6 Nisan 2013 Cumartesi

RESÛLULLAH’IN (S.A.V.) HÜKÜMDARLARI İSLÂM’A DAVETİ



Ayeti Kerime:   مَّا عَلَى الرَّسُولِ إِلاَّ الْبَلاَغُ   Meali:  “Peygamberin vazifesi ancak tebliğ etmekten ibarettir...” (Mâide Sûresi, âyet 99)
Hicrî: 25 Cemâziyelevvel 1434   •Fazilet Takvim

RESÛLULLAH’IN (S.A.V.) HÜKÜMDARLARI İSLÂM’A DAVETİ


Resûlullah sallallâhu aleyhi vesellem Efendimiz bütün milletlere peygamber gönderilmiş olduğundan İslâm dinine davet için hicretin yedinci senesi Muharrem ayında birer mektup yazdırıp mühürledikten sonra birer elçi ile etraftaki hükümdarlara göndermiştir.

Bu mübarek mektuplar, Necâşî denilen Habeş hükümdarı Ashame’ye, Mısır hükümdarı Mukavkıs'a, Doğu Roma imparatoru Hirakl'e, Hirakl'in Şam valisi bulunan Hâris'e, Yemâme hükümdarı Hristiyan Ali oğlu Hevze’ye, İran hükümdarı Husrev Perviz'e ve sâireye yazılmıştı.

Necâşî mektubu alır almaz öpüp yüzüne gözüne sürmüştü. Habeşistan'a hicret etmiş bulunan Hazret-i Câfer'in huzurunda İslâmiyet'i kabul etmişti.

Mısır hükümdarı da Hazret-i Peygamberin elçisine hürmette bulunmuş, Resûl-i Ekrem Efendimiz'e Düldül adındaki meşhur katırı ile bazı hediyeler göndermişti.

Rûm hükümdarı da birçok hediyeler göndermiş, fakat kavminden korktuğu ve saltanatına düşkün olduğu için müslüman olmamıştır.

Haris ise Resûl-i Ekrem'in mübarek mektubunu yere atmış olduğundan Hazret-i Peygamber’in duasıyla az sonra kahrolup cehenneme gitmiştir.

Yemâme hükümdarı da “Hazret-i Muhammed beni kendisine veliaht ederse müslüman olurum yoksa kendisiyle harp ederim.” diye edepsizlikte bulunduğundan çok geçmeden helak olmuştur.

İran hükümdarı ise mektubu alır almaz parçalamış olduğundan Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.) “Yâ Rabbi, o benim mektubumu parçaladı, sen de onun mülkünü parçala!” diye duâ buyurmuştu. Hakikaten, az bir zaman sonra İran devleti parçalandı, büsbütün sönüp İran ülkesi müslümanların eline geçti.
Bunlar, Hazret-i Peygamber’e ve onun mukaddes dinine ihanet edenlerin dünyadaki cezalarıdır. Âhiretteki cezaları daha büyük olacaktır.
Hicrî: 25 Cemâziyelevvel 1434   •Fazilet Takvim


5 Nisan 2013 Cuma

KUR’ÂN-I KERÎM TİLÂVETİNDEN ÖNCE OKUNACAK DUÂ




KUR’ÂN-I KERÎM TİLÂVETİNDEN ÖNCE OKUNACAK DUÂ

 : عن النبي صلى الله عليه وسلم أنه قال : " من أخذ المصحف ، وأراد القراءة فدعا بهذا الدعاء ؛ أعطاه الله تعالى بكل حرفٍ خمسين ألف حسنة (!) .
 
"Kim okumak amacıyla Kur'an'ı önüne alırda şu duayı okursa, Allah o kimseye her harf için -elli bin hasene- (sevap) verir."
بسم الله الرحمن الرحيم
... دعاء قبل تلاوة القرآن الكريم ...

