4 Eylül 2021 Cumartesi

FIKIH: YEMİN NEDİR?

 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينٍ فَرَأَى غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا فَلْيَأْتِهَا وَلْيُكَفِّرْ عَنْ يَمِينِهِ. (م)

رسول الله  ( ﷺ )  بيوردولر  :  بر كمسه بر شئ يمن أدر ده باشقه شئ اوندان ( يمن أتديكى شيدن ) دها خيرلى كورورسه ، اونى يابسين . يمنيندن دولاي ده كفارت ورسين . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:   Bir kimse bir şeye yemin eder de başka şeyi ondan (yemin ettiği şeyden) daha hayırlı görürse, onu yapsın. Yemininden dolayı da keffâret versin.”

(Sahîh-i Müslim)

Hicrî:   27   Muharrem    1443    Fazilet Takvim

 

FIKIH: YEMİN NEDİR?

 

Yemin; Bir işi yapmak veya yapmamak hususunda Allâhü Teâlâ’ya kasem (yemin) veya talik (bir şarta bağlamak) sûretiyle yapılan bir akittir. Mesela: “Vallâhi filân işi yaptım” veya “yapmadım” demek kasem suretiyle bir yemindir. “Vallâhi filân işi yaptımsa” veya “yaparsam bir gün oruç tutacağım” demek de talik suretiyle bir yemindir.

Yapılması mümkün ve geleceğe ait bir şey hakkında mesela “Vallâhi ben yarın borcumu vereceğim” veya “Vallâhi ben filân kimseyle konuşmayacağım” denilmesi gibi yapılan yeminlere riâyet edilirse keffâret lâzım gelmez. Fakat riâyet edilmezse, mesela: “Ertesi gün borç ödenmezse” veya “o kimseyle konuşulursa” yemin bozulmuş, keffâret lâzım gelmiş olur.

İşte böyle yapılan yeminlerin zorla veya hata ile veya unutarak bile olsa yerine getirilmemesinden dolayı keffâret icap eder.

Yemine riâyet etmek lâzımdır. Ancak, yemine riâyet edildiği takdirde dinî bir vazife ihlal edilecekse veya bir musibet ortaya çıkacaksa, o yemin bozulabilir, bozulmalıdır. Bu yemine riâyet edilmediği için de keffâret verilir, Allâhü Teâlâ’dan af dilenilir. Mesela, bir kimse borcunu vermemeye veya babası ile konuşmamaya yemin etse buna riâyet etmez, borcunu verir, babasıyla konuşur, sonra da keffâretini yerine getirir.

 

HELÂL VE HARAM LOKMA

 

Ebû Bekir Verrâk (rah.) Hazretleri, “Her sabah evimden çıktığımda haram lokma yiyenleri hemen anlarım.” buyurdu. Yanındakiler, “Bu nasıl olur?” diye sual ettiler.

Ebû Bekir Verrâk Hazretleri, “Kim sabah, boş ve faydasız şeyler ile, gıybet ve günah ile meşgul oluyorsa bilirim ki bu hâli, yediği bir haram sebebiyledir. Kimi de Allâhü Teâlâ’yı zikir, kelime-i tevhîd, istiğfar ile meşgul görürsem bilirim ki onun bu hâli de helâl yemesi sebebiyledir.” buyurdu.

Hicrî:   27  Muharrem    1443    Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

 

3 Eylül 2021 Cuma

EZVÂC-I TÂHİRÂT’TAN SAFİYYE (R. ANHÂ)

 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَنْ رُزِقَ مِنْ شَيْءٍ فَلْيَلْزَمْهُ. (شهاب)

رسول الله  ( ﷺ )  بيوردولر  :  كيم ( هلال ) بر شيدن رزقلاندرلرسه رزقنى تأمين أتديكى شئ صارلسين : اونه دوام أتسين . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:   Kim (helâl) bir şeyden rızıklandırılırsa rızkını temin ettiği şeye sarılsın; ona devam etsin.”

(Kuzâî, Müsnedü’ş-Şihâb)

Hicrî:   26   Muharrem    1443    Fazilet Takvim

 

EZVÂC-I TÂHİRÂT’TAN SAFİYYE (R. ANHÂ)

 

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) pâk zevcelerinden Safiyye (r. anhâ) validemizin babası Huyey bin Ahtab, Harun aleyhisselâm’ın soyundandır.

Safiyye validemiz, evvelce Kinâne bin Rebî ile evli idi. Babası, kardeşi ve kocası Hayber Gazası’nda öldürülmüştür.

Safiyye (r. anhâ), Hayber’in Fethi’nden sonra Resûlullah Efendimiz’in (s.a.v.) huzuruna getirilince ona, “Baban, Yahûdîler arasında bana en şiddetli şekilde karşı koyanlardan idi. Neticede harpte öldürüldü. Tercihini yap! Eğer İslâm’ı seçersen, seni kendime zevce olarak alırım. Şâyet Yahûdîliği seçersen seni âzâd edebilirim, kavmine dönersin.” buyurdular. O da: “Yâ Resûlallah! Ben İslâm’a yöneldim ve daha beni davet etmeden ve huzurunuza çıkmadan önce sizi tasdik ettim. Yahûdîliği tercih edip de ne yapacağım. Allah ve Resûlü, bana hürriyetimden ve kavmime dönmemden daha hayırlıdır.” dedi. Peygamberimiz (s.a.v.) de onu âzâd edip nikâhına aldı.

Bu sırada Resûlullah (s.a.v.) onun yüzünde bir morluk gördü ve sebebini sordu. “Yâ Resûlallah! Rüyamda, Medîne’den gelen bir ayın kucağıma düştüğünü gördüm. Bunu kocam Kinâne’ye anlatınca: ‘Sen Medîne’den gelen şu melikin nikâhına mı girmek istiyorsun.’ deyip yüzüme vurdu.” dedi.

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) Hayber’den çıkıp Sahbâ denilen mevkiye gelince orada konakladıkları sabah Ashâbına düğün yemeği verdi. Bu düğün yemeği hays denilen yemek idi. Hays, eritilmiş yağ, süzme peynir ve hurmadan ibarettir.

Hazret-i Safiyye (r. anhâ) çok akıllı, yumuşak huylu ve vakarlı bir hanımdı. Cömertti. Medîne-i Münevvere’ye geldiklerinde altın küpelerini Hz. Fâtıma’ya (r. anhâ) ve kendisini görmeye gelen bazı hanımlara hediye etmiş, hayatta iken kendisine ait bir evi sadaka olarak vermişti.

Safiyye (r. anhâ), Hazret-i Muâviye’nin halîfeliği devrinde H. 50 senesinde Medîne-i Münevvere’de vefat etti ve Cennetü’l-Baki‘ kabristanına defnedildi. Radıyallâhü anhâ.

Hicrî:   26  Muharrem    1443    Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"