20 Ağustos 2016 Cumartesi

LOKMAN ALEYHİSSELAM’DAN NASÎHATLER



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّكَ لَنْ تَدَعَ شَيْئًا اتِّقَاءَ اللهِ عَزَّ وَجَلَّ إِلَّا أَعْطَاكَ اللهُ خَيْرًا مِنْهُ. (حم)
 بيغمبر أفندمز صلى الله عليه وسلم  ( بر بَدَوِيه )  بيوردلر ."    محقق كه سن الله تعالى ، دان قورقدوغون إيجن بر شي ترك أدرسن الله تعالى ، صنه اوندان داها خيرلسنى إحسان أدر ." 
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) (bir bedevîye) şöyle buyurdular: “Muhakkak ki sen Allâhü Teâlâ’dan korktuğun için bir şeyi terk edersen Allâhü Teâlâ, sana ondan daha hayırlısını ihsan eder.” 
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)
Hicrî:   17  Zilkâde   1437  Fazilet Takvimi 

LOKMAN ALEYHİSSELAM’DAN NASÎHATLER


Ey oğul! Kötü kimselerle oturma, onlarla yürüme. Semâdan onlar üzerine azabın inip de onlarla birlikte sana da isâbet etmesinden kork. Fazîlet ehliyle ve âlimlerle otur. Muhakkak Allâhü Teâlâ, toprağı sağnak yağmurlarla dirilttiği gibi ölü kalpleri de ilim ve faziletle diriltir.
Ey oğul! İmandan sonra kazanacağın ilk şey sâlih dost olsun. Zîrâ sâlih arkadaş hurma gibidir. Nasıl ki hurmanın gölgesinde otursan seni gölgelendirir, kestiğinde odunu işine yarar. Tatlı meyvesini yersin. İyi dost da böyledir. Hep sana faydalı olur.
Ey oğul! Diline sahip olmayan pişman olur, çok münâkaşa eden fena sözler işitir, kötü işlerin yapıldığı yerlere giden töhmet altında kalır.
Ey oğul! Âlimlerle münâkaşa etme, başına belâ gelir. Münakaşa kalbi katılaştırır, kin ve nefrete sebep olur. Bir adamı kendini beğenmiş, çok laf söyler ve herkesle münakaşa eder görürsen bil ki o adamın helakine başka sebep aramana gerek yoktur.
Dört yüz peygamber ile sohbet ettim, onlardan sekiz kelime öğrendim:
Namazda kalbini muhâfaza et.
Bir topluluk arasında iken diline sahip ol.
Başkasının evinde iken gözüne sahip ol.
Sofrada boğazına sahip ol.
İki şeyi dâimâ zikret, dâimâ an: Allâhü Teâlâ’yı ve ölümü.
İki şeyi de dâimâ unut: Başkasına yaptığın iyiliği ve başkasının sana yaptığı kötülüğü.

 NÜKTE: Toprağı Yiyen İnsan!

Gayet sefih bir adamın elinde kalan son arsayı da satıp parasını sefâhat uğrunda yediğini işiten bir adam demiş ki:
“Toprağın insanı yiyip bitirdiğini bilirdik, ama insanın toprağı yiyip bitirdiğini yeni duyduk!”
Hicrî:   17  Zilkâde   1437  Fazilet Takvimi 




18 Ağustos 2016 Perşembe

ÜMMÜ SÜLEYM VE ENES BİN MÂLİK HAZRETLERİ



عَنْ أَنَسٍ بْنِ مَالِكٍ قَالَ: أَسَرَّ إِلَيَّ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ سِرًّا فَمَا أَخْبَرْتُ بِهِ أَحَدًا بَعْدَهُ وَلَقَدْ سَأَلَتْنِي أُمُّ سُلَيْمٍ فَمَا أَخْبَرْتُهَا بِهِ. (ق)
أنس بن مالك ( رضى الله عنه )  بيغمبر أفندمز صلى الله عليه وسلم   بانه بر صِرْ   وردى .  اون ( ون وفاتين )  دان صكره ده بو صِرِّ هج كمسيه سويلمه دم . آنم أُمُّى سُلَيْم  سوردى . اونه ده سويلمدم ."
Enes bin Mâlik (r.a.) şöyle dedi: “Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bana bir sır verdi. On(un vefatın)dan sonra da bu sırrı hiç kimseye söylemedim. Annem Ümmü Süleym sordu. Ona da söylemedim.”
 (Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhârî)
Hicrî:   15  Zilkâde   1437  Fazilet Takvimi 

ÜMMÜ SÜLEYM VE ENES BİN MÂLİK HAZRETLERİ


Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Medîne-i Münevvere’ye hicretlerinde Ebû Eyyûb’un (r.a.) hanesinde ikâmet buyurdukları esnada Müslüman ahâliden kadın ve erkek herkes gücünün yettiği kadar Resûlullâh’a (s.a.v.) hediyeler takdim ediyorlardı. Ümmü Süleym hazretleri hediye edecek bir şey bulamayıp henüz on iki yaşında olan oğlu Enes’i elinden tutarak Resûlullâh’ın (s.a.v.) huzûruna getirdi ve:
“Yâ Resûlallah, bunu size hizmetkârlık etsin, hizmetinizle şereflensin, diye getirdim. Haddim olmayarak hediye ediyorum. Bu oğlum, sizin hizmetkârınızdır, ona duâ ediniz.” diye takdim etti.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Hz. Enes hakkında ömrünün uzun, mal ve evladının çok olması, her neye nail olursa feyz ve bereketli olması için duâ ettiler.
Kâinâtın efendisinin duâsı bereketiyle Hz. Enes 103 sene yaşadı. Seksen evladı oldu. Malı da sayılamayacak kadar idi. Hz. Ömer’in halifeliği zamanında halka fıkıh öğretmek için Basra’ya gitmişti. Hicri 91 tarihinde Basra’da âhirete irtihal etmiştir. (Meşâhiru’n-Nisâ)

HAZRET-İ ALİ’NİN (K.V.) YAHUDİ’YE CEVABI 

Bir gün bir Yahudi Hazret-i Ali’ye (k.v.):
“Yüksek bir binanın üstünden aşağı atlasan Allah seni korur mu, buna inanıyor musun?” diye sordu.
Hazret-i Ali (k.v.):
“Allah, herkesin sığındığıdır. Elbette beni de koruyacaktır” cevabını verdi.
Yahudi:
“O zaman, kendini aşağı at. Ben de senin bunu kalpten söylediğine inanayım” dedi.
Hazret-i Ali kızarak dedi ki:
“Sus! Bunu duymamış olayım. Hiç kulun Rabbini imtihan etmesi yakışık alır mı? İmtihan etmek sadece ve sadece Allah’a mahsustur.” (Mesnevi’den Seçmeler, Çamlıca B.Y.)
Hicrî:   15  Zilkâde   1437  Fazilet Takvimi 



Örnek Bir Hanım: ÜMMÜ SÜLEYM (R.ANHÂ)




قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أُرِيتُ الْجَنَّةَ فَرَأَيْتُ امْرَأَةَ أَبِي طَلْحَةَ ثُمَّ سَمِعْتُ خَشْخَشَةً أَمَامِي فَإِذَا بِلَالٌ. (م(
بيغمبر أفندمز صلى الله عليه وسلم بيوردلر ."    بانه جنت كوسترلدى . اوراده أبو طلحه ، نيك حنمى  (أُمُّى سُلَيْم ، ى )  كوردم . صكره اؤنومدن بر حشرتى دويدوم . باقدم كى بلال ." 
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Bana cennet gösterildi. Orada Ebû Talha’nın hanımı (Ümmü Süleym’i) gördüm. Sonra önümden bir hışırtı duydum. Baktım ki Bilal.” 
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)
Hicrî:   14  Zilkâde   1437  Fazilet Takvimi 

Örnek Bir Hanım: ÜMMÜ SÜLEYM (R.ANHÂ)


Hanım sahabîlerden Ümmü Süleym bint-i Melhan (r.anhâ) kanaatkâr, dindar, dirâyetli bir hanımdı. Ashabdan Enes bin Mâlik hazretlerinin annesidir. Benî Neccâr kabilesinden olan Ümmü Süleym (r. anhâ) kavmiyle beraber Müslüman olmuştu. Kocası ve Enes’in babası olan Mâlik bin Nadr onun Müslüman olmasına kızarak Şam’a gitmiş ve orada müşrik olduğu halde ölmüş, Ümmü Süleym (r. anhâ) bir zaman dul kalmıştı.
Zengin ve hatırı sayılır kimselerden Ebû Talha, kendisiyle evlenmeye talip olmuştu. Lakin henüz Müslüman olmamıştı. Ümmü Süleym (r. anhâ) ona:
“Senin gibisi reddolunmaz. Ancak sen müşriksin. Ben ise -Elhamdülillah- Müslümanım. Eğer Müslüman olursan mehrimi de sana bağışlarım. Bilmez misin ki senin taptığın şey yerden biter, sonra onu dülger yontar. Bu halde sen bir tahta parçasına tapmaktan utanmıyor musun?” dedi.
Ebu Talha, bu sözlerden insafa gelip Müslüman oldu ve Ümmü Süleym (r. anhâ) ile evlendi. İslam mücâhidlerinin en meşhurlarından oldu.
Enes bin Mâlik (r.a.) anlatıyor: Uhud Harbi’nde Müslümanlar bir ara Resûlullâh’ın (s.a.v.) yanından dağılmış, ancak on kişi kalmıştı. Bu çok tehlikeli anda Hz. Ebûbekir’in kızı (ve Resûlullâh’ın zevcesi) Hz. Âişe ile annem Ümmü Süleym aralıksız ve süratle kırbalarla su taşıyorlar ve yaralılara su veriyorlardı.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Bana cennet gösterildi. Orada Ebû Talha’nın hanımı (Ümmü Süleym’i) gördüm.” buyurmuştur.
Peygamberimiz (s.a.v.): “Bir keresinde uyurken kendimi cennette gördüm. O sırada bir kadın (Ümmü Süleym) bir köşkün yanında abdest almakta idi.” buyurmuştur.
Resûlullâh veda haccında başını tıraş ettiği zaman saçından ilk alan Ebû Talha oldu. Aldığı saçları Resûlullâh’ın emri üzerine, saklaması için zevcesi Ümmü Süleym’e teslim etti. (Tecrid-i Sarîh Terc. ve Meşâhiru’n-Nisâ)
Hicrî:   14  Zilkâde   1437  Fazilet Takvimi 



BEHLÛL DÂNÂ’NIN HARUN REŞÎD’E NASİHATİ



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: جَاءَنِي جِبْرِيلُ فَقَالَ يَا مُحَمَّدُ مُرْ أَصْحَابَكَ فَلْيَرْفَعُوا أَصْوَاتَهُمْ بِالتَّلْبِيَةِ فَإِنَّهَا مِنْ شِعَارِ الْحَجِّ. (هـ)
بيغمبر أفندمز صلى الله عليه وسلم بيوردلر ."    جبرائيل ( عليه السلام )  بانه كلدى  و  " يا محمد ، آصحابنه أمرت ، تلبيه ده  ( لَبَّيك اوقوركن )  سسلرنى يوكسلتسنلر . جونكه او حجيك علامتلرندندر ." ده دى .
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: Cebrâil (a.s.) bana geldi ve “Yâ Muhammed, Ashabına emret, telbiyede (lebbeyk okurken) seslerini yükseltsinler. Çünkü o haccın alâmetlerindendir.” dedi.
 (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)
Hicrî:   13  Zilkâde   1437  Fazilet Takvimi 

BEHLÛL DÂNÂ’NIN HARUN REŞÎD’E NASİHATİ


Abbâsî Halîfesi Harun Reşîd (rah.), hac için Bağdad’dan yola çıktı. Kûfe’de birkaç gün dinlendikten sonra yola devam edilmesi emrini verdi. Kûfe halkı onu uğurlamak için çıktılar. Behlûl Dânâ da onlar arasında idi.
Harun Reşîd (rah.) yanlarından geçerken Behlûl yüksek sesle:
“Ey Müminlerin Emiri, ey Müminlerin Emiri! diye seslendi.
Harun Reşîd, hevdecin perdesini eliyle aralayıp baktı:
“Buyur Behlül, buyur!” dedi. Behlül:
“Ey müminlerin emiri! Eymen bin Nâil, Kudâme bin Abdullah Âmirî’den rivâyet etti ki:
‘Ben Mina’da Resûlullah sallallâhü aleyhi ve sellemi, kurban bayramı gününde şeytan taşlarken gördüm. Bir deve üzerinde idi ve altında eskimiş bir eğer vardı. Amma orada insanlara vurmuyorlar, itmiyorlar ve yoldan çekil, orda durma demiyorlardı. Ey müminlerin emîri! Senin de bu sefere giderken tevâzu göstermen, gurur ve kibir ile gitmenden daha hayırlıdır.’
Bunun üzerine Harun Reşîd ağlamaya başladı, öyle ki gözyaşları yerlere döküldü. Sonra dedi ki:
“Ey Behlül! Allâh sana rahmet etsin, artır.” Behlül:
“Doğudan batıya hükmediyorsun, bütün insanlar emrin altına girdi de ne oldu. Âkıbet kabre gireceksin. Bugün rütbece üzerinde bulundukların senin üzerine topraklar atacaklar” dedi. Halîfe:
“Güzel söyledin, artır” dedi. Behlûl:
“Ey Müminlerin emîri! Allâhü Teâlâ bir adama mal ve güzellik verir, o adam da malı Allâh yolunda harcar, güzelliğinde de iffetli olur; namusunu korursa, Allâh katında salihlerden yazılır.” Halîfe:
“Bu da güzel, faydalı bir nasihattir. Bu iyiliğine karşılık sana şu kadar mal vereyim” deyince:
Behlûl, başını semâya kaldırdı ve sonra:
“Ey müminlerin emîri! Sen de ben de Allâhü Teâlâ’nın kullarıyız. O, senin rızkını verip de beni unutmaz” dedi. (Ravzu’r-Reyâhîn, İmâm Yâfiî)
Hicrî:   13  Zilkâde   1437  Fazilet Takvimi