7 Temmuz 2012 Cumartesi

Huvallahüllezi'nin fazîleti ni biliyormusunuz?






HAŞR SURESİNİN FAZİLETİ

Sabah ve akşam namazlarından sonra “Huvallahüllezi” diye bilinen Haşr suresinin son üç ayetini okumak çok faziletlidir. 




Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
Kim sabahleyin üç defaE’ûzü billâhissemîil alîmi mineş-şeytânirrâcîm der de HAŞR süresinin sonundaki üç ayeti okursa, Allahü Teala kendisine yetmişbin melek vazifelendirir, Bunlar akşama kadar o kişiye duâ ve istigfâr ederler.

Eğer o gün vefât ederse şehid olarak ölür. Bu âyetleri akşam okuyan da aynı şeylere kavuşur.”  (Ramüz 434/12)

* Allah’ın ayetleri içerisinde “ism-i Azam”, Süre-i Haşrin ahirindedir. (Hüvallahüllezi.. ilah)

“Haşr sûresinin sonunu okuyan kimsenin, geçmiş ve gelecek günâhlarını [Farz ve kul borçları hâriç] Allahü teâlâ affeder.”

* Kim gündüz veya gece HAŞR süresinin sonunu okur, sonra da o gün veya o gece ölürse Allah ona Cenneti vacib kılar. (Beyhaki)



“Kim sabah kalkarken üç defa ‘Eûzü billâhi’s-Semî’ıl-Alîmi mine’ş-Şeytânirracîm = Allah’ın rahmetinden kovulmuş olan şeytandan, işiten ve bilen Allah’a sığınırım’ der ve Haşir Sûresi'nin sonundan üç âyet okursa, Allah o kimseye akşama kadar duâ ve istiğfar etmek üzere yetmiş bin melek vazifelendirir.

O günde ölürse şehid olarak ölür. Kim geceye girerken okursa o da aynı dereceye ulaşır.” (Tirmizî, Fedâilü`l-Kur`ân 22, Mevakıt 65; Müsned, 5/26)

OKUNUŞU

Hüvallâhüllezi lâ ilâhe illâ hû. 'Âlimü'l-ğaybi veş-şehâdeh. Hüver-rahmânür-rahîm. 

Hüvallâhüllezî lâ ilâhe illâ hû. El-melikül-kuddûsüs-selâmül-mü'minül-müheyminül-'azîzül-cebbârul-mütekebbir. Sübhânellâhi 'ammâ yüşrikûn. 

Hüvallâhül-hâlikul-bâriül-müsavviru lehül-esmâülhüsnâ. Yüsebbihu lehü mâ fis-semâvâti vel-ard.Ve hüvel-'azîzül-hakîm.

Manası
 
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.

O, kendisinden başka hiçbir ilah olmayan Allah'tır. Gaybı da, görünen âlemi de bilendir.
  O, Rahmân'dır, Rahîm'dir. 

O, kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan Allah'tır. O, mülkün gerçek sahibi, kutsal (her türlü eksiklikten uzak), barış ve esenliğin kaynağı, güvenlik veren, gözetip koruyan, mutlak güç sahibi, düzeltip ıslah eden ve dilediğini yaptıran ve büyüklükte eşsiz olan Allah'tır. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır.
 
O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah'tır. Güzel isimler O'nundur. Göklerdeki ve yerdeki her şey O'nu tesbih eder. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.


بسم الله الرحمن الرحيم
فضل سورة الحشر


قَالَ الْإِمَام أَحْمَد حَدَّثَنَا أَبُو أَحْمَد الزُّبَيْرِيّ حَدَّثَنَا خَالِد يَعْنِي اِبْن طَهْمَان أَبُو الْعَلَاء الْخَفَّاف حَدَّثَنَا نَافِع بْن أَبِي نَافِع عَنْ مَعْقِل بْن يَسَار عَنْ النَّبِيّ صَلَّى اللَّه عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ :
"
مَنْ قَالَ حِين يُصْبِح ثَلَاث مَرَّات أَعُوذ بِاَللَّهِ السَّمِيع الْعَلِيم مِنْ الشَّيْطَان الرَّجِيم   ثُمَّ قَرَأَ ثَلَاث آيَات مِنْ آخِر سُورَة الْحَشْر وَكَّلَ اللَّه بِهِ سَبْعِينَ أَلْف مَلَك يُصَلُّونَ عَلَيْهِ حَتَّى يُمْسِي وَإِنْ  مَاتَ فِي ذَلِكَ الْيَوْم مَاتَ شَهِيدًا وَمَنْ قَالَهَا حِين يُمْسِي كَانَ بِتِلْكَ الْمَنْزِلَة "
أخرجه الترمذي.
والايات هي
اعوذ بالله السميع العليم من الشيطان الرجيم
بسم الله الرحمن الرحيم

{هُوَ اللَّهُ الَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ هُوَ الرَّحْمَنُ الرَّحِيمُ *
هُوَ اللَّهُ الَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ الْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلاَمُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَزِيزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُ سُبْحَانَ اللَّهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ *
هُوَ اللَّهُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ لَهُ الْأَسْمَاءُ الْحُسْنَى يُسَبِّحُ لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ }

اللهم ارحم وأغفر لكاتبها ووالديه وقارئها ومرسلها وناشرها، آمين
بتعلم الغير من إخوانك وأخواتك المسلمين ما تعلمته من خير
الساعي في الخير كفاعله
فلا تبخل على نفسك من أجرٍ وثوابٍ
في حسنة جارية لك في حياتك وبعد مماتك






Âmenerresûlü’nün fazîleti ni biliyormusunuz?






