3 Mart 2019 Pazar

HZ. EBÛBEKİR VE ÖMER (R. ANHÜMÂ)’YI SEVMEK





قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: خُلِقْتُ أَنَا وَأَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ مِنْ طِينَةٍ وَاحِدَةٍ. (كنز)
رسول الله  أفندمز  ( صلى الله عليه وسلم )  ،"  بن ، أبى بكر و عمر بر طوبرقدان ياراطلدق ."
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Ben, Ebûbekir ve Ömer bir topraktan yaratıldık.”
(Kenzü’l-Ummâl)
Hicrî:   26 Cemaziyelahır   1440  Fazilet Takvimi 

HZ. EBÛBEKİR VE ÖMER (R. ANHÜMÂ)’YI SEVMEK


Tâbiîn’den Süfyan bin Uyeyne (rah.) şöyle anlattı:
“Hz. Ali’nin torunu Ali bin Hüseyin’e (İmam Zeynelâbidîn) (r. anhümâ) bir adam: ‘Ebûbekir ve Ömer’in (r.anhümâ), Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) yanında mertebeleri nasıldı?’ diye sordu. O da: ‘Onların Peygamberimizin (s.a.v.) yanında mertebeleri, bugünkü (kabr-i şerîflerinde bulundukları) gibi (yakın) idi.’ diye cevap verdi.
Câfer-i Sâdık (r. anh) babasından, o da pederi İmam Zeynelâbidîn’den (rah.) şöyle nakletti: Bir adam, babama geldi ve “Bana Ebûbekir’i anlat” dedi. Babam: “Sıddîk’tan mı (r.a.) soruyorsun?” deyince adamın: “Allah sana merhamet etsin, sen ona Sıddîk mı diyorsun?” diye cevap vermesi üzerine babam: “Benden ve senden daha hayırlı olan Peygamberimiz (s.a.v.), Muhâcirler ve Ensâr, onu ‘Sıddîk’ diye isimlendirmiştir. Kim onun ‘Sıddîk’ olduğunu kabul etmezse Allâhü Teâlâ da âhirette onun sözünü kabul ve tasdîk etmez. Git, Hz. Ebûbekir ve Hz. Ömer’e karşı muhabbet besle, onlara hürmet göster.” diyerek adamı gönderdi.

ATMOSFER (GILÂF-I CEVVÎ)

Atmosfer, dünyamızın dış tabakasıdır. Atmosferin hayatımız üzerinde çok büyük tesiri ve faydası vardır: Teneffüsümüz için oksijeni ihtivâ etmekle beraber bizi Güneş’in zararlı ultraviyole şuâlarından (ışınlarından) ve göktaşlarının birçoğundan korur. Gündüz ile gece arasındaki sıcaklık farkının yüzlerce derece olmasına ve yağmurun yağması için lüzumlu olan rutûbeti bulundurarak toprağın bir çöle dönmesine mâni olur.
Havadaki rutûbet, güneşin ziyâsını kırar ve aksettirir. Güneşin mavi ziyâsı diğer renklerden daha fazla dağıldığı için gökyüzü mavi görünür. Mavi renk yere yakın, tozlu ve nemli atmosfer tabakalarından geçip yükselerek koyulaşır ve kâfi derecede yükselirse renk siyaha döner. Güneşin batışında ve doğuşunda kırmızı ve turuncu renkler, diğer renklere daha fazla galip geldiği için, ufukta bu renkler daha fazla görünür.
Gündüzleri atmosferde güneş ışıklarının yoğun bir şekilde dağılması sebebiyle yıldızları göremeyiz. Eğer ayda olduğu gibi dünyada da atmosfer olmasaydı, yıldızlar geceleyin görüldüğü gibi gündüzleri de görülebilirdi.
Hicrî:   26 Cemaziyelahır   1440  Fazilet Takvimi 


2 Mart 2019 Cumartesi

ŞÂH-I NAKŞİBEND HAZRETLERİNİN TEVÂZUU




قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ اللهَ عَزَّ وَجَلَّ أَوْحَى إِلَيَّ أَنْ تَوَاضَعُوا حَتَّى لَا يَفْخَرَ أَحَدٌ عَلَى أَحَدٍ. (ه)
رسول الله  أفندمز  ( صلى الله عليه وسلم )  ،"  محقق الله عز وجلله ، بانه ( شويله سويلمه مى ) وحى أتدى : متواضع اولونوز . حتى هجبر كمسه ديكر بر كمسيه قارشى اؤونمسيك ."
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Muhakkak Allâh Azze ve Celle, bana (şöyle söylememi) vahyetti: Mütevâzı olunuz. Hatta hiçbir kimse diğer bir kimseye karşı övünmesin.”
(Sünen-i İbn-i Mâce)
Hicrî:   25 Cemaziyelahır   1440  Fazilet Takvimi 