"أَللّٰهُمَّ بِالْحَقِّ أَنْزَلْتَهُ وَبِالْحَقِّ نَزَلَ * أَللّٰهُمَّ عَظِّمْ رَغْبَت۪ي ف۪يهِ، وَاجْعَلْهُ نُورًا لِبَصَر۪ي، وَشِفَآءً لِصَدْر۪ي وَذَهَابًا لِهَمّ۪ي وَغَمّ۪ي وَحُزْن۪ي * أَللّٰهُمَّ زَيِّنْ بِه۪ لِسَان۪ي وَجَمِّلْ بِه۪ وَجْه۪ي، وَقَـوِّ بِه۪ جَسَد۪ي وَحَىِّ بِه۪ رُوح۪ى، وَثَقِّلْ بِه۪ م۪يزَان۪ي، وَارْزُقْن۪ي حَقَّ تِلَاوَتِه۪ وَقَوِّن۪ى عَلٰى طَاعَتِكَ أٰنَآءَ اللَّيْلِ وَأَطْرَافَ النَّهَارِ، وَاحْشُرْن۪ي مَعَ (مِنَ) النَّبِيِّ مُحَمَّدٍ (وَعَلٰى) أٰلِهِ (الْاَطْهَارِ) الْاَخْيَارِ الْاَبْرَارِ *.(أٰم۪ينَ)
 (وَأَصْحَابِهِ النُّجَبَآءِ الْاَبْرَارِ ... وَصَلَّى اللّٰهُ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى أٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ وَسَلَّمَ".)

OKUNUŞU: “Allâhümme bi’l-hakk-ı enzeltehû ve bi’l-hakkı nezel, Allâhümme ‘azzım rağbetî fîyh-i, vec’alh-ü nûra’n-li basarî, ve şifâe’n-li sadrî, ve zehâbe’n-li hemmî ve ğammî ve huznî, Allâhümme zeyyin bihî lisânî ve cemmil bihî vechî ve kavvi bihî cesedi, ve hayyi bihî rûhî, ve sekkıl bihî mîzânî, verzüknî hakka tilâvetihî ve gavvinî ‘alâ tâ’atike anaelleyli ve etrâfennehari vahşurnî meannebiyyi Mühammed’in sallellâh-ü ‘aleyh-i ve sellem ve alihi-l ehyâr’il-ebrâr.” “Ve eshâbihi’n-nücebâ’i-ebrâr… Ve sallellâh-ü ‘alâ seyyidinâ Mühammed’in ve ‘alâ êlihî ve sahbihî ve sellem.”


MÂNÂSI: Ey Allâh’ım!.. Sen O’nu (Kur’ân-ı Kerîm’i) hakk ile indirdin. (gönderdin.) O’da (Kur’ân-ı Kerîm’de) hakk ile indi.
            Ey Allâh’ım!.. Kur’ân-ı Kerîm’e olan rağbetimi artır. O’nu gözlerim için n’ur, Göğsüm için şifâ kıl. Derdimi, tasamı ve hüznümü O’nunla (Kur’ân-ı Kerîm’le) gider.
            Ey Allâh’ım!.. O’nunla (Kur’ân-ı Kerîm’le) dilimi süsle, yüzümü güzelleştir, cesedimi kuvvetlendir, rûhumu dirilt, mîzânımı (sevâblarımı) ağırlaştır, Kur’ân-ı Kerîm’i hakkıyla okumakla beni rızıklandır, Gecenin içinde ve gündüzüzün iki yanında sabah ve akşam ou okumakla beni rızıklandır, Sana itaat etmek için beni güçlü kıl. Beni Peygamber Efendimiz sallellâh-ü ‘aleyh-i ve sellem ve seçkin âilesiyle berâber haşret. (Necib ve takvâ sâhibi arkadaşlarıyla (haşret…) Ve Allâh-ü Teâlâ Peygamber Efendimiz’e, Âl’i-ne ve Eshâbına salâtü selâm etsin.) Âmîn!..