Âmenerresûlü’nün fazîleti

بسم الله الرحمن الرحيم

1.    آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ آمَنَ بِاللَّهِ وَمَلائِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِ وَقَالُواْ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ

2.    لاَ يُكَلِّفُ اللَّهُ نَفْسًا إِلاَّ وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا رَبَّنَا وَلاَ تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلاَ تُحَمِّلْنَا مَا لاَ طَاقَةَ لَنَا بِهِ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا أَنتَ مَوْلانَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ



Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
Bekara sûresinin sonundaki iki âyeti (Âmenerresûlüyü) geceleyin okuyana, bunlar ona kâfidir.” 

Bekara sûresinin başından dört âyeti, Âyet-el kürsîyi ve bunu takip eden iki âyeti ve sûrenin sonunda bulunan üç ayeti kim okursa ona ve ehline o gün şeytan yaklaşamaz, kötü olan hiçbir şeyle karşılaşmaz. Bu âyetler deliye okunursa Allahü teâlânın izniyle iyileşir.” 

Allahü teâlâ, gökleri ve yeri yaratmadan iki bin yıl önce bir kitab yazdı ve o kitabdan iki âyet indirerek Bekara sûresini bu iki âyetle kapadı. Bu iki âyet, bir evde üç gece okunmazsa, Şeytân o eve yaklaşır.” 

Âmenerresûlü’yü öğrenin!.. Kadınlarınıza, çocuklarınıza da öğretin. Çünkü bunlar hem Kur’ân-ı kerîm, hem de duâdır.” 

Dört şey Arş-ı a’zam altındaki hazineden indirildi. Fâtiha, âyet-el-kürsî, Âmenerresûlü, Kevser sûresi.” 

Hazret-i Ömer buyurdu ki: 

Akıllı kişi Bekara sûresinin sonunda bulunan âyetleri (Âmenerresûlü) okumadan uyamaz.”
 
Hazret-i Ali buyurdu ki: “Bekara sûresinin sonundan üç âyet-i kerîmeyi okumadan uyuyan bir kimseye ben akıllı diyemem.”

İmâm-ı Nevevî buyurdu ki: Bu âyet-i kerîmelere okumak geceyi ihyâ etmeye kâfidir. Bazıları da, kötülüklerden korunmasına kâfi gelir demişlerdir.

İbni Âbidîn buyuruyor ki:

Defin bittikten sonra, birkaç dakika etrafında oturup veya çömelip, sessizce Bekara sûresinin başını ve sonunu okumak meyyit için duâ ve istigfâr etmek müstehabdır.”

Abdullah ibni Mes’ûd buyurdu ki:

Resûlullah efendimize Mi’racda üç hususi şey verildi. Birincisi beş vakit namaz. İkincisi, Âmenerresûlü, Üçüncüsü Ümmetinden Allaha hiç bir şeyi ortak koşmadan ölenlerin günâhlarına şefaat etme.”

Allâme Bedreddin Aynî buyurdu ki:

Âmenerresûlüyü okuyanlar için, bu âyetler, gece ibâdet, vird ve zikr yerine geçer. Sevâb ve fazîlet olarak yeter. O gece, olması muhtemel âfetlerden, şeytanın, insanların ve cinlerin şerrinden 
korur.”

[Âmenerresûlü Kur'ân-ı kerîmin 50. sayfasındadır.]


6 Temmuz 2012 Cuma

İMAM-I ÂZAM’IN TESBİH DUASI






İMAM-I ÂZAM’IN TESBİH DUASI


Hafız en-Necm el-Gayzî’den naklen- bildirildiğine göre, İmam-ı Azam  şöyle demiştir:

"Yüce Rabbimi rüyamda doksan dokuz kere gördüm -kendi kendime “Eger Rabbimi yüzüncü defa görürsem "Kıyamet gününde mahluklar ne ile azabından kurtulacak?" diye kendisine soracağım dedim”

Arkasından Hak Sübhanehü ve Teala’yı gördüm ve "Ey Rabbim! Senin koruman güçlüdür, övgün yücedir ve isimlerin mukaddestir. Kıyamet gününde kulların senin azabından ne ile kurtulur?” dedim, Hak Sübhanehu ve Teala şu cevabı verdi:

“Her kim sabah, akşam namazından sonra?”Sübhanel ebediyyil ebed…” duasını okursa  azabımdan kurtulur.”


