12 Kasım 2017 Pazar

ENDERUN ÂDÂB-I MUÂŞERET KÂİDELERİ -2-



كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ  : إِذَا اسْتَقْبَلَهُ الرَّجُلُ فَصَافَحَهُ لَا يَنْزِعُ يَدَهُ مِنْ يَدِهِ حَتَّى يَكُونَ الرَّجُلُ يَنْزِعُ. (ت)
بيغمبر أفندمز ( صلى الله عليه وسلم ) :  برسى ايله قارشلاشديغى زمان مصافحه أدر ، قارشى داكى ألنى براقمادقجه اونون ألنى براقمازلردى ."
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) biriyle karşılaştığı zaman musâfaha eder, karşıdaki elini bırakmadıkça onun elini bırakmazlardı.” 
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)
Hicrî:   23 Safer  1439  Fazilet Takvimi 

ENDERUN ÂDÂB-I MUÂŞERET KÂİDELERİ -2-


Sakat ve hasta olanlarla alay etmemeli, kahkaha ile gülmemeli, tavırlarıyla, hal ve hareketiyle ve diliyle akranlarını küçük görmemelidir.
Arkadaşının kendisinden istediği bir şeyi vermeli,
İzinsiz olarak birisinin velev ki bir çöpünü almamalı,
Arkadaşının elde edeceği bir şeye, refaha ve sâir nimetlere gizli veya aşikâr mâni olmamalı,
İşlerinde sefihce ve ihmalkâr davranmamalı,
Arkadaşına ait elbise ve benzeri eşyalara hırsla göz dikmemeli, haset etmemeli,
Hocalarına, yaşlılara ve ilim erbabına saygısızlık etmemelidir.
Haysiyet ve insaniyet dairesi dışında atıp-tutmamalı, Kibirlenmemeli, îtibar elde etmek için sahip olmadığı sıfatlarla halkı aldatmamalı,
Kendini medhedici yerli-yersiz sözler söylememeli, İnsanlık vakar ve ağırbaşlılığına yakışmayacak şekilde yüzsuyu dökmeye tenezzül etmemeli,
Maddi imkânı olmadığı halde zengin ve refah içindeymiş gibi görünmemeli, böyle görünmek için borçlanmamalıdır.
Tam bilmediği bir hususta cehâletine bakmadan tartışmaya girmemeli ve sahip olduğu fikri isbat için inadında ısrar ederek etrafındakileri bıktırıp usandırmamalı, faraza beyaz olduğu bilinen bir şeyin siyah olduğunu söyleyen inatçı bir şahsı yumuşaklıkla ikna etmeye çalışmak yerine işi çekişme ve kavgaya vardırmamalıdır.
Mukallitliğe heves ile şunun bunun yürüyüşünü taklit ederek insanları hakîr görmemeli,
Dostlar ve ahbaplar ile sohbet esnasında konuşulan gizli saklı şeyleri, âşikâr ilan edip dedikodu yapmamalı, Verilen bir işin kolay tarafını gözardı edip işi gözünde büyütüp zorlaştırmamalı,
Başkasının ayıplarını araştırmak gibi günahları ve kötü fiilleri alışkanlık haline getirmemelidir. (Yedikıta Tarih ve Kültür Dergisi)
Hicrî:   23 Safer  1439  Fazilet Takvimi 



