29 Aralık 2025 Pazartesi

PEYGAMBER EFENDİMİZİN BİR MUCİZESİ


 

قال سُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : عَلَيْكُمْ بِلَا إِلٰهَ إِلَّا اللهُ وَالِاسْتِغْفَارِ فَأَكْثِرُوا مِنْهُمَا فَإِنَّ إِبْلِيسَ قَالَ أَهْلَكْتُ النَّاسَ بِالذُّنُوبِ فَأَهْلَكُونِي بِلَا إِلٰهَ إِلَّا اللهُ وَالِاسْتِغْفَارِ. (ع)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : سزه ، ‘لَا إِلٰهَ إِلَّا الله ’ كلمهء توهيدنه و إستغفاره دوام أتمنزى ، بونلرى جوغالتمانزى تاوسيه أدرم . زيرى إبلس ددى كى : بن ، إنسانلرى ، كونحلرله هلاك أتدم ؛ اونلرده بنى ، لَا إِلٰهَ إِلَّا الله ’ و إستغفار إيله هلاك أتديلر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  Size, ‘lâ ilâhe illallâh’ kelime-i tevhîdine ve istiğfara devam etmenizi, bunları çoğaltmanızı tavsiye ederim. Zira İblis dedi ki: Ben, insanları, günahlarla helâk ettim; onlar da beni, ‘lâ ilâhe illallâh’ ve istiğfâr ile helâk ettiler.”

(Müsned-i Ebû Ya‘lâ)

Hicrî:  09  Receb   1447  Fazilet Takvim

 

PEYGAMBER EFENDİMİZİN BİR MUCİZESİ

 

Ebû Hüreyre (r.a.) şöyle rivâyet etti: Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), çıktıkları bir gazâda, bir mevkide konakladılar. (Seferin uzunluğundan dolayı) azıkları tükenen Ashâb-ı Kirâm da açıkmıştı. Ashâb-ı Kirâm, Resûlullah Efendimize gelerek başlarına gelen bu hâli arz ettiler ve bindikleri develerin bir kısmını kesmek için izin istediler. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de onlara izin verdi.

Ashâb-ı Kirâm, Peygamberimizin huzurundan çıktıktan sonra yolda Hz. Ömer (r.a.) ile karşılaştılar. Develeri kesmek için izin aldıklarını ona söylediler. Hz. Ömer (r.a.), “Allâh için, şu kesme işini benimle birlikte Resûlullah Efendimizin huzuruna girinceye kadar tehir edin.” dedi. Onlar da kabul edip onu takip ettiler.

Hz. Ömer (r.a.), Resûlullah (s.a.v.) Efendimizin huzuruna girdi ve “Yâ Resûlallâh! Bu zâtların bineklerini/develerini kesmelerine müsaade buyurmuşsunuz, sonra onlar neye binecekler?” diye arz etti. Peygamberimiz (s.a.v.): “Peki, ne yapalım? Yanımda onlara verecek birşey bulunmuyor.” buyurdular.

Hazret-i Ömer (r.a.) dedi ki: “Verecek şey bulunur yâ Resûlallâh! Siz, (İslâm askerine) yanında azığının artanı bulunan getirsin, diye emredersiniz, onları bir yere toplar, üzerine bereketle dua buyurursunuz, sonra da bunu, onlar arasında taksim edersiniz.”

Resûlullah (s.a.v.), Hz. Ömer’in görüşünü kabul etti, İslâm mücâhidlerine, azıklarının artanını getirmelerini nidâ ettirdi, kimi az, kimi çok, bir şeyler getirdiler. Hepsini bir araya toplayıp ona bereket için dua ettiler. Sonra onu Ashâb-ı Kirâm’a taksim ettiler. İslâm mücâhidlerinden kabı tamamen dolmamış hiç kimse kalmadı, hattâ toplanandan daha fazlası da arttı. Zuhûr eden bu mucize üzerine

Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurdular: “Ben şehâdet ederim ki Allâh’tan başka ilah yoktur, o, tek ilâhtır, onun ortağı yoktur. Muhammed de (s.a.v.) onun kulu ve resûlüdür. Her kim, hiçbir şek ve şüphe (riyâ) karıştırmaksızın bu kelime-i şehâdet ile kıyamet günü gelirse, Allâhü Teâlâ, bu (ihlaslı) kulunu Cennet’ine koyacaktır.”