ŞÂH-I NAKŞİBEND HAZRETLERİNİN TEVÂZUU


Silsile-i Sâdât’ın on beşinci halkası olan Hâce Muhammed Bahâüddin Nakşibend (kaddesallâhü sırrahü’l-azîz) Hazretleri, 718 (M. 1318) senesinde Buhârâ yakınlarında, Kasr-ı Hinduvan (Yeni ismi Kasr-ı Ârifân) köyünde dünyaya geldi. Seyyiddir; neseb-i şerîfleri, İmam Câfer-i Sâdık Hazretleri vâsıtasıyla Hazret-i Ali’ye (k.v.) ulaşır.
Hâce Bahâüddin Nakşibend Hazretleri çok mütevâzı idi. Bir dostu evine gelse, ona bizzat kendisi hizmet eder ve her çeşit ihtiyacı ile alâkadar olurdu. Müsâfir gelen dostunun bineğiyle dahi çok alakadar olurdu. Ta ki o dostunun aklı, bineğinde kalmasın.
Eğer Hâce Bahâüddin Hazretleri, bir dervişin evini teşrif buyursalar, o dervişin çocuklarının, diğer yakınlarının ve hizmetçilerinin hâllerini sorar, her birinin bir şekilde hatırlarını hoş ederek iltifatlarına mazhar buyururlardı. Hatta o ev sahibinin hayvanlarını da sorar, onlara lüzumlu şefkat ve merhameti gösterirlerdi.
Hâce Bahâüddin (k.s.) Hazretlerinin bu güzel ahlâkından, evine vardığı dervişin komşu, dost ve tanıdıkları da hissedâr olup, Şeyh Hazretleri her birine Hak yolunda rehber olurlardı.
Hâce Bahâüddin Hazretlerinin ihsan ve ikramları da en yüksek derecede idi. Kim bir hediye getirse, Hazret-i Resûl-i Ekrem’in (sallallâhü aleyhi ve sellem) sünnetine tâbi olup o hediyenin aynısı veyahut bir benzerini o kişiye hediye ederlerdi.
Bu husûsiyetler, sohbetlerinin bereketiyle kendisine tâbi olanlarda da görülürdü. Bu şekilde amel eden müritleri, amellerinin faydalı netîcelerini görüp, kendi bağlılıklarını her yerde göstererek ikrâmsever davranırlardı. Eğer evlerine bir dost ve müsafir gelse pek az külfetle yemek hazırlayıp yedirir, elinden gelen her türlü ikrâmı yaparlardı.
Hâce Hazretleri ziraat yapar; kendisi ekip biçerek geçimini sağlardı.
Hicrî:   25 Cemaziyelahır   1440  Fazilet Takvimi 

MADDÎ VE MÂNEVÎ TEMİZLİK




قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: صَلُّوا عَلَيَّ فَإِنَّ صَلَاتَكُمْ عَلَيَّ زَكَاةٌ لَكُمْ. (الجامع الصغير)
رسول الله  أفندمز  ( صلى الله عليه وسلم )  ،"  بانه صلوات اوقويونوز ، محققكى بانه صلوات اوقومانز سزيك إيجن ( معنوى ) بر تمزلكدر ."
Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Bana salevat okuyunuz. Muhakkak ki bana salevat okumanız, sizin için (manevî) bir temizliktir.”
(Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr)
Hicrî:   24 Cemaziyelahır   1440  Fazilet Takvimi 

MADDÎ VE MÂNEVÎ TEMİZLİK


Tahâret: Lügatte, nezâfet, temizlik demektir. Dînimizdeki tahâret ise necâset denilen mâddeten pis şeylerin veya hades denilen (bazı ibâdetlerin yapılmasına mânî olan ve hükmî necâset sayılan) şer’î (dînî) bir mânînin giderilmesinden ibârettir.
İslam dîni, maddî ve mânevî tahârete (temizliğe) büyük ehemmiyet vermiştir. Bu iki kısımdan biri diğerinden ayrılmaz. Hatta bunlardan her biri bir bakımdan maddî ise diğer bakımdan mânevîdir. Abdest gibi.
İslam’da maddî şeylerle kirlenen bir vücûdu, bir elbiseyi, bir mekânı temizlemek bir vazîfe olduğu gibi; günahla, yani mânevî kirlerle kirlenen bir rûhu temizlemek de bir vazîfedir. Nitekim Allâhü Teâlâ -meâlen-: “Muhakkak Allâhü Teâlâ tevbe edenleri sever ve temiz olanları da sever.” (Bakara Sûresi, âyet 222) buyurmuştur.
Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) “et-Tahâretü şatru’l-îmân” (Temizlik îmânın yarısıdır.) buyurmuştur.
Temizlik dört derecedir: Bu derecelerden her biri ise ancak bir önceki derecenin tamamlanması ile mümkündür.
1- İnsanın vücûdunu her türlü zâhirî kir, pislik ve necâsetten temizlemesidir.
2- Âzâlarını günahlardan temizlemek ve onları ibâdet ile süslemektir.
3- Kalbini kötü huy ve ahlâktan temizlemek ve kalbin güzel ahlâklar ile süslenmesidir.
4- Sırrını (bâtınını/letâifini) mâsivallahtan (Allâh’tan başka her şeyden) temizlemesidir. Peygamberlerin ve sıddîkların tahâreti budur.
Hicrî:   24 Cemaziyelahır   1440  Fazilet Takvimi