28 Kasım 2023 Salı

İLİM TALEBESİNE BAZI İKAZLAR


 

قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : أُغْدُ عَالِمًا أَوْ مُتَعَلِّمًا أَوْ مُسْتَمِعًا أَوْ مُحِبًّا وَلَا تَكُنِ الْخَامِسَةَ فَتَهْلِكَ. (الجامع الصغير)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : يا عالم اول ويا طلبه اول ويا دنلين اول وياحوط بونلارى سون اول . بشنجسى اولما يوقسه هلاك اولورسون . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  “Ya âlim ol veya talebe ol veya dinleyen ol veyahut bunları seven ol. Beşincisi olma yoksa helâk olursun.”

(Süyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr)

Hicrî:  15   Cemâziyelevvel    1445  Fazilet Takvim

 

 

İLİM TALEBESİNE BAZI İKAZLAR

 

İmâm Gazâlî (rah.), şöyle buyurmuşlardır:

İlim talebesine düşen en mühim vazife, nefsini kötü ahlâktan temizlemektir. İlim, kalbin bir ibadetidir. Nasıl ki namaz için, âzâları temizlemek yani abdest almak şart ise kalbin ibadeti olan ilim için de kalbin, kötü ahlâktan temizlenmesi şarttır. Hadîs-i şerîfte, “Din, temizlik üzerine bina olunmuştur.” buyurulmuştur. Temizlik, madden olduğu gibi mânen de olur. Manevî necâsetler ki kötü ahlâktır, onların temizliği, manevî bir temizliktir.

Eğer ‘Nice kötü ahlâklı kimseler de ilim tahsil etmiyorlar mı?’ dersen; derim ki: Onların tahsil ettikleri ilim, ebedî saadeti kazandıran hakîkî bir ilim değildir. Zira bir kalpte hakîkî ilmin nuru ortaya çıktığında, o kalbin sahibinin ahlâkı elbette güzelleşir. İlmin en aşağı derecesi, günahların ve kötü huyların, insanın ebedî hayatını mahveden helâk edici birer zehir olduğunu bilmek ve anlamaktır. Hiç akıllı kişi, bile bile zehir içer mi? İşte bu sebeple hadîs-i şerîfte, “Her kimin ilmi artar da hidayeti artmazsa, ancak Allâhü Teâlâ’dan uzaklığı artar.” buyurulmuştur.

İlim talebesinin diğer bir vazifesi, ilim tahsili esnâsında dünyevî alâkaları mümkün mertebe azaltmaktır. Zira bunlar, kalbi meşgul edip ilim tahsilindeki faydayı azaltır. “Allah, bir adamın içinde iki kalp yaratmamıştır.” (Ahzâb Sûresi, âyet 4) buyurulmuştur. Zihin, başka şeylere dağıldıkça, hakikatleri kavramaktan âciz kalır. Bunun için ‘Sen, ilme kendini tamamen vermedikçe ilim sana bazısını vermez.’ denilmiştir.

Dikkat edilecek diğer husûs da ilme ve ilim ehline karşı kibirlenmemektir. İlim tahsilinde tevâzu şarttır. Talebe, hocasına itiraz edip karşı gelmemeli, hocasının nasihatlerini, dinleyip anlamaya çalışmalıdır.

İlim tahsil edenin gâyesi, Cenâb-ı Hakk’ın rızasını kazanmak olmalıdır. Gâyesi, riyâset, mal kazanmak, övünmek ve âlimlerle münâkaşa etmek olmamalıdır. Cenâb-ı Hakk’ın dinine hizmet etmek için ilim tahsili ile meşgul olan kimse, -sevap bakımından- cihâd yolundaki gâziler gibidir. Böyle ilim tahsil eden kimse, ilminden fayda görür, dünyada ve âhirette makâmı pek yüksek olur.

Hicrî:   15  Cemâziyelevvel   1445  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

27 Kasım 2023 Pazartesi

MİMAR SİNAN


 

قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : خَيْرُ الْبِقَاعِ الْمَسَاجِدُ وَشَرُّهَا الْأَسْوَاقُ. (فيض)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : مكانلريك أك خيرلسى مشجدلردر ، أك شرليسى ده جارشيلردر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  “Mekânların en hayırlısı mescitlerdir, en şerlisi de çarşılardır.”

(Münâvî, Feyzu’l-Kadîr)

Hicrî:  14   Cemâziyelevvel    1445  Fazilet Takvim

 

 

MİMAR SİNAN

 

Kanûnî Sultan Süleyman Han, Sultan İkinci Selim Han ve Sultan Üçüncü Murad Han devirlerinin mimarı ve dünyaca meşhur büyük bir sanatkâr olan Mimar Sinan, 1490 senesinde Kayseri’ye bağlı Gesi nahiyesinin Ağırnas köyünde doğmuştur. 1512 yılında acemi oğlanlar ocağına alınmış, 1521’den önce de yeniçeri olmuştur.

Mimar Sinan, ordu içinde geçen yetişme çağında, bir taraftan İran, Suriye, Irak ve Mısır’ı, diğer taraftan Balkanlar, Macaristan ve Güney Avusturya’yı görme fırsatı bulmuştur.

Kanûnî Sultan Süleyman’ın 1534 yılındaki İran Seferi’nde Van Gölü’nün karşı sahilinde yapılacak keşif harekâtı için Mimar Sinan, üç kadırga inşa etmiş ve içlerine top ve tüfekler yerleştirerek düşman ahvalini keşfedip gelmiştir. 1538’deki Karaboğdan Seferi’nde Prut Nehri üzerinde kazık çakılması mümkün olmayan killi ve bataklık bir arazide nice kimselerin muvaffak olamadığı köprü kurma işini, 13 gün içinde tamamlayarak Sultan’ın takdirini kazanmıştır. Bu muvaffakiyeti, ona mimarbaşı olma yolunu açmıştır.

Mimar Sinan Ağa, 1539 yılında mimarbaşı tayin edildiği zaman 50 yaşına gelmişti. Bundan sonra geçen yaklaşık elli yıllık ömründe, bütün ülkeyi, şaşılacak bir süratle cami, medrese, han, hamam, çarşı gibi sayısız eserle süslemiştir. Bu eserlerin sayısı 364’ü bulmaktadır.

Dünyanın en muhteşem binalarından biri ve bir sanat harikası olarak kabul edilen Süleymaniye Câmii’nin inşaatı, 8 yıl sürmüş ve 7 Haziran 1557 tarihinde açılmıştır. Bu münasebetle yapılan merâsimde Kanûnî Sultan Süleyman Han bizzât bulunmuş ve eseri açma şerefini Mimar Sinan’a vermiştir. Bu vazifeyi verirken ona “Bina ettiğin bu Allah evini sadakat, safa ve dua ile senin açman en iyisidir.” diye hitap etmiştir. Halk arasında yaygın olan şu sözler sanki bunun ifadesidir: “Süleymaniye’nin sahibi Sultan Süleyman, mimarı Koca Mimar Sinan, harcı imandır.”

Mimar Sinan, İkinci Selim Han zamanında ise Osmanlı ve dünya sanatının şâheseri sayılan ve ustalık eserim dediği Edirne Selimiye Câmii’ni inşa etmiştir (1575).

Hicrî:   14  Cemâziyelevvel   1445  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"