25 Şubat 2019 Pazartesi

TÜCCARLARA DÎNÎ TAVSİYELER




قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: يَا مَعْشَرَ التُّجَّارِ إِنَّ الشَّيْطَانَ وَالْإِثْمَ يَحْضُرَانِ الْبَيْعَ فَشُوبُوا بَيْعَكُمْ بِالصَّدَقَةِ. (ت)
رسول الله  أفندمز  ( صلى الله عليه وسلم )  ,"  أى تجارلر طوبلوليغى محقق شيطان و كوناح ، ألش ورشده حاضر بولونور او حالده آلش ورشنزه صدقه قارشدري ( يعنى صدقه ورين كى خطا و كوناحلرينزه كفارت اولسون ) ."
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Ey tüccarlar topluluğu! Muhakkak şeytan ve günah, alışverişte hazır bulunurlar. O hâlde alışverişinize sadaka karıştırın (yani sadaka verin ki hatâ ve günahlarınıza keffâret olsun).”
(Sünen-i Tirmizî)
Hicrî:   20 Cemaziyelahır   1440  Fazilet Takvimi 

TÜCCARLARA DÎNÎ TAVSİYELER


Ticâret ile uğraşanlar şu hususlara dikkat etmelidirler:
• Güzel niyet; ticaretten maksadı, insanlardan bir şey istemekten ve onlara muhtâç olmaktan sakınmak, kazancı ile dînî vazifelerini daha iyi yapmak ve âilesinin ihtiyâcını gidermek olmalıdır. Bu niyetle ticâret yapan kimse, mücâhidler zümresinden sayılır. Yine Müslümanlara faydalı olmaya, müminlere nasîhatta bulunmaya, adâlet ve ihsan yolunu tutmaya niyet etmelidir. Çarşı ve pazardakilere iyilikleri emredip kötülükten nehyetmeyi düşünmelidir.
• Sanatında veya ticâretinde dînen câiz olan şeyleri yapmalı, dînin hoş görmediği sanatlardan uzak durmalıdır.
• Tüccarı, dünya işleri ile meşguliyeti, âhiret işleri ile meşgul olmaktan alıkoymamalıdır.
• Ticârethânesinde, dâima rızkı veren Rabbini zikretmeye devam etmelidir. Gaflet içinde olanların ve pazardakilerin arasında Allâh’ı zikretmek, en fazîletli zikirlerdendir. Hadîs-i şerîfte: “Kim çarşıya girdiği zaman ‘Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü velehü’l-hamdü, yuhyî ve yümîtü ve hüve hayyün lâ yemût, biyedihi’l-hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr’ derse Allâhü Teâlâ onun için milyonlarca sevab yazar, ondan milyonlarca günâhı siler ve onun derecesini milyonlarca yükseltir.” buyurulmuştur. (Sünen-i Tirmizî)
• Ticârette çok hırslı olmamalıdır.
• Yaptığı bütün işlerin ahvâlini gözetmeli, kıyâmet günü hesab için cevap hazırlamalıdır. Gerek sözlerinde gerek hareketlerinde dâima kendisini hesaba çekmelidir.
BEYİT:
İnsana sadâkat yaraşır görse de ikrah 
Yardımcısıdır doğruların Hazret-i Allah
(Ziya Paşa)
(Baskı ve zulüm karşısında bile insana doğruluk yaraşır. Hazret-i Allah, doğruların yardımcısıdır.)
Hicrî:   20 Cemaziyelahır   1440  Fazilet Takvimi 


24 Şubat 2019 Pazar

ŞEYH AHMED BİN UCEYL’İN KERÂMETİ




قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ اللهَ تَعَالَى يُحِبُّ أَنْ يَرَى عَبْدَهُ تَعِبًا فِي طَلَبِ الْحَلَالِ. (الجامع الصغير)
رسول الله  أفندمز  ( صلى الله عليه وسلم )  ,"  الله تعالى قولونى حلال قازانمه اوغرونده يورولمش حالده كورمي سور ."
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Allâhü Teâlâ, kulunu helal kazanma uğrunda yorulmuş hâlde görmeyi sever.”
(Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr)
Hicrî:   19 Cemaziyelahır   1440  Fazilet Takvimi 

ŞEYH AHMED BİN UCEYL’İN KERÂMETİ


Mâlikî fakîhlerinden meşhur seyyâh İbn-i Batûta, seyâhatnâmesinde şöyle yazıyor:
Yemen’de Zebîd şehrinde iken âlim ve sâlihlerden bir topluluk ile görüştüm. Bana îtibar edip ikramda bulundular. Büyük zâtlardan kerâmet sâhibi Ahmed bin Uceyl el-Yemenî’den bahis geçti. Orada şöyle anlattılar:
(Ehl-i Sünnet hârici fırkalardan olan) Zeydiyye mezhebine mensup bazı âlimler bir gün Şeyh Ahmed bin Uceyl’i ziyârete giderler. Şeyh, zâviye dışında bir yerde oturur; onları karşılamaya mürîdleri giderler. Şeyh, yerinden asla kımıldamaz. Zeydiyye âlimleri gelip kendisine selâm verince, onlara yer gösterir.
Aralarında kader meselesinden bahis açılır. Onlar, kendi hatalı görüşleri üzere: “Kader yoktur. Kullar, kendi fiillerinin hâlıkı (yaratıcısı)dır” derler. Bunun üzerine Şeyh: “Eğer işin hakîkati dediğiniz gibi ise, haydi oturduğunuz yerden kalkınız.” der. Zeydîler ne kadar uğraşırlarsa da ayağa kalkamazlar. Şeyh, onları o hâlde bırakarak, zâviyesine girer. Zeydî âlimler bir müddet bu şekilde güneşin şiddetli harâretine maruz kalıp ızdıraba düşerler. Uğradıkları sıkıntıdan dolayı feryad ederler.
Bir müddet sonra mürîdleri Şeyh’in huzûruna giderek; Zeydîlerin Cenâb-ı Hakk’a tevbe edip bozuk mezheplerinden döndüklerini söylerler.
Şeyh onların yanına çıkıp, ellerinden tutarak bu bozuk inançlarından vazgeçtiklerine ve Ehl-i Sünnet akîdesine döndüklerine dair yemin ettirir. Sonra onları zâviyesine alarak ziyâfet verir, üç gün müsâfir eder. Bundan sonra âlimler memleketlerine dönerler.
Ben de bu sâlih zâtın Zebîd hâricinde, ‘Gassâne’ denilen köydeki kabrini ziyâret ettim. Kendisi gibi sâlih bir zât olan oğlu Ebu’l-Velîd İsmail ile görüştüm, üç gün müsâfiri oldum.
(Rihlet-i İbn-i Battûta)
Hicrî:   19 Cemaziyelahır   1440  Fazilet Takvimi 


23 Şubat 2019 Cumartesi

ALLAHÜ TEÂLÂ’NIN RÂZI OLDUĞU İKİ KİMSE




قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: اَلثَّابِتُ فِي مُصَلَّاهُ بَعْدَ صَلَاةِ الصُّبْحِ يَذْكُرُ اللهَ عَزَّ وَجَلَّ حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ أَبْلَغُ فِي طَلَبِ الرِّزْقِ مِنَ الضَّرْبِ فِي الْآفَاقِ. (كنز)
رسول الله  أفندمز  ( صلى الله عليه وسلم )  ,"  صباح نمازندان صكره كونش دوغونجيه قدار الله عزه و جله ي ذكر أده رك نماز قلديغى يرده بكلمك رزق طلبنده بتون يريوزونى دولاشمقدان دها تأسرلى در ."
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Sabah namazından sonra güneş doğuncaya kadar Allâh Azze ve Celle’yi zikrederek namaz kıldığı yerde beklemek, rızık talebinde bütün yeryüzünü dolaşmaktan daha tesirlidir.”
(Kenzü’l-Ummâl)
Hicrî:   18 Cemaziyelahır   1440  Fazilet Takvimi 

ALLAHÜ TEÂLÂ’NIN RÂZI OLDUĞU İKİ KİMSE


Abdullah ibn-i Mesûd’dan (radıyallâhü anh) şöyle rivâyet olundu: Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular ki: “Rabbimiz, şu iki kişiden râzı olur:
Birincisi: Âilesi ve sevdiklerinin arasında iken yatak ve döşeğini terk edip namaza giden kimsedir. Allâhü Teâlâ o kulu hakkında meleklerine şöyle buyurur: ‘Ey meleklerim, bakın şu kuluma ki benim vâdettiğime (cennet, sevap ve rızâma) rağbet ederek ve yine benim korkutarak sakındırdığım şeylerden (cehennem, azap ve gadabımdan) korkarak ailesi ve sevdiklerinin arasında iken yatak ve yorganını terk edip namaza gidiyor.
İkincisi: Allah yolunda savaşıp sonra arkadaşları ile beraber mağlup olduğu zaman geriye dönüp kaçmanın vebâlini; dînî mesûliyetini ve savaş meydanına dönüp harbe devam ettiği zaman kazanacağı sevâbı bilerek (ve sırf Allâh’ın rızâsını kastederek) öldürülünceye kadar savaşmaya devam eden kimsedir. Allâhü Teâlâ, meleklerine o kimse hakkında da şöyle buyurur: “Ey meleklerim, bakın şu kuluma ki benim vâdettiğim şeylere rağbet ettiği için ve yine benim korkutup sakındırdığım şeylerden korktuğu için öldürülünceye kadar savaşmaya devam ediyor.”
(Mirkâtü’l-Mefâtih)

EN ÇOK GANÎMET ELDE EDEN TOPLULUK

Peygamberimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) Necid tarafına bir müfreze gönderdi. Giden müfreze birçok ganîmetle geri döndü. Ashâb-ı Kirâm’dan orduya katılamayan bir zât: ‘Kısa zamanda böyle ganîmetle dönen bir müfreze görmedim’ deyince; Peygamberimiz (s.a.v.):
“Size bunlardan daha kısa zamanda daha kazançlı bir topluluğu haber veriyorum. Onlar, sabah namazını cemaatle kıldıktan sonra güneş doğuncaya kadar Allâhü Teâlâ’yı zikrederek otururlar. İşte onlar, en fazla ganîmeti en kısa zamanda kazananlardır” buyurdular. (S. Tirmizî)
Bir hadîs-i şerîfte buyuruldu: “Allâhü Teâlâ’yı zikretmek için oturan her topluluğu muhakkak melekler kuşatır, rahmet-i ilâhiye onları kaplar, üzerlerine sekînet (vakar ve temkin) iner, Allâhü Teâlâ, onları ind-i manevîsinde bulunanlara (meleklere) haber verir.”
(Sahîh-i Müslim)
Hicrî:   18 Cemaziyelahır   1440  Fazilet Takvimi