10 Eylül 2017 Pazar

BELÂ VE MUSÎBETLER, GÜNAHLARA KEFFÂRETTİR



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَا مِنْ شَيْءٍ يُصِيبُ الْمُؤْمِنَ فِي جَسَدِهِ يُؤْذِيهِ إِلَّا كَفَّرَ اللهُ عَنْهُ بِهِ مِنْ سَيِّئَاتِهِ. (حم)
رسول الله أفندمز محمد مصطفى ( صلى الله عليه وسلم ) بيوردولر   ."   الله تعالى مؤمنين بدننه إصابت أدن و اونه أزيت ورن هر شى سببيله محقق اونون كوناحلرنى اؤرتر ."
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Allâhü Teâlâ, mü’minin bedenine isâbet eden ve ona eziyet veren her şey sebebiyle muhakkak onun günahlarını örter.” 
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)
Hicrî:   14  Zilhicce 1438  Fazilet Takvimi 

BELÂ VE MUSÎBETLER, GÜNAHLARA KEFFÂRETTİR


Bir kimseye Allâhü Teâlâ'dan bir nimet ulaşınca şükretmeli, kendisini ona ehil görmemeli, bu nimetin sırf Allâh'ın ihsânı olduğunu bilmelidir.
Başına bir musîbet geldiğinde de ona sabretmeli, Allâhü Teâlâ'nın kazâ ve takdirine râzı ve teslîm olmalıdır. Zira mü'min, başına gelen musibet ve belâlar sebebiyle Cenâb-ı Hakk'ın mağfiretine nâil olur.
Yahûdîlerden bir adam Müslüman olduktan sonra gözlerini kaybetti, malı telef oldu, evladı öldü. Hemen Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimize gelip: “Müslüman olmak üzere sana ettiğim bey‘atimi bozmak istiyorum” dedi. Peygamberimiz (s.a.v.) “İslâm bey‘ati bozulmaz” buyurdu. Adam: “Ben bu dinimden hayır görmedim; gözlerim kör oldu, malım telef oldu, evladım da öldü” dedi. Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Ey Yahûdi! Ateşin, demir, gümüş ve altından pası kiri temizlediği gibi İslâm da insanları temizler” buyurdu. Bunun üzerine: “İnsanlardan öylesi de vardır ki Allâh'a inhirâf (tereddüd) üzere ibâdet eder. Eğer ona bir hayır isâbet eder (gelir)se yüreği rahat eder ve eğer bir mihnet isâbet eder (belâ gelir)se yüzü üzerine dönüverir. O, dünyasını da âhiretini de kaybetmiştir. İşte apaçık ziyan budur” (meâlindeki Hac sûresinin 11. âyeti) nâzil oldu. (Dürrü'l-Mensur)
İbn-i Abbâs (r.anhümâ) Hazretleri anlattı: “Peygamberlerden bir zât şöyle duâ etti: “Yâ Rabbi, mü'min bir kulun sana itâat eder, yasakladıklarını terkeder. Sonra sen ondan dünyayı uzaklaştırır, onu belâlara uğratırsın. Kâfir ve âsîlere ise küfür ve isyanlarına rağmen onlardan belâları uzaklaştırır dünyâyı onlara verirsin.” Allâhü Teâlâ buyurdu ki:
“Kullar benim kullarımdır, belâ da ancak benim takdirimle iner. Mü'min kulun bir günahı olur, dünyayı ondan uzaklaştırıp belâlara mârûz kılarım, o günahına keffâret olur. Bana günahsız olarak kavuştuğunda da, hayırlı amellerinin mükâfâtını veririm.
Kâfirin iyi işleri olur, ona bol rızık vererek ve belâları ondan uzaklaştırarak dünyada iken mükâfâtını veririm. Huzuruma hiçbir hayırlı ameli kalmadığı halde gelir, günahlarıyla da cezalandırırım.”
(Mişkâtü'l-Envâr)
Hicrî:   14  Zilhicce 1438  Fazilet Takvimi 


EN BÜYÜK CÖMERTLİK: ÎSÂR



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَا آمَنَ بِي مَنْ بَاتَ شَبْعَانًا وَجَارُهُ جَائِعٌ إِلَى جَنْبِهِ وَهُوَ يَعْلَمُ بِهِ. (طب)
رسول الله أفندمز محمد مصطفى ( صلى الله عليه وسلم ) بيوردولر   ."   يانى باشنداكى قومشوسو آج اولوب كندسى ده بونو بلديكى حالده طوق اولرق كجلين بانه ( حقيقى معناده ) إيمان أتمه مشدر ."
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Yanıbaşındaki komşusu aç olup kendisi de bunu bildiği halde tok olarak geceleyen bana (hakîkî mânâda) îman etmemiştir.” 
(Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu‘cemü’l-Kebîr)
Hicrî:   13  Zilhicce 1438  Fazilet Takvimi 