11 Kasım 2017 Cumartesi

ENDERUN ÂDÂB-I MUÂŞERET KÂİDELERİ -1-



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ أَكَلَ الْبَصَلَ وَالثُّومَ وَالْكُرَّاثَ فَلَا يَقْرَبَنَّ مَسْجِدَنَا فَإِنَّ الْمَلَائِكَةَ تَتَأَذَّى مِمَّا يَتَأَذَّى مِنْهُ بَنُو آدَمَ. (م)
رسول الله أفندمز محمد مصطفى ( صلى الله عليه وسلم ) بيوردولر   ."   كيم سوغان ، سارمسق و براسه يرسه ( آغزنده بونلريك قوقوصو اولديغى حالده ) بزم مسجدمزه ياقلاشماسين  . زيرى إنسانلريك راحاتسز اولديغى شيلردن ملكلرده راحتسز اولورلر . "
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Kim soğan, sarımsak ve pırasa yerse (ağzında bunların kokusu olduğu halde) bizim mescidimize yaklaşmasın. Zira insanların rahatsız olduğu şeylerden melekler de rahatsız olurlar.” 
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)
Hicrî:   22 Safer  1439  Fazilet Takvimi 

ENDERUN ÂDÂB-I MUÂŞERET KÂİDELERİ -1-


Enderun Mektebi, Sultan İkinci Murad Han tarafından idare ve askeriyede istihdam olunacak mümtaz bir kadronun yetiştirilmesi için kurulan saray mektebidir. Enderun'daki âdâb-ı muâşeret kaidelerinin bazıları:
Padişahın huzurunda laubali ve edebe aykırı bir şekilde durulmamalıdır.
Soğan, sarımsak, pastırma gibi ağır kokulu yiyeceklere çok fazla rağbet etmemeli; ihtiyarlardan evvel yemeğe başlamamalı, yemeği, etrafındakileri nefret ettirecek şekilde yememeli; gözü başkalarının yemeğinde olmamalı; elini sofraya silmemeli ve ekmek kırıntılarını dökmemelidir.
Elini ve ağzını layıkıyla temizlememek, kirli, kırışık, buruşuk, yırtık elbiseleri giyinmek; kadınlara mahsus renk ve şekilde elbiseler giymek âdâb-ı muâşerete uygun olmayan hallerdendir.
El ve ayak tırnaklarını -tenha bir mahalde- kesmeli; abdest, yemek ve ayak havluları her gün, mümkün olmazsa iki günde bir değiştirilmelidir. Topluluk içinde burun, kulak veya dişler temizlenmemelidir.
Bir memuriyete nâil olunursa, ihtiyaç sahiplerine elden gelen yardımı yapmakta kusur etmemeli; dünyanın fâni olduğunu unutup, gurur ve kibre kapılmamalı; iftira, yalan ve mübâlağalı söz söylememeli; arkadaş yahut hizmetçi -her kim olursa olsun- hiç kimseyi icap etmediği halde azarlayarak hakîr ve zelîl görmemeli, düşünmeden ağzına geleni söylememeli ve sert muamelede bulunmamalıdır.
Kötü sıfatlardan olan vefâsızlık, dikkatsizlik, hak bilmezlik, kabalık, insaniyetsizlik ve cimrilik ederek rızık genişliğine mâni olmamalı ve münafıklık ve hasetçilik gibi vefâyı ortadan kaldıran, iki cihanda da insanlığa zarar veren hareketleri yapmamalıdır.
Fakir arkadaşlarına karşı servet ve zenginliğiyle öğünmek gibi alçak düşürücü hareketlerde bulunmaktan, elde ettiği ilim ve sahip olduğu makam sebebiyle halk tarafından övüldüğü zaman “estağfirullah” diyecek yerde bu iltifatlarla böbürlenmekten, hakikaten ilim sahibi olanlar bile nefislerini ezip acziyetlerini itiraf ederken nefsin hoşuna gidecek şekilde hüner ve marifet sayılan her türlü güzelliğin kendinde bulunduğunu söyleyerek bunları hep kendine mal etmekten kaçınmalıdır. (Yedikıta Tarih ve Kültür Dergisi)
Hicrî:   22 Safer  1439  Fazilet Takvimi 


10 Kasım 2017 Cuma

İKİNCİ MURÂD HAN’IN VARNA ZAFERİ (1444)



