28 Ekim 2025 Salı

EHL-İ SÜNNET VE CEMÂAT


 

قال سُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَنِ الْتَمَسَ رِضَا اللهِ بِسَخَطِ النَّاسِ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ وَأَرْضَى عَنْهُ النَّاسَ. (ض)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : كيم إنسانلريك كوجنملرينه راغما الله تعالى ، نيك رضاسنه صارلرسه الله تعالى ، اوندان راضى اولور و إنسانلرى ده او كمسدن راضى قلار . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  “ Kim insanların gücenmelerine rağmen Allâhü Teâlâ’nın rızasına sarılırsa Allâhü Teâlâ, ondan razı olur ve insanları da o kimseden razı kılar.”

(Kuzâî, Müsnedü’ş-Şihâb)

Hicrî:  06  Cemâziyelevvel   1447  Fazilet Takvim

 

EHL-İ SÜNNET VE CEMÂAT

                                                                                                          

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in sünnetine ve Ashâb-ı Kirâm’ın yoluna, inanç esaslarına uyanlara, Ehl-i Sünnet ve Cemâat denir. Müslümanlardan bir topluluk her vakit bu hak itikad ve yol üzere bulunacaklardır. Asırlardır gelip geçmiş tefsir, hadîs, fıkıh âlimlerimizin ve evliyanın tamamının itikadları, hep aynı ve tektir ki o da Ehl-i Sünnet ve Cemâat itikadıdır.

Kur’ân-ı Kerîm ile Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in hadîs-i şerîfleri, itikadî hükümlerimizin menbaı ve kaynağıdır. Meselâ: Kur’ân-ı Azîm’de, “Allâhü Teâlâ birdir”, “Cenâb-ı Hak, ölüleri diriltecektir” gibi itikadî meseleleri ihtivâ eden birçok âyet-i kerîme bulunduğu gibi Peygamber Efendimizin de bunları beyân eden birçok hadîs-i şerîfi vardır.

Âlimlerimiz, itikadî meselelerimizi bu muazzam kaynaklardan alarak bir araya toplamışlar ve Ehl-i Sünnet itikadını beyân eden ilmihaller, akâid kitapları yazmışlardır. Kişi itikadını bunlardan öğrenip güzelce tashih etmelidir. Zira Ehl-i Sünnet ve Cemâat’ten ayrılan, ya bidat ehlidir, yahut bidat ehline benzemiş olur.

İmâm-ı Rabbânî kuddise sirruh Hazretleri, bu husûsta şöyle buyurmuşlardır: “Mükellef Müslüman üzerine ilk vacip olan, itikadını Ehl-i Sünnet ve Cemâat âlimlerinin görüşlerine uygun olarak tashih etmek, düzeltmektir. Muhakkak ki âhiret kurtuluşu, Ehl-i Sünnet büyüklerinin görüşlerine uymaya bağlıdır. Çünkü onlar ve onlara tâbi olanlar, hadîs-i şerîflerde bildirilen Fırka-i Nâciye’dir, yani kurtuluşa erecek olan topluluktur. Bu topluluk, Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in ve Ashâb’ının yolu üzeredir. Kitâb ve Sünnet’ten elde edilen ilimler içerisinde muteber olanlar, Ehl-i Sünnet’in imâmlarının, büyüklerinin, Kitâb ve Sünnet’ten aldıkları ilimlerdir.” (Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî, c. 1, m. 193)

Hicrî:  06 Cemâziyelevvel  1447  Fazilet Takvim

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

27 Ekim 2025 Pazartesi

HULEFÂ-YI RÂŞİDÎN’İ SEVMEK


 

قال سُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : ...فَعَلَيْكُمْ بِسُنَّتِي وَسُنَّةِ الْخُلَفَاءِ الْمَهْدِيِّينَ الرَّاشِدِينَ فَتَمَسَّكُوا بِهَا وَعَضُّوا عَلَيْهَا بِالنَّوَاجِذِ. (حم)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : ( أهل بدعتيك جوغالديغى زمانده ) ... سز هبنز ، بنم سنتمى و هدايته أردرلمش اولان راشد خاليفلرينين يولونى تاكيب أدينز ، اونه صمصقى صارلنز ، آزى دشلرينزله ( يعنى بتون كوجونوزله ) اونا طوطونونوز . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  “(Ehl-i bidatin çoğaldığı zamanda) …siz hepiniz, benim sünnetimi ve hidâyete erdirilmiş olan râşid halifelerimin yolunu takip ediniz, ona sımsıkı sarılınız, azı dişlerinizle (yani bütün gücünüzle) ona tutununuz.”

(Müsned-i Ahmed)

Hicrî:  05  Cemâziyelevvel   1447  Fazilet Takvim

 

HULEFÂ-YI RÂŞİDÎN’İ SEVMEK

                                                                                                          

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’den sonra Hazret-i Ebûbekir, Hazret-i Ömer, Hazret-i Osman ve Hazret-i Ali radıyallâhü anhüm sırasıyla halife olmuştur.

Tâbiîn’den İsa bin Talha rahimehullâh demiştir ki:

İbn-i Abbâs (r.a.) Hazretlerine, “Ey Ebû Abbâs, bana selefimiz olan Ashâb-ı Kirâm’ı öyle anlat ki sanki onları gözlerimle görmüş gibi olayım.” dedim. Buyurdu ki: “Bana, Ebûbekir radıyallâhü anh’i mi soruyorsun? Vallâhi o, çok müttakî, dost ve ahbabı pek çok, bütün hayırlar kendisinde toplanmış olan bir zât idi. O, öyle bir zât idi ki kendisinde kimse kusur bulamazdı.

