5 Nisan 2014 Cumartesi

PEYGAMBERİMİZ'İN (S.A.V.) ANNESİ HZ. ÂMİNE




Hadîs-i Şerîf:
 "Bilerek bana yalan isnat eden veya benim emrettiğim şeyi reddeden cehennemde oturacağı yere hazırlansın."
 (Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el- Mu'cemü'l-Evsat)
Hicrî:5 Cemâziyelâhir 1435   •Fazilet Takvim

PEYGAMBERİMİZ'İN (S.A.V.) ANNESİ HZ. ÂMİNE


Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) muhtereme validesi olan Hazret-i Amine Kureyş kabilesinden Zühreoğullarının ileri gelenlerinden Vehb'in kızıydı.
Kureyş kabilesi içindeki kadınlar arasında hem neseb hem de edeb bakımından bütün faziletleri kendisinde toplayan bir hanım idi. Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) muhterem babası Abdullah bin Abdülmuttalib, haseb ve neseb sahibi, şerefli bir zat idi. Peygamberlerin sonuncusu Efendimiz'in onun sulbünden geleceğine bir işaret olarak babadan oğula geçen nur onun alnında parlardı. Kureyş kadınlarından pek çoğu onunla evlenmek istedi. Bu şeref, - takdir-i ilâhi- Hazret-i Amine'ye nasib oldu.
Ne mutlu Hazret-i Amine'ye ki emsaline nasib olmayan bir meziyet ve iftihar vesilesine sahib oldu. O parlak nübüvvet nuru kendisine geçti ve iki cihan serverine hamile kaldı.
Abdullah b. Abdülmuttalib, peygamberimiz ana karnında 6 aylık iken 25 yaşında âhirete irtihal etti.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) altı yaşında iken Hz. Amine (Medine'ye yakın) Ebvâ'da hastalandı. Başucunda duran ciğerpâresinin yüzüne baktı. Sonra da şöyle dedi:
"Ey ölümden, Allâh'ın lütfu ve yardımı ile yüz deve karşılığında kurtulan zâtın oğlu! Allah, seni daima mübarek eylesin!
Eğer rüyada gördüklerim doğru çıkarsa, sen celâl ve ikram sahibi tarafından âdemoğullarına helâl ve haramı bildirmek üzere gönderileceksin!
Allah seni, milletlerle birlikte devam edip gelen putlardan, putperestlikten de esirgeyecek, alıkoyacaktır!
Her canlı varlık ölür, her yeni eskir, her yaşlanan, kocayan, zeval bulur, yok olur. Ben de öleceğim.
Fakat ebedî anılacağım. Çünkü temiz bir oğul doğurmuş, arkamda hayırlı bir yadigâr bırakmış bulunuyorum."
Hazret-i Amine, Ebvâ'da vefat etti ve oraya defnedildi. (Radıyallâhü anhâ)
Hicrî:5 Cemâziyelâhir 1435   •Fazilet Takvim



3 Nisan 2014 Perşembe

BÂYEZÎD-İ BESTÂMÎ K.S.



Hadîs-i Şerîf:
 "İlim yeryüzünden kaldırılmadan ilim öğrenmeye çalışın. Zira ilmin kaldırılması demek, âlimlerin ölüp dünyadan gitmesi demektir." 
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Dârimî)
Hicrî:4 Cemâziyelâhir 1435   •Fazilet Takvim

SULTANÜ L-ÂRİFÎN BÂYEZÎD-İ BESTÂMÎ K.S.

Silsile-i Sâdât'ın beşinci halkasını teşkil eden Ebû Yezîd (Bayezid) Tayfûr el-Bestâmî (k.s.) Hazretlerinin ismi Tayfûr, künyesi Ebû Yezîd, lakabı Sultanü'l-Arifîn, babasının ismi Isâ'dır. 188 (m. 803) senesinde -İran'ın kuzeyinde, Hazar Denizi yakınında- Bestâm şehrinde dünyaya geldi.