Hicrî:  09 Receb  1447  Fazilet Takvim

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

28 Aralık 2025 Pazar

TEVBE ETMEK HER MÜSLÜMANA FARZDIR


 

قال سُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَا مِنْ رَجُلٍ يُذْنِبُ ذَنْبًا ثُمَّ يَقُومُ فَيَتَطَهَّرُ ثُمَّ يُصَلِّي ثُمَّ يَسْتَغْفِرُ اللهَ إِلَّا غَفَرَ اللهُ لَهُ. (ت)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : ( مؤمن ) بر كمسه ، بر كوناح إشلسه ، دها صوكره بوندان ( بشمان اولوب ) قالقب عبدست آلسا ، صونره ده إيكى ركعت نماز قلارق الله تعالى دان مغفرت طلب أتسه ، محقق الله تعالى ، اونى مغفرت بيورور . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  (Mümin) bir kimse, bir günah işlese, daha sonra bundan (pişman olup) kalkıp abdest alsa, sonra da iki rekât namaz kılarak Allâhü Teâlâ’dan mağfiret talep etse, muhakkak Allâhü Teâlâ, onu mağfiret buyurur.”

 (Sünen-i Tirmizî)

Hicrî:  08  Receb   1447  Fazilet Takvim

 

TEVBE ETMEK HER MÜSLÜMANA FARZDIR

 

Tevbe, dinin çirkin gördüğü ve yasakladığı şeyleri terk edip övdüğü ve izin verdiği şeylere dönmektir. Günahlar ve isyanlar, helâk eder, Allâhü Teâlâ’dan ve Cennet’ten uzaklaştırır; onları terk etmek de Allâhü Teâlâ’ya ve Cennet’e yaklaştırır.

Nitekim Nûr Sûresi’nin 31. âyet-i kerîmesinde -meâlen-: “…Ve ey müminler! Allâhü Teâlâ’ya hepiniz tevbe edin ki felâh bulasınız.” buyurulmuştur.

Her Müslümanın tevbe etmesi farz-ı ayındır. İnsanoğlundan hiç kimsenin tevbeden müstağni kalması, ona muhtaç olmaması aslâ düşünülemez. Çünkü her insan, az veya çok, âzâlarıyla günah işler. Yine, kalbiyle günaha düşmekten de kurtulamaz. Bundan da kurtulsa şeytanın, kendisini, Allâhü Teâlâ’yı zikirden alıkoymak için verdiği çeşitli vesveselerden kurtulamaz. Şâyet bundan da kurtulmuş olsa, Allâhü Teâlâ’yı, sıfat ve fiilleriyle bilmek husûsunda gaflet ve kusurlardan kurtulamaz. Bunların hepsi, müminin hâline ve bulunduğu makama göredir.

Bu sebeple bütün müminler, tevbeye muhtaçtır. Ancak herkesin makamına göre bu tevbede farklılık vardır. Avâmın tevbesi, günahlardandır, havâssın tevbesi gaflettendir, havâss-ı havâssın tevbesi ise, kalbin mâsivallâha; Allâhü Teâlâ’dan başka şeylere meyletmesindendir.

Peygamberler aleyhimüsselâm da tevbe etmişlerdir. Nitekim Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.), “Muhakkak ben, Allâhü Teâlâ’ya, günde yüz defa istiğfâr ederim.” buyurmuşlardır. Âdem aleyhisselâm, şeytanın aldatmasından sonra tevbe etmiştir. Nuh, İbrahim, Musa, Dâvûd, Süleyman aleyhimüsselâm hazretleri de tevbe etmiş ve mağfiret talep etmişlerdir.