Sonra, Ömer radıyallâhü anh’i mi soruyorsun? Vallâhi o, çok takvâlı, dininde çok kuvvetli idi. Kendisine her cihetten tuzaklar, pusular kurulduğu hâlde o, bunları bilir, korunur ve sakınırdı. Onun idaresinde aslâ gevşeklik ve tembellik bulunmazdı.

Sonra, Osman radıyallâhü anh’i mi soruyorsun? Vallâhi o, çok oruç tutar, geceleri çok ibadet ederdi ve kavmi tarafından da çok sevilen bir zât idi.

Sonra, Ali kerremallâhü vechehû’yü mü soruyorsun? Vallâhi o, çok ilim ve hikmet sahibi bir zât idi. Ondan işiteceğin her şey mutlaka hoşuna giderdi. Bulunduğu makam ve mevkii çok yüksek idi. Dünyadan tamamen yüz çevirmişti.”

Evliyâullâhtan bir zât şöyle anlattı: “Benim, çok günahkâr bir komşum vardı. Kötülüğü sebebiyle onun yanından başka bir yere taşındım. O komşum öldüğü vakit, bir gece rüyamda gördüm ki komşum, yeşil bir bahçe içerisinde rahat, uzanmış yatıyordu. Ona, “Bu nimetlere nasıl nâil oldun? Hâlbuki ben seni pek günahkâr olarak biliyordum” diye sordum. Dedi ki:

“Allâhü Teâlâ, âhir ömrümde bana tevbeyi nasip etti, hâlimi düzelttim. Ben, her namazımın arkasından, ‘Ey Allâh’ım, Ebûbekir, Ömer, Osman ve Ali’den (radıyallâhü anhüm) râzı ol. Onları sevmem sebebi ile bana rahmet eyle.’ diye dua ederdim.”

Hicrî:  05 Cemâziyelevvel  1447  Fazilet Takvim

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

26 Ekim 2025 Pazar

ASHÂB-I BEDİR: UBÂDE BİN SÂMİT (R.A.) -2


قال سُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : دُعَاءُ الْمُحْسَنِ إِلَيْهِ لِلْمُحْسِنِ لَا يُرَدُّ. (كنز)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : إيلك يابلان كمسنيك ، إيلك يابانه دعاسى رداولنماز . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  “İyilik yapılan kimsenin, iyilik yapana duası reddolunmaz.”

(Kenzü’l-Ummâl)

Hicrî:  04  Cemâziyelevvel   1447  Fazilet Takvim

 

ASHÂB-I BEDİR: UBÂDE BİN SÂMİT (R.A.) -2

                                                                                                          

Hazret-i Ömer zamanında Şam valisi tarafından, “Şam ahalisi, Kur’ân öğretecek ve dinlerini belletecek kimselere muhtaçtır.” diye yazınca, Halife Hazret-i Ömer (r.a.), Muâz bin Cebel’i, Filistin’e; Ebu’d-Derdâ’yı, Şam’a ve Ubâde bin Sâmit’i de Humus’a göndermiştir (radıyallâhü anhüm ecmaîn). Daha sonra Ubâde Hazretleri, Filistin’e geçti. Kendisi, Filistin’in ilk kâdısıdır. Hicret’in 28. senesinde Muâviye bin Ebû Süfyân’ın (r.a.) halifeliği zamanında yapılan Kıbrıs gazâsına, Hanımı Ümmü Harâm (r. anhâ) ile beraber iştirâk etmiş, hanımı orada şehîde olmuştur.

Tâbiîn’den Ebu’l-Eş‘as (rah.) anlattı: Dımaşk mescidinde Şeddâd bin Evs ve Sunâbihî (r. anhümâ) ile karşılaştım, “Haydi, hasta olan bir kardeşimiz var, onu ziyarete gidelim.” dediler. Birlikte Ubâde bin Sâmit Hazretlerinin yanına gittik. “Hâliniz iyi midir? Nasıl oldunuz?” diye sordular, “Allâh’ın nimeti ve fazlı üzere sabahladım.” cevabını verdi.

Tâbiîn’den Sunâbihî (rah.) bu ziyaretini şöyle anlattı:

Ubâde bin Sâmit Hazretlerini ziyaret ettim, kendisi, ölüm hâlinde idi. (Bunu görünce) ağladım.

“Dur bakalım, niçin ağlıyorsun? Vallâhi benden şâhitlik istense, senin için mutlaka şâhitlik ederim. Bana şefaat hakkı verilse, senin için mutlaka şefaatte bulunurum. Gücüm yetse sana mutlaka faydalı olurum.” dedi. Sonra şunları söyledi: “Vallâhi Resûlullah sallallâhü aleyhi ve sellem’den, sizin için faydalı olacak her ne işittim ise o hadîs-i şerîfi sizlere rivâyet ettim. Yalnız bir tek hadîs-i şerîf var ki onu sizlere bugün, son anlarımı yaşarken rivâyet edeceğim. Ben, Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduklarını işittim:

“Her kim, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in, Allâh’ın kulu ve resûlü olduğuna şehâdet getirirse Allah, o kimseye Cehennem’i haram kılar.”

Hicrî:  04 Cemâziyelevvel  1447  Fazilet Takvim

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3