4 Ocak 2022 Salı

KADINLARDA BULUNMASI GEREKEN YEDİ GÜZEL VASIF

 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : اَلْحَيَاءُ حَسَنٌ وَلٰكِنْ فِي النِّسَاءِ أَحْسَنُ. (كنز)

رسول الله  ( ﷺ )  بيوردولر  :  حيا كوزلدر . فقط قدنلارده دها كوزلدر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:   Hayâ güzeldir. Fakat kadınlarda daha güzeldir.”

(Kenzü’l-Ummâl)

Hicrî:   01   Cemaziyelahir   1443    Fazilet Takvim

 

KADINLARDA BULUNMASI GEREKEN YEDİ GÜZEL VASIF

 

Allâhü Teâlâ, Ahzâb Sûresi’nin 32. ve 33. âyet-i kerîmelerinde Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in mübarek zevcelerinin şeref ve faziletlerini yedi vasıfla zikretmiştir. Bu yedi vasıf, bütün Müslüman kadınların şeref ve faziletli olmaları için kendilerinde olması gereken husûsiyetlerdir. Kadınlardan kim bu yedi husûsu yerine getirirse dünya ve âhiret saadetine nâil olur. Bunlar:

1- Takvâ; yani her zaman Allâhü Teâlâ’dan korkmak. Bu, bütün şeref ve faziletlerin esasıdır.

2- Erkeklerin meyletmesine sebebiyet veren her türlü sözden, hâl ve hareketten kendilerini korumak. Sözü, dâima doğru ve ciddî söylemek.

3- İhtiyaçları hâricinde evlerinden çıkmamak. Allâhü Teâlâ, cennet kadınlarını şüphesiz, bu vasıflarıyla methetmiş ve buyurmuştur ki (meâlen): “(Onlar) devamlı çadırları içinde ikamet eden hûrilerdir.” (Rahmân Sûresi, âyet 72) Ezvâc-ı Tâhirât’tan Hazret-i Sevde radıyallâhü anhâ da bu âyet-i kerîmeye imtisâlen Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in vefatından sonra hanesinden hiç çıkmamıştır.

4- Tesettüre riâyet etmek, yani dinimizin emrettiği şekilde giyinmek. Yolda yürürken vakar ile yürümek.

5- Namazları, vaktinde ve kemâli ile kılmak ve zekâtlarını vermek.

6- Allâh’a ve Resûlüne itaat etmek. Takvâ ehli olan kocasına itaat etmek.

7- Evinde, Allâhü Teâlâ’yı zikre ve Kur’ân-ı Kerîm okumaya devam etmek.

Bu husûsları yerine getiren kadınlardan, Allâhü Teâlâ, günah ve kötülükleri giderir ve kötü huylarını, güzel huylara çeviriverir.

Hicrî:   01   Cemaziyelahir   1443    Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

3 Ocak 2022 Pazartesi

MEKKE-İ MÜKERREME’NİN FETHİ

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : إِنَّهُ لَمْ تُهْلَكْ أُمَّةٌ إِلَّا لَحِقَ نَبِيُّهَا بِمَكَّةَ فَيَعْبُدَ فِيهَا حَتَّى يَمُوتَ وَإِنَّ قَبْرَ هُودٍ بَيْنَ الْحِجْرِ وَزَمْزَمَ. (ك)

رسول الله  ( ﷺ )  بيوردولر  :  هلاك اولونان هر أمتين بيغمبرى مكهء مكرميه كلمش ، وفات أدنجيه قدار اوراده عبادته دوام أتمشدر . ومحقق ، هود عليه السلام ، يك قبرى ده حجر ايله زَمْزَمْ ( قويوسى ) آراسندادر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:   Helâk olunan her ümmetin peygamberi Mekke-i Mükerreme’ye gelmiş, vefat edinceye kadar orada ibadete devam etmiştir. Ve muhakkak, Hûd aleyhisselâm’ın kabri de Hicr ile Zemzem (kuyusu) arasındadır.”

(Hâkim, el-Müstedrek)

Hicrî:   30   Cemaziyelevvel   1443    Fazilet Takvim

 

MEKKE-İ MÜKERREME’NİN FETHİ

 

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, Mekke müşrikleri ile Hicret’in 6. yılında Hudeybiye’de bir anlaşma imzalamıştı. Fakat müşrikler, Hicret’in 8. senesinde bu anlaşmayı haksız bir şekilde bozmuşlardı.

Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (s.a.v.), kan dökmemek ve düşmanı hazırlıksız yakalamak için, gideceği yeri gizli tutarak, sefer hazırlıklarına başladı. Takrîben on iki bin kişilik bir ordu ile Ramazân-ı şerîfte, Medîne-i Münevvere’den hareket etti.

Resûl-i Ekrem (s.a.v.), sevk ettiği birliklere, “Kureyş tarafından taarruz olunmadıkça harp etmeyiniz!” diye emretmişti. İslâm ordusu, dört koldan, aynı anda, harp etmeksizin Mekke-i Mükerreme’ye girdi. Tekbir sadâları, dağları taşları titretiyordu. Yalnız Hâlid bin Velîd’in (r.a.) birliği, Handeme denilen yerde taarruza uğradığından savaşa mecbur olmuş ve bir hücumda düşmanı dağıtmıştı.

Cuma günü idi. Mekke halkı, Harem-i Şerîf’te (Kâbe-i Muazzama’nın etrafında) toplanmıştı. Vaktiyle Resûlullâh’a vermiş oldukları eziyetleri hatırlayıp bugün kendilerine ne yapılacağını düşünüyorlardı. Hâlbuki Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hepsini affetti, “Haydi gidiniz, hepiniz hürsünüz!” buyurdu. Beytullâh’ın etrafındaki ve içindeki putları kırdırıp Kâbe-i Muazzama’yı temizletti. Bilâl-i Habeşî (r.a.), Kâbe-i Muazzama’nın üstüne çıkıp Ezân-ı Muhammedî’yi okudu.

Mekke-i Mükerreme’deki erkek ve kadınlar, akın akın gelip Resûl-i Ekrem’e bîat ettiler. İslâm ile müşerref oldular. O âna kadar Resûl-i Ekrem’e (s.a.v.) düşman olanlar, artık onu kendi canlarından daha çok seviyorlardı. Fetih, açmak demektir. Bu fetih, sadece düşmanın elindeki bir şehri almak olmayıp aynı zamanda kalplerin Allâh’ın dinine, iman ve İslâm’a açılması demek olur. Yirmi seneden beri Kureyş müşriklerinin mâni olmasından dolayı hakkın kabulüne kapalı duran kalpler, Mekke’nin fethinden sonra akın akın İslâm’a açılıvermiştir.

Resûl-i Zîşân Efendimiz (s.a.v.), fetihten sonra tekrar Medîne-i Münevvere’ye dönmüşlerdir.

Hicrî:   30   Cemaziyelevvel   1443    Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"