29 Aralık 2023 Cuma

HİDAYET REHBERİ

 

قَالَ اللّٰهُ تَعَالَى : هُوَ الَّذِي أَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدَى وَدِينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدِّينِ كُلِّهِ وَكَفَى بِاللَّهِ شَهِيدًا.(سورة الفتح,٢٨)

الله تعالى شويله بيوردى - مئآلا : اونى ( إسلام دينينى ) هر دينين أؤستنه جقرمق إيجن رسولنى هدايت رهبرى و حق دينى إيله كوندرن ، او ، در . شاهد اولرق الله يتر . "

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu -meâlen-:  “Onu (İslâm dinini) her dinin üstüne çıkarmak için resûlünü hidâyet rehberi ve hak dini ile gönderen, O’dur. Şâhid olarak da Allah yeter.”

(Fetih Sûresi, 28)

Hicrî:  16   Cemâziyelâhir    1445  Fazilet Takvim

 

HİDAYET REHBERİ

 

Âl-i İmrân Sûresi’nin “Andolsun ki, Allâhü Tealâ, müminleri minnettar buyurdu (onlara lütufta bulundu). Çünkü içlerinde kendilerinden, bir peygamber gönderdi ki: Onlara, Hak Teâlâ’nın âyetlerini okuyor ve onları tezkiye ediyor ve onlara kitap ve hikmet talim buyuruyor. Hâlbuki bundan evvel, apaçık bir dalâlet içinde bulunmuş idiler.” meâlindeki, 164. âyet-i kerîmesi, Resûl-i Ekrem’in (s.a.v.) fıtrî ulviyetini ve bütün beşeriyet için ne büyük bir hidayet rehberi olduğunu bildiriyor, kendisine tâbi olanların ahlâk ve hâllerini güzelleştirip yükseltmeye ne kadar gayret buyurduğunu gösteriyor.

Bu âyet-i kerîme, o büyük fazilet ve kemâlât sahibi olan, şanı yüce Peygamberin, her türlü şahsî ve dünyevî menfaatleri takipten uzak olduğuna da işaret etmektedir. İman şerefine nâil, Resûl-i Ekrem’e tâbi, onun yüce kadrini itiraf eden zâtlara, Allâhü Teâlâ, lütuf ve ihsanda bulunmuş oldu. Çünkü içlerinde kendilerinden, bir peygamber, yani; Hz. Muhammed aleyhissalâtü vesselâmı, büyük bir Resûl olarak gönderdi ki; onun ne kadar ahlâkî kemâlat ile muttasıf olduğunu gördüler, onun ne büyük bir şerefli nesebe, zâtî meziyete hâiz olduğunu bilip anladılar. Ve öyle bir Peygamber-i Zîşân ki onlara, o gönderildiği zâtlara, Hak Tealâ’nın âyetlerini, Kur’ân-ı Mübîn’i okuyor. Ve O Peygamber-i Zîşân, onları tezkiye ediyor; kötü hasletlerden, bozuk akîdelerden temizliyor ve onlara Kitâb ve hikmet tâlim buyuruyor; onlara Kur’ân-ı Kerîm’i ve sünnet-i nebeviyyeyi öğretiyor.

Bu sayededir ki; asırlardan beri imandan, hidayetten, ilim ve irfandan nasipsiz olarak cehalet ve mahkûmiyet içinde kalmış olan kavimler İslâmiyet’i kabul ettiler de onlardan âlim, fâzıl, her cihetten münevver, âlemin nizamını bilen; ictimaî, siyasî, idarî hikmetlere vâkıf bir güzîde ümmet vücuda geldi.

Artık Peygamber-i Zîşânımızın bu pek ulvî, benzersiz muvaffakiyetlerini güzelce düşünerek kendisine tabi olmalı, sünnet-i seniyyesine sımsıkı sarılmalıyız.

Hicrî:   16  Cemâziyelâhir   1445  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

28 Aralık 2023 Perşembe

PEYGAMBERİMİZ HAZRET-İ MUHAMMED MUSTAFA SALLALLÂHÜ ALEYHİ VE SELLEM - 2


 

قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : أَوْلَى النَّاسِ بِي يَوْمِ الْقِيَامَةِ أَكْثَرُهُمْ عَلَيَّ صَلَاةً. (ت)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : قيامت كونونده إنسانلريك بانه أك يقينى ( شقاعتمى أك جوق حق أدنلرى ) ، بانه أك جوق صلوات كتيرنلريدر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  “Kıyamet gününde insanların bana en yakını (şefâatimi en çok hak edenleri), bana en çok salevât getirenleridir.”

(Sünen-i Tirmizî)

Hicrî:  15   Cemâziyelâhir    1445  Fazilet Takvim

 

 

PEYGAMBERİMİZ HAZRET-İ MUHAMMED MUSTAFA SALLALLÂHÜ ALEYHİ VE SELLEM - 2

 

İnsanlara, Allâh’ın dinini tebliğ ve hareketlerini doğru yol üzere tayin için Hz. Âdem’den itibaren birçok Peygamberler gönderilmiştir ki; onların hâtemi (en sonuncusu) ve en muazzamı da Muhammed Mustafa sallallâhü aleyhi ve sellem Efendimizdir. İşte o mübarek, masum zât, kırk yaşına girer girmez etrafında birtakım hârikulâde şeyler olmaya başlamıştı. Cibrîl-i Emîn gelmiş, nübüvvet ve risâletle müjdelemiş ve kendisine peyderpey Kur’ân-ı Kerîm’in âyetlerini, sûrelerini getirip tebliğ etmiştir. Artık bu vasıta ile İlâhî vahye mazhar olan Peygamberimizin mübarek lisanından ilim ve hikmet yayılmaya başlamış, nice hakikatleri, İslâmiyet’e ait hükümleri, ibret alınacak vakaları beyan buyurmuştur.

O tarihe kadar cehalet içinde kalmış olan Arabistan ve civarı, birdenbire uyanmaya başlamış, birçok zât bu hak dine nâil olarak mücahede meydanlarına atılmış, Ashâb-ı Kirâm Hazretleri, bütün beşeriyet için birer örnek olmuşlar ve cihana, İslâmiyet’i neşre başlamışlardır.

Resûl-i Ekrem sallallâhü aleyhi ve sellem Hazretleri bu kadar nimetlere, muvaffakiyetlere nâil olmuşken yine tavır ve hareketini aslâ değiştirmemiş, kendisine teveccüh eden dünya varlığına aslâ tenezzül etmemiş, fevkalâde sade bir hayat ile iktifa buyurmuş, risâlet vazifesini îfâya devam ederek bu yolda nice sıkıntılara katlanmıştır. Bütün bunlar, o Peygamber-i Zîşân’ın fıtratındaki ulviyyetini, onun sebat ve azametini göstermektedir. Onun vasıtasıyla İslâm dini, bütün dünya âlemine tebliğ edilmiş, benzerini getirmek kâbil olmayan Kur’ân-ı Mübîn, bütün insaniyet âleminde yayılmış, İslâmiyet’in nurları, kalplerde parlamaya başlamıştır.

O Resûl-i Âlişân Hazretleri altmış üç yaşlarında olduğu hâlde Hicret’in on birinci senesi, Rebîulevvel ayının on ikinci günü, Pazartesi ebedî âleme irtihâl buyurmuşlardır. Mübarek cism-i latîfleri, Medine-i Münevvere’deki Mescid-i Saadetine defnolunmuştur. Sallallâhü aleyhi ve sellem.

Hicrî:   15  Cemâziyelâhir   1445  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"