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: عَلِّمُوا وَيَسِّرُوا وَلَا تُعَسِّرُوا وَإِذَا غَضِبَ أَحَدُكُمْ فَلْيَسْكُتْ. (حم)
رسول الله أفندمز محمد مصطفى ( صلى الله عليه وسلم ) بيوردولر   ."   اؤكرتنز ، قولايلاشترنز و ضورلاشترماينز سزدن برينز أؤفكلنديكى زمان همن صوصصون ."
Resûlullah Efendimiz Muhammed Mustafa (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Öğretiniz, kolaylaştırınız ve zorlaştırmayınız. Sizden biriniz öfkelendiği zaman hemen sussun.” 
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)
Hicrî:   21 Safer  1439  Fazilet Takvimi 

İKİNCİ MURÂD HAN’IN VARNA ZAFERİ (1444)


Sultan İkinci Murad Han “Saltanat dedikleri ancak cihân kavgasıdır” deyip 1444 senesinde Osmanlı tahtından ferâgat etti ve yerine oğlu Mehmed Hân'ı (Fâtih) geçirdi. Kendisi de ibâdet için Manisa'ya çekildi.
Bu haber yayılınca kâfir kralları “Müslümanların padişahı ihtiyarladı, yerine de henüz pek küçük yaştaki oğlunu getirdi, artık onlardan korkulmaz” diye haberleştiler. Macar, Alman, Çek, Lehistan, Latin, Bosna, Eflak ve Boğdan ve Frenklerden müteşekkil büyük bir ordu toplayıp Müslümanlarla harb için çıktılar. İslam memleketlerinde taş üzerinde taş bırakmayacaklarını söylüyorlardı.
Osmanlı Devlet adamları bu haberi işitince korktular, istişâre neticesinde Sultan Murad Han'ın tekrar devletin başına geçmesi için davet edilmesine karar verdiler. Zira onun nâm ve şânı, büyük kahramanlıkları cihânı kaplamıştı. Kâfirler ondan çok korkardı.
Murad Han, kendisini davet için gelen haberciye:
“Sultânınız ben değilim, padişahınızın emrine itâat edin, beni hâlim üzere bırakın” diye cevâb verdi. Bunun üzerine oğlu Mehmed Han:
“Eğer padişah siz iseniz, çıkan düşman tehlikesini Müslümanlar üzerinden defetmeniz üzerinize farz-ı ayındır. Eğer biz isek ülü'l-emre itâatin farz olduğu malûmunuzdur. Münâsib olan hemen gelmenizdir ki İslâm devletinin nizâmı bozulmasın” diye yazınca, ordunun başına geçti. Hemen düşman üzerine hareket etti.
Varna ovasında iki ordu karşılaştı, çok şiddetli cenk oldu. İlk anda İslâm ordusu dağılır gibi olunca, merkezde sebât eden Sultan Murad Han ellerini semâya kaldırdı ve:
“Allâhım, bize ilâhî yardımını ihsân eyle, sevgili peygamberin hürmetine bizi din düşmanlarına muzaffer kıl” diye duâ etti.
Bu sırada kâfirlerin büyük kralı gurura kapılıp askerinden ayrılıp ön tarafa çıkmıştı. Müslümanlardan bazı dilâverler hemen üzerine hücum edip işini bitirdiler. Krallarının öldüğünü gören kâfir ordusu dağıldı, Müslümanlar muzaffer oldular.
(Tarih-i Selâtîn-i Âl-i Osman, Karamânî)
Hicrî:   21 Safer  1439  Fazilet Takvimi 


9 Kasım 2017 Perşembe

TEENNÎ RAHMAN’DAN, ACELE ŞEYTAN’DANDIR”



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: اَلتُّؤَدَةُ فِي كُلِّ شَيْءٍ خَيْرٌ إِلَّا فِي عَمَلِ الْآخِرَةِ. (ك)
رسول الله أفندمز محمد مصطفى ( صلى الله عليه وسلم ) بيوردولر   ."   آخرت إشى مستثنى ، هر إشده ياواش