وعن الشيخ عبد الواحد بن
زيد قدس سره قال بينما نحن ذات يوم فى مجلسنا هذا قد تهيأنا للخروج الى الغزو وقد
امرت اصحابى بقراءة آيتين فقرأ رجل من مجلسنا { ان الله اشترى من المؤمنين أنفسهم
وأموالهم بأن لهم الجنة } اذ قام غلام فى مقدار خمس عشرة سنة او نحو ذلك وقد مات
ابوه وورثه مالا كثيرا فقال يا عبد الواحد بن زيد { ان الله اشترى من
المؤمنين انفسهم واموالهم بان لهم الجنة } فقلت نعم حبيبى فقال انى اشهدك انى قد
بعت نفسى ومالى بان لى الجنة فقلت له ان حد السيف اشد من ذلك وانت صبى وانى اخاف
عليك ان لا تصبر او تعجز عن ذلك فقال يا عبد الواحد ابايع الله بالجنة ثم اعجز
اشهد الله انى قد بايعته او كما قال رضى الله عنه قال عبد الواحد فتقاصرت الينا
انفسنا وقلنا صبى يعقل ونحن لا نعقل فخرج من ماله كله وتصدق به الا فرسه وسلاحه
ونفقته فلما كان يوم الخروج اول من طلع علينا فقال السلام عليك يا عبد الواحد فقلت
وعليك السلام ربح البيع ان شاء الله ثم سرنا وهو معنا يصوم النهار ويقوم الليل
ويخدمنا ويخدم دوابنا ويحرسنا اذا نمنا حتى اذا انتهينا الى دار الروم فبينما نحن كذلك
اذا به قد اقبل وهو ينادى واشوقاه الى العيناء المرضية فقال اصحابى لعله وسوس هذا
الغلام واختلط عقله فقلت حبيبى وما هذه العيناء المرضية فقال قد غفوت غفوة فرأيت
كأنه قد اتانى آت فقال لى اذهب الى العيناء المرضية فهجم بى على روضة فيها بحر من
ماء غير آسن واذا على شاطئ النهر جوار عليهن من الحلل ما لا اقدر ان اصفه فلما
رأيننى استبشرن بى وقلن هذا زوج العيناء المرضية فقلت السلام عليكن أفيكن العيناء
المرضية فقلن لا نحن خدمها واماؤها امض امامك فمضيت امامى فاذا انا ينهر من لبن لم
يتغير طعمه فى روضة فيها من كل زينة فيها جوار لما رأيتهن افتتنت بحسنهن وجمالهن
فلما رأيننى استبشرن وقلن والله هذا زوج العيناء المرضية فقلت السلام عليكن أفيكن العيناء
المرضية فقلن وعليك السلام يا ولىّ الله نحن خدمها واماؤها فتقدم امامك فتقدمت
فاذا انا بنهر من خمر وعلى شط الوادى جوار انسيننى من خلفت فقلت السلام عليكن
أفيكن العيناء المرضية قلن لا نحن خدمها واماؤها امض امامك فمضيت فاذا انا بنهر
آخر من عسل مصفى امامى فوصلت الى خيمة من درة بيضاء وعلى باب الخيمة جارية عليها
من الحلى والحلل ما لا اقدر ان اصفه فلما رأتنى استبشرت بى ونادت من الخيمة ايتها
العيناء المرضية هذا بعلك قد قدم قال فدنوت من الخيمة ودخلت فاذا هى قاعدة على
سرير من ذهب مكلل بالدر والياقوت فلما رأيتها افتتنت بها وهى تقول مرحبا بك يا ولى
الله قد دنا لك القدوم علينا فذهبت لاعانقها فالت مهلا فانه لم يأن لك ان تعافنى
لان فيك روح الحياة وانت تفطر الليلة عندنا ان شاء الله تعالى فانتبهت يا عبد الواحد
ولا صبر لى عنها قال عبد الواحد فما انقطع كلامنا حتى ارتفعت بنا سرية من العدو
فحمل الغلام فعددت تسعة من العدو قتلهم وكان هو العاشر فمررت به وهو يتشحط فى دمه
وهو يضحك ملئ فيه حتى فارق الدنيا ولله در القائل
تفسير روح البيان في
تفسير القرآن/ اسماعيل حقي (ت 1127 هـ) مصنف و مدقق
Babamın bana anlattığına göre Abdülvahid b.