ARABÇASI


سُبْحَانَ الْاَبَدِيِّ الاَبَدِ
سُبْحانَ الْوَاحِدِ الْاَحَدِ
سُبْحَانَ الْفَرْدِ الصَّمَدِ
سُبْحَانَ رَافِعِ السَّمآءِ بغَيْرِ عَمَدٍ
سُبْحَاَنَ مَنْ بَسَطَ الْاَرْضَ عَلَى مَآءٍ جَمَدٍ
سُبْحَانَ مَنْ خَلَقَ الْخَلْقَ فَاَحْصَاهُمْ عَدَدْ
سُبْحَانَ مَنْ قَسَمَ الرِّزْقَ وَلَمْ يَنْسَ اَحَدْ
سُبْحَانَ الَّذِي لَمْ يَتَّخِذْ صَاحِبَةً وَلَا وَلَدَا
سُبْحَانَ الَّذِى لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُلَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُواً اَحَدٌ

سُبْحَانَ مَنْ يَرَانِى وَيَعْرِفُ مَكَانِى وَيَرْزُقُنِى وَلَا يَنْسَانِى


TÜRKÇESİ
 
“Sübhânel ebediyyil ebed. 
Sübhânel vâhidil ehad.
 Sübhânel ferdis samed.
 Sübhâne râfiis semâi bi ğayri amed.
 Sübhâne men besatal arda alâ mâin cemed.
 Sübhâne men halekal halka fe ahsâhum aded.
 Sübhâne men kasemer rizka ve lem yense ehad.
 Sübhânellezî lem yettehiz sâhibeten velâ veleda.
 Sübhânellezî lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekun lehû küfüven ehad.” 

Ayrıca bazılarına göre o duanın sonunda şunlar da vardır: “Sübhâne men yerânî ve ya’rifu mekânî ve yerzukunî velâ yensânî.” (bk. İbn Abidin, 1/51)

MÂNÂSI

“Ebedî olan Allah her türlü noksanlardan münezzehtir.
 Vahid-Ehad olan Allah münezzehtir.
 Ferd ve Samed olan Allah münezzehtir.
 Gökleri direksiz yüksekte tutan Allah münezzehtir.
 Yeri donup yoğunlaşmış suyun üzerinde yayan Allah münezzehtir.
 Bütün mahlukları yaratan ve onları bir bir sayan  Allah münezzehtir.
 Rızkın taksimatını yapan ve hiç birini unutmayan  Allah münezzehtir.
 Ne eş ne de çocuk edinmeyen Allah münezzehtir.
 Doğurmayan, doğmayan ve hiçbir dengi olmayan Allah münezzehtir.” 

Duanın ilave kısmının tercümesi: “Beni gören, yerimi bilen, rızkımı veren ve beni hiç unutmayan Allah münezzehtir.”


KELİME AÇIKLAMALARI

El Ebedü : Ebedî olan. Varlığının sonu olmayan. Sonuzluğun sahibi ezelin de ezeli olan ALLAH-U ZÜ'L-CELÂL.
El Ehadu : Her türlü bilinemezlikte zâtına mahsus tek, bir ve eşsiz olan ALLAH-U ZÜ'L-CELÂL..
El Vâhidu : Zât-ı Şerîfinden şirket (ortaklık) olmayan; eşi, benzeri, cüz'ü parçası, tümleyeni olmayan kesretsiz mutlak tek olan Zâtı itibariyle mûnferid (tek). Sayının ilki, teki ve emsâlsizi…Mutlak, tek, yalnız, eşsiz, münferit ve yegâne olan ALLAH-U ZÜ'L-CELÂL...
El Ferdu: Tek, bir, yekta. Eşi, benzeri olmayan ALLAH-U ZÜ'L-CELÂL...
Es Samedu : Herşey kendisine muhtaç olduğu hâlde, kendisi hiçbir kimseye ve hiçbir şeye asla muhtaç olmayan; kasdedilen, yönelilen, ihtiyaçları teminde itimad edilen; yüksek, yüce ve yeterliliği mutlak olan...
Er Refiu : Hakedeni ref' eden, yükselten, saygın, şerefli ve değerli kılan... Mutlak kaldırıcı, yükseltici, kemâlâtı tamamlatıcı, hâlden hâle yükseltme kudretinin sahbi olan ALLAH-U ZÜ'L-CELÂL.
El Muhsî : İhsa eden, ilmiyle herşeyi sayan ve ayrıntılarıyla bilen, zerre olsun kürre olsun nazarından hiçbir şey kaçamayan. Halkının sayısını mutlak ilmiyle bilen ve muhafaza eden ALLAH-U ZÜ'L-CELÂL.

El Men : O Yüce Zât.

Tenzih: Suç ve noksanlıktan uzak saymak. Cenab-ı Hakk'ı (C.C.) her çeşit kusur, noksan, şerik gibi hallerden uzak bilip söylemek. * Kabahati yok olduğu anlaşılmak ve onu ifade etmek.
Amed: Sütunlar. Direkler, kolonlar.
Besat : (Bisât) Düz. * Döşenmiş. * Geniş. * Yayvan kab. * Düz açık yer.
Cemd : Donmak.
Cemed : Dondurmak. * Buz, kar.
Sâhib : Bir şeyi koruyan ve ona mâlik olan. Eş, hanım.
Veled: Erkek çocuk. Oğul. Çocuk. * Döl, yavru.