كَانَ عُمَرُ (رضى الله عنه) إِذّا أَخَذَ يَتْلُو الْقُرْأٰنَ يَقُولُ:

Hz. Ömer (r.a.) Kur’ân-ı Kerîm okumaya başlayınca, Önce Kur’ân-ı Kerîm’i öper, bağrına basar ve şunu söylerdi:

(هٰذَا عَهْدُ رَبّ۪ى وَمَنْشُورُ رَبّ۪ى)

--- “Bu benim Rabbim’in ahdi (sözleşmesi), ve menşuru (divân-ı, defteri) dir.” Derdi.
 Kur’ân-ı Kerîm Okumaya Başlamadan Evvel Bu Duâyı Okursanız, Her Harfine 50.000 Sevâb Verir!.. Ümidimiz odurr İnşaAllah.
Dua Kitablarından alınmıştır.



DÜNYANIN ZAHMETİ BİTMEZ



Hadîs-i Şerîf; :  Hz. Bilal, Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) gelip ‘Falan kadın vefat etti ve rahata kavuştu’ deyince Peygamber Efendimiz (s.a.v.) gadablandı ve “Ancak Allâhü Teâlâ’nın bağışladığı kimse rahata kavuşmuştur.” buyurdular. (Hadîs-i Şerîf; Taberânî, el-Mu'cemü'l-Evsat)
Hicrî: 24 Cemâziyelevvel 1434   •Fazilet Takvim

BİR MESELE



Bir kimse farz namaza yalnız başlamış iken yanında bir cemaat farza başlasa; ilk rek’atin secdesine varmadıysa hemen bir tarafına selâm verip namazdan çıkar ve imama uyar.
Eğer ilk rek’atin secdesini yaptıysa dört rek’atlik bir farz ise iki rek’atı kılıp teşehhüdden sonra selâm verip imama uyar.
Üçüncü rek’atin secdesini yaptıysa namazını tamamlar.

DÜNYANIN ZAHMETİ BİTMEZ

Allâhü Teâlâ dünyayı bir imtihan yurdu olarak yarattı. Ondan az almayı rahmet, ona çok dalmayı da zahmet kıldı.

İmâm Gazâli Hazretleri buyurdular:

İhtiyaçtan fazla yığılan dünyalık mal ve mülk şeytanın tükenmez hazinesidir. Zira bir günlük nafakası olan kimsenin kalbi rahattır. Bu kimsenin eline yüz dinar (altın lira) geçmiş olsa, hemen kalbine bu parayı sarfedeceği on türlü arzu düşer ki bunların her birinin gerçekleştirilmesi için yine yüzer dinar gerektirir. Bulduğu para bu arzuları için yetmez de yine başkaca dokuz yüz dinara muhtaç olur. Halbuki bu kimse paralar eline geçmeden önce böyle ihtiyaçlar hissetmiyordu. Eline geçen parayla zengin olduğunu zannetti, lâkin başka ihtiyaçlar görmek için yine dokuz yüz dinara muhtaç hale geldi. Bu kimse elindekiyle her ne alsa onun da görülmesi gereken başka ihtiyaçları çıkar. Sonu gelmez ihtiyaç içinde yuvarlanır gider.

İmam Şa’rânî Hazretleri şöyle buyurdular: Muhakkak Allâh’ın evliyâsı şöyledir: Eğer dünyadaki bütün insanlar onlardan birinin evladı olsa, yahut dünyanın bütün malı onlardan birinin olsa, sonra Allâhü Teâlâ bütün hepsini bir defada alıverse asla hâli değişmez. Belki daha çok sevinirler ve şöyle derler:
“Biz bu acıyı tattık amma Allâh’ın takdirine razı gelerek kazandığımız sevabın sevinci evlâdımızın ölümünden veya malın gitmesinden daha sevimli geldi.”
Hicrî: 24 Cemâziyelevvel 1434   •Fazilet Takvim