Hâsılı her Müslüman, tevbe etmeli ve tevbeyi geciktirmemelidir. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.), “İleride tevbe ederim diyenler helâk oldu.” buyurmuşlardır.

Lokman Hakîm de oğluna şöyle nasihat etmiştir: “Oğlum, tevbeyi yarına bırakma. Zira ölüm, sana ansızın geliverir.”

Hicrî:  08 Receb  1447  Fazilet Takvim

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

27 Aralık 2025 Cumartesi

ZÂLİMLERE MEYLETMEKTEN SAKINMAK


 

قال سُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَنْ مَشَى إِلَى صَاحِبِ بِدْعَةٍ لِيُوَقِّرَهُ فَقَدْ أَعَانَ عَلَى هَدْمِ الْإِسْلَامِ. (طب)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : كيم بر بدعت صاحبنه ، اونى يوجلتمك ، يابطقلرينى ترويج أتمك ( دكرلى كوسترمك ) إيجن كيدرسه إسلام دينينك يقلماسنه ياردم أتمش اولور . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  Kim bir bidat sahibine, onu yüceltmek, yaptıklarını tervîç etmek (değerli göstermek) için giderse İslâm dininin yıkılmasına yardım etmiş olur.”

(Taberânî, el-Mu‘cemü’l-Kebîr)

Hicrî:  07  Receb   1447  Fazilet Takvim

 

ZÂLİMLERE MEYLETMEKTEN SAKINMAK

 

Kalbin afetlerinden birisi zâlimlere, haddini aşanlara kalbi ile meyletmektir. Nitekim Hûd Sûresi’nin 113. âyet-i celîlesinde buyurulmuştur ki -meâlen-: “Ve zulmedenlere (gönülden, en ufak bir meyil ile bile) meyletmeyiniz.” Zalimler gibi giyinmek, onları hürmetle anmak, sözlerine kulak vermek, yaptıklarına ortak olmak, onlara tâbi olmak hep meyle dâhildir. “Yoksa size ateş dokunur! Ve sizin için Allâhü Teâlâ’dan başka yardımcılar da yoktur.” Sizi Cehennem ateşinden ve azâbından menedecek Allâhü Teâlâ’dan başka kimse yoktur. “(Eğer onlara meylederseniz) Sonra (Allâhü Teâlâ’nın) nusretine (yardımına) nâil olamazsınız.”

Bu ayet-i kerîme, zulümden sakındırmak ve zâlimleri tehdit husûsunda en beliğ, en tesirli âyettir.

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular ki: “Her kim ki, bir zalimin ömrünün devamı için dua ederse muhakkak Allâhü Teâlâ’ya, onun arzında isyan etmeyi hoş görmüş olur.”

Zâlimlere en ufak meylin âkıbeti böyle ise, onlara tamamen meyletmenin hattâ zulmü bizzât işlemenin âkıbeti ne olur, düşünmek gerekir.

Denildi ki: Sâlih bir zât ile zâlim bir kimse arasında muhabbet hâsıl olmuştu. Sâlih zât, zâlime meyli sebebiyle azâp olundu. Zâlim kimse ise sâlih zâta muhabbeti sebebiyle affolundu.

 

İLMİHAL: ABDEST VE GUSLÜN FARZLARI

Abdestin farzları dörttür:

1- Yüzünü saç bitiminden, kulak yumuşağından, çene altına kadar yıkamak,

2- Ellerini dirsekleriyle beraber yıkamak,

3- Başının dörtte birini meshetmek,

4- Ayaklarını topuklarıyla beraber yıkamak.

Guslün farzları üçtür:

1- Bol su ile ağzı yıkamak, 2- Bol su ile burnu yıkamak, 3- Hiç kuru yer kalmayacak şekilde bütün vücûdu yıkamak.

Hicrî:  07 Receb  1447  Fazilet Takvim

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3