Zeyd Diyor ki : Bir gün ben yine şurada oturuyordum.O sırada savaşa
çıkmak üzere hazır bekliyorduk.Arkadaşlarıma o haftanın Pazartesi sabahı
hazır olmalarına dair emir verdim.Bu arada biri meclisimizde şu ayeti
okudu :
إِنَّ اللّهَ اشْتَرَى مِنَ الْمُؤْمِنِينَ أَنفُسَهُمْ وَأَمْوَالَهُم
بِأَنَّ لَهُمُ الجَنَّةَ
يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ اللّهِ فَيَقْتُلُونَ
وَيُقْتَلُونَ وَعْدًا عَلَيْهِ حَقًّا فِي التَّوْرَاةِ وَالإِنجِيلِ
وَالْقُرْآنِ وَمَنْ أَوْفَى بِعَهْدِهِ مِنَ اللّهِ فَاسْتَبْشِرُواْ
بِبَيْعِكُمُ الَّذِي بَايَعْتُم بِهِ وَذَلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ
“Allah müminlerden malları ile canlarını cennet karşılığında satın
almıştır.Allah yolunda savaşırlar, ölürler ve öldürürler.Bu Allah ın
üzerine bir borçtur.Gerek Tevrat’da, gerek İncil’de, gerek Kura’an da
Allah yolunda çarpışanlara Cennet vereceğini vaat etmiştir.Allah dan
daha çok ahdini yerine getiren kim olabilir ? O halde O’nunla yaptığınız
bu alış verişten ötürü sevininiz.Gerçekten bu büyük bir başarıdır.” (
Tevbe suresi, ayet : 111 ).
Bu ayetin okunuşu bitince mecliste bulunan on beş, on altı yaşlarında
bir çocuğun ayağa kalktığını gördük.Çocuğun babası ölmüş ve kendisine
zengin bir miras bırakmıştı.Bana dönerek : “Ya Abdülvahid, Allah
müminlerden malları ile canlarını Cennet karşılığında satın almış mıdır
?” diye sordu.Kendisine, “Evet !” diye cevap verince ; “Ya Abdülvahid, o
halde karşılığında Cennet i almak üzere malım ile canımı Allah a
sattığıma seni şahid tutuyorum !.” dedi
Kendisine ; “Öyle diyorsun ama, kılıç senin bu sözünden daha
keskindir.Sen henüz çocuksun.Bu yüzden bu satışın şartlarına dayanamayıp
ilerde sıkılacağından korkarım!” deyince bana şu cevabı verdi:
“Ben mi Allah a cennet karşılığında canım ile malımı satacak ve sonra bu
alış verişin şartlarına dayanamayacağım.Seni şahid tutarım ki, şu anda
kendimi Allah'a satıyorum ! ”
Çocuğun bu ateşli sözleri karşısında kendimizi küçümseyerek aramızda ;
“Bu çocuk yapar da biz nasıl olur da yapamayız ?” diye konuştuk.
Çocuk gerçekten atı, silahı ve şahsi nafakası dışında kalan tüm
mallarını dağıtıverdi.Sefere çıkacağımız gün , buluşacağımız yere ilk
gelen kimse oldu.Bana selam verdi, bende selamını aldıktan sonra ona ;
“Alış verişin kazançlı olsun !” dedim
Sefere çıktık, o da aramızda idi, gündüzleri oruç tutuyor ve geceleri
kalkıp ibadet ediyordu.Bu arada bize hizmet ediyor, hayvanlarımızı
gözetliyor ve yatınca başımızda nöbet tutuyordu.
Sınırı aşıp Bizans topraklarına girdiğimiz sıralarda bir gün ; “Ah,
Ayna
Merdıyye’yi ne kadar özledim !” diye bağıra bağıra bize doğru geldiğini
gördük.Arkadaşlarım ; “Her halde bu çocuk bir şeytan vesvesesine uğradı
veya aklını oynattı!” dediler.