EN BÜYÜK CÖMERTLİK: ÎSÂR


Ebu Hafs (radıyallâhü anh) “Îsâr, din kardeşinin dünyâ ve âhiret işlerindeki arzularını kendi arzu ve isteklerine tercîh etmendir.” buyurmuştur.
Her devirde içinde hem cömertlerin, hem de cimrilerin bulunduğu bir topluluk bulunmuştur. Fakat Medîne'ye hicret eden kardeşlerine mallarıyla, mülkleriyle ve her türlü varlıklarıyla yardım eden Ensâr topluluğu müstesnâdır. Çünkü onların tamamı cömerttir, içlerinde cimri hiç yoktur. “...Kendilerinde ihtiyaç bile olsa (din kardeşlerini) kendilerine tercih ederler.” meâlindeki (Haşr sûresi, 9.) âyet-i kerîmesi onlar hakkında nâzil olmuştur.
Müslim bin Sa'd'ın yeğeni Abdullah anlattı:
Hacca gitmeye niyet etmiştim. Dayım Müslim bana on bin dirhem verdi ve:
“Medine'ye ulaştığında, Medine'deki en fakir aileyi araştır ve bunları ona ver!” dedi.
Medine'ye vardım ve en fakir ailenin kim olduğunu sordum. Bana bir ev gösterildi. Kapıyı çaldım. İçerden bir kadın “Kim o?” diye seslendi.
“Ben Bağdatlıyım. Bana on bin dirhem verildi ve Medine'deki en fakir aileye vermem emredildi. Buradakiler bana sizi gösterdiler. Bu parayı alınız.” dedim. Kadın:
“Ey Allâh'ın kulu! Paraları veren arkadaşın, en fakirine vermeni şart koşmuş. Şu bizim yanımızdaki komşumuz bizden daha fakirdir.” dedi.
Yanlarındaki eve gidip kapıyı çaldım. İçeriden ‘Kim o diyen kadına önceki kadına söylediklerimi söyledim. O da bana:
“Ey Allâh'ın kulu! Biz ve komşularımız ihtiyaçta aynıyız. Sen en iyisi o parayı aramızda taksim et!” dedi.
Hicrî:   13  Zilhicce 1438  Fazilet Takvimi 


3 Eylül 2017 Pazar

GÜZEL AHLÂK NUMÛNELERİ



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لَا يَحِلُّ لِمُسْلِمٍ أَنْ يَهْجُرَ أَخَاهُ فَوْقَ ثَلَاثَةِ أَيَّامٍ. (ق)
رسول الله أفندمز محمد مصطفى ( صلى الله عليه وسلم ) بيوردولر   ."   بر مسلمانين ( دين ) قردشنه اؤج كوندن فضله دارغين قالماسى حلال اولماز .
Resûlullah Efendimiz Muhammed Mustafa (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Bir Müslümanın(din) kardeşine üç günden fazla dargın kalması helâl olmaz.” 
(Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh)
Hicrî:   12  Zilhicce 1438  Fazilet Takvimi 

GÜZEL AHLÂK NUMÛNELERİ


Bir gün Hazret-i Ali'nin oğulları Hz. Hüseyin ile kardeşi Muhammed bin Hanefiyye (r.anhümâ) bir meselede anlaşamayıp darıldılar. Muhammed bin Hanefiyye (r.a.) eve varınca bir kâğıt alıp kardeşi Hüseyin'e (r.a.) şu mektubu yazdı:
“Bismillâhirrahmânirrahîm. Senin şeref ve faziletin, benim ulaşamayacağım kadar büyüktür. Evet, her ikimizin babası da Ali'dir. Bu hususta kimsenin birbirine; ne senin bana, ne de benim sana üstünlüğüm yoktur. Fakat benim annem Benî Hanefiyye'den bir kadındır. Senin annen ise Resûlüllâh'ın (s.a.v.) kızı Hz. Fâtıma'dır. Şayet yeryüzü benim annem gibi kadınlarla dolu olsa yine de senin annenin faziletine denk olamazlardı. Sana gönderdiğim bu mektubumu okur okumaz elbiseni ve ayakkabını giy, gel, barışalım. Barışmak için önce gelenin faziletine sen benden daha layık olduğun için sen gel. Vesselam.”
Mektubu alan Hz. Hüseyin (r.a.) hemen hazırlanıp kardeşi Muhammed'in yanına geldi ve barıştılar. (Nihâyetü'l-Ereb, Nüveyrî)

NÜKTE: İNŞALLAH BENİM!

