4 Ocak 2014 Cumartesi

CEHENNEMDEN KURTULAN FIRKA



Hadîs-i Şerîf:
 "Ümmetim dalâlet üzerine toplanmaz. İslam cemaati Allâhü Teâlâ'nın muhafazasındadır. Kim İslam cemaatinden ayrılırsa cehenneme ayrılmış olur." 
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)
Hicrî:2 Rabiülevvel 1434   •Fazilet Takvim

CEHENNEMDEN KURTULAN FIRKA: EHL-İ SÜNNET VEL-CEMÂ'AT


Peygamber Efendimiz aleyhissalâtü vesselam yirmi üç sene İslam dinini tebliğ edip yaydılar. Hicretin on birinci senesinde, âhireti teşrif buyurdular. Sonra, Ebû Bekr-i Sıddîk radıyallahü anh halîfe oldu ve Hulefâ-i Râşidîn devri başladı.
Hulefâ-i Râşidîn devri, otuz senedir. Bu otuz sene Peygamberimiz aleyhisselâm zamanı gibi güzel geçti. Bu dört halifeden sonra, Müslümanlar arasında, bid'atler ve yanlış yollar meydana çıkarak, nice kimseler doğru yoldan ayrıldı. Yalnız, Ashâb-ı Kirâmın izinde gidenler kurtuldu ki, bunlara "Ehl-i sünnet vel-cemâ'at" denir. Doğru yol, yalnız budur. Ehl-i sünnet âlimlerinin gösterdiği yol Peygamber Efendimizin (s.a.v.) ve Ashâb-ı Kiram'ın gittiği doğru yoldur. Ehl-i sünnetin amelde dört mezhebi vardır:
Birincisi, Hanefi mezhebi olup, İmâm-ı A'zam Ebû Hanîfe rahmetullahi aleyh mezhebidir.
İkincisi, Mâliki mezhebi olup, İmâm Mâlik bin Enes rahmetullahi aleyh mezhebidir.
Üçüncüsü, Şâfi'î mezhebi olup, İmâm Muhammed bin İdrîs Şâfi'î rahmetullahi aleyh mezhebidir.
Dördüncüsü Hanbelî mezhebi olup, Ahmed bin Hanbel rahmetullahi aleyh mezhebidir.
Bu dört mezheb, i'tikâdca, birbirinden ayrı değildir. Hepsi Ehl-i sünnet mezhebinde olup, inançları, dinlerinin temeli birdir.
Ehli sünnetin amelde en büyük imamı; İmâm-ı A'zam Ebû Hanîfe rahmetullahi aleyh fıkıh bilgilerini topladığı gibi Resûlullah'ın sallallahü aleyhi ve sellem ve Ashâb-ı Kiram'ın (radıyallahu anhüm) bildirdiği i'tikâd, îmân bilgilerini de topladı ve yüzlerce talebesine bildirdi. Hz. İmâm-ı A'zam'ın talebesi İmâm Muhammed'in talebelerinden Ebû Bekr Cürcânî ve onun talebelerinden Ebû Nasr İyâd ve onun talebesi Ebû Mansûr Mâtürîdî Hz.'leri İmâm-ı A'zam'dan gelen kelâm bilgilerini kitaplara yazdı.
İmam Mâturîdî ile Ebu'l-Hasen Eş'arî Hazretleri, Ehl-i Sünnetin i'tikâdda mezheb imamlarıdır. Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellemin medih buyurduğu İslâm âlimleri ve binlerce evliyanın hepsi bildiriyor ki, Cehennemden kurtulacağı müjdelenen tek fırka, Ehl­i sünnet vel-cemâ'attir. (A. Cevdet Paşa, Malumat-ı Nafia)
Hicrî:2 Rabiülevvel 1434   •Fazilet Takvim



2 Ocak 2014 Perşembe

DİNİN TEMELİ



Hadîs-i Şerîf:
 "Kim amelinde ve itikadında ihlaslı olduğu halde Lâ ilâhe illallah Muhammedun Resûlullah; yani; Allâh'tan başka ilah yoktur, Muhammed Resûlullah'tır; Allâhü Teâlâ'nın peygamberi'dir' derse cennete girer.
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhârî)
Hicrî:1 Rabiülevvel 1434   •Fazilet Takvim