Bayezid-i Bestâmî (k.s.) Hazretlerinin büyük bir zat olacağının alâmeti henüz annesinin karnında iken görülmüştü. Annesi şöyle nakletmiştir: Ben oğlum Tayfûr'a hâmile olduğumda şüpheli bir şey yesem, karnımda bir ağrı olur, o şüpheli şeyi kusup çıkarıncaya kadar devam ederdi.

Bayezid-i Bestâmî (k.s.) Hazretleri, Bestâm'dan ayrıldı ve otuz sene, Şam beldelerinde ve sâir yerlerde ilim tahsil etti.
Bayezid-i Bestâmî (k.s.) Hazretleri, veli olduğunu duyduğu bir zatı ziyarete gitti. Onun, mescide gitmek üzere evinden çıktığı sırada kıble tarafına tükürdüğünü görünce ona selam bile vermeden geri döndü ve; "Resûlullâh'ın âdabından bir edebe riâyet etmeyen, o hususta kendisine güvenilmeyen kimseye velilik iddiasında nasıl güvenilir?" buyurdular.

Bayezid-i Bestâmî (k.s.) Hazretleri, 261 (m. 874) veya 264 (m. 877) senesinde vefat etti.
Türbesi Bestâm'dadır. Hatay'ın Kırıkhan ilçesi, Alaybeyli köyünde bir türbesi olup ziyaret edilmektedir.

Cismen beraber olmadığı halde üstâzının rûhâniyetiyle terbiye olunan kimseye Üveysî denilir. Bayezid-i Bestâmî (k.s.) Hazretleri Üveysîdir. Zira onu Ca'fer-i Sâdık Hazretlerinin (k.s.) rûhâniyyeti terbiye etmişdir. Buyurdular:
"Hakka vâsıl olanlar, ancak hürmete riâyet ederek vâsıl olmuşlardır. Kovulanlar da hürmeti terk ettikleri için kovulmuşlardır." "Ya olduğun gibi görün veya göründüğün gibi ol." "Kerâmet gösteren, hatta havada uçan birini görseniz Allâhü Teâlâ'nın emirlerini, yasaklarını, hududunu muhâfaza ve dini vazifeleri edâdaki halini görmedikçe ona asla îtibar etmeyin."
Hicrî:4 Cemâziyelâhir 1435   •Fazilet Takvim



SÜFYÂN-I SEVRÎ HAZRETLERİNDEN NASIHATLAR



Hadîs-i Şerîf:
 "Büyük belaya uğrayıp da sabreden kimsenin, kazanacağı sevab da büyük olur. Allâhü Teâlâ sevdiği bir topluluğu bela ve musibetle imtihan eder. (Sabredip) râzı olanlardan Allâhü Teâlâ da râzı olur; râzı olmayandan Allâhü Teâlâ da razı olmaz." 
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)
Hicrî:3 Cemâziyelâhir 1435   •Fazilet Takvim

