27 Ağustos 2020 Perşembe

ÂŞÛRÂ GÜNÜ NELER YAPILIR?

 

 

 


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: صُومُوا يَوْمَ عَاشُورَاءَ يَوْمٌ كَانَتِ الْاَنْبِيَاءُ تَصُومُهُ. (مطالب)

رسول الله  أفندمز  ( ﷺ )  بيوردولر  ، "  عاشوراء كونونده اوروج طوطونوز . او اؤيله بر كوندركه ، او كون ده بيغمبرلر ( عليه السلام ) اوروج طوطارلردى     . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Âşûrâ gününde oruç tutunuz. O öyle bir gündür ki, o günde peygamberler (aleyhimüsselâm) oruç tutarlardı.”

(İbn-i Hacer, el-Metâlibu’l-Âliye)

Hicrî:   08    Muharrem    1442  Fazilet Takvim   
 

 ÂŞÛRÂ GÜNÜ NELER YAPILIR?

 
• O gün, eve ufak-tefek erzak alınırsa, bir sene boyunca evde bereket olur.
• En az on Müslümana birer selâm veya bir Müslümana on defa selâm verilir.
• Fakir fukarâ sevindirilir.
• O gün gusledenler, bir sene ufak-tefek hastalık görmezler.
• 10 defa şu duâ okunur: “Sübhânallâhi mil’el-mîzân ve müntehe’l-ılmi ve mebleğa’r-rızâ ve zinete’l-arş.”
• Âşûrâ gününe mahsus olmak üzere kuşluk vaktinde 2 rekât namaz kılınır. Her rekâtte 1 Fâtiha, 50 İhlâs-ı şerîf okunur.
Namazdan sonra da şu salevât-ı şerîfe 100 defa okunur: “Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin ve Âdeme ve Nûhin ve İbrâhîme ve Mûsâ ve Îsâ vemâ beynehüm mine’n-nebiyyîne ve’l-mürselîn. Salevâtüllâhi ve selâmühû aleyhim ecmaîn.”
• Öğle ile ikindi arasında 4 rekât namaz kılınır. Her rekâtte 1 Fâtiha, 50 İhlâs-ı şerîf okunur. Namazdan sonra: 70 istiğfâr-ı şerîf, 70 salevât-ı şerîfe, 70 defa da “Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyil-azîm” denilir. Sonra da ümmet-i Muhammed’in hidâyeti ve kurtuluşu için duâ edilir. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)
MUHARREM AYININ 9. VE 10. GECELERİNİN İHYÂSI
Muharrem ayının 9. ve 10. geceleri birer tesbih namazı kılmalıdır. Yine 9. ve 10. geceleri teheccüd vaktinde Allah rızâsı için 4 rekât namaz kılınır. Her rekâtte Fâtiha-i şerîfeden sonra 50’şer İhlâs-ı şerîf okunur.
Bu günlerde Hatm-i Enbiyâ’ya devâm etmelidir. Bilhassa 9. günü akşamı, (yani 10. gecesi) Hatm-i Enbiyâ yapılması çok fazîletlidir. Muharrem ayı içerisinde mümkün olduğu kadar çok istiğfâr etmelidir. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neş.)
Muharrem ayının onuncu günü (Âşûrâ günü), önceki bir gün yâhut sonraki bir gün ile birlikte oruç tutmak sünnettir. Yalnız Âşûrâ günü oruç tutmak tenzîhen mekruhtur. Hadîs-i şerîfte, “Âşûrâ orucunu tutunuz ve ona dokuzuncu yâhut on birinci günü ilâve ederek Yahûdîlere muhâlefet ediniz, onlara benzemeyiniz.” buyurulmuştur.
(Nimet-i İslâm)
Hicrî:   08    Muharrem    1442  Fazilet Takvim  

 

26 Ağustos 2020 Çarşamba

İLİM TALEBİNDE CİDDÎ VE GAYRETLİ OLMAK


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ تَفَقَّهَ فِي دِينِ اللهِ كَفَاهُ اللهُ عَزَّ وَجَلَّ وَرَزَقَهُ مِنْ حَيْثُ لَا يَحْتَسِبُ. (حنيفة)

رسول الله  أفندمز  ( ﷺ )  بيوردولر  ، "  كيم الله تعالى نيك ديننده تفقه أدرسه ( كلفت و مشقته قاطلانب دينى علملرى أؤكرنرسه ) الله عززه و جلله ، اونه ( هر إشنده ) كافى در و اونى هيج اومماديغى يردن رزقلانديريورر  . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Kim Allâhü Teâlâ’nın dîninde tefekkuh ederse (külfet ve meşakkate katlanıp dînî ilimleri öğrenirse) Allah Azze ve Celle, ona (her işinde) kâfîdir ve onu hiç ummadığı yerden rızıklandırıverir.

” (Müsned-i Ebû Hanîfe)
Hicrî:   07    Muharrem    1442  Fazilet Takvim  

 

 İLİM TALEBİNDE CİDDÎ VE GAYRETLİ OLMAK

 

İmam Zernûcî Hazretleri (rah.), Ta’lîmü’l-Müteallim isimli eserinde şöyle buyurmuşlardır:
• İlim talebinde ciddi olmak, arkasını bırakmamak, devamlı peşinde koşmak lâzımdır. Kur’ân-ı Kerîm’de, şu âyetler buna işâret etmektedir (meâlen): “Ve o kimseler ki bizim uğrumuzda mücâhedede bulundular, elbette onları bizim yollarımıza hidâyet ederiz ve şüphe yok ki, Allâhü Teâlâ elbette muhsin olanlar ile beraberdir.” (Ankebût Sûresi, âyet 69), “Ey Yahya! Kitaba kuvvetle sarıl…” 

(Meryem Sûresi, âyet 12)
• Kim bir şey talep eder, gayret gösterir, güzel bir şekilde çalışırsa, o talep ettiğine nâil olur. Kim de kapıyı çalar ve ısrar ederse, maksûdu olan o kapıdan içeri girer.
• Meşakkatine katlandığın kadar, meşakkatini yüklendiğin miktarca, temenni ettiğin şeye nâil olursun.
• İmam Muhammed Hazretleri, kitaplarının çoğunu veya yarısını ezberlemiş idi. Eğer ciddî ve yüksek gâyelere sahip olmasaydı bu ilmi elde edemezdi.
• Her şeyin bir âfeti vardır. İlmin âfeti ise gayreti ve tekrarı terk etmektir.
• İlim talebinde üç kişinin: Talebenin, hocanın ve eğer hayatta ise babanın ciddiyeti mühimdir.
• Ey ilim talebesi! Bu körpelik ve gençlik zamanlarını ganîmet bilmelisin.
İmâm-ı Gazâli Hazretleri de “Minhâcu’l-Âbidîn” kitabında diyor ki: İlme duyulan şiddetli ihtiyaca gelince; nefsini ihlâsla ilim talebine vakfet! Talebin, ilmi ezberleyip nakletmek değil, anlayarak öğrenmek olsun. İlim talebinde çok büyük tehlikeler bulunduğunu da bil! Kim, insanların teveccühünü kazanmak, idârecilerin meclislerinde bulunmak, görüş sâhiplerine karşı övünmek ve dünya menfaati elde etmek için ilim öğrenir ise onun ticâreti boşa gitmiş ve alışverişi zarara uğramıştır.
BEYİT:
Tahsîl-i ulûma ol ki sâî
Mahvolmasın ettiğin mesâî  

(Muallim Nâcî)
(İlim tahsiline çalış ki, ettiğin mesâî -emekler- mahvolmasın)

Hicrî:   07    Muharrem    1442  Fazilet Takvim  

 

 

25 Ağustos 2020 Salı

MİSVAK KULLANMAK SÜNNETTİR

 

 

 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: اَلسِّوَاكُ مَطْهَرَةٌ لِلْفَمِ مَرْضَاةٌ لِلرَّبِّ. (ن)

رسول الله  أفندمز  ( ﷺ )  بيوردولر  ، "  مسواق قللانمق آغزى تمزلر و راب يك رضاسنه وسيله اولور    . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Misvak kullanmak ağzı temizler ve Rabb’in rızâsına vesile olur.”

(Sünen-i Nesâî)
Hicrî:   06    Muharrem    1442  Fazilet Takvim  

 

 MİSVAK KULLANMAK SÜNNETTİR

 

Peygamber Efendimizin (s.a.v.) huzuruna, bazı kimseler misvak kullanmadan (dişleri sararmış bir hâlde) gelince, Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Benim yanıma dişleri sararmış bir hâlde geliyorsunuz (Misvak kullanın). Şayet ümmetime meşakkat vermesinden korkmasaydım, abdestin farz kılındığı gibi misvak kullanmayı da farz kılardım.” buyurdular.
İbn-i Abbas (radıyallâhü anh)’dan rivâyetle Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdular: “Misvak kullanmak ile öylesine emir olundum ki, misvak hakkında bir âyet nâzil olacağını zannettim.”
Hazret-i Ali (kerremellâhü veche) şöyle buyurdu: “Misvak kullanmanızı tavsiye ederim. Çünkü kişi namaza kalktığı zaman onu işiten bir melek iner. Hatta o melek, okuduğu Kur’ân’ı Kerîm’e olan iştiyâkından dolayı ağzını, o kimsenin ağzına koyar.”
Reddü’l-Muhtar isimli eserde misvak ile alâkalı şunlar zikredilmiştir: “Misvak ölümden başka her derde devâdır, sırat üzerinde yürümeyi kolaylaştırır, Hazret-i Allâh’ı râzı eder, melekleri memnun eder, şeytanı darıltır, ağız kokusunu ve balgamı giderir, dişi cilalandırır, zekâyı artırır, konuşmayı güzelleştirir, mideyi kuvvetlendirir, bedenin rutûbetini alır, son nefeste kelime-i şehâdeti hatırlatır ve misvak kullanan kimse rûhunu kolay teslim eder.”
Yapılan bir araştırmada, misvak kullanıldıktan sonra dişlerde iki saat zararlı bakteri görülmediği tesbit edilmiştir. Yine yapılan çalışmada misvak kullanıldıktan hemen sonra tahlil edildiğinde, misvakta çokça mikrop (bakteri) bulunduğu, iki saat oda sıcaklığında bekletildikten sonra yapılan tahlilde ise bakteri sayısının asgarî seviyeye indiği tespit edilmiştir.

Hicrî:   06    Muharrem    1442  Fazilet Takvim  

 

24 Ağustos 2020 Pazartesi

PEYGAMBERİMİZE (S.A.V.) TÂBİ OLMANIN LÜZÛMU

 

 

قَالَ اللهُ تَعَالَى: يَا اَيُّهَا النَّبِىُّ حَسْبُكَ اللهُ وَمَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ. (سورة الانفال، ٦٤)

الله تعالى شويله بيوردى ( مئآلا )  :    "  أى بيغمبر ! سكا و سكا تابع اولان مؤمنلره الله تعالى كافى در  . "

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu (meâlen): “Ey Peygamber! Sana ve sana tâbi olan müminlere Allâhü Teâlâ kâfîdir.”

(Enfâl Sûresi, âyet 64)

Hicrî:   05    Muharrem    1442  Fazilet Takvim  
 

 PEYGAMBERİMİZE (S.A.V.) TÂBİ OLMANIN LÜZÛMU

 
Cenâb-ı Hak, Nisâ Sûresi’nin 65. âyet-i kerîmesinde şöyle buyurdu (meâlen): “Hayır, Rabbine andolsun ki, onlar aralarındaki münâzaada seni hakem tayin etmedikçe, sonra da hükmedeceğin şeyden dolayı nefislerinde bir sıkıntı bulmaksızın, tam bir teslimiyet ile teslim olmadıkça îmân etmiş olmazlar.” Bu âyet-i kerîme Peygamber Efendimizin (s.a.v.) hükmüne rızâ göstermeyen kimsenin küfre nispet olunacağına dair bir delildir.  Resûlullah Efendimize (s.a.v.) uymak, farz-ı ayın olan meselelerde farz-ı ayın, farz-ı kifâyelerde farz-ı kifâye, vâciplerde vâcip, sünnetlerde ise sünnettir.
Nûr Sûresi’nin 63. âyet-i kerîmesinde şöyle buyuruldu (meâlen): “…Artık onun (Resûlullâh’ın) emrine muhâlefet edenler, kendilerine bir fitne ermesinden veya kendilerine elîm bir azâbın çarpmasından sakınsınlar/çekinsinler.” Bu âyet-i kerîme Peygamber Efendimize (s.a.v.) yapılan muhâlefetin pek büyük bir günah olduğuna delâlet eder.
Yine başka bir âyet-i kerîmede şöyle buyurulmuştur: (meâlen) “Allah ve Resûlü bir işe hüküm verdiği vakit, erkek ve kadın hiçbir mümin için kendi işlerinde bir muhayyerlik olamaz. Her kim Allâh’a ve Resûlüne isyan ederse açıktan açığa sapıklık etmiş olur.” (Ahzab Sûresi, âyet 36)
Bu âyet-i kerîmeler, Hazret-i Allâh’ın ve Resûlü’nün emirlerinden bir şeyi, şüphesinden veya inadından dolayı reddeden kimsenin İslam dâiresinden çıktığını gösterir.
Allah ve Resûlü bir meselede hüküm verdiği zaman müminler için tercih hakkı yoktur. Çünkü Hazret-i Allâh’ın emir buyurduğuna tâbi olmak lâzımdır. Peygamber Efendimizin (s.a.v.) istediği şey ise bizâtihî haktır. Her kim, Allâh’a ve Resûlü’ne herhangi bir şeyde muhâlefet ederse apaçık bir sapıklığa düşmüş ve hak yoldan çıkmıştır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Arzu ve hevâsı benim getirdiklerime tâbi olmadıkça sizden hiç biriniz (kâmil) mümin olamaz.”
Hicrî:   05    Muharrem    1442  Fazilet Takvim