27 Kasım 2018 Salı

EDİRNE ESKİ CÂMİ



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: رَأْسُ الْعَقْلِ بَعْدَ الْإِيمَانِ بِاللهِ التَّوَدُّدُ إِلَى النَّاسِ. (هب)
رسول الله  أفندمز  ( صلى الله عليه وسلم )  بويوردولر  " :الله تعالى يه إيمان دان صكره ، عقليك كوستردكى أك شرفلى شى ، إنسانلرله إي كجنمكدر ."
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Allâhü Teâlâ’ya îmandan sonra, aklın gösterdiği en şerefli şey, insanlarla iyi geçinmektir.” 
(Beyhakî, Şuabü’l-Îmân)
Hicrî:   19   Rabiulevvel   1440  Fazilet Takvimi 

EDİRNE ESKİ CÂMİ

 
Halk arasında Ulucâmi adıyla da bilinen Eski Cami’nin inşası 1403 yılında Emîr Süleyman Çelebi tarafından başlatılmıştır. Emîr Süleyman bir gece rüyasında Peygamber Efendimiz (s.a.v) ile müşerref olur. Resûlullah Efendimiz ona:
“Ey Süleyman! Benim için ümmetime bir cami-i şerîf inşâ et” diye emir buyurur. Emîr Süleyman Çelebi de bir cami inşa edilmesini emreder. Caminin inşası henüz tamamlanmamışken Emîr Süleyman şehid olur ve cami inşaatını kardeşi Sultan Mehmed Çelebi tamamlatır. (1413)
Camiin birisi iki, diğeri tek şerefeli olmak üzere iki minaresi vardır. Avlusu bulunmayan caminin üç farklı giriş kapısı vardır. Taç kapısının sağ tarafında, duvar üzerine celî sülüs hattıyla “Allah” lafz-ı şerîfi ve sol tarafına “Muhammed” (s.a.v.) ism-i şerîfi yazılmıştır. Taç kapının kitâbesinde Çelebi Sultan Mehmed’in adını, câmiin inşa tarihini veren ve bir hadîs-i şerîfle başlayan Arapça, mensur bir kitâbe mevcuttur. Kitâbedeki hadîs-i şerifin meâli şöyledir: “Her kim Allah için bir mescid yaparsa, Allah da ona Cennet’te bir köşk yaratır.”
Eski Cami kendine has olan kalem işi süslemeler cihetinden zengindir. Cami içinde 1611 (H. 1020) yılında Filibeli Ramazan Ağa tarafından yaptırılan Edirnekârî süslemeli ahşap mahfil bulunmaktadır. Caminin iç duvarları ve sütunları, Allâhü Teâlâ’nın ism-i şeriflerinin, Besmele-i Şerîfe’nin, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) ve dört halifesinin mübârek isimlerinin celî sülüs hattı ile yazılmasıyla müzeyyen kılınmıştır.
Mihrabın sağındaki duvarda, Rüknü Yemânî’den bir parça olduğu rivâyet edilen bir taş mevcuttur. Halk arasında Kâbe taşı diye isimlendirilmiştir ve husûsiyle mübârek gecelerde ziyâret edilmektedir.
Evliyâdan Şeyh Hâmid-i Ekber, bu Câmi-i Şerîf’te namaz kılıp şöyle demiştir: “Otuz yıldan fazla Hak Teâlâ’dan velâyette bir makâmı bahşetmesini niyaz ederim. Müyesser olmamış idi. Allâhü Teâlâ’ya hamd olsun şimdi bu Câmi-i Şerîf’te kabul eyledi.”
Camide, Sultan İkinci Murad Han tarafından Edirne’ye davet edilen Hacı Bayrâm-ı Velî Hazretlerine ait vaaz kürsüsü yer almaktadır. Hâtırasına hürmeten kendisinden sonra kullanılmayan kürsü, onun makâmı kabul edilmiştir.
Hicrî:   19   Rabiulevvel   1440  Fazilet Takvimi 

26 Kasım 2018 Pazartesi

GÜZEL VASIFLARDAN YUMUŞAK HUYLULUK



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: الرِّفْقُ يُمْنٌ وَالْخُرْقُ شُؤْمٌ. (فيض)
رسول الله  أفندمز  ( صلى الله عليه وسلم )  بويوردولر  " :رفق ( عقللى لق، يوموشق حويلولق ) بركت در . آحمقلق و سرت داورانمق إيسه خيرسزلق و بركتسزلك در ."
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Rıfk (akıllılık, yumuşak huyluluk) berekettir. Ahmaklık ve sert davranmak ise hayırsızlık ve bereketsizliktir.” 
(Feyzu’l-Kadîr)
Hicrî:   18   Rabiulevvel   1440  Fazilet Takvimi 

GÜZEL VASIFLARDAN YUMUŞAK HUYLULUK

 
Cenâb-ı Hakk (azze ve celle) Mü’minûn Sûresi’nin 96. âyet-i kerîmesinde (meâlen): “Sen, kötülüğü ahsen (en güzel) bir tutumla sav.” buyurmuştur. Kâdî Beyzâvî (rahmetullahi aleyh) bu âyet-i kerîmede geçen “ahsen” kelimesini
“Kişinin dînine zayıflık getirmeyecek derecede af ve ihsanıdır.” diye tefsir eder.
Hadîs-i şerîfte: “Eğer rıfk (yumuşaklık) bir adam olsaydı, gâyet güzel bir adam olurdu. Eğer hark (şiddet) bir adam olsaydı gayet kötü ve çirkin bir adam olurdu.” buyurulmuştur.
Rıfk ve mülâyemetin tesirinin büyüklüğü şu misallerden anlaşılır ki; rüzgâr, ağaçların dallarına zarar verir fakat köklerine tesir edemez. Akarsular ise, rıfk ve mülâyemetle ağaçların köklerine tesir edip, onları kökünden söker. Aynen bunun gibi sülük, sessiz sadasız rıfk ve mülâyemetle diğer hayvanların kanından, doyuncaya kadar gıdalanırken, sivrisineğin beyinleri tahrip eden sesi şiddetli çıktığından, hemen defedilir, gıdâlanmaktan mahrum kalır.
Kendisine yumuşak davranılan düşman, dost olur.
Bir takım câhilce inkârcı sözlere karşı mukâbelede bulunmak ve pek nâzikçe, halîmce bir tarzda karşılık vermek bir ahlâkî fazîlet meselesidir. Böyle bir muâmele, bazan düşmanı dost etmeğe vesîle olur. Şu kadar var ki, yapılacak yumuşak muâmele, dîne, mürüvvete, insâniyete aykırı bir şekilde olmamalıdır. Böyle bir yumuşaklık câiz değildir.
Kendisine sertlik ve şiddet gösterilen dost, düşman olur. Bu bir yiyeceğe benzer ki, yeterince yenirse devâ ve şifâ olur; eğer çok fazla yenirse hastalık ve ezâ olur.
Var iken elde müdârâ cenk ü kavgadır abes
Düşmen-i bed-tıynete amma müdârâdır abes.
Hicrî:   18   Rabiulevvel   1440  Fazilet Takvimi 


ÇOK YEMEKLE SAĞLIK BİR ARADA OLMAZ



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: صَغِّرُوا الْخُبْزَ وأَكْثِرُوا عَدَدَهُ يُبَارَكْ لَكُمْ فِيهِ. (فيض)
رسول الله  أفندمز  ( صلى الله عليه وسلم )  بويوردولر  " :أكمكنزى اوفق أديك و عددنى جوغالطن كى سزيك إيجن بركتلى اولسون ."
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Ekmeğinizi ufak edin ve adedini çoğaltın ki sizin için bereketli olsun.”
(Feyzu’l-Kadîr)
Hicrî:   17   Rabiulevvel   1440  Fazilet Takvimi 

ÇOK YEMEKLE SAĞLIK BİR ARADA OLMAZ

 
Midenin, yenilen yemeği kolaylıkla sindirmesi için ilk önce ağıza alınan yemek iyi çiğnenmelidir. Böyle olmazsa dişlerin yapacağı zor işi mide yapar, bu yüzden mide pek çabuk bozulur. Midenin sağlam olması, sağlığın ve dinçliğin özüdür. Bu sebeple mideyi yormamak için hiç olmazsa yılda bir ay onu dinlendirmek gerekir. Nitekim Allâhü Teâlâ, Ramazân-ı şerîfte oruç tutmayı bize emir buyurmuştur.
Oruç, yalnız yememek-içmemek değil; gözüyle, diliyle, her şeyiyle oruç tutmaktır. Tutulan oruç yalnız mideyi dinlendirmekle kalmaz, kılınan namaz, yapılan hayırlar sebebiyle insan pek çok dereceler kazanır.
Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) Hazretleri, Mısır hükümdarı Mukavkıs’a mektup göndererek onu Müslüman olmaya davet ettiğinde Mukavkıs, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerine pek çok değerli hediyeler yollamıştı. Bunlarla beraber bir de hekim göndermişti. Hekim, Medîne’de hiçbir hasta bulamayarak günlerce boş kaldığından, gelip olup biteni Peygamber Efendimiz Hazretlerine anlattığında: “Biz acıkmadan yemeyiz. Doymadan yemekten kalkarız. Bu yüzden hasta düşmeyiz.” buyurmuştur.
Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) Hazretleri: “Çok yemekle sağlık ve sağlam kalmak bir arada olamaz.” buyurmuştur. Yine Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Etli, yağlı yemekleri (çok yemek)ten sakınınız ki (böylelikle gözünüz ve gönlünüz nurlanarak) ebrârın (Allah dostlarının) makamına kavuşasınız” buyurmuştur.
Pek çok hastalıklar tok iken yemek yemekten ileri gelir. İşte böyle olduğunu Peygamber Efendimizin (sallallâhü aleyhi ve sellem): “Doyduktan sonra yemek yemek, alaca hastalığına sebep olur.” sözü de bunu bize bildirmektedir.
Dünyada çok yemek yüzünden ölüp gidenler, açlıktan ölenlerden daha çoktur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Her derdin başı mideyi doldurmak, her hastalığın ilacı çok yemekten sakınmak; perhiz etmektir.” buyurmuştur.
Hicrî:   17   Rabiulevvel   1440  Fazilet Takvimi