SÜFYÂN-I SEVRÎ HAZRETLERİNDEN NASIHATLAR


"Ey kardeşim! İlmi, amel etmek için öğren. Alimlere karşı övünmek,
cahillerle münâkaşa etmek, zenginlerin yemeğinden yemek veya
fakirlerin sana hizmet etmesi için ilim öğrenme.
İlminden, ancak amel ettiğin senin lehine, amel etmediğin ise
aleyhinedir.
Zamanımızda hayır yolunda olanlar garib olur. Bundan dolayı üzülme. Rabbinin yolunda dosdoğru devam et. Eğer böyle yaparsan Allâhü Teâlâ sana yardımcı olur, Cebrâil ve sâlih mü'minler de dostun olurlar. Başkalarının ayıplarını araştırmak yerine kendi ayıplarınla meşgul ol. Ömrünü, âhiretin için değil de dünya için harcadığın zaman üzül. Sırtına yüklediğin günahlar için çok ağlarsan kurtulursun. Hayırdan ve hayır ehlinden usanma, onlardan uzaklaşma. Onlar, senin için diğer insanlardan daha hayırlıdır.
Cahillerden ve onların boş ve batıl işlerinden uzaklaş. Cahillerle dost olanlar -Allâhü Teâlâ'nın rahmetiyle korudukları hariç- kurtuluşa eremez.
Sâlihlere kavuşmak istersen, sâlihlerin amellerini işle. Dünyadan payına düşenle yetin.
Seni unutmayan Rabbini sen de unutma. Yaptığın her şeyi takip edip yazan, gizli ve açıkta seni gözetleyen Allâhü Teâlâ'nın vazifeli meleklerinden gafil olma.
Şah damarından daha yakın olan Allâhü Teâlâ'dan hayâ et. Muhtaç ve hakîr olduğunu iyi bil.
Sen bugün varsın, yarın yoksun. Ölümün geldiğini farzet. Gâfil ve cahiller gibi gaflete düşme. Kendin için çok ağla. Eğer düşünürsen gülmen için bir sebep yoktur.
Allâhü Teâlâ, "(Ey gafiller!) Siz gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz." (Necm sûresi âyet 60) buyurarak gülenleri fakat akıbeti için ağlamayı terk edenleri yermiştir.
Hicrî:3 Cemâziyelâhir 1435   •Fazilet Takvim



2 Nisan 2014 Çarşamba

REBÎ BİN HUSEYM (R.A.)



Hadîs-i Şerîf:
 Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: "Mü'mine zarar veren ve onu aldatan mel'undur." 
Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî
Hicrî:2 Cemâziyelâhir 1435   •Fazilet Takvim

TÂBİÎN'DEN REBÎ BİN HUSEYM (R.A.) BUYURDU:


•      "Allâh'ın rızâsı olmayan her şey izmihlâle (yok olmaya) mahkûmdur."
•  "Sizler hastalığı, ilacı ve şifayı bilir misiniz?
Hastalık günahlardır, ilaç istiğfârdır, şifâ ise tevbe edip bir daha günaha asla dönmemektir."
•   "Konuştuğunda Allâh'ın seni işittiğini hatırla. Bir işe kalkışacağında Allâh'ın seni bildiğini hatırla. Bir tarafa baksan Allâh'ın da sana baktığını bil. Bir şeyler düşündüğünde Allâh'ın fikrini senden iyi bildiğini bil.
Zira Allâhü Teâlâ -meâlen- "Bir de hiç bilmediğin bir şey'in ardınca gitme, çünkü kulak, göz, gönül, bunların her biri ondan mes'ûl bulunuyor. (îsrâ sûresi, âyet 36)" buyurmuştur.
•  Hazret-i Rebî' sakalları ıslanıncaya kadar ağlar ve şöyle derdi:
"Bir topluluğa -yani Ashâb-ı Kirâm'a- yetiştik ki onların yanında biz hırsızlar gibiyiz."
•    Hz. Hüseyin'in şehîd olduğu haberi kendisine bildirilince "İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râci'ûn"(*) dedikten sonra:
"De ki: Ey gökleri ve yeri yaradan ve gizli ve âşikârı bilen Allâh'ım! Kullarının arasında o ihtilâf edip durdukları şeyler hakkında sen hüküm vereceksin." meâlindeki Zümer sûresinin, 46. âyetini okudu. Bir adam sen bu işe ne dersin deyince;
"Ne diyeyim, herkes Allâh'ın huzûruna gidecek, Allâh da onların hesâbını görecektir." buyurdu.
•  Onun gece hiç uyumadığını ve devamlı ağladığını gören annesi; "Ey oğul, sen her halde birini öldürdün" der. "Evet" deyince "Kimi öldürdünse ailesine gidelim de ne lazım geliyorsa yapalım. Eğer onlar senin bu halini görseler sana acır, affederlerdi" der. Rebî' de; "Anneciğim, ben nefsimi öldürdüm." demiştir.
(*) "...muhakkak biz Allâh'ın kullarıyız ve nihayet ona döneceğiz."
(Bakara sûresi, âyet 156)
Hicrî:2 Cemâziyelâhir 1435   •Fazilet Takvim




KİM ÖLÜRSE ONUN KIYÂMETİ KOPMUŞTUR"



Hadîs-i Şerîf:
 "İnsanlar, mescitler(in binası, zineti) ile birbirine karşı övünmedikçe kıyâmet kopmaz." 
(Hadîs-i Şerîf, S. Ebû Dâvûd)

Hicrî:1 Cemâziyelâhir 1435   •Fazilet Takvim

"KİM ÖLÜRSE ONUN KIYÂMETİ KOPMUŞTUR"


Ahiret âlemi başlamadan evvel, bütün insanların ve dünyanın başına bir kıyâmet kopacaktır.
İsrafil aleyhisselam Sûr'a üfürecek, bundan çıkacak müthiş bir ses ile bütün hayat sahipleri ölecek, her şey altüst olacaktır. Malumdur ki, ara sıra yer sarsıntıları, su basmaları, yanar dağların patlamaları, yıldırımların düşmesi ve yerlerin çökmesi gibi birtakım hadiseler sebebiyle yeryüzünde korkunç ve büyük felâketler meydana gelmektedir. Bunlardan her biri, Allâhü Teâlâ'nın kudretinin, aza­
metinin bir alametidir. İşte yeryüzünde, göklerde bir umûmi kıyâmetin kopması da, İsrafil aleyhisselamın Sûr'unun korkunç sesi ile olacaktır. Bütün âlemlerdeki düzen ancak Allâhü Teâlâ'nın bir eseridir, onun kudretinin bir alametidir. Allâhü Teâlâ bu nizamı ve intizamı bir an için olsun ortadan herhangi bir sebeple kaldırınca, bütün varlıklar derhal altüst olur, yaratılmışların yaşamasına imkân bulunmaz olur. İşte bu umumî kıyâmettir. Bunun kopacağı zamanı ancak Allâhü Teâlâ bilir.
Resûlullâh sallallâhü aleyhi vesellem Efendimiz "Yeryüzünde Allah Allah denilmeyeceği bir zamana kadar kıyâmet kopmaz."
buyurdular. (Tirmizî)
Yeryüzünde kâmil iman ile Allah Allah diyenler mevcut oldukça yani Allâhü Teâlâ'nın adı zikredildikçe kıyâmet kopmayacaktır. Fakat beşeriyet bütün dinî duygulardan mahrum, Allâhü Teâlâ'yı inkâra cüret edip artık Allâhü Teâlâ'nın mukaddes ismini yâd edecek kimseler kalmadı mı umumî bir kıyâmet kopar, herkes kendi amelinin cezasına kavuşur.
Resûlullâh sallallâhü aleyhi vesellem Efendimiz: "Biriniz öldüğü zaman, kıyâmeti kopmuş demektir. (Öyleyse) Allâhü Teâlâ'ya onu görüyormuşsunuz gibi ibâdet edin ve her an ona istiğfârda bulunun." buyurmaktadır. (Kenzü'l-Ummâl)
Hicrî:1 Cemâziyelâhir 1435   •Fazilet Takvim



31 Mart 2014 Pazartesi

ANAYA HİZMETİN EHEMMİYETİ



Hadîs-i Şerîf:
 "Üç duâ vardır ki, bunlar kabul edilir, bunda hiç şüphe yoktur: Mazlumun duâsı, yolcunun duâsı ve (ana ve) babanın evladına duâsı."
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)
Hicrî:30 Cemâziyelevvel 1435   •Fazilet Takvim

