3 Aralık 2018 Pazartesi

KİTAPLARA ÎMÂN



قَالَ اللهُ تَعَالَى: ... وَمَنْ يَكْفُرْ بِاللهِ وَمَلَائِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالًا بَعِيدًا. (سورة النساء، ۱۳٦ )
الله تعالى شويله بيوردى ( مآلاً )   ."  هر كيم اللهه ملكلرينه كتابلرينه بيغمبرلرينه و آخرت كونونه كفرأدر ( بونلردان برينى إنكار أدرسه ) هدايتدن اوزاق بر ضلالته دوشمش ( آرتق يولونى بولاماياجق درجه ده شاشرمش ) اولور ."
Allâhü Teâlâ buyurdu (meâlen): “…Her kim Allâh’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine ve âhiret gününe küfreder (bunlardan birini inkâr ederse) hidâyetten uzak bir dalâlete düşmüş (artık yolunu bulamayacak derecede şaşırmış) olur.”
(Nisâ Sûresi, âyet 136)
Hicrî:   25   Rabiulevvel   1440  Fazilet Takvimi 

KİTAPLARA ÎMÂN

Îmânın üçüncü şartı kitaplara inanmaktır. Cenâb-ı Hak, kendi iradelerini, emirlerini, nehiylerini, hikmetlerini kullarına bildirmek için zaman zaman peygamberlerine kitaplar indirmiştir. Cebrâil (a.s.) vâsıtası ile peygamberlere vahiy olarak gönderilen kitap ve suhufun (sayfaların) adedi 104’tür.
Suhuf (sayfalar):
10 Suhuf ÂDEM Aleyhisselâm’a,
50 Suhuf ŞÎT Aleyhisselâm’a,
30 Suhuf İDRÎS Aleyhisselâm’a,
10 Suhuf İBRÂHÎM Aleyhisselâm’a gönderilmiştir ki, tamamı 100 suhufdur.
Kitaplar:
1- Tevrat, Mûsâ Aleyhisselâm’a,
2- Zebûr, Dâvûd Aleyhisselâm’a,
3- İncil, Îsâ Aleyhisselâm’a,
4- Kur’ân-ı Kerîm, Peygamberimiz MUHAMMED MUSTAFA’ya (s.a.v.) gelmiştir. Kur’ânın gelmesiyle ilk üçünün hükmü kaldırılmıştır. Kur’ân-ı Kerîm 114 sûre, 6666 âyettir. İki durak arasına bir âyet denir. Kur’ân-ı Kerîm’in bir harfi bile değişmemiştir. Dünyadaki bütün Kur’ân-ı Kerîmler aynıdır. Kur’ân-ı Kerim ebediyen Allâh’ın himayesinde olup değişmeyecektir. (Muhtasar İlmihal, Fazilet Neşriyat)
SEKİZ ŞEY SAHİBİNE ZİLLET GETİRİR:
1- Çağırılmadığı sofraya oturmak.
2- Ev sahibine âmirlik taslamak.
3- Düşmandan ihsan beklemek.
4- Kendisini davet etmeyen iki kişinin konuşmasının arasına katılmak.
5- Sultanı hakîr görmek.
6- Rütbesinden yüksek makama oturmak.
7- Sözünü dinlemek istemeyenlere konuşmak.
8- Ehil olmayanla arkadaşlık yapmak. 
(İmâm Gazâlî, et-Tibru’l-Mesbûk fî-Nasîhati’l-Mulûk)
Hicrî:   25   Rabiulevvel   1440  Fazilet Takvimi 


2 Aralık 2018 Pazar

ORDU KUMANDANINA VECÎZ BİR NASÎHAT



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : إِذَا أَرَادَ اللهُ بِرَجُلٍ مِنْ أُمَّتِي خَيْرًا أَلْقَى حُبَّ أَصْحَابِي فِي قَلْبِهِ. (كنز)
رسول الله  أفندمز  ( صلى الله عليه وسلم )  بويوردولر  ,"  الله تعالى أؤمتم دن بر قوله خير مراد أتديكى زمان اونون قلبنه آصحابمن سوكسنى يرلشديرر ."

Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Allâhü Teâlâ ümmetimden bir kula hayır murâd ettiği zaman onun kalbine Ashâb’ımın sevgisini yerleştirir.” 
(Kenzü’l-Ummâl)
Hicrî:   24   Rabiulevvel   1440  Fazilet Takvimi 

ORDU KUMANDANINA VECÎZ BİR NASÎHAT


Tâbiîn’in büyüklerinden Ebû Hâzım Seleme bin Dînar (radıyallâhü anh) bir defasında Rum diyarına İslâm ordusuyla beraber Allâh yolunda cihâda çıkmıştı. Ordu, düşmanla karşılaşmadan evvel istirâhat için bir yerde konaklamıştı.
Ordu kumandanı, Ebû Hâzım’a (r.a.) bir asker göndererek, sohbet etmek ve fıkhî bazı meseleleri danışmak için yanına çağırttı. Ebû Hâzım da (r.a.)bir kâğıda:
“Ey kumandan, ben birçok ilim ehline yetiştim. Onlar dîni, dünya ehlinin ayağına götürmezlerdi. Eğer bize ihtiyacın varsa buyur gel. Allâh’ın selâmı sana ve yanındakilere olsun.” yazarak kumandana gönderdi.
Kumandan kendisine gönderilen kâğıdı okuduktan sonra hemen kalkıp Ebû Hâzım’ın (r.a.) yanına gitti. Selamlaştıktan sonra kumandan: “Ey Ebû Hâzım, muhakkak bize yazdığınız hususa vâkıf olduk, yanımızda makâmınız ve şerefiniz bir kat daha ziyâdeleşti. Bize biraz vaaz ve nasîhatte bulunun.” dedi.
Ebû Hâzım (r.a.) şöyle nasîhatte bulundu:
“Âhirette seninle olmasını en çok istediğin şeyi düşün ve dünyada en çok onu elde etmeye çalış!
Âhirette seninle olmasını hiç istemediğin şeyi düşün ve dünyada en çok ondan uzaklaş.
Ey kumandan, bilmiş ol ki, şâyet senin yanında bâtıla (dine uymayan şeylere) rağbet olunur ve bâtıl revaçta olursa, münâfıklar ve bozuk zihniyetli kimseler yanında olur ve etrafını sararlar. Eğer senin yanında hakka rağbet olunur ve doğruluk revaçta olursa, etrafını hayırlı kimseler çevirir ve sana hak husûsunda yardımcı olurlar.
Hangisini istersen onu seç!”
 
ASHÂB-I BEDİR…HUREYS BİN ZEYD (R. ANH)
 
Hureys bin Zeyd bin Sa’lebe (radıyallâhü anh) Ensâr’dan ve Hazrec kabilesinin Benî Zeyd kolundandır. Kardeşi Abdullâh bin Zeyd ile birlikte Bedir gazâsında ve daha sonra da Uhud gazâsında bulunmuştur. Kardeşi Abdullâh, ezânı rüyasında gören zâtlardandır. 
(Esmâ-i Ashâb-ı Bedir)
Hicrî:   24   Rabiulevvel   1440  Fazilet Takvimi 


1 Aralık 2018 Cumartesi

ASHÂB-I BEDİR..HUBÂB BİN EL-MÜNZİR (R.A.)