DİNİN TEMELİ: KELİME-İ ŞEHÂDET


Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:
Kıyâmet günü ümmetimden bir kişi bütün mahşer halkının duyacağı yüksek bir sesle çağrılır ve doksan dokuz sicil (yani büyük defter) açılır. Her bir defter gözün görebildiği yer kadar geniş ve uzundur. Allâhü Teâlâ ona
"Bu defterlerde bulunan (günahlardan) bir şeyi inkâr eder misin?" diye sorar. Kul, 'Hayır, yâ Rabbi,' der.
"Kirâmen Kâtibîn meleklerim sana zulmettiler mi?" diye sorar. Kul, 'Hayır, yâ Rabbi,' der.
Allâhü Teâlâ yine, "Bu günahlara karşılık olacak bir sevabın var mı?" diye sorar. Kul, korkar ve "Hayır" der. Allâhü Teâlâ: "Muhakkak senin, bizim nezdimizde büyük bir sevabın vardır ve bu gün sana asla zulüm edilmeyecektir," buyurur. "Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh" (kelime-i şehadeti) yazan bir kâğıt çıkarılır. Kul:
'Yâ Rabbi, bu doksan dokuz defterin yanında bu kâğıdın ne kıymeti olur?' deyince
'Hayır. Bugün sana zulüm olunmayacaktır.' buyurulur. Sonra doksan dokuz defter terâzinin bir kefesine, üzerinde kelime-i şehâdet yazan
kâğıt diğer kefeye konur. Günahların yazılı olduğu defterler hafif, kelime-i şehâdetin yazılı olduğu kâğıt ağır gelir." (Sünen-i îbn-i Mâce)

RABBİM ALLAH (C.C.), NEBİM MUHAMMED MUSTAFA (S.A.V.)
Hudâ Rabb'im, nebîm hakkâ Muhammed'dir Resûlullâh;1
Hem İslâm Dînidir dînim, kitâbımdır Kelâmullâh.2
Akâid içre Ehl-i Sünnet oldu mezhebim hakkâ,3
Amelde Bû Hanîfe mezhebidir mezhebim vallâh.4
1) Rabb'im Allâhü Teâlâ, Peygamberim Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.),
2) Dinim îslâm Dini, Kitabım Kur 'ân-ı Kerîm 'dir,
3) Îtikadda mezhebim Ehl-i Sünnet vel Cemaat:,
4) Amelde mezhebim Hanefî mezhebidir.
(Erzurumlu îbrahim Hakkı Hazretlerinin ehl-i sünnet itikadını manzum olarak yazdığı "Huda Rabbim" kasidesinden...)
Hicrî:1 Rabiülevvel 1434   •Fazilet Takvim


1 Ocak 2014 Çarşamba

BESMELENİN FAZÎLETİ



Hadîs-i Şerîf:
 "Bismillâhirrahmânirrahîm ile başlanmayan her (meşrû' ve mübâh olan) iş bereketsizdir.
(Hadîs-i Şerîf, Suyûtî, el-Câmiu 's-Sağîr)
Hicrî:29 Safer 1434   •Fazilet Takvim

BESMELENİN FAZÎLETİ


Müslüman, bir işe başlarken besmele çeker ki; "Ben bu işi kendim için değil, Allah nâmına, onun emriyle ve ancak onun için yapıyorum." demiş olur.
Peygamber Efendimiz (sav), 'Bismillâhirrahmânirrahîm' düstûrunu her hayırlı işin anahtarı olarak ihsan etmiş ve bu edeb ve terbiyeyi, bütün ümmetin mühim işleri ve ihtiyaçlarının evvelinde uyacakları bir sünnet-i seniyye kılmıştır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:
•     "Cebrâil (as.) bana vahiy getirdiğinde ilk indirdiği şey 'Bismillâhirrahmânirrahîm'dir."
•    "Bir vartaya (içinden çıkılması zor bir vaziyete) düştüğünde 'Bismillâhirrahmânirrahîm, lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil- aliyyil-azîm' de. Çünkü Allâhü Teâlâ, bundan dolayı o kimseyi -dilerse-her türlü belâdan korur." (Ed-Dürrü 'l-Mensur)
Hicrî:29 Safer 1434   •Fazilet Takvim



24 Aralık 2013 Salı

ENDERÛN ADABI



Hadîs-i Şerîf:
 Kim soğan, sarımsak ve pırasa yerse (ağzında bunların kokusu olduğu halde) bizim mescidimize yaklaşmasın. Zira melekler de insanların rahatsız olduğu şeylerden rahatsız olurlar.” 
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)
Hicrî:20 Safer 1434   •Fazilet Takvim

ENDERÛN ADABI


Osmanlı Devletinde İdârî ve askerî kadronun yetiştirildiği Enderun mektebinde tenbih edilen adaba uygun olmayan bazı hal ve hareketler:
• Büyüklerin huzurunda, topluluk içinde burnunu, kulağını veya dişlerini temizlemek,
• Soğan, sarımsak, pastırma gibi yiyeceklere çok fazla rağbet etmek,
• Büyüklerden ve ihtiyarlardan evvel yemeğe başlamak ve yemeği, etrafındakileri nefret ettirecek şekilde yemek; gözü başkalarının yemeğinde olmak; elini sofraya silkmek ve ekmek kırıntılarını döküp dağıtmak; yemek esnasında geğirmek ve yemekten sonra elini ve ağzını layıkıyla temizlememek,
• Arkadaşlarının yanında kaşınmak ve silkinmek, çamaşırlarını geç değiştirmek ve üstünü başını kirletmek; elbiselerini güzelce kullanmayıp kırışık, buruşuk, yırtık ve perişan bir halde giyinmek.
• Kadınlara mahsus renk ve şekilde elbiseler giymek,
• Uluorta tırnaklarını kesmek, (Perşembe veya Cuma günlerinde ve tenha bir mahalde keser),
• Bu âlemin faniliğini unutup gurur ve kibre kapılmak,
• İftira, yalan ve mübalağalı söz söylemek,
• Laubali ve edebe aykırı hareket etmek,
• Birbiriyle sohbet esnasında kötü ve fena sözler sarf etmek; edepsiz bir lisan ile arkadaş yahut hizmetçiyi veya her kim olursa olsun hiç icap etmediği halde azarlayarak onu hakir ve zelil görmek,
• Düşünmeden ağzına geleni söylemek ve sert muamelede bulunmak,
• Vefasızlık, dikkatsizlik, hak bilmezlik, kabalık, insaniyetsizlik, cimrilik, münafıklık ve hasetçilik etmek,
Bunlar adaba uygun değildir.
• Abdest, yemek ve ayak havlularını her gün,  olmazsa iki günde bir mutlaka değiştirmeli.
• Memuriyete nail olunursa, ihtiyaç sahiplerine elden gelen yardımı yapmakta kusur etmemelidir.
Hicrî:20 Safer 1434   •Fazilet Takvim


Hadîs-i Şerîf:
 Evlerinizde Kur’ân-ı Kerîm’i çok okuyunuz. Zira içinde Kur’ân-ı Kerîm okunmayan evin hayrı az, şerri çok olur ve içindekilere de rızık darlığı olur.” 
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Dârekutnî)
Hicrî:21 Safer 1434   •Fazilet Takvim

ENDERÛN ADABI


Osmanlı devletinde idârî ve askerî kadronun yetiştirildiği Enderun mektebinde âdaba uygun olmadığı tenbih edilen bazı esaslar;
• Sakat ve hastalıklı olanlarla alay etmek,
• Halkı boş yere meşgul etmek,
• Herkesi kendine baktırmak için kahkaha ile gülmek,
• Tavırlarıyla, hal ve hareketiyle ve diliyle akranlarını küçük görmek,
• Arkadaşının ihtiyacı olan bir şeyi verebilmesi mümkün iken vermemek ve izinsiz olarak birisinin velev ki bir çöpünü almak,
• Arkadaşının elde edeceğini düşündüğü rızka, refaha ve sair nimetlere bizzat veya vasıta ile gizli veya aşikâr mâni olmak,
• İşlerinde ihmalkârâne davranmak,
• Arkadaşına ait elbise ve benzeri eşyalara hırsla göz dikmek ve haset etmek,
• Hocalarına, yaşlılara ve ilim erbabına saygısızlık etmek, haysiyet ve insaniyet dairesi dışında atıp-tutmak,
• Kibirlenmek, itibar elde etmek için sahip olmadığı sıfatları kendine mal edip halkı aldatmaya çalışmak,
• İnsanlık vakar ve ağırbaşlılığına hiç yakışmayacak şekilde yüzsuyu dökmeye tenezzül etmek,
• Maddi imkânı olmadığı halde zenginmiş ve refah içindeymiş gibi görünmek için borçlanıp insanları dolandırmak,
• Tam olarak bilmediği bir hususta münakaşaya girmek,
• Fikrini isbat için inadında ısrar ederek etrafındakileri bıktırıp usandırmak,
• İnatçı bir şahsı yumuşaklıkla ikna etmeye çalışmak yerine kaba saba davranarak işi çekişme ve kavgaya vardırmak,
• Şunun bunun yürüyüşünü taklit ederek insanları hakir görmek…
Bunlar adaba uygun değildir. 
Hicrî:21 Safer 1434   •Fazilet Takvim