Bir kadın, her ne iş yapacak olsa, “İnşallah şöyle yapacağım, inşallah böyle yapacağım!” demeyi âdet edinmişti. Bağ bozumu zamanı bir akşam kocası,
“Yarın gidip bağ bozmaya başlayacağım!” demiş. Karısı âdeti üzere, “İnşallah” deyince adam sinirlenip,
“Meyveler oldu, fırtınalar geçti, bunun artık kısmeti mi kaldı, vakit tamamdır” diyerek ertesi günü bağa gider. Mahsulü hayvanlara yükletip köye dönerken yolda bir fırtına çıkar. Şiddetli bir yağmur yağar, sel olur! Adam, hayvanları yolda bırakır ve bir mağaraya sığınır. Hayvanları ve mahsulleri sel alıp götürür. Hava açılınca mağaradan çıkıp endişe ve korku ile eve gelir, kapıyı çalar. Karısı,
-    Kim o? diye seslenince:
-    İnşallah benim!.. der.
Hicrî:   12  Zilhicce 1438  Fazilet Takvimi 


İNSANI KURTARAN ÜÇ ŞEY




قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَا خَطَا عَبْدٌ خُطْوَتَيْنِ أَحَبُّ إِلَى اللهِ مِنْ خُطْوَةٍ إِلَى الصَّلَاةِ الْمَفْرُوضَةِ وَخُطْوَةٍ إِلَى صِلَةِ الرَّحِمِ. (إحياء)
رسول الله أفندمز محمد مصطفى ( صلى الله عليه وسلم ) بيوردولر   ."   بر قوُلْ فرض نماز إيجن و صلهء رحم إيجن آتديغى آدملرندان الله تعالى يه دها سوملى بر باشقه آديم آطمامشدر .
Resûlullah Efendimiz Muhammed Mustafa (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Bir kul farz namaz için ve sıla-i rahim için attığı adımlardan Allâhü Teâlâ’ya daha sevimli bir başka adım atmamıştır.” 
(Hadîs-i Şerîf, İhyâu Ulûmiddîn)
Hicrî:   11  Zilhicce 1438  Fazilet Takvimi 

İNSANI KURTARAN ÜÇ ŞEY


Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki:
“Üç şey necâta (kurtuluşa), üç şey de helâke sebep olur.

Kurtuluşa sebep olan üç şey:

Gizli ve âşikârda Allâhü Teâlâ'dan korkmak,
Öfkeli iken de sevinçli iken de adâletli olmak,
Fakirlikte ve zenginlikte iktisatlı olmak.

Helâke sebep olan üç şey:

Cimriliğe boyun eğmek,
Hevâ ve hevese tâbî olmak ve,
Ucup, yani kişinin kendini beğenmesi.
(Taberâni, el-Evsat)

DİN KARDEŞİ ZİYÂRETİN MÜKÂFATI

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:
•    “Allah rızâsı için isteyerek ve özleyerek bir Müslüman kardeşini ziyârete giden kimsenin arkasından bir melek:
‘Sen güzelsin, ziyâretin de güzeldir. Cennet de güzel bir yer olarak senin için hazırlanmıştır' diye seslenir.”
(Tirmizî ve İbn-i Mâce)
•    “Bir kimse, Allah için sevdiği din kardeşini ziyârete gitti. Allâhü Teâlâ, onun geçeceği yola bir melek gönderdi. Melek:
“Nereye gidiyorsun?” diye sordu. Adam:
“Falan kardeşimi ziyârete gidiyorum” dedi. Melek:
“Onunla görülecek bir işin mi vardır?” diye sordu.
“Hayır” deyince melek:
“Onunla akrabalığın mı var?” diye sordu. Adam:
“Hayır” dedi. Melek:
“Yoksa ondan bir menfaatin olduğundan mı gidiyorsun?” dedi. Adam:
“Hayır” dedi. Melek:
“O hâlde niçin ziyâretine gidiyorsun?” diye sordu. Adam: “Kendisini Allah rızası için sevdiğimden gidiyorum” deyince, melek:
“Allâhü Teâlâ beni sana, o kardeşini Allah için sevip ziyâret etmen sebebiyle Allâhü Teâlâ'nın da seni sevdiğini ve cennetini kazandığını bildirmem için gönderdi” dedi.
(S. Müslim)
Hicrî:   11  Zilhicce 1438  Fazilet Takvimi