28 Mart 2024 Perşembe

ORUCA DAİR BAZI TABİRLER


 

عَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهَا قَالَتْ : إِنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يَعْتَكِفُ الْعَشْرَ الْأَوَاخِرَ مِنْ رَمَضَانَ حَتَّى تَوَفَّاهُ اللّٰهُ عَزَّ وَجَلَّ ثُمَّ اعْتَكَفَ أَزْوَاجُهُ مِنْ بَعْدِهِ. (ق)

حضرتى عائشه ، دن ( رضى الله عنها ) روايت اولندى . او بيوردوكى  : بيغمبر أفندمز ( ) ، رمضان ، يك صون اون كونونده إعتكاف أدردى . بونه ، الله عز و جله ، كندسنى وفات أتديرنجيه قدار بويلجه دوام أتدى . رسول الله ، يك وفاتدان صوكره إيسه زوجلرى ( مؤمنلريك آننه لرى ) ده إعتكاف أتديلر . "

Hz. Âişe’den (r. anhâ) rivâyet olundu, o buyurdu ki:  “Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Ramazan’ın son on gününde îtikâf ederdi. Buna, Allah Azze ve Celle, kendisini vefat ettirinceye kadar böylece devam etti. Resûlullâh’ın vefatından sonra ise zevceleri (müminlerin anneleri) de îtikâf ettiler.”

(Müttefekun Aleyh)

Hicrî:   18  Ramazân  1445  Fazilet Takvim

 

 

ORUCA DAİR BAZI TABİRLER

 

lyd-ı fıtır (iftar bayramı): lyd, bayram demektir. Bir ay tutulan farz oruç tamamlandığı için Ramazan Bayramı’nın ismidir. Bu bayramdan önce sadaka-i fıtır verildiği için de bu isim verilmiştir.

Sadaka-i Fıtır (fitre): Ramazan-ı şerîfin sonunda verilmesi vacip olan belli miktardaki sadakadan ibarettir.

Fidye: Bir fakirin sabahlı ve akşamlı bir günlük yiyeceği demektir ki bu, bir sadaka-ı fıtır miktarıdır. İhtiyarlıkları sebebiyle oruca güç yetiremeyenler, her gün için sadaka-i fıtır gibi fidye verirler.

 

ÎTİKÂF VE ŞARTLARI

 

Îtikâf, erkekler için, cemaatle beş vakit namaz kılınan bir mescitte; kadınlar için, kendi evlerinde namazgâh edindikleri (mescit olarak kullandıkları) bir yerde, îtikâf niyetiyle bir müddet kalmaktan ibarettir. Îtikâf; vacip, sünnet-i müekkede ve müstehab olmak üzere üç kısımdır:

Nezredilen (adanan) îtikâf, vaciptir.

Ramazân-ı şerîfin son on gününde yapılan îtikâf, kifâye olarak müekked sünnettir. Yani, bir beldede bir kişi bu îtikâfı yaparsa diğerlerinden de mesuliyet kalkar.

Ramazân-ı şerîf ayı dışında ibadet ve tâat maksadıyla bir mescitte bir müddet yapılan îtikâf da müstehabdır.

 

Îtikâfın şartları:

 

Îtikâfa girecek kimse; îtikâfa niyet etmiş olmalı, Müslüman ve akıllı olmalı, cünüp, hayız ve nifas hâlinde olmamalıdır.

Îtikâf, cemaatle namaz kılınan bir mescitte veya mescit hükmünde bulunan bir yerde yapılmalıdır. Kadınlar için kendi evlerinde mescit olarak kullandıkları yerler, mescit hükmündedir.

Vacip îtikâfı yapan kişi, oruçlu olmalıdır.

Mûtekifin (îtikâfa girenin), özrü olmadan mescitten çıkması veya eşi ile cinsî münâsebette bulunması, îtikâfını bozar. Mûtekifin dînî, beşerî veya zarûrî bir ihtiyaçtan dolayı mescitten dışarı çıkması, îtikâfı bozmaz. Bulunduğu mescitte cuma namazı kılınmıyorsa cuma namazını kılmak için en yakın bir mescide gitmesi gibi.

Hicrî:    18 Ramazân 1445  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

27 Mart 2024 Çarşamba

AKLIN EN HAYIRLISI


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : اَلْكَيِّسُ ‏مَنْ دَانَ نَفْسَهُ وَعَمِلَ لِمَا بَعْدَ الْمَوْتِ. (ت)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : عقللى كمسه ، نفسنى حسابه جكن و أؤلمدن صوكراسى إيجن جالشاندر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  “Akıllı kimse, nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası için çalışandır.”

(Sünen-i Tirmizî)

Hicrî:   17  Ramazân  1445  Fazilet Takvim

 

 

AKLIN EN HAYIRLISI

 

Akıl, en büyük bir nimettir. İnsanlar, akılları sayesinde mârifetullâha nâil olurlar, dînî ve dünyevî vazifeler ile mükellef olup bunları yaparak nice saadetlere kavuşurlar. Bununla beraber herkesteki akıl, aynı derecede değildir. Birçok kimse, saadete kavuşturan akıl nimetine nâil değildir. Kendi varlığını ve kendisini çevreleyen âlemi yaratmış olan Rabb’ini güzelce düşünmeyen, hakîkî din olan İslâmiyet’i kabul etmeyen kimseler, doğruya yönlendiren bir akıl melekesinden mahrum demektirler. Velev ki dünya işlerinde kuvvetli bir akıl ve zekâya sahip bulunmuş olsunlar.