4 Nisan 2013 Perşembe

SEVABI KESİLMEYEN HAYIRLI AMELLER



Hadîs-i Şerîf, :  (İşlerin âkıbetini, fayda ve zararlarını düşünüp) tedbir almak gibi akıl yoktur.” (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)
Hicrî: 23 Cemâziyelevvel 1434   •Fazilet Takvim

SEVABI KESİLMEYEN HAYIRLI AMELLER


Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:

“İnsan vefat edince amel, ibâdet, hayır ve hasenatının sevabı kesilir. Yalnız üç şeyin sevabı devâm eder:

• Sadaka-i câriye”, yani: insanların ihtiyacını gören bütün hayratı; yaptırdığı mescid, mekteb, çeşme, köprü, kuyu, diktiği ağaç gibi,
• İnsanların istifâde edeceği eserleri veya ilim neşri ile meşgul olan talebesi,
• Kendini hayır ile yâd edecek yahut ettirecek iyi çocuğu. 
 İşte bunların devamı ile sevabı devam eder.

“Öldükten sonra mü’minlere ulaşan ecir ve sevab: İlim neşri ve faydalı fen ve sanatı, sâlih evladı, miras bıraktığı Mushaf-ı şerîfi, yaptırmış olduğu mescid ve ibâdetgâh, yollarda yaptırmış olduğu müsâfirhaneler, akıttığı sular, hayatında iken vermiş olduğu sadakalarıdır.”

“Bir kimsenin dikmiş olduğu ağacın meyvesinden gerek insan gerek diğer mahlukattan hangisi yerse muhakkak o ağaç onu dikmiş olan kimse için sadaka hesabına geçmiş olur.”

“Ektiklerinizden ve ağaçlarınızın meyvesinden, kurt, kuş, arı ihtiyaçlarını görseler her birinin yenilip alınmasından sevap kazanırsınız.”

“Kıyâmet kopsa, yani kıyametin büyük alâmetleri çıkmış olsa  o zaman elinizde bir hurma fidanı bulunsa onu dikmeye bir mâni yoksa derhal dikiniz.”

“Deccâl'in çıktığını işittiğiniz vakit bile elinizde bir hurma fidanı bulunsa onu derhal dikiniz. Zira insanlar Deccâl’den sonra da yeryüzünde yaşayacaklardır.”

Deccâl devrinde yaşayan halk dünyanın en musîbetli bir devrinde yaşayacaktır. Yani öyle belalı ve musibetli bir günde bile ümitsizliğe düşmeyip dünyanın ömrünü uzatacak hizmetlerden vazgeçmeyin, demektir. 
Hicrî: 23 Cemâziyelevvel 1434   •Fazilet Takvim


3 Nisan 2013 Çarşamba

NAMAZDA HUŞÛ NASIL OLUR




Hadîs-i Şerîf, :  “Her kim ki, kıldığı namazı kendisini fahşâdan (bütün çirkinliklerden) ve münker(dinde, örf ve âdette hoş görülmeyen şeyler)den alıkoymazsa o namaz, ancak onu Allâh’tan uzaklaştırır. (Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu'cemu'l-Kebîr)
Hicrî: 22 Cemâziyelevvel 1434   •Fazilet Takvim

NAMAZDA HUŞÛ NASIL OLUR


Sa’d b. Muaz (r.a.): Ben namazda iken -ta ayrılıncaya kadar- nefsimin dünya işlerini hatırıma getirdiği bir namaz asla kılmadım.

İbn-i Sîrin (rh.) namaza duracağı zaman, Allâhü Teâlâ’dan korkusundan yüzünün rengi solardı.

Âmir bin Abdi Kays: “Omuzlarımın arasına hançerlerin batırılması, namazda iken dünya işlerini düşünmekten bana daha sevimlidir.”

Mücâhid (rh.): İbn-i Zübeyr (r.a.) namaza durduğu zaman, Allâhü Teâlâ’dan korkusundan sanki bir direk gibi dururdu.

