قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : عَلَيْكُمْ بِالْجَمَاعَةِ وَاِيَّاكُمْ وَالْفُرْقَةَ فَاِنَّ الشَّيْطَانَ مَعَ الْوَاحِدِ وَهُوَ مِنَ الْاِثْنَيْنِ اَبْعَدُ. (ت)
رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : ( أهل سنت و ) جماعت دان آيرلمايك . تفرقه دان ده صاقنك . جونكى شيطان ، محقق يالنز قلانله برابردر ، إيكىكشيدن إيسه اوظقدر . "
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular : “(Ehl-i Sünnet ve) Cemâat’ten ayrılmayın. Tefrikadan da sakının. Çünkü şeytan, muhakkak yalnız kalanla beraberdir; iki kişiden ise uzaktır.”
(Sünen-i Tirmizî)
Hicrî: 24 Safer 1448 Fazilet Takvim
NUH ALEYHİSSELÂM KISSASININ HİKMETİ
Hûd Sûresi’nin 49. âyet-i kerîmesinde -meâlen-: “İşte bu (Nuh aleyhisselâm’ın kıssası), gaybî (bilinmeyen) haberlerdendir. Bunu sana vahyediyoruz. Bunu ne sen ne de kavmin, bundan evvel biliyordunuz. Artık sabret. Şüphe yok ki âkıbet, müttakîler içindir.” buyurulmuştur. Bu âyet-i kerîme şöyle tefsir edilmiştir:
Tufan hâdisesi, asr-ı saâdette insanlar arasında meşhur ise de onun nasıl olduğunu vesair tafsilâtını bilmiyorlardı. Sonra Cenâb-ı Hak, Kur’an-ı Mübîn vasıtası ile Peygamber Efendimizi (s.a.v.) ve onun ümmetini, bunlardan tafsilatıyla haberdar buyurmuştur.
Buyurulmuş oluyor ki: “Artık ey Nebiyy-i Zîşân! Sabret, sana iman edenler de sabretsinler. Birtakım inkâr ehlinin ezâ ve cefâsına karşı tahammül göster. Risaletini tebliğden geri durma, muvakkat bir ezâ ve cefâya katlan. Şüphe yok ki güzel akıbet, müttakîler içindir. Dünyada Allâh’ın yardımına, âhirette kurtuluşa mazhariyet, küfürden ve günahlardan sakınan kullar için vaadolunmuştur.” Nitekim Nuh aleyhisselâm da böyle eziyetlere, üzüntülere karşı sabretmişti.
Kur’ân-ı Kerîm’in bu beyânâtında, Resûl-i Ekrem (s.a.v.) için bir teselli ve müjde bulunmaktadır. Hakikaten Resûl-i Ekrem (s.a.v.), bu nimetlere nâil olmuştur. Neşrettiği İslâm dini de kıyamete kadar devam edip beşeriyet âlemine nurlar saçacaktır.
Kur’ân-ı Azîm’de bu gibi peygamberlere ait kıssaların beyan buyurulmasının hikmetleri vardır. Zaman-ı Nebevî’deki kâfirler, bazen azâb-ı İlâhî’nin kendilerine olacağını inkâr ediyor, bazen de dindar olanlara karşı pek vahşiyâne hareketlere cüret gösteriyorlardı. Artık evvelki Peygamberlerin de onlara inananların da böyle inkârlara ve eziyetlere maruz kalmış oldukları beyan buyurularak Resûl-i Ekrem (s.a.v.)’e ve onun dinine inanan Müslümanlara geçmiş kavimlerin kıssaları, teselli vermek için bildirilmiştir.
Hicrî: 24 Safer 1448 Fazilet Takvim

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder