7 Eylül 2018 Cuma

DÜNYADA İNSANLARIN EFENDİLERİ CÖMERTLERDİR



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: ثَلَاثَةٌ يَسْتَغْفِرُ لَهُمُ السَّمَوَاتُ وَالْأَرْضُ وَاللَّيْلُ وَالنَّهَارُ وَالْمَلَائِكَةُ: اَلْعُلَمَاءُ وَالْمُتَعَلِّمُونَ وَالْأَسْخِيَاءُ. (جوامع )
رسول الله  أفندمز  ( صلى الله عليه وسلم )  بويوردولر   :"  شو اؤج كشيه كوكلر . ير . كجه . كوندز و ملكلر إستغفار أدرلر : ( علمى ايله عمل أدن ) عالملر . علم أؤكرنن طلبه لر و جومرتلر ."
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Şu üç kişiye gökler, yer, gece, gündüz ve melekler istiğfâr ederler: (İlmiyle amel eden) Âlimler, ilim öğrenen talebeler ve cömertler.” 
(Suyûtî, Cem’u’l-Cevâmi’)
Hicrî:   24  Zilhicce   1439  Fazilet Takvimi 

DÜNYADA İNSANLARIN EFENDİLERİ CÖMERTLERDİR

İyilik: Bir karşılık beklemeksizin malını dînin güzel gördüğü yerlere infak etmektir. Bu iyiliğe nefsin anlayışlı ve cömert olması vesîle olduğu gibi bu iyilikten men eden de yine nefsin kendi cimriliğidir. Allâhü Teâlâ Haşr Sûresi’nin 9. âyet-i kerîmesinde (meâlen):
“Her kim de nefsinin şuhhundan (hırsından, cimriliğinden) korunursa işte kurtuluşa ermiş olanlar onlardır.” buyurmuştur.
Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) hadîs-i şerîflerinde şöyle buyurmuşlardır:
“Cennet cömertlerin evidir.”
“Cömert kişi Allâhü Teâlâ’ya yakındır, cennete yakındır, insanlara yakındır ve cehennemden uzaktır. Cimri kimse ise Allâhü Teâlâ’dan uzaktır, cennetten uzaktır, insanlardan uzaktır, cehenneme yakındır.”
“Cömertlik, cennette bir ağaçtır. Dalları dünyaya sarkmıştır. Kim o ağacın dallarından birine yapışırsa onu cennete götürür. Cimrilik de cehennemde bir ağaçtır. Dalları dünyaya sarkmıştır. Kim o ağacın dallarından birine yapışırsa onu cehenneme götürür.”
İbn-i Abbâs (radıyallâhü anhümâ) buyurdu ki: “Dünyada insanların efendileri en cömert olanlarıdır. Âhirette efendileri ise en takvâlı olanlarıdır.”
Araplar, “Cömertlik olmadan servet ve riyâset sahibi olmak, askeri bulunmayan hükümdar gibi olmaktır” demişlerdir.
Cömertlik îmânın kemâlâtına ve kalpten dünya sevgisinin çıkarıldığına işârettir.
En güzel hasletlerden olan cömertliğin de bir hududu vardır; ihtiyaç halinde ve yeterli miktârı israf etmeden hak eden kimselere vermektir.  
(Edebü’d-Dünyâ ve’d-Din: El-Bahru’l-Medid)
Hicrî:   24  Zilhicce   1439  Fazilet Takvimi 


ASHÂB-I BEDİR…Harâm bin Milhân (r.a.)



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ هَمَّ بِحَسَنَةٍ فَلَمْ يَعْمَلْهَا كُتِبَتْ لَهُ حَسَنَةٌ. (م)
رسول الله  أفندمز  ( صلى الله عليه وسلم )  بويوردولر   :"  كيم دينن كوزل كورولن بر شىء ( خير و عبادتى ) يابماي مراد أدر . فقط يابمازسه او كمسه إيجن بر حسنه ( ثواب ) يازلر ."
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Kim dînen güzel görülen bir şeyi (hayır ve ibâdeti) yapmayı murad eder, fakat yapmazsa o kimse için bir hasene (sevap) yazılır.”
 (Sahîh-i Müslim)
Hicrî:   23  Zilhicce   1439  Fazilet Takvimi 


ASHÂB-I BEDİR…Harâm bin Milhân (r.a.)

 
Harâm bin Milhân (radıyallâhü anh), Ensâr’dan ve Hazrec kabîlesinin Harâmoğullarındandır. Peygamberimizin hizmetçisi Enes bin Mâlik Hazretlerinin dayısıdır. Kardeşi Süleym ile birlikte Bedir ve Uhud gazâsında bulunmuş ve ikisi birlikte hicretin dördüncü senesi Bi’r-i Maûne vak‘asında şehîd olmuşlardır.
Enes bin Mâlik (radıyallâhü anh) anlattı: “Necid tarafında yaşayan Kays kabîlesinden bazı kimseler Peygamber Efendimize (sallallâhü aleyhi ve sellem) geldiler. Kendilerine Kur’ân-ı Kerîm öğretecek muallimler göndermesini istediler.
Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) Ensâr’dan yetmiş zâtı gönderdi ki dayım Harâm bin Milhân da onlar arasında idi. –Maûne kuyusu civârına geldiklerinde- Necidliler onlara ihânet edip tamamını şehîd ettiler.
İlk şehîd olan Harâm bin Milhân idi. Kısa mızrak ile başından yaralanmıştı. Harâm Hazretleri akan kanını silip elini semâya kaldırdı ve: “Ka‘be’nin Rabbine yemîn ederim ki cenneti kazandım gitti” dedi.
Bu yetmiş zât gadr ve hıyânet vak‘asında dört taraftan sarılmış olduklarını ve son nefese kadar çarpışıp ölmekten başka çâre olmadığını görünce, Cenâb-ı Hakk’a şöyle niyâz ettiler:
“Yâ Rab! Resûl-i Kerîm’ine selâmımızı teblîğ edecek senden başkasını bulamıyoruz. Yâ Rab! Selâmımızı sen ulaştır. Yâ Rab, bizim tarafımızdan Peygamberimize haber ver ki, biz sana kavuştuk, senden râzı olduk, sen de bizden râzı oldun” diye duâ ettiler.
Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem), aynı günün gecesinde Cebrâîl Aleyhisselâm’ın bildirmesiyle hâdiseden haberdâr olmuşlar ve ertesi sabah hutbeye çıkarak Allah’a hamd ve senâ ettikden sonra, hâdiseyi Ashâbına haber vererek şöyle buyurmuşlardı:
“Kardeşlerimiz müşriklerle karşılaşıp şehîd düştüler. Ve: Yâ Rab! Bizim sana kavuştuğumuzu ve senden râzı olup rızânı kazandığımızı kavmimize teblîğ et, dediler. Onların Allah’dan râzı olduklarını, Allâhü Azîmü’ş-Şân’ın da onlardan râzı olduğunu haber vermek için işte ben onlar tarafından size elçiyim.”
Hicrî:   23  Zilhicce   1439  Fazilet Takvimi 



ÖLÜME HAZIRLIK



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَكْيَسُ الْمُؤْمِنِينَ أَكْثَرُهُمْ ذِكْرًا لِلْمَوْتِ وَأَحْسَنُهُمْ لَهُ اسْتِعْدَادًا. (هب)
رسول الله  أفندمز  ( صلى الله عليه وسلم )  بويوردولر   :"  مؤمنلريك أك عقللسى اؤلومى أك جوق حطرلايان لر و اونه أك كوزل شكل ده حظرلق يابنلردر ."
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Mü’minlerin en akıllısı ölümü en çok hatırlayanlar ve ona en güzel şekilde hazırlık yapanlardır.” 
(Beyhakî, Şuabü’l-Îmân)
Hicrî:   22  Zilhicce   1439  Fazilet Takvimi 


ÖLÜME HAZIRLIK

 
Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) “Mü’min üzerine ölümün şiddeti, yüz kılıç darbesi kadardır.” buyurdular.
Ebu’l-Leys Semerkandî Hazretleri bu hadîs-i şerîfi şöyle izah etmiştir:
Öleceğine yakînen inanan ve muhakkak bir gün ölümün kendisine de geleceğini bilen kişinin sâlih ameller işleyerek ölüme hazırlık yapması ve çirkin amellerden, günahlardan kaçınması gereklidir. Zîrâ ölümün ne zaman geleceğini bilemez.
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem), ölüme hazırlık yapsınlar ve dünyanın şiddetlerine sabretsinler diye ölümün şiddet ve acısını ümmetine bir nasihat olarak beyan etti. Zîrâ dünyanın şiddetlerine sabretmek, ölümün şiddetine sabretmekten daha kolaydır. Çünkü ölümün şiddeti âhiret azâbındandır, âhiret azâbı ise dünya azâbından daha şiddetlidir. (Tenbîhü’l-Gâfilîn)
 
İHLÂS NEDİR?
 
Hikmet sahibi bir zat “İhlâslı kimdir?” denildiği zaman: “İhlâslı, kötülüklerini gizlediği gibi iyiliklerini de gizleyendir.” cevabını vermiştir.
Bazılarına: İhlâsın en son noktası (zirvesi) nedir? demişler. Onlar da: “İnsanların seni övmelerinden hoşlanmamaktır.” demişlerdir.
Zünnûn-i Mısrî Hazretlerine: “Kişi kendisinin, Hz. Allâh’ın saf ve temiz, onun seçtiği havâs kullarından olduğunu ne zaman bilir?” demişler.
O da cevaben, dört şeyle bilebilir, demiş:
1- Rahattan uzaklaştığı zaman, yani rahatı terk ettiği zaman,
2- Az bile olsa elinde olandan sadaka vermekle.
3- Sâhip olduğu dünyâlık makam ve mevkinin düşmesini istemekle,
4- İnsanların kendisini övmesi ve kötülemesi onun yanında müsavi olduğu zaman.”
Cenâb-ı Hak, Adn Cenneti’ni ve orada hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve insanın aklına bile gelmeyen nimetleri yarattı. Sonra da: “Ey Adn Cenneti, konuş!” buyurdu. Adn Cenneti üç defa: “İman edenler kurtuluşa ermiştir.” dedi ve sonra: “Ben, cimrilere, münâfıklara ve riyâkârlara haramım.” dedi. 
(Tenbîhü’l-Gâfilîn)
Hicrî:   22  Zilhicce   1439  Fazilet Takvimi