3 Temmuz 2026 Cuma

EBÛ YEZÎD TAYFÛR EL-BESTÂMÎ (K.S.) HAZRETLERİNDEN


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : يَا عَلِيُّ اطْلُبُوا الْمَعْرُوفَ مِنْ رُحَمَاءِ أُمَّتِي تَعِيشُوا فِي أَكْنَافِهِمْ وَلَا تَطْلُبُوهُ مِنَ الْقَاسِيَةِ قُلُوبُهُمْ فَإِنَّ اللَّعْنَةَ تَنْزِلُ عَلَيْهِمْ. (ك)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : أى على ! معروفى ( إيلك و إحسانى ) أمتميك مرحمتى اولانلرندان إستين ؛ اونلريك همايسنده ياشارسنز . اونى ، قلبلرى قتلاشمش اولانلردان إستمين ! زيرى الله تعالى ، نيك لعنتى ، اونلر أؤزرينه إينر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  Ey Ali! Ma‘rûfu (iyilik ve ihsanı), ümmetimin merhametli olanlarından isteyin; onların himayesinde yaşarsınız. Onu, kalpleri katılaşmış olanlardan istemeyin! Zira Allâhü Teâlâ’nın laneti, onlar üzerine iner.”

 (Hâkim, el-Müstedrek)

Hicrî:  18  Muharrem   1448  Fazilet Takvim

 

EBÛ YEZÎD TAYFÛR EL-BESTÂMÎ (K.S.) HAZRETLERİNDEN

 

Ebû Yezîd Tayfûr el-Bestâmî (k.s.) Hazretleri, Silsile-i Sâdât’ın beşinci halkasıdır. Lakabı, Sultânü’l-Ârifîn’dir. Hikmetli ve ibretli birçok sözleri ve menkıbeleri vardır:

Bir gün Ebû Yezîd-i Bestâmî Hazretlerinin yanına birisi geldi ve “Bana, Dünya ve âhirette kurtuluşuma vesile olacak bir şey öğret.” dedi. Bunun üzerine buyurdular ki: “İlimden şu iki şeyi iyi öğren. Bunları öğrenirsen, başka bir şeye ihtiyacın olmaz. Bunlar: Muhakkak Allâhü Teâlâ, senin her hâlini bilir, seni ve yaptığın bütün amellerini her zaman görür.”

Ebû Yezîd-i Bestâmî Hazretleri, bir gün yolda yürürken birisi gelip “Elbisenizden birini verseniz de onunla berekete nâil olsam” dedi. Bunun üzerine Bâyezîd-i Bestâmî Hazretleri, “Sen, Ebû Yezîd’in değil elbisesini, derisini de giyinsen, onun yaptığını yapmadıkça sana aslâ faydası olmaz.” buyurdu.

“İnsan, ne zaman mütevâzı olur?” diye kendisine soruldu. Buyurdular ki: “Kendisi için bir makam ve mânevî bir hâl görmediği ve mahlûkat arasında da kendisinden daha günahkâr birini görmediği zaman.”

Ebû Yezîd-i Bestâmî Hazretleri, bir gün mescide girmiş, asâsını da yaşlı bir zâtın asâsına dayayarak bırakmıştı. Bir müddet sonra her iki asâ da yere düştü. Yaşlı zât, mescitten çıkarken eğilip asâsını aldı. Ebû Yezîd-i Bestâmî (k.s.) hemen o yaşlı zâtın yanına gidip “Asânı almak için yere eğilip de benim yüzümden zahmet çektin.” deyip özür beyan etti ve helâllik istedi.

Bâyezîd-i Bestâmî Hazretleri şöyle anlattı: Bir gün, Dicle Nehri kenarına vardım, karşıya geçmek istedim. Hemen nehrin iki tarafı birleşiverdi. Ona iltifat etmeyip dedim ki: “Ben, buna aldanmam. Zira insanların yarım dirheme karşıya geçtikleri yerde ben ömrümü, bunca sene elde ettiğim sermayemi zâyi edemem. Ben, kerâmet değil, Kerîm olan Rabb’imi istiyorum.”

Hicrî:  18 Muharrem  1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder