3 Nisan 2024 Çarşamba

ALLAH YOLUNDA HARCAMANIN SEVABI


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : اُبْسُطُوا بِالنَّفَقَةِ فِى شَهْرِ رَمَضَانَ فَاِنَّ النَّفَقَةَ فِيهِ كَالنَّفَقَةِ فِى سَبِيلِ اللهِ. (كنز)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : رمضانى شريف آينده نفقي ( جولق جوجوغونوزه و ديكر إحتياج صاحبلرينه يابلان حارجامالرى ) جوغالتنز . جونكى بو آيداكى نفقه ، الله يولنده حارجانان نفقه كيبيدر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  “Ramazân-ı Şerîf ayında nafakayı (çoluk çocuğunuza ve diğer ihtiyaç sahiplerine yapılan harcamaları) çoğaltınız. Çünkü bu aydaki nafaka, Allah yolunda harcanan nafaka gibidir.”

(Kenzü’l-Ummâl)

Hicrî:   24  Ramazân  1445  Fazilet Takvim

 

 

ALLAH YOLUNDA HARCAMANIN SEVABI

 

Bakara Sûresi’nin 261. âyet-i kerîmesi, Allah yolunda mallarını harcayanların nâil olacağı sevabı beyan buyurmakta, Müslümanları Allah yolunda infâka teşvik etmektedir. Şöyle tefsir edilmiştir:

Allah yolunda, din uğrunda tam bir istekle ve kemâl-i rızâ ile mallarını sarf edenlerin; yani gerek farz ve vacip gerek nafile olsun, hayır ve hasenât için malını harcayanların hâli ve kârı öyle bir taneye benzetilmiştir ki, o tane ekilmiş, Allâh’ın hikmetiyle bir kökte çatallanarak yedi başak vermiş, öyle başaklar vermiş ki her başakta yüzer tane var. Hâsılı kazancı bire yedi yüz tutmuştur.

Müminler, bir taneyi bile küçük görmemeli, telef etmemelidir. Bunu eken bir kimse, “Elimde bir tanecik var, toprağa atarsam bu da gidecek” diye düşünürse ne kazanır? Hiçbir şey kazanamaz, değil mi? Bu sebeple bir tohumu bile zâyi etmeyip ekmeli; Allah yolunda sarf edeceği şeyleri de az çok demeyip vermeli ve bundan da çekinmemelidir.

Allâh’ın nizamı ve yaratması olmasaydı, ekilen o bir tane çürür gider; ne filiz verirdi ne başak. İşte kulların amelleri de böyledir. Böyle olduğu içindir ki insanın ektiği bir tane sebebiyle Allâh’ın hikmetiyle yüzlerce tane çıkar. Allah yolunda yapılan infaklar dahi âhirette böyle çok fazla olarak karşımıza çıkacak ve mîzâna konulacaktır. Artık, Allah yolunda koşacak insanlar, Allah için sarf edilen, ekilen tanelerin feyzini, bereketini anlamalıdır. Lâkin misale dalıp da asıl maksadı unutmayalım. Maksat buğday toplamak değil, onları yerinde, Allah yolunda sarf etmektir. Bu ekinin hâsılatı ise asıl Cennet’te biçilecektir ki, işte o zaman bire yedi yüzden aşağısı yoktur. Allah dilediğine böyle kat kat ziyadesini verir.

Hayatta, canlıların istifâdesi ve İslâm’ın yüceltilmesi için Allah yolunda, Allâh’ın kullarına ve husûsiyle mücâhidlere bezledilen infak ve sadakaların Allah indinde sonsuz semereye ve sevaba sebep olacağında şüphe yoktur. Allâh’ın rahmeti geniştir, yolunda ne kadar ziyâde infak yapılırsa yapılsın, Hazret-i Allah hepsinin mükâfatını herkese, kat kat verir. Bununla beraber Alîmdir de; infak edenin niyetini, infak miktarını, kendisine vaad edilen hâsılatı bilir.

Hicrî:    24 Ramazân 1445  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

2 Nisan 2024 Salı

MÜSLÜMAN, HARAMDAN SAKINMALIDIR


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَا مِنْ عَبْدٍ أَصْبَحَ صَائِمًا إِلَّا فُتِحَتْ لَهُ أَبْوَابُ السَّمَاءِ وَسَبَّحَتْ أَعْضَاؤُهُ وَاسْتَغْفَرَ لَهُ أَهْلُ السَّمَاءِ الدُّنْيَا إِلَى أَنْ تَوَارَى بِالْحِجَابِ. (طس)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : اوروجلى اولان هر بر قل إيجن محقق سما قابلارى آجلير ، اونون بتون آضالرى ( الله تعالى ي ) تسبيح أدر . دنيا سماسنده وظيفه لى ملكلر ، كونش باطنجيه قدار كندسى إيجن إستغفار أدرلر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  “Oruçlu olan her bir kul için muhakkak semâ kapıları açılır, onun bütün âzâları (Allâhü Teâlâ’yı) tesbîh eder, dünya semasında vazifeli melekler, güneş batıncaya kadar kendisi için istiğfâr ederler.”

(Taberânî, el-Mu‘cemü’l-Evsat)

Hicrî:   23  Ramazân  1445  Fazilet Takvim

 

 

MÜSLÜMAN, HARAMDAN SAKINMALIDIR

 

İslâm dininde haram olan şeyler; dünyada fertlerin ve cemiyetlerin selâmetine, nezâhetine, saadetine zıt olan şeyler olup, âhirette de mesuliyet gerektirir. Bunlara “günah” denir.

Günah olan şeyleri bizzât yapmak câiz olmadığı gibi yapılmasına râzı olmak ve yardım etmek de câiz değildir.

Meselâ; bir kimse, başkasının bir eşyasını ondan izinsiz alamaz. Bu haramdır. Bir şeyin çalınmasına râzı da olamaz, yardım da edemez. Bu da haramdır.

Günah olan şeylere râzı olmak veya yardım etmek, aslâ câiz değildir. Bu, dinde bir asıldır, bir kaidedir.

Meselâ; bir şahıs, bir haksızlığı yaymak için bir kimseden bir mal alamaz. Bu, rüşvettir, haramdır.

Binâenaleyh bir haksızlığı yaymak için bir mal da veremez ve böyle bir malın verilmesine vâsıta da olamaz. Bunlar da haramdır. Çünkü bu şekilde alınması haram olan bir şeyin verilmesi de verilmesine aracılık edilmesi de haramdır.

Nitekim bir hadîs-i şerîfte, “Allâhü Teâlâ, rüşvet alana da rüşvet verene de bunların arasında rüşvete vâsıta olana da lânet etsin.” buyurulmuştur.

Bir kimse, gayrimeşrû bir yolla elde edilmiş olduğu bilinen bir maldan miras olarak hisse almamalıdır. Evlâ olan budur. Bu, bir verâ ve zühd gereğidir. O hisseyi almak, meşrû olmayan bir harekete râzı olmak demektir.

Binâenaleyh insan, helâl ile iktifâ etmeli; bir malın, asıl sahibi biliniyor ise mal ona iade edilmeli; bilinmiyorsa fakirlere sadaka olarak dağıtılmalıdır. Çünkü böyle gayrimeşrû bir maldan kurtulmanın çaresi, sahibine iadesi mümkün olmayınca sahibi niyetine tasadduk etmek, sadaka olarak vermektir.

Hicrî:    23 Ramazân 1445  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

1 Nisan 2024 Pazartesi

ÂHİRETTEKİ EN BÜYÜK ÜZÜNTÜNÜN SEBEBİ


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : طُوبَى لِمَنْ عَمِلَ بِعِلْمِهِ وَأَنْفَقَ الْفَضْلَ مِنْ مَالِهِ وَأَمْسَكَ الْفَضْلَ مِنْ قَوْلِهِ. (هب)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : علمى إيله عمل أدن ، مالنيك فضله سنى إنفاق أدن ( ذكوة و صدقه سنى ورن ) ، فضولى ( بوش و لزومسوز ) سوزدن ديلنى طوطان كمسيه مجده لر اولسون . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  “İlmi ile amel eden, malının fazlasını infâk eden (zekât ve sadakasını veren), fuzûlî (boş ve lüzumsuz) sözden dilini tutan kimseye müjdeler olsun.”

(Beyhakî, Şuabü’l-Îmân)

Hicrî:   22  Ramazân  1445  Fazilet Takvim

 

 

ÂHİRETTEKİ EN BÜYÜK ÜZÜNTÜNÜN SEBEBİ

 

Tâbiîn’den Ebûbekir el-Hüzelî (rah.) şöyle anlattı: Biz, Hasan-ı Basrî’nin (rah.) yanında otururken birisi geldi ve “Az önce falancanın yanında idik, ölüm döşeğinde idi. Ona, kendisini nasıl hissettiğini sorduk.

“Vallâhi çok acı çekiyorum. Zannederim âhirete yolculuk vaktim geldi. Fakat şimdi onu bırakalım. Siz söyleyin; şu sandıkta bulunan, zekâtı ödenmemiş ve akrabaların hakkı gözetilmemiş yüz bin dirhem için ne dersiniz?” dedi. Biz, kendisine bu parayı ne diye biriktirdiğini sorduk. O da “Bunları sıkıntılı zamanlara karşı, idarecilerin zulmünden sakınmak ve kavmime karşı övünmek için biriktirmiştim.” cevabını verdi.

Bunun üzerine Hasan-ı Basrî (rah.) şöyle dedi: “Şu bedbaht adama bakın! Şeytan nasıl da kendisine gelip sıkıntılı zamanları ve idarecilerin zulmünü ileri sürerek Allâhü Teâlâ’nın kendisine emanet olarak verdiği şeyi harcamaktan sakındırmış. Vallâhi o; üzgün, pişman ve hakir bir hâlde ölerek bu malından ayrılacaktır.

Ey böyle bir mala vâris olan kişi! Şu adam gibi sakın sen de aldanma! Bu mal, sana helâl olarak geldi. Fakat hakkını vermeyerek bu malın senin üzerinde bir vebal olmasından sakın! Vallâhi bu mal sana, hiçbir şeye sarf etmeden biriktiren, biriktirmek için gece gündüz çalışan, bunun için sahralar, dağlar aşan, uygun olmayan yollardan toplayıp hakkı olanı ondan mahrum eden, topladığını keselere koyup ağızlarını sıkıca bağlayan, ondan ne zekât ödeyip ne de akrabalarını gözeten birinden gelmiştir.

Kıyamet günü birçok insan üzüntülere boğulacaktır. Yarın en büyük üzüntü de sizden birinizin kendi malını başkasının terazisinde görmesi olacaktır. Bu nasıl olur biliyor musunuz? Allâhü Teâlâ, birine bir mal ihsan eder ve bu malı, Allâh’ın hakkı olan yerlere infak etmesini emreder. Ancak bu kişi cimrilik edip hakları yerine getirmez. Neticede malı, vârislerine kalır ve kıyamet günü o malı, başkasının terazisinde görür. Bu, dile getirilemeyecek ne büyük bir üzüntü ve artık tevbesi olmayan bir pişmanlıktır.”

Hicrî:    22 Ramazân 1445  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"