27 Nisan 2024 Cumartesi

MUS’AB BİN UMEYR’İN (R.A.) İSLÂM’A HİZMETLERİ -2


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : اَكْرِمُوا حَمَلَةَ الْقُرْآنِ فَمَنْ اَكْرَمَهُمْ فَقَدْ اَكْرَمَنِي. (فيض)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : حملهء قرآن ه ( قرآن كريمى أزبرليب اوقويان و اونونله عمل أدن كمسلره عزت و إكرامده بولونارق ) حورمت أدينز . كيم اونلره حرمت أدرسه ألبتده بانه حرمت أتمش اولور . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  “Hamele-i Kur’ân’a (Kur’ân-ı Kerîm’i ezberleyip okuyan ve onunla amel eden kimselere izzet ve ikramda bulunarak) hürmet ediniz. Kim onlara hürmet ederse elbette bana hürmet etmiş olur.”

(Münâvî, Feyzu’l-Kadîr)

Hicrî:   18  Şevval  1445  Fazilet Takvim

 

 

MUS’AB BİN UMEYR’İN (R.A.) İSLÂM’A HİZMETLERİ -2

 

Mus‘ab (r.a.), Sa‘d bin Mu‘âz’a İslâm dininin ne demek olduğunu anlattı ve bir miktar Kur’ân-ı Kerîm tilâvet etti. Kur’ân-ı Kerîm okunurken Sa‘d’ın yüzünden kalbinin yumuşadığı anlaşılıyor, iman emâreleri beliriyordu. Hemen, “Siz, bu dine girerken ne yapıyordunuz?” diye sordu. Mus‘ab (r.a.) ona, İslâm’ın esaslarını öğretti, o da hâlis kalp ile Müslüman oldu.

Sa‘d bin Mu‘âz (r.a.) böyle iman ettikten sonra kalkıp kendi sülâlesi olan Abdüleşheloğullarının yanına gitti. Onlara, “Hepiniz Allâh’a ve Resûl’üne iman etmelisiniz. Siz iman etmedikçe bundan sonra hiçbirinizle görüşmem.” dedi. Bunun üzerine aşireti içinde o gün iman etmeyen kimse kalmadı. Sonra Sa‘d bin Mu‘âz ile Mus‘ab bin Umeyr, Es‘ad bin Zürâre’nin hânesinde oturup diğer halkı İslâm’a davet ile meşgul oldular. Kısa zaman zarfında İslâm dini, Medîne’de o kadar yayıldı ki Evs ve Hazrec kabileleri içinde İslâm nuru ile aydınlanmayan ev kalmadı.

O sene hac mevsiminde, Mus‘ab (r.a.) beraberinde Medîne Müslümanlarından yetmiş üç erkek ve iki kadınla Mekke’ye gitti. Akabe’de Resûl-i Ekrem (s.a.v.) ile buluştular. Resûl-i Ekrem’in Medîne’ye hicret buyurması husûsunu konuştular. Resûl-i Ekrem (s.a.v.), onlara kendilerini, evlat ve ailelerini nasıl sakınırlar ise onu da öyle sakınacaklarını taahhüd etmek üzere onlardan bîat istedi. “Yâ Resûlallâh! Senin uğrunda ölürsek bize ne var?” dediler. Resûl-i Ekrem (s.a.v.), “Cennet var.” deyince, hemen bîat ettiler.

Medîneli Müslümanların bîatleri üzerine Resûl-i Ekrem (s.a.v.) artık Medîne-i Münevvere’ye hicret etmeleri için Ashâb-ı Kirâm’a izin verdi. Onlar da hemen Medîne’ye hicret etmeye başladılar. Resûl-i Ekrem (s.a.v.), hicret için Allâhü Teâlâ’nın müsaadesini bekliyordu. Allâhü Teâlâ müsaade buyurunca kendileri de hicret ettiler. Ashâb-ı Kirâm birbiri ardınca Medîne’ye hicret ettikçe Evs ve Hazrec kabileleri yer gösterip onları barındırırlar ve onlara pek ziyade hürmet ve yardım ederlerdi.

Gerek Muhâcirler ve gerek Ensâr, hepsinden Allâh razı olsun ki İslâm dinine pek büyük hizmet etmişlerdir.