ANAYA HİZMETİN EHEMMİYETİ


Silsile-i Sâdât'ın altıncı halkası Ebu'l-Hasan Harkânî (k.s.) Hazretleri anlattılar:
İki kardeş vardı. Aralarında anlaşmışlar: Bir gece birisi annesine hizmet edip diğeri ibadetle meşgul olacak, diğer gecede hizmet eden ibadetle, ibadet eden de annesine hizmetle meşgul olacaktı. Bir gece kardeşlerden biri Allâhü Teâlâ'ya ibadetle meşgul olmuş ve bu ibadetinden çok büyük manevi lezzet duymuş, ertesi gece kardeşinden ibadet sırasını kendisine vermesini istemiş, kardeşi de kabul etmiş. O gece yine ibadetle meşgul iken secdede uyuyakalmış. Rüyasında:
"Allâhü Teâlâ kardeşini bağışladı. Onun bereketine seni de bağışladı." diye bir ses işitmiş.
"Yâ Rabbi! Ama ben sana hizmet ediyorum, kardeşim ise anneme hizmet ediyor, demiş.
"Evet, sen hizmete ihtiyacı olmayana hizmet ediyorsun, kardeşin ise hizmete muhtaç olan annene hizmet ediyor." denilmiş.
Hicrî:30 Cemâziyelevvel 1435   •Fazilet Takvim



İMÂM A'ZAM HAZRETLERİNİN KOMŞULUĞU



Hadîs-i Şerîf:
 "Cebrâil (as.) komşu (hakkı) husûsunda bana o kadar tavsiyede bulundu ki, komşuyu komşuya vâris kılacak zannettim."
(Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh)
Hicrî:29 Cemâziyelevvel 1435   •Fazilet Takvim

PEYGAMBER EFENDİMİZİN MUCİZELERİ


Ay, parmağının işareti ile bölünüp iki parça oldu. Güneş, batmışken, duasıyla geri dönüp, gökyüzünde göründü. Beşikteki çocuk, O'nun Peygamber olduğunu haber verdi. Burak isimli binekle Mi'rac'a gitti, yedi kat gökleri, melekûtu, Arşı, Kürsîyi seyretti, perdeleri aştı, Sidretü'l-müntehaya ve Tuba ağacına ulaştı, Kâbe Kavseyn ve ev edna makamlarına ulaştı. Allâhü Taâlâ'yı baş gözü ile gördü, O'nunla çok konuştu. Sonra geri döndü. Bütün bunlar, gecenin birinci veya ikinci veya üçüncü yarısında olmuştur.


İMÂM A'ZAM HAZRETLERİNİN KOMŞULUĞU

İmâm A'zam Hazretlerinin Kûfe'de ayakkabıcılık yapan bir komşusu vardı. Akşama kadar işinde çalışır, akşam olup evine dönerken et veya balık getirip pişirir ve şarap içer sarhoş olunca da yüksek sesle; Beni zayi ettiler, harcadılar. Daha nice gençleri harcadılar, derdi.
Uyuyuncaya kadar hem içer hem de bunu tekrar ederdi. İmâm A'zam Hazretleri, her zaman bütün gece namaz kılar, ibadetle meşgul olurken, onun sesini de duyardı. Bir gece onun sesini duyamayınca sordu. Bir kaç gün önce zabıtalar onu alıp götürdü, hapse attı dediler.
İmâm A'zam Hazretleri ertesi gün sabah namazını kıldıktan sonra emîrin huzuruna çıktı. Emir, hürmetle karşıladı. İhtiyacınız nedir? diye sordu.
İmâm A'zam Hazretleri benim ayakkabıcı bir komşum vardı. Zabıtalar birkaç gün önce onu hapse atmışlar, dedi. Emîr derhal serbest bırakılmasını ve onun tevkif edildiği geceden bu yana herkesin de bırakılmasını emretti.
İmâm A'zam Hazretleri önde, komşusu da arkasında yürüyerek döndüler. İmâm A'zam Hazretleri; "Biz seni zayi ettik." dedi. Genç;
"Hayır, bilakis siz beni kollayıp gözettiniz. Komşu hakkına riayet ettiğiniz ve koruduğunuz için Allâhü Teâlâ sizi hayırla mükâfatlandırsın." diye dua etti ve tevbe edip hatalarından vazgeçti.
Hicrî:29 Cemâziyelevvel 1435   •Fazilet Takvim