Vehb bin Verd (rh.) namazı sanki cehennemi görüyormuş gibi kılardı.

Utbetü’l-gulâm (rh.) kış mevsiminde namaza durduğu zaman vücudundan terler boşanırdı. Sebebini sordular, “Allâhü Teâlâ’dan hayâ ettiğimden dolayı” dedi.

Müslim bin Yesâr (rh.) namaza durduğu zaman, Allâhü Teâlâ’dan korkusundan ve namazla meşgul olduğundan dolayı ne bir ses duyardı ne de başka bir şey...

Müslim bin Yesâr’ın (rh.) mahallesinde bir yangın çıktı. O evinde namaz kılıyordu. Basralılar korkup kaçtılar. Nihayet yangını söndürdüler. Müslim (rh.) ancak namazdan sonra yangının farkına varabildi.
Yine bir gün mescidde namaz kılıyordu. Yanına bir direk düştü. Orada bulunanlar korktular. Ama Müslim (rh.)  bunun farkına bile varmadı.

Rabi' bin Haysem (rh.) bir gün nafile namaz kılıyordu. Yirmi bin dirhem değerindeki atı da önünde bağlı idi. O esnada hırsız gelip atını alıp götürdü. Haberi duyan insanlar ertesi gün gelip taziyede bulundular. Rabi' ‘Ben atımı alıp götüreni gördüm. Fakat ben o esnada atımdan daha sevgili olan bir şeyle meşgul idim’ dedi. Bir müddet geçtikten sonra atın gelip onun önünde durduğunu gördüler.
Hicrî: 22 Cemâziyelevvel 1434   •Fazilet Takvim


2 Nisan 2013 Salı

HIZIR ALEYHİSSELÂMIN TAVSİYELERİ



Hadîs-i Şerîf, :  “Dostunu ölçülü sev, günün birinde düşmanın olabilir. Düşmanına da ölçülü buğz(düşmanlık)et, günün birinde dostun olabilir.” (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)
Hicrî: 21 Cemâziyelevvel 1434   •Fazilet Takvim

HIZIR ALEYHİSSELÂMIN TAVSİYELERİ


Hz. Musa ve Hızır aleyhimesselâm buluşup bir müddet beraber oldular. Ayrılacakları vakit, Hızır (a.s.) ona “Eğer sabretse idin her biri diğerinden daha hayret veren nice şeyler görürdün, dedi.
Mûsâ aleyhisselâm ağladı. Sonra Hızır aleyhisselâma, bana tavsiyede bulun, dedi. O da:
• “Yaptığın bütün işlerinde kaygın âhiretin için olsun.
• Faydasız şeylerle meşgul olma.
• Emniyet halinde korkulu hallerin gelebileceğini unutma, korku halinde de kurtulacağından ümitsizliğe düşme.
• Daima yaptığın işlerin sonunu düşün.
• Gücün yettikçe ihsanı terk etme
• “Sakın inatçı olma,
• İşin olmayan yere gitme,
• Gülünmeyecek şeye gülme,
• Hata edeni hatasından pişman olduktan sonra ayıplama.
• Daima kendi hatalarını gör.
• İlmi anlatmak için değil amel etmek için öğren.”
Hz. Musa “Sen nasihati kâmil yaptın, Allah senin üstündeki nimetini kâmil kılsın, ömrün onun taatinde geçsin, seni düşmanlarından korusun.” diye dua etti ve ona bazı tavsiyelerde bulundu.