Hicrî:    18 Şevval  1445  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

26 Nisan 2024 Cuma

MUS‘AB BİN UMEYR’İN (R.A.) İSLÂM’A HİZMETLERİ -1


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : اَلْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ الْمُسْلِمُونَ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ وَالْمُهَاجِرُ مَنْ هَجَرَ مَا نَهَى اللهُ عَنْهُ. (خ)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : حكيكى مسلمان ، ألندن و ديلندن مسلمانلريك سلامتده قالديغى ( ضارار كورمديكى ) كمسه در . حكيكى مهاجر ده الله تعالى ، نيك حرام قلديغى شيلرى ترك أدن كمسدر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  “Hakîkî Müslüman, elinden ve dilinden Müslümanların selâmette kaldığı (zarar görmediği) kimsedir. Hakîkî muhâcir de Allâhü Teâlâ’nın haram kıldığı şeyleri terk eden kimsedir.”

(Sahîh-i Buhârî)

Hicrî:   17  Şevval  1445  Fazilet Takvim

 

 

MUS‘AB BİN UMEYR’İN (R.A.) İSLÂM’A HİZMETLERİ -1

 

İslâm dini, Arabistan’ın her tarafında ve husûsiyle de Medîne-i Münevvere’de pek süratle yayılmakta idi. Evs ve Hazrec kabileleri Ashâb-ı Kirâm’dan birinin Medîne’ye gönderilmesini talep ettiler. Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz, onlara, Kur’ân-ı Kerîm’i ve İslâm âdâbını öğretmek üzere Mus‘ab bin Umeyr’i (r.a.) gönderdi.

Hz. Mus‘ab (r.a.), Medîne’ye vardığında, Hazrec kabilesinin reîslerinden ve Medîneli ilk Müslümanlardan olan Es‘ad bin Zürâre’nin evine yerleşti. Oradaki Müslümanların adedi henüz kırka ulaşmıştı. Mus‘ab (r.a.), Müslümanlara, Kur’ân-ı Kerîm’i okur, öğretir, İslâm şerîatini ve fıkhını anlatırdı. İmamlık yapar, namaz kıldırırdı. Hazret-i Es‘ad ve Mus‘ab (r. anhümâ) ile birlikte hepsi cuma günleri Medîne-i Münevvere dışına çıkıp bir mahalde cemâat ile namaz kılmaya başladılar.

Evs kabilesinin reîsi olan Sa‘d bin Mu‘âz ile yine kavmin önde gelenlerinden olan Üseyd bin Hudayr henüz imana gelmemiş olduklarından İslâm tamamıyla Medîne’de yayılamıyordu.

İslâm’ın yayıldığını işiten Üseyd bin Hudayr, bir gün elinde mızrağı ile Hazret-i Mus’ab ve Es‘ad bin Zürâre’nin yanına geldi. “Birtakım zayıf kimseleri aldatıp yoldan çıkartmaktan maksadınız nedir?” diyerek hiddet ve şiddet gösterdi.

Hz. Mus‘ab (r.a.) ona nazikçe, “Biraz dur, sözümüzü dinle, maksadımızı anla.” deyince Üseyd oturdu. Mus‘ab (r.a.), ona İslâm’ı tarif etti ve biraz Kur’ân-ı Kerîm okudu. Kur’ân-ı Kerîm’in belâgati kendisine tesir eden Üseyd, “Bu, ne kadar güzel, ne kadar yüce bir söz! Bu dine girmek için ne yapmalı?” diye sordu. Ona “Gusledip temizlenirsin, elbiseni temizlersin. Sonra, şehadet getirirsin. Sonra da namaz kılarsın.” dediler. Hz. Mus‘ab (r.a.), ona kelime-i şehâdeti telkin etti. O da İslâm ile müşerref oldu ve “Varayım, size birini göndereyim. Eğer o da imana gelirse artık bu beldede iman etmeyen kimse kalmaz.” diyerek çıktı ve Sa‘d bin Mu‘âz’ı gönderdi.

Sa‘d oraya gayet hiddetli olarak çıkageldi. Mus‘ab (r.a.), ona da nazikçe, “Hele biraz oturunuz, dinleyiniz, anlayınız. Beğenirseniz kabul edersiniz, beğenmezseniz biz de size, hoşlanmadığınız işi tekliften vazgeçeriz.” dedi. Bunun üzerine Sa‘d bin Muâz oturdu ve Hz. Mus‘ab’ın sözlerine kulak verdi. –

Devamı var-

Hicrî:    17 Şevval  1445  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

25 Nisan 2024 Perşembe

MUS’AB BİN UMEYR RADIYALLÂHÜ ANH


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَنْ أَحَبَّ جَمِيعَ أَصْحَابِي وَتَوَلَّاهُمْ وَاسْتَغْفَرَ لَهُمْ جَعَلَهُ اللهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مَعَهُمْ فِي الْجَنَّةِ. (كنز)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : كيم بنم آصحابميك تمامنى سور ، اونلرى دوسط أدينر و اونلر إيجن إستغفارده بولونورسه الله تعالى قيامت كونى او كمسيى ، جنتده اونلرله برابر حشر أدر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  “Kim benim Ashâb’ımın tamamını sever, onları dost edinir ve onlar için istiğfârda bulunursa Allâhü Teâlâ kıyamet günü o kimseyi, Cennet’te onlarla beraber haşreder.”

(Kenzü’l-Ummâl)

Hicrî:   16  Şevval  1445  Fazilet Takvim

 

 

MUS’AB BİN UMEYR RADIYALLÂHÜ ANH

 

Mus’ab bin Umeyr (r.a.), Ashâb-ı Kirâm’ın büyüklerinden, ilk Müslüman olanlardan ve İslâm’a çok büyük hizmetlerde bulunan Kur’ân-ı Kerîm muallimi bir zâttır.

Mus’ab bin Umeyr (r.a.), zengin, hâli vakti yerinde olan bir aileye mensuptu. Anne ve babası, onu çok severlerdi.

Resûlullah (s.a.v.) Efendimizin, insanları İslâm’a davet ettiğini duyunca, hemen huzuruna vardı ve Müslüman oldu. Annesinden ve akrabalarından çekindiği için, Müslüman olduğunu gizliyor, Resûlullâh’ı (s.a.v.) gizlice ziyaret ediyor, namazlarını gizlice kılıyordu. Bir gün namazını kılarken birisi görüp annesine ve akrabalarına haber verdi. Mus’ab’ı (r.a.) yakalayıp hapsettiler, imanından dönmesi için ona işkence yaptılar. Bu işkence ve eziyetler, birinci Habeşistan hicretine kadar devam etti. Habeşistan’dan döndüğünde artık annesi ona eziyet etmekten vazgeçmişti.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir gün Ashâbıyla otururlarken Mus’ab (r.a.), huzuruna geldi. Üzerinde yamalı bir elbise vardı. Ashâb-ı Kirâm, onun bu hâlini görünce acıdıklarından başlarını aşağıya eğdiler, yanlarında ona verebilecekleri bir şeyleri de yoktu.

Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz de onun daha önce içinde bulunduğu imkânlar ile şimdiki hâlini düşünerek gözyaşlarını tutamadı. Mus’ab (r.a.) selâm verdi, Resûlullah da selâmını aldı. Sonra Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), Ashâb’ına şöyle buyurdu: “Sizden biriniz sabahleyin bir elbise, akşamleyin başka bir elbise giydiği, önüne bir tabağın konulup öbürünün kaldırıldığı ve Kâbe’nin örtüldüğü gibi evleriniz de sizi örttüğü zaman ne yapardınız? Ashâb-ı Kirâm, “Yâ Resûlallah! O günkü hâlimiz, bu günkünden daha iyi olurdu. Geçim sıkıntımız olmaz ve biz de kendimizi ibadete verirdik.” dediler. Bunun üzerine Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Hayır, siz, bugün, o günkünden daha hayırlısınız.”

Resûlullah (s.a.v.), Mus’ab (r.a.) Hazretlerini methetti ve şöyle buyurdu: “Allâh’a hamdolsun. Ben, Mus’ab’ı görmüştüm. Kureyş’ten hiçbir genç, ana-babasının yanında onun kadar imkâna ve nimete sahip değildi. Fakat Allâh’a ve Resûlü’ne olan sevgisi ona, bu imkânları terk ettirdi.”

Hicrî:    16 Şevval  1445  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"