat sahipleri ölecek, her şey altüst olacaktır. Malumdur ki, ara sıra yer sarsıntıları, su basmaları, yanar dağların patlamaları, yıldırımların düşmesi ve yerlerin çökmesi gibi birtakım hadiseler sebebiyle yeryüzünde korkunç ve büyük felâketler meydana gelmektedir. Bunlardan her biri, Allâhü Teâlâ'nın kudretinin, aza­
metinin bir alametidir. İşte yeryüzünde, göklerde bir umûmi kıyâmetin kopması da, İsrafil aleyhisselamın Sûr'unun korkunç sesi ile olacaktır. Bütün âlemlerdeki düzen ancak Allâhü Teâlâ'nın bir eseridir, onun kudretinin bir alametidir. Allâhü Teâlâ bu nizamı ve intizamı bir an için olsun ortadan herhangi bir sebeple kaldırınca, bütün varlıklar derhal altüst olur, yaratılmışların yaşamasına imkân bulunmaz olur. İşte bu umumî kıyâmettir. Bunun kopacağı zamanı ancak Allâhü Teâlâ bilir.
Resûlullâh sallallâhü aleyhi vesellem Efendimiz "Yeryüzünde Allah Allah denilmeyeceği bir zamana kadar kıyâmet kopmaz."
buyurdular. (Tirmizî)
Yeryüzünde kâmil iman ile Allah Allah diyenler mevcut oldukça yani Allâhü Teâlâ'nın adı zikredildikçe kıyâmet kopmayacaktır. Fakat beşeriyet bütün dinî duygulardan mahrum, Allâhü Teâlâ'yı inkâra cüret edip artık Allâhü Teâlâ'nın mukaddes ismini yâd edecek kimseler kalmadı mı umumî bir kıyâmet kopar, herkes kendi amelinin cezasına kavuşur.
Resûlullâh sallallâhü aleyhi vesellem Efendimiz: "Biriniz öldüğü zaman, kıyâmeti kopmuş demektir. (Öyleyse) Allâhü Teâlâ'ya onu görüyormuşsunuz gibi ibâdet edin ve her an ona istiğfârda bulunun." buyurmaktadır. (Kenzü'l-Ummâl)
Hicrî:1 Cemâziyelâhir 1435   •Fazilet Takvim