13 Aralık 2013 Cuma

AHİR ZAMANDA



HADİSLERLE AHİR ZAMAN:
- İnsanların başına bir zaman gelecek ki,onlardan faiz yemeyen kalmayacak, yemese bile tozu onlara bulaşacaktır.
- Faize alışveriş ,rüşvete  hediye denilecek;tefecilik artacak, helal-haram unutulacak, "para gelsin de nerden gelirse gelsin " denilecek.
- Bir çok kişi, az bir dünyalık karşılığında dinini feda edecek.
- Hilesiz iş yapılmayacak, tacirler ve yazarlar artacak, kalem bollaşacak.
- Kişi, elbisesini sakındığı kadar dinini sakınmayacak ve fakirler de namaz kılmayacak.
- Akrabalık bağları kopacak ve selam, sadece tanıdık olanlara verilecek.
- Zenginler ticaret için, hafızlar riya ve gösteriş için hacca gidecekler.
- İmanı kalpte tutmak, kor ateşi elde tutmak kadar zor olacak, mümin sabah kafir olarak kalkacak veya bunun tersi olacak.
- Ecnebiler çoğalacak ve Müslümanlara galebe edecekler.
- Kazanç, belirli kişiler arasında dolaşacak, dar gelirliler açlık ve sıkıntıya düşecek.
- Fasıklar başa geçecek ve konuşmasını bilmeyenler, halka hitab edecekler.
- Kabirler süslenecek ve Kuran, kazanç getiren bir meta haline gelecek..
- Fitne her eve girecek ve tecrübesiz gençler başa geçecekler.
- Kuran'dan bir resim, İslam'dan bir isim, Müslüman’dan bir cisim kalacak.
- Üç şey çok kıymetlenecek: Helal para, kendisiyle amel edilen sünnet ve candan bir dost.
- Mal çoğalıp sel gibi akacak, mal sahibi malına tapacak ve tüccarların çoğu hilekâr olacak.
- Kişi karısına itaat edip anasına asi olacak ve arkadaşına yaklaşıp babasından uzaklaşacak.
- Gönüller birbirini sevmez olacak, dinde ve dünyalık işlerde muhtelif görüşler belirecek, kardeşler bile dinde ve mezhebte ihtilaf edecekler.
- İmar edilen şeyler harap edilecek, harap olanlar ise imar edilecek.
- Büyükler merhametsiz,küçükler hürmetsiz olacak. Çocukları terbiye, köpekleri terbiyeden daha zor olacak.
- İnsanlar, kötülüklerden birbirlerini sakındırmayacaklar ve iyiliği emretmeyecekler.
- Zaman kısalacak. Bir sene bir ay gibi, bir ay bir hafta gibi, bir hafta bir gün gibi geçecek. Bir günün geçmesi ise bir yaprağın yanması kadar çabuklaşacak, hiçbir şeyde bereket kalmayacaktır.
- Arap arazisinin çölleri nehirlere ve yeşilliklere kavuşacak.
- Yıldızlar (fal) doğrulanacak ve kader yalanlanacak.
- Allahü Teala(c.c.) apaçık inkar edilecek.
- Alicenaplık, izzeti ikram ve cömertlik  duyguları kaybolacak ve haklar, para karşılığında satılır hale gelecek.
- Minareler çoğalacak, camiler süslenip ziynetlenecek (kilise ve Havralar gibi) ve içlerinden yüksek sesler gelecek.
- Hainlere emin, emin olanlara hain denilecek ve "şurada emin bir insan vardır"denilecek kadar emin insan sayısı azalacak.
- Kişiye, şerrinden korkulduğu için ikramda bulunulacak. Görünüşte dost, fakat esasında düşman insan sayısı artacak, sözler hep yalan ve birbirine muhalif olacak, amir ve memur çok, doğru iş yapan az olacak.
- Köylüler şehirlere akın edecek ve ne idüğü belirsiz sığır çobanları, bina yaptırmakta birbirleriyle yarış edecekler.
- Cemaatin inancı zayıf, ibadeti taklit olacak, hafızlar çok, ama alim bulunmayacak.
- Hayırlar ve yağmurlar azalacak, depremler ve taşkınlıklar artacak.
- Zenginlere itibar edilecek, cimrilik artacak, zekat ağır bir borç olarak kabul edilecek.
- Alimler, para ve dünyalık karşılığında ilim öğretecek, ahiret ameli ile dünyalık taleb edecekler.
- Dinden gayrı hususlar için öğrenim yapılacak.
- Erkekler kendilerini kadınlara, kadınlar da erkeklere benzetecekler.
- Erkekler erkeklerle, kadınlar da kadınlarla münasebetsiz alakalar kuracak.
- Her tarafta şarkıcı ve çalgı kadınlar zuhur edecek.
- Söz kadınlarda olacak ve zina yaygınlaşacak.
- Kadınlar, saçlarını deve hörgücü gibi kabartacak sokaklarda dolaşacaklar.
- Haram işlemeyi kolaylaştıran imkanlar artacak, gençler günah işlemeye ve kötülük yapmaya çok meyledecekler.



