29 Ekim 2022 Cumartesi

BİR ŞİFA KAYNAĞI: BİBERİYE


قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : إِذَا جَاءَ الرَّجُلُ يَعُودُ مَرِيضًا فَلْيَقُلِ اللّٰهُمَّ اشْفِ عَبْدَكَ. (د)

بيغمبر أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر :  بر كمسه حصطه زيارتنه كتديكنده . ’ يا رابى ! بو قلونه شفاء ور ‘ ديه دعا أتسين . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  “Bir kimse hasta ziyaretine gittiğinde, ‘Yâ Rabbi! Bu kuluna şifa ver’ diye dua etsin.”

(Sünen-i Ebû Dâvûd)

Hicrî:  03   Rebiulahir    1444 Fazilet Takvim

 

BİR ŞİFA KAYNAĞI: BİBERİYE

 

Biberiye, yaprakları ince ve ufak olan bodur bir bitkidir. İlkbaharda ve sonbaharda olmak üzere iki defa çiçek açar ve çam gibi daima yaprakları yeşil kalır.

Biberiye, birçok hastalığa şifadır. Husûsiyle yaz günlerinde kötü kokulu havalarda, veba olan yerlerde kuru yaprağı veya dalı yakılıp tütsü edilir ve gezdirilirse kötü kokuyu ve hastalığı yok eder. Yine tütsü edip kokusunu genzine çeken kimseden, soğuktan meydana gelen teneffüs yolu hastalıklarını def eder. Ayrıca kaynatılıp aynı şekilde buharı çekilirse de baş ağrılarına fayda verir, dikkati ve hafızayı güçlendirir. Sirke ile kaynatılması, kuvvetini daha da artırır.

Biberiye, vücuttaki ve kandaki kötü maddelerin vücuttan atılmalarını sağlar. Vücudu ısıtır, mideyi kuvvetlendirir, iştahı açar, yemeği hazmettirir. Taze veya kurusu kaynatılır, sıcak olarak içilir, sonra da yatılırsa terlemeyi sağlar.

Biberiye, ağızda bir müddet çiğnenirse ağız kokusunu, ağızdaki yaraları iyileştirir. İçilmesi veya yağının sürülmesi, kuluncu ve sancılarını giderir. İçilen şerbetlere biberiye karıştırmak, her türlü sarılığa fayda verir.

Biberiyenin tohumu veya taze çiçeği dövülür, keçi sütü veya hâlis süt ile kaynatılıp içilirse göğüste ve akciğerde olan hastalıklara, vereme, nefes darlığına ve müzmin (kronik) öksürüğe çok faydalıdır. Ciğerdeki yaraları iyileştirir. Kurusunu elbise içerisine koymak, güveleri def eder.

Yağını sıcak suya damlatıp buharını solumak, burnu açar ve beyne yerleşmiş olan buharları, baştan inen nezleyi ve soğuk algınlıklarını söker atar. Yine yağı, boyun kemiğinden kuyruk sokumuna kadar omurilik üzerine, şakaklara ve burun deliklerine sürülürse baş ağrısının her türlüsüne, felce, gut ve sara hastalıklarına ve her türlü mafsal ağrılarına ve şişliklerine fayda verir. Hassas ciltlerde tahriş yapabileceği için zeytinyağı, fesleğen yağı ve benzeri yağlar ile hafifletilebilir.

Her şeyin fazlası zararlı olduğu gibi biberiye kullanırken de aşırıya kaçılmamalıdır. Kan deveranını hızlandırdığı için yüksek tansiyona sebep olabileceğinden bilhassa tansiyon hastaları ve hamileler, doktor tavsiyesi ile kullanmalıdırlar.

Hicrî:     03 Rebiulahir   1444 Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

28 Ekim 2022 Cuma

HÂCE MUHAMMED BÂKÎBİLLÂH (K.S.)


 

قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : أَلَا إِنَّ شَرَّ الشَّرِّ شِرَارُ الْعُلَمَاءِ وَإِنَّ خَيْرَ الْخَيْرِ خِيَارُ الْعُلَمَاءِ. (مي)

بيغمبر أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر :  دقت أدينز ! شرليلرين أك شرليسى ، شرلى عالملردر . خيرليلرين أك خيرليسى ، خيرلى عالملردر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  “Dikkat ediniz! Şerlilerin en şerlisi, şerli âlimlerdir, hayırlıların en hayırlısı, hayırlı âlimlerdir.”

(Sünen-i Dârimî)

Hicrî:  02   Rebiulahir    1444 Fazilet Takvim

 

HÂCE MUHAMMED BÂKÎBİLLÂH (K.S.)

 

Silsile-i Sâdât-ı Nakşibendiyye’nin yirmi ikinci halkası olan Hâce Muhammed Bâkîbillâh (k.s.) Hazretlerinin lakabı Hâce Bîreng olup 971 (M. 1563) yılında Kâbil’de dünyaya geldi. Babası Kâdı Abdüsselâm’dır. Annesi Hazret-i Hüseyin’in (r.a.) neslinden, seyyide, kanaatkâr, talebelere hizmet eden sâliha bir hanımdır.

Küçük yaşta, zamanının en büyük âlimlerinden zâhirî ilimleri tahsil etti. O devrin en büyük âlimlerinden olan Muhammed Sâdık Halvâî’den (k.s.) ilim tahsil etti. Daha sonra tasavvufa teveccüh edip, manevî ilimleri tahsil etmek için evliyâullâhın büyüklerinin sohbetlerine iştirak etti. Manevî bir yol aramakta iken bir gece rüyasında, Hâce Bahâüddîn Nakşibend’in (k.s.) huzurunda bulununca, bu yola girmek husûsunda içinde bir arzu meydana geldi ve kendisine bir mürşid aramaya devam etti. Keşmir’e ve nihayet Semerkand’a gelip Muhammed Hâcegî Emkengî Hazretlerini bularak ona intisâb etti.

Bâkîbillâh (k.s.) Hazretleri çok büyük hâllere ve derecelere sahip olmakla beraber çok mütevazı idi. Ancak zarûret miktarı konuşur, izah edilmesi istenen mevzuları, açık bir şekilde beyan ederdi.

Lahor şehrinde ikamet ederken şehirde bir kıtlık meydana gelmişti. Kıtlık günlerinde yemek yememiş, kendisine getirilen yemekleri, dışarıda aç olan insanlara dağıttırmıştı. Lahor şehrinden Delhi’ye giderken yolda yürümekten âciz bir yaya gördü. Hemen bineğinden inerek onu bindirdi. Varacağı yere yaklaşınca, insanlar buna muttali olmasın diye onu indirip kendisi bindi.

Muhammed Bâkîbillâh Hazretleri, bütün mahlûkâta karşı çok müşfik idi. Bir defasında soğuk bir kış gecesinde yatağından kalkmış, geri döndüğünde bir kedinin, yorganının üzerinde uyuduğunu görmüştü. Gönlü onu uyandırmaya râzı olmayınca soğuğa rağmen sabaha kadar oturmuştu.

25 Rebîulâhir 1012 (M. 1603) tarihinde kırk yaşında iken âhirete irtihal ettiler. Delhi’de Resûlullâh’ın (s.a.v.) ayak bastığı yer olarak meşhur olan “Kademgâh” denilen mevkiye defnedildi. (Silsiletü’z-Zeheb, Fazilet Neşriyat)

Hicrî:     02 Rebiulahir   1444 Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"