Nihayet yanımıza gelince ; “Ya Abdülvahid,
Ayna Merdıyye’nin hasretine
dayanamıyorum !” diye feryad etti.Kendisine, “Sevgili yavrum, bu Ayna
Merdıyye dediği kimdir ?” diye sorunca konuşmaya başlayıp şunları
anlattı:
- Şu yakınlarda bir ara biraz uyumuştum.Şöyle bir rüya gördüm.Adamın
biri yanıma gelip bana ; “Seni
Ayna Merdıyye’ye götüreceğim!”
dedi.Elimden tutup yola çıkardı, bir süre sonra berrak sulu bir nehrin
yanında bulunan bir bahçeye varmıştık.Nehrin kenarında elbise ve
süslerin güzelliğini anlatamayacağım çok sayıda Cennet hurileri
vardı.Beni görünce sevinç içinde ; “İşte bakın
Ayna Merdıyye’nin kocası
geldi!” dediler.Onlara ; “Allah ın selamı üzerine olsun,
Ayna Merdıyye
aranızda mı ? ” diye sordum.Bana, “Hayır, aramızda yok.Biz onun
hizmetçileri ve köleleriyiz.Yürü ilerde onu göreceksin” diye cevap
verdiler.
Az yürüyünce ilerde ortasında süt ırmağı akan gayet güzel bir bahçe ile
karşılaştık.Bu bahçede de çok sayıda huriler vardı.Onları görür görmez
güzelliklerine vuruluyordum.Onlar da beni görünce sevinç içinde ;
“Vallahi, işte
Ayna Merdıyye’nin kocası geldi!” dediler.Kendilerine,
“Allah ın selamı üzerinize olsun,
Ayna Merdıyye aranızda mı ? ” diye
sorunca bana, “Selam, senin de üzerine olsun, ey Allah ın dostu ;! Biz
hepimiz onun hizmetçileri ve köleleriyiz.Yürü ilerde onu göreceksin.”
Diye cevap verdiler.
Bir süre daha yürüyünce ilerde karşıma bir vadinin yanından akan bir
şarap nehri çıktı.Burada da daha önce gördüklerimi bana unutturacak
kadar güzel birçok Cennet hurisi gördüm.Kendilerine ; “Allah ın selamı
üzerinize olsun.
Ayna Merdıyye aranızda mı” diye sorunca bana ; “Hayır,
yok.Bizler onun hizmetçileri ve köleleriyiz.Yürü onu ilerde göreceksin
!” diye cevap verdiler.
Az ilerde içinde saf bal ırmağı akan bir bahçe ile karşılaştım.Bu
bahçede de daha önceki gördüklerimin tümünü aklımdan alan güzellik ve
alımlılıkta bir çok cariyeler vardı.Kendilerine ; “Allah ın selamı
üzerinize olsun,
Ayna Merdıyye aranızda mı ?” diye sorunca bana ; “Ey
Allah ın dostu, bizler onun cariyeleriyiz.Yürü, onu ilerde görürsün.”
Diye cevap verdiler.
Bir süre daha yürüyünce ilerde karşıma içi boş bir inci şeklinde çadır
çıktı.Çadırın kapısında anlatamayacağım derecede güzel kılıklı ve parlak
takılı bir cariye duruyordu.Beni görünce çadıra dönerek büyük bir
sevinç içinde ; “Ey
Ayna Merdıyye, işte eşin geldi!” diye seslendi.
Çadıra girince
Ayna Merdıyye’yi bir sedirde oturur buldum.Sedir
altındandı ve inci ile yakut takmalı idi.
Ayna Merdıyye’yi görür görmez
aklım başımdan gitti.Bu arada o bana dönerek; “Hoş geldin, ey Allah ın
dostu, bize geleceğin gün yaklaştı !” dedi.Ben onu öpmeye kalkışınca
bana “Dur beni öpeceğin zaman daha gelmedi.Çünkü sen hala hayat ruhu
taşıyorsun.İnşallah, bu akşam iftar bizde açarsın!” dedi.Tam bu sırada
uyanıverdim.İşte , ya Abdülvahid, bu
Ayna Merdıyye’nin özlemine
dayanamıyorum.”
Aramızda bu konuşma henüz sona ermişti ki , ansızın bir düşman
birliğinin saldırısına uğradık.Hemen biz de karşı saldırıya geçtik.O
delikanlı da ön safta döğüşüyordu.Dokuz kafiri öldürdüğünü tespit ettim,
onuncusunda kendisi yere düştü.Yanına vardığımda kanlar içindeydi,
bununla birlikte yüzü gülüyordu ve az sonra bu haldeyken dünya
hayatından ayrılıverdi.