HER SEBZE MEVSİMİNDE LEZİZ, UCUZ VE FAYDALIDIR

Bamya: Haziran-Eylül. Marul, Semizotu, barbunya, bezelye, bakla: Nisan-Temmuz. Yeşil biber, dolmalık biber, domates, patlıcan: Haziran-Kasım. Taze fasulye, yeşil kabak, salatalık: Mayıs-Ekim. Kırmızı biber: Ağustos-Ekim. Beyaz lahana, kırmızı lahana, kereviz: Kasım-Şubat. Brokoli, turp: Ocak-Mart. Havuç: Eylül-Mart. Ispanak, karnabahar, pırasa: Kasım-Mart. Mantar: Eylül-Ekim. Patates, dereotu, maydanoz, kuru soğan, sarımsak: Her mevsimde.
Sebzeler her mevsimde yetiştirilebilmektedir. Ancak sıhhatimiz için her sebze mevsiminde bol yenilmelidir. Mevsiminde alarak dondurucuda veya kurutarak veya konserve yaparak muhafaza edilen sebzeler diğer mevsimlerde yenilebilir.
Hicrî: 21 Cemâziyelevvel 1434   •Fazilet Takvim


1 Nisan 2013 Pazartesi

BEŞ VAKTİN SÜNNETLERİNİN FAZİLETİ



Ayet'i Kerime  تَتَجَافَى جُنُوبُهُمْ عَنِ الْمَضَاجِعِ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ خَوْفًا وَطَمَعًا وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ   Meali   “(Mü’minler) yanları yataklarından uzaklaşır (gece kalkar ve nafile namaz kılarlar) korku ve ümid içinde Rab’lerine duâ ederler ve (onlar) kendilerine verdiğimiz rızıklardan hayra harcarlar.” (Secde Sûresi, âyet 16)
Hicrî: 20 Cemâziyelevvel 1434   •Fazilet Takvim

BEŞ VAKTİN SÜNNETLERİNİN FAZİLETİ


Beş vakit namazın farz olan rek’atlarından başka sünnet olan rek’atleri de vardır.

Sabah namazının farzından önce iki rek’at kılmak sünnet-i müekkededir. Peygamberimiz Hazretleri “Bu iki rek’at bana dünya ve dünyada olan her şeyden daha sevimlidir.” diye buyurmuşlardır. 

Sünnetlerin en kuvvetlisidir. Sabah namazının farzı bir özürden dolayı vaktinde eda olunamayıp kazaya kaldığı gün öğleye kadar farzıyla birlikte sünneti de kaza olunur. Öğleden sonraya kalırsa yalnız farzı kaza olunur.

Öğle namazının farzından evvel bir selâm ile kılınan dört rek’at sünnet-i müekkededir. Öğle namazının farzından sonra iki rek’at sünnet-i müekkededir. Dört rek’at kılınması müstehabdır. Bu dörder rek’ata devam edeni Hak Teâlâ’nın cehennemden koruyacağı sahîh hadîs-i şerîflerle müjdelenmiştir.

İkindinin farzından evvel dört rek’at müstehabdır. Buna devâm edenin hakkında “Bu dört rek’at cehennemden perde olur.” diye Mebsût kitâbında rivâyet olunmuştur. Farzından sonra kılınmaz.
Akşamın farzından sonra iki rek’at sünnet-i müekkededir. Farzdan sonra kimseyle konuşmadan ilk rek’atte Kâfirûn ve ikincide İhlas sûrelerini okuyarak kılanın günahları mağfiret olunur, bağışlanır diye rivayet olunmuştur.

Yatsının farzından evvel dört rek’at müstehabdır. Farzından sonra iki rek’at sünnet-i müekkededir. Dört rek’at olarak kılınması müstehabdır. Hadîs-i şerîfde, “Dört rek’at kılan Kadir gecesinde kılmış gibi olur.” buyurulmuştur.

Bu sünnetler ile farzların aralarında yemek içmek ve alış veriş gibi namaz harici bir amel işlemek kılınan sünnetin sevabını eksiltir.

Bir kimse bu sünnetlerin hak olduğuna inandığı halde özürsüz terk etse ve yalnız farzları kılmayı alışkanlık haline getirse günahkâr olur ve şefâate nail olamaz. Zîra Peygamberimiz “Sünnetimi terk eden kimse şefâatime nail olamaz.” buyurdular.  
Hicrî: 20 Cemâziyelevvel 1434   •Fazilet Takvim