10 Aralık 2013 Salı

KİM BİR KAVME BENZERSE ONLARDANDIR”



Hadîs-i Şerîf:
 “Bizim dışımızdakilere benzemeye yeltenen, bizden değildir.” 
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)
Hicrî:7 Safer 1434   •Fazilet Takvim

“KİM BİR KAVME BENZERSE ONLARDANDIR”



قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : " مَنْ تَشَبَّهَ بِقَوْمٍ فَهُوَ مِنْهُمْ ،


İkinci bin yılın müceddidi İmâm-ı Rabbânî (k.s.) Hazretleri buyuruyorlar ki:
“İki dîni tasdîk eden kişi şirk ehlinden sayılır.
İslâm hükümleri ile küfrü bir araya getirmeye teşebbüs eden de müşriktir. Hâlbuki küfürden teberrî etmek (uzaklaşmak) İslâm’ın şartıdır, şirk şâibesinden sakınmak tevhiddir...”
Hindûların büyük bildikleri günlere hürmet etmek, Yahûdîlerce bilinen âdetlere uymak küfrü îcâp ettirir. Nitekim bazı câhil Müslümanlar, bilhassa kadınlar, küffârın belli günlerindeki küfür merâsimini icrâ etmektedirler. Bunları, kendileri için de bayram kabul edip, kızlarının ve kardeşlerinin evlerine onlar gibi hediyeler yollarlar... Böylelikle o merâsime tam mânâsı ile îtinâ ve îtibâr ederler.
İslâmda bunların hepsi şirk ve küfürdür.” (Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî, 3 /41)
“Bir kere, bir hastanın ziyâretine gitmiştim. Ölümü yaklaşmıştı. Hâline teveccüh ettiğim zaman gördüm ki kalbi şiddetli zulmet içinde... Her ne kadar bu zulmetin kalkması için teveccüh ettiysem de kalkmadı. Çokça teveccühten sonra bilindi ki, bu zulmetler, kendisinde gizli bulunan küfür sıfatındandır. Bu sıkıntıların sebebi küfür ehlini dost edinmesindendir.
Bana mâlum oldu ki bu zulmetlerin kalkması için teveccüh etmek yerinde bir iş değildir. Zîrâ onun bu zulmetlerden temizlenmesi, küfrün cezâsı olan cehennem azâbına bağlıdır.
Ve bana mâlum oldu ki, onda zerre miktarı îmân mevcuttur ve bunun bereketiyle cehennemde ebedî kalmaktan kurtulacaktır.”
Cehennem azabı -azab ebedî olsun veya muvakkat olsun- küfür ve küfür sıfatlarına mahsustur. Muvakkat cehennem azabı küfür sıfatının, ebedî cehennem azabı ise küfrün cezasıdır. (Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî, 1/266)
Hicrî:7 Safer 1434   •Fazilet Takvim



9 Aralık 2013 Pazartesi

DÜNYA VE ÂHİRETİ İSTERSEN



Hadîs-i Şerîf:
 “Kim Allâh’a ve âhiret gününe îmân ediyorsa, komşusuna eziyet etmesin.” 
 (Hadîs-i Şerîf, Müttefekûn Aleyh)
Hicrî:6 Safer 1434   •Fazilet Takvim

EĞER DÜNYA VE ÂHİRETİ İSTERSEN


Ebu'l-Hasen eş-Şâzelî (k.s.) buyurdular: 
Eğer günahlarının az olmasını istersen aslâ istiğfarı terk etme.
İnsanların en kuvvetlisi olmak istersen Allâhü Teâlâ’ya tevekkül et.
Eğer Cenâb-ı Hakk’ın rızkına yağmur gibi bolluk vermesini dilersen dâima abdestli bulun.
Allâhü Teâlâ’nın gazabından ve azabından emîn olmak dilersen onun yarattıklarından kimseye öfkelenme.
Duânın kabûl olmasını dilersen, haramları işlemekten, faiz ve haram yemekten sakın.
Allâhü Teâlâ’nın seni halkın önünde rüsvây eylemesini istemiyorsan dilini ve namusunu muhafaza et.
Allâhü Teâlâ’nın aybını örtmesini dilersen insanların ayıblarını ört. Zîrâ Allâhü Teâlâ(nın esmâü’l-hüsnâsından biri de) “Settâr”dır ve başkalarının ayıblarını gizleyen kullarını sever.
Eğer hatâlarının affolunmasını dilersen yalnız kaldığın vakitlerde istiğfarı, huşû'u, huzû'u ve iyiliklerini artır.
Eğer sevapların büyüklerini işlemeye muvaffak olmak istiyorsan güzel ahlâk, tevazu sahibi ve belâlara karşı sabırlı ol.
Büyük günahlardan kurtulmayı istersen kötü ahlâkı ve aşırı cimriliği terk et.
Eğer Cebbâr olan Allâh’ın gazabından kurtulmak istersen gizli sadaka vermeye ve sıla-i rahim(yakın akrabanı ziyaret)e devam et.

NÜKTE: HİZMETİN KARŞILIĞI

Bayezid-i Bestamî Hazretlerinin bulunduğu bir ziyafette yemekten sonra herkesin önüne leğen ve ibrik getirildi. Fakat Bayezid-i Bestamî Hazretleri (k.s.) bir ihtiyara ibrik ve leğen getirilmediğini görünce derhal bir leğen ve ibrik getirip ihtiyarın ellerine su döker. Bir taraftan da, “Efendi! Sen gençliğinde kimseye, hususiyle ihtiyarlara hizmet etmemişmiydin ki şimdi sana da kimse hizmet etmiyor!” deyince ihtiyar:
“Bilakis, pek çok hizmet ettim: İşte bu hizmetlerimin karşılığıdır ki, sizin gibi yüce bir zat ellerime su döküyor!...” der. 
Hicrî:6 Safer 1434   •Fazilet Takvim


ALLÂH’IN BANA EMRETTİĞİ BEŞ ŞEY



Hadîs-i Şerîf:
 “Kim sabah ve yatsı namazını cemâatle kılarsa, iki berâtı olur: Biri nifaktan berât, biri de şirkten berât.” 
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ebû Hanîfe)
Hicrî:5 Safer 1434   •Fazilet Takvim

RESÛLULLÂH EFENDİMİZ (S.A.V.) BUYURDULAR


Ben sizlere Allâh’ın bana emrettiği beş şeyi emrediyorum:
1- İşitip itâat etmek,
2- Cihâd etmek,
3- Hicret etmek,
4- (Ehl-i Sünnet ve) Cemâatten ayrılmamak. Zira her kim cemâatten bir karış ayrılır da dönmezse İslâm bağını boynundan çıkarmıştır.
5- Her kim câhiliye davasına kalkışırsa o cehennemde kalanlardandır. Bir adam “Namaz kılsa ve oruç tutsa da mı?” denildi. “Namaz kılsa, oruç tutsa da. Sizler cahiliye için değil de Allâh’ın sizi Müslimîn, mü’minîn diye isimlendirdiği -İslâm- davası için mücadele ediniz.
Hicrî:5 Safer 1434   •Fazilet Takvim



İMÂM-I A’ZAM EBÛ HANÎFE (R.A.)



Hadîs-i Şerîf:
 “Nefsim yed-i kudretinde olan Allâhü Teâlâ’ya yemin ederim ki ilim Süreyya’da (Ülker yıldızında) da olsa Fars’dan bir adam (İmâm-ı Âzam) onu oradan alır.” 
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)
Hicrî:4 Safer 1434   •Fazilet Takvim

İMÂM-I A’ZAM EBÛ HANÎFE (R.A.)


İmâm-ı A’zam Hazretleri hicrî 80 senesinde dünyaya gelmiştir. Ashâb-ı Kirâm’dan Enes bin Mâlik, Câbir bin Abdullâh, Abdullah bin Ebî Evfâ, Ebu't-Tufeyl Âmir bin Vâsile ve Abdullâh bin Enîs, Vâsile bin Eska‘, Abdullâh bin Ceri' hazretlerinden hadîs rivâyet etmeye icâzet almış ve hadîs rivâyet etmişlerdir. (radıyallâhü anhüm)
İmâm-ı A’zam (rh), Tâbiîn arasından ictihâd fazîleti ile mümtâz olup Ehl-i sünnet akâidini ve fıkhını rivâyeten ve dirâyeten delilleri ile beyân edip yazmışlardır. Allâh tarafından mazhar olduğu kemâlât, zühd ve takvâsı ile imamlar arasında mümtâzdır. Yaşı 70'e ulaştığında hicrî 150'de vefât etmişlerdir.
Dînin aslî delilleri olan kitâb, sünnet, icmâ’ ve kıyâs yoluyla tesis eylediği mezhebi büyük âlimler arasında kabul görmüş ve hükümleriyle amel edilmiştir. İbrahim bin Edhem, Şakîk-ı Belhî, Ma‘rûf-i Kerhî, Bâyezîd-i Bestâmî, Fudayl bin Iyâz, Ebû Dâvûd-ı Tâî, Ebû Hâmid Leffâf, Halef bin Eyyûb, Abdullâh bin Mübârek, Vekî‘ bin Cerrâh, Ebûbekr Verrâk (rahimehümullâh) gibi evliyâ-i kirâmın onun mezhebine uymaları mezhebinin kuvvetine en büyük bir delîldir.
Derslerine en fazla devâm edenlerden Mis‘ar bin Kidâm (rh.) şöyle anlattı: İmâm-ı A‘zam Hazretleri sabah namazından sonra ilim öğretmek için oturur, yatsı namazına kadar devam ederdi. Abdestini tazelemek ihtiyacı hissetmez, yemek için de kalkmazdı. Hiç uyumazdı, ancak öğleden önce hafifçe bir ağırlık çöktüğü görülürdü.
Onu takib ettim, yatsıdan sonra insanlar dağıldığında bütün gece mescidde ibâdet etti, sabah yaklaştığında namaza hazırlanmak için evine girdi.”
İmâm-ı A’zam Hazretleri buyurdular:
"Ben Allâh’a duâ ederken anne babamdan önce hocam Hammâd’a duâ ediyorum."
İmâm-ı A’zam Hazretlerine ‘halkın sefilleri kimdir?’ diye soruldu. ‘Nimete nankörlük edenlerdir.’ buyurdu.
Hicrî:4 Safer 1434   •Fazilet Takvim

ONA YA HASETÇİLER VEYA CAHİLLER DÜŞMAN OLUR

Evliyâdan Ahmed bin Harb (rh.): “Âlimler arasında İmâm-ı A’zam, emîrler arasında halîfe gibidir.” buyurdu.
İmâm-ı A‘zam ve İmâm-ı Şâfiî (r.anhümâ) her ikisi de Ramazân-ı şerîfde altmış defa Kurân-ı Kerîm’i hatmederdi.
İmâm Ebû Yûsuf hazretlerine bir mesele sorulduğunda cevap verir ve sonra: “Bu İmâm-ı A‘zam'ın sözüdür. Kim onu kendisi ile Rabb’i arasında amelinde düstûr tutarsa dinini kurtarmış olur.” buyurdu.
Abdullâh bin Dâvûd (rh.): “İmâm-ı A‘zam aleyhine ancak iki vasıftaki insan konuşur: ya ilmine hased edendir, yahut cehaletinin bile farkında olmayan cahildir.” demiştir.
İmâm Ebû Yûsuf (rh.) “Bir evlâdım vefât etti, hemen defin işleri için birisini tayin edip İmâm-ı A‘zam hazretlerinin derslerine devam ettim. Onun dersinden bir günü kaçırmaktan korktum.” demiştir.
İmâm-ı A‘zam hazretleri Dâvûd-i Tâî’ye (rh.):
“Senin ilmini iyice sağlamlaştırdık” buyurdu. Dâvud-i Tâî; “Geriye ne kaldı.” deyince:
“Şimdi onunla amel etmek kaldı”, buyurdu. Dâvûd-i Tâî de, dünya ile kalbî alakalarını kesip ibâdetle meşgûl oldu.
Hicrî:5 Safer 1434   •Fazilet Takvim



6 Aralık 2013 Cuma

HANIMLARINIZLA GÜZEL GEÇİNİN”



Hadîs-i Şerîf:
 “Şüphe yok ki Allâhü Teâlâ kadınlara karşı iyilikte bulunmanızı sizlere emir ve tavsiye eder. Çünkü onlar(ın bazıları) sizin analarınız, kızlarınız ve teyzelerinizdir.” 
(Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr)
Hicrî:3 Safer 1434   •Fazilet Takvim

“HANIMLARINIZLA GÜZEL GEÇİNİN”


Erkek, yediği yemekten hanımına da yedirmeli, giydiğinden ona da giydirmelir. Onu terk etmemeli, onu dövmemeli, Allâhü Teâlâ kendisine çok rızık verdiği zaman, hanımının nafakasını bol vermelidir. Resûlullah’ın (s.a.v.) tavsiyesine uyarak, hanımı ile iyi geçinip, kadınları yumuşaklıkla idare etmelidir.
Büyük zatlardan biri, hanımının kötü ahlâk ve huylarına sabrederdi. Sebebi sorulduğunda, ‘Onu bırakırsam, eziyetine sabredemeyen birisi ile evlenmesinden korkuyorum,’ derdi.
Erkek, hanımına değil kendine sû-i zan edip: ‘Ben iyi olsaydım, bu kadın da iyi olurdu’ demelidir. Hanımının iyiliğini ve iffetini, Allâhü Teâlâ’nın şükrü ödenemeyen bir nimeti olarak görür. Hanımı kötü davranışlarda bulunsa da, en çok sevdiği kişinin o olduğunu hissettirecek şekilde davranır.
Hanımı fahiş bir günah işlemedikçe, bazı kusurlarını görmezlikten gelir. İnsanlar arasında onun kusurlarını yüzüne vurmaz. Onunla hep iyi geçinir. Onunla günah olmayan oyunlar oynar ve şakalar yapar.
Resûlullah (s.a.v.) hanımları ile çok iyi geçinir, onlara güzel şakalar yapardı. Peygamberimiz (s.a.v.) bu hususta herkesten ileride idi. Erkeğin hanımı ile oynaması, dinde yasak edilen, batıl, boş oyun ve eğlencelerden değildir. Bilakis bu, haktır ve dinin emridir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hanımı Âişe (r.anhâ) validemiz ile yarıştılar. İlkinde Hz. Aişe onu geçmişti. Başka bir zaman tekrar yarış yaptılar. Bu defa Resûlullah (s.a.v.) Âişe’yi (r. anhâ) geçti. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) “Ey Âişe! Bu daha önceki yarışın karşılığıdır.” buyurdu.   (Şir’atü’l-İslam, Fazilet Neşriyat)