EVDEN ÇIKARKEN VE SOKAKTA YÜRÜRKEN



Hadîs-i Şerîf:
 “Kim evinden çıkarken “Bismillâhi tevekkeltü alellâhi lâ havle velâ kuvvete illâ billâh” derse ona ‘Bu sana yeter ve sen muhafaza edildin.’ denilir. Şeytan da o kimseden uzaklaşır.” 
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)
Hicrî:19 Safer 1434   •Fazilet Takvim

EVDEN ÇIKARKEN VE SOKAKTA YÜRÜRKEN


Evden çıkarken: “Bismillâhi tevekkeltü alellâhi, ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azîm.” demelidir.
Evden çıkarken, zilletten, dalâlete düşmekten, zulüm ve haksızlık etmekten ve cehaletten Allâhü Teâlâ’ya sığınır.
Evden çıkarken ve eve dönerken Ayetü’l-kürsîyi okur.
Başı önüne eğik bir halde, yukarıdan aşağıya iner gibi süratle yürür. Çünkü bu yürüyüş, kibirden uzaktır. Salına salına ve böbürlenerek yürümez. Çünkü bunlar, kibir alâmetidir.
İki kadın arasında yürümez. Müslümanlara eziyet veren şeyleri, yoldan kaldırır. Çünkü eziyet veren şeyleri yoldan kaldırmanın sevabı çoktur.
Yüksek binaların altından geçerken süratli yürür. Zîra böyle yerler tehlikeli olabilir.
Çarşı ve pazarlarda gözünü haram ve çirkin şeylerden sakınır, eziyet veren şeyleri yoldan kaldırır, selâm verenin selâmını alır, yardım isteyen mazlumlara yardım eder, yolunu kaybedene yol gösterir, bir şey bulursa, “Bir şey kaybedeni duyarsanız bana gelsin.” diye seslenip sahibini bulmaya çalışır.   (Şir’atü’l-İslam, Fazilet Neşriyat)

BU DÜNYAYA GELEN GİDER
Bu dünyaya gelen gider ki kalmaz canlı hiç kimse
Dahi yevm-i kıyâmette ider emvat-ı ba’s Allah.
Verirler defter-i âmâlini her âdemin anda
Kiminin sağ eline, kimine soldan maâzallah.
Kitabıyla hesabı var Hüdâ’nın rûz-ı mahşerde
Sorarlar herkesin ef’âl u akvalin bi-emrillah.
Kebâirle sağâir ehline ol gün şefaatler
Ederler enbiyâ ve ehl-i ilm u evliyâullâh.
Girecek cennete mü’minler anda çok bulup nimet
Görürler şüphesiz anda niteliksiz cemâlullâh.
                                   (Erzurumlu İbrahim Hakkı)
Hicrî:19 Safer 1434   •Fazilet Takvim


20 Aralık 2013 Cuma

BİR ANANIN KIZINA ÖLMEZ NASİHATI



Hadîs-i Şerîf:,
 Hz. Âişe (r.anhâ) “Yâ Resûlallâh! Kadın üzerinde hakkı en büyük olan kimdir?” dedi. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Kocasıdır” buyurdular. “Erkeğin üzerinde hakkı en çok olan kimdir?” diye sordu. “Annesidir” buyurdular.” 
 (Hadîs-i Şerîf, Hâkim, el-Müstedrek)
Hicrî:17 Safer 1434   •Fazilet Takvim

BİR ANANIN KIZINA ÖLMEZ NASİHATI


Rabîa kabilesinden Ümâme binti’l-Hâris, kızı Ünâs'ı evlendirdiğinde ona şöyle nasihat etmiştir:

“Bak yavrum, bir kimseye nasihat ve tavsiye, eğer o kimsenin edeb ve terbiyesine, asıl haysiyetine dayanılarak terkedilmek gerekseydi benim de şimdi sana tavsiyelerde bulunmama ihtiyaç olmazdı.
Nasîhat ve tavsiye, bilene hatırlatmak, bilmeyene anlatmaktır ve herkes için faydalıdır.
• Kızım, eğer bir kız, ana-babasının servet ve zenginliğinden dolayı kocaya muhtaç olmasaydı herkesten çok sen muhtaç olmazdın. Ey kızım, sen ana-babanın evinden, büyüdüğün yuvadan çıkıp, bilmediğin ve şimdiye kadar alışmadığın, ülfet etmediğin bir adamın evine gidiyorsun.
• Şimdi onun rızasını gözetip hizmetçisi gibi kendisine itaat et ki o da sana kul köle olsun; yani seni sevip hoşnut olman için gerekeni yapsın. Şimdi sana on şey söyleyeceğim. Onları unutma ve gereğince hareket et ki kocanla güzel geçinmeye muvaffak olasın:
Sana yiyecek ve giyecek her ne getirirse; onu gönülden kabul etmelisin.
Emrettiği şeyleri yapmalı, yasaklayıp yapma dediği şeyleri yapmamalı, sözünü dinleyip kendisine itaat etmelisin.
Evini ve üstünü başını temiz tutmaya dikkat etmelisin.
Görüntüsü veya kokusu hoş olmayan şeylerden kaçınmalısın.
Uyuyacağı ve yemek yiyeceği vakitleri takip etmelisin. Yani bunları hangi vakit ve saatte yapmayı alışkanlık hâline getirmişse, o vakitleri gözetip yemeğini ve yatağını hazır etmelisin.  Zira açlık insanı ateşlendirir, uykusuzluk da öfkelendirir.
Kocanın malını israf ve telef olmaktan korumalısın.
Kocanın itibârını gözetip akrabalarına değer vermelisin.
Hiçbir şeyde ona isyan ve muhalefet etmemelisin.
Sırrını kimseye ifşa etmemelisin.
Kızım, kocan kederli iken sevinçli olmaktan, ferah ve neşeli iken de kederli olmaktan sakın.”
Hicrî:17 Safer 1434   •Fazilet Takvim



RESÛLULLÂH EFENDİMİZ’İN TAVSİYELERİ



Hadîs-i Şerîf:,
Peygamberimiz “Hırsızların en kötüsü namazından çalan kimsedir.” buyurdular. Ashâb-ı Kirâm “Yâ Resûlallâh! Kişi namazından nasıl çalar?” dediler. Peygamberimiz “Rükûunu ve secdesini tam yapmaz” buyurdu. 
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)
Hicrî:16 Safer 1434   •Fazilet Takvim


RESÛLULLÂH EFENDİMİZ’İN TAVSİYELERİ


Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:
Allâhü Teâlâ, Yahya aleyhimesselâma hem kendisi amel etmek, hem de İsrail oğullarına amel etmelerini emretmek üzere, beş kelime emredince İsrailoğullarını Beytü’l-makdis'de topladı, mescidi doldurdular. Yahya aleyhisselâm, yüksekce bir yere çıkıp Allâh'a hamd ve sena ettikten sonra şöyle dedi:

Allâhü Teâlâ, amel etmem ve size de amel etmenizi emretmem için beş kelime emretti.

Onların ilki ona hiçbir şeyi ortak koşmaksızın ibâdet etmenizdir. Bunun misâli, öz malından altın veya gümüşle bir köle satın alıp kendi işinde çalıştıran bir adama benzer. Fakat köle, çalışmasının kazancını, efendisinden başkasına ödüyordur. Hanginiz, kölesinin böyle davranmasına sevinir, razı olur? Hiç şüphesiz, sizi Allâh yarattı ve rızkınızı da vermektedir. Öyle ise Allâh’a, hiçbir şeyi ortak koşmaksızın ibâdet ediniz.

İkincisi, Allah size namaz kılmanızı emretti. Namazda, yüzünüzü sağa sola çevirmeyiniz. Şüphe yok ki, yüzünü başka tarafa çevirmedikçe Allâhü Teâlâ kuluna teveccüh buyurur.

Üçüncüsü, Allah size orucu emretti. Bunun misâli: Yanında misk kesesi olduğu halde, bir topluluk içinde bulunan ve hepsi ondaki misk kokusunu duyan bir kimseye benzer. Hiç şüphesiz, oruçlunun ağzının kokusu, Allah katında, misk kokusundan daha güzeldir.

Dördüncüsü, Allah size sadakayı emretti. Bunun misâli: Düşmanın esir edip ellerini boynuna bağladıkları ve boynunu vurmak üzere yaklaştırdıkları bir kimsenin  “Canımı, elinizden kurtarmak için size bir fidye versem olmaz mı?” deyip çok az fidye ödeyerek kendisini onlardan kurtarmasına benzer.

Beşincisi, Allâh size kendisini çok zikretmenizi emretti. Bunun misâli: Düşmanın kendisini sür'atle tâkib ettiği bir kimsenin, sağlam bir kaleye gelip onun içine sığınması gibidir. İşte, insan kendisini şeytandan ancak Allâh’ı zikir ile koruyabilir..
Hicrî:16 Safer 1434   •Fazilet Takvim