قَالَ اللهُ تَعَالَى: إِنْ يَنْصُرْكُمُ اللهُ فَلَا غَالِبَ لَكُمْ وَإِنْ يَخْذُلْكُمْ فَمَنْ ذَا الَّذِي يَنْصُرُكُمْ مِنْ بَعْدِهِ وَعَلَى اللهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ. (سورة آل عمران، ۱٦۰ )
الله تعالى شويله بيوردى ( مآلاً )   ."  أكر الله تعالى سزه ياردم أدرسه آرتق سزه غالب اولاجق كمسه يوقتر . و أكر سزى هزيمته اوغراترسه . آرتق اوندان صوكره سزه ياردم أدجك كمدر ؟ و مؤمن لر آنجق الله تعالى يه توكل أتسنلر."
Allâhü Teâlâ buyurdu (meâlen): “Eğer Allâhü Teâlâ size yardım ederse artık size gâlip olacak kimse yoktur. Ve eğer sizi hezîmete uğratırsa, artık ondan sonra size yardım edecek kimdir? Ve mü’minler ancak Allâhü Teâlâ’ya tevekkül etsinler.
(Âl-i İmrân Sûresi, âyet 160)
Hicrî:   23   Rabiulevvel   1440  Fazilet Takvimi 

ASHÂB-I BEDİR..HUBÂB BİN EL-MÜNZİR (R.A.)


Ensâr’dan ve Hazrec’in Seleme oğullarının Benî Harâm kolundandır. Künyesi: Ebû Ömer veya Ebû Amr’dır. 33 yaşında iken Bedir Gazâsı'nda bulunmuştur. Daha sonraki bütün gazâlarda da Peygamberimizin (s.a.v.) yanında bulundu. Hazrec’in sancağını umûmiyetle o taşırdı. Ashâbın şecâatlilerinden ve şiir bilenlerinden idi. Hazret-i Ömeru’l-Fârûk’un halîfeliği zamanında elli küsür yaşında vefât etti.
(Esmâ-i Ashâb-ı Bedir)
Hubâb Hazretlerine “Zû-Re’y” (rey sahibi) denilirdi. Hubâb Hazretleri, Bedir Gazâsı'nda İslam ordusunun harp meydanında ilk konduğu yeri münâsip görmeyerek: “Yâ Resûlallâh! Buraya vahiy ile mi indik, yoksa harp îcâbı mıdır?” diye sordu. Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem): “Harp îcâbı” deyince, “Ordugâhımızı Bedir köyünün en sonundaki kuyunun önüne kuralım. Çünkü onun suyu çok ve tatlıdır. Diğer kuyuları da kurutalım. Böylece biz su içeriz, düşmana içirmeyiz” dedi. Cebrâil Aleyhisselâm gelerek: “Hubâb’ın söylediği doğrudur” buyurdu. Oraya gidip bir büyük havuz yaptılar. İçini su ile doldurduktan sonra diğer kuyuların üzerini kapattılar. Böylece düşman onlardan istifâde edemeyip susuz kaldı.
(el-İsâbe)
Hubâb bin Münzir (r.a.) anlattı: Cebrâil Aleyhisselâm, Muhammed (sallallâhü aleyhi ve sellem)’e inerek: “Şu iki şeyden hangisi sana daha hoş gelirse onu tercih et: Şu dünyada Ashâb’ınla birlikte kalmayı mı, yoksa Rabb’ine dönüp sana va‘dettiği hûru’l-ıynin, ebedî nimetlerin, nefsinin arzu edeceği her şeyin bulunduğu, gözünü aydın kılacak cennet nimetlerine kavuşmayı mı istersin?
Peygamberimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) bu husûsu Ashâb’ıyla istişâre etti. Onlar: “Yâ Resûlallâh! Bizim yanımızda olman bizim için daha güzeldir. Düşmanlarımızın gizli hallerini haber verirsin, bizi onlar üzerine muzaffer kılması için Allâh’a duâ edersin, semânın haberlerini, vahyi bize ulaştırırsın” dediler.
Peygamberimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem): “Sen niye bir şey söylemiyorsun ey Hubâb!” diye buyurunca; “Yâ Resûlallâh! Rabb’inin senin için tercîh ettiğini sen de tercîh et” dedim, benim görüşümü kabûl etti.
(Müstedrek)
Hicrî:   23   Rabiulevvel   1440  Fazilet Takvimi