KIT’A:
Yâdında mı doğduğun günler
Sen ağlar iken gülerdi âlem
Bir ömür sür ki, mevtin olsun
Sana hande, âleme mâtem.
Hicrî:3 Safer 1434   •Fazilet Takvim



2 Aralık 2013 Pazartesi

OSMAN GAZİ’DEN OĞLU ORHAN GAZİ’YE NASİHATLER



Hadîs-i Şerîf:
 “Evine girdiğin zaman ev halkına selâm ver ki evinin hayır ve bereketi çoğalsın.” 
(Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu’cemu’l-Kebîr)
Hicrî:29 Muharrem 1434   •Fazilet Takvim

OSMAN GAZİ’DEN OĞLU ORHAN GAZİ’YE NASİHATLER


Ey oğul, dinî vazifelere gösterdiğin ihtimam ve dikkati diğer işlerinin önünde tutmaya devam et. Zira dinin farzlarına dikkat, dinin ve devletin düzgün olmasına sebeptir.
Dininde gayreti olmayan veya dinsizliğe ve itikatsızlığa meyleden, büyük günahlardan kaçınmayıp sefâhete ve israfa dalan şahısları devlet işlerinde istihdam etme. Zira Cenâb-ı Hakk’tan korkmayan, kullarından hiç korkmaz. Büyük günah işleyende sadakat olsa, ümmeti olduğu peygamberinin sünnetine uyar.
Zulümden ve bid‘atten son derece sakın. Seni zulüm ve bid‘ate teşvik edenleri devletinden uzaklaştır. Çünkü onlar senin zevâline çalışanlardır.
Haksız yere hiçbir kimseye lâyık olmadığı muamelede bulunma, kin ve garazdan uzak dur, doğru yoldan ayrılma.
Cihâdı aslâ terk etme.
Sadakatle Cenâb-ı Hakk’ın rızasını kazanmak için ömrünü harcayan devlet adamlarının hatırını gözet, onlar vefat ettikten sonra evlat ve ailelerini himaye eyle.
Âlimler, edipler ve kâtipler devlet bedeninin kuvveti mesâbesinde olduklarından bunlara iltifat ve ikram etmeye gayret et.
Bir diyarda bir kemâl sahibi bulunduğunu işittiğinde bir vesile ile getirip dirlikler ve ihsanlarla memleketinde yerleşmesini temin et.
Askere ve mala asla mağrur olma.
Benden ibret al ki, bu diyarlara zayıf bir karınca gibi gelip hak etmediğim halde Allâhü Teâlâ’nın bunca büyük yardımlarına mazhar oldum.
Allâh’ın hakkını ve kullarının hakkını gözet. Her işinde Allâh’ın yardımına sığın.
Müslümanların beytülmâlini muhafaza et, devletin servetini çoğaltmaya çalış.
Lüzumlu masrafların haricinde masraf yapmamağa çok dikkat et.
Senden sonrakilere bu şekilde nasihat etmekten geri durma.
Hicrî:29 Muharrem 1434   •Fazilet Takvim