Berâ bin Âzib radıyallâhü anh şöyle anlattı:

“Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, ‘Muhakkak Allâhü Teâlâ’nın birtakım hâs kulları vardır, onları Cennet’in yüksek derecelerinde iskân ettirir. Zira onlar, dünyada insanların en akıllıları oldular.’ buyurdular.

Biz, ‘Yâ Resûlallah! Onlar nasıl insanların en akıllıları oldular?’ diye suâl ettik.

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) de ‘Onların bütün gayretleri, Rableri Azze ve Celle’ye yakın olmakta ve onu râzı edecek amelleri işlemekte yarışmak idi. Onlar, dünyanın süsünden, makam-mevki sevgisinden ve fazla nimetlerinden yüz çevirdiler. Dünyaya kıymet vermediler. Onlar dünyada, azıcık sabrettiler de (âhirette) ebedî olarak rahata erdiler.’ buyurdular.”

Cenâb-ı Hakk’ın din ve âhiretle alâkalı husûslarda kulunu muvaffak kılıvermesi, kul için en büyük sermayedir. Akıllı olan kimseye lâzım olan şey, Allâhü Teâlâ’dan, sâlih amellerinde ziyâdelik ve takvâ istemek, onun rızasına nâil olmayı talep etmektir.

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurmuşlardır ki: “Cenâb-ı Hak (c.c.) tarafından dînî husûslarda kula ihsan olunan az bir muvaffakiyet, aklın çok olmasından daha hayırlıdır.”

Hicrî:    17 Ramazân 1445  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

 

26 Mart 2024 Salı

NAMAZDA KALP HUZURU


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَنْ لَا يَسْتَحْيِ مِنَ النَّاسِ لَا يَسْتَحْيِ مِنَ اللهِ. (طس)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : إنسانلردان حايا أتمين كمسه ، الله تعالىدان ده حيا أتمز . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  “İnsanlardan hayâ etmeyen kimse, Allâhü Teâlâ’dan da hayâ etmez.”

(Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat)

Hicrî:   16  Ramazân  1445  Fazilet Takvim

 

 

NAMAZDA KALP HUZURU

 

Buhârâ ulemâsından biri, Şâh-ı Nakşibend (k.s.) Hazretlerine, “Namazda kalp huzuru ne ile elde edilir?” diye suâl etti.

Hâce (k.s.) Hazretleri, “Helâl yemek yemeli ve yemeği yerken kalbi uyanık olmalı, gaflet içinde bulunmamalı. Namaz dışındaki zamanlarda, abdest alırken ve iftitah tekbiri getirirken de kalp, tam bir uyanıklık içinde olursa, kalp huzuru elde edilir.” buyurmuşlardır.

 

KADİR GECESİ’Nİ ARAMAK

 

Kadir Gecesi’nin, Ramazân-ı şerîf ayı içerisinde hangi gece olduğunun gizlenmesi, müminlerin her geceyi Kadir Gecesi bilip, her gece çokça ibadet etmeleri içindir.

İmâm Şa‘rânî Hazretleri, Kadir Gecesi’nin kaçıncı gece olduğunu, Ramazân-ı şerîfin ilk gününe göre şöyle tespit etmiştir. Ramazân-ı şerîf;

• Pazar günü girerse 28’i 29’a bağlayan gece.

• Pazartesi günü girerse 20’yi 21’e bağlayan gece.

• Salı günü girerse 26’yı 27’ye bağlayan gece.

• Çarşamba günü girerse 18’i 19’a bağlayan gece.

• Perşembe günü girerse 24’ü 25’e bağlayan gece.

• Cuma günü girerse 16’yı 17’ye bağlayan gece.

• Cumartesi günü girerse 22’yi 23’e bağlayan gece.

İmâm Şa‘rânî Hazretleri, 30 sene, Kadir Gecesi’yle bu usûle göre müşerref olmuşlardır. Birçok evliyâ, bu usûlle Kadir Gecesi’ni bulmuşlardır.

Kadir Gecesi’nde hava, berrâk ve güzel olur. O gece her şey, Hazret-i Allâh’a secde eder. Denizlerin suyu bir an için tatlılaşır. Müminler, afv-ı İlâhî ve mağfiret-i Sübhâniyye’ye mazhar olurlar. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

Bu hesaba göre, Ramazân-ı şerîf hangi gün girerse girsin, Kadir Gecesi, cumartesiyi pazara bağlayan geceye isabet etmektedir. Ramazân-ı şerîfin ikinci yarısındaki iki cumartesi gününden 17, 19 gibi tek sayılı gecelerden biri, Kadir Gecesi olabilir.

Hicrî:    16 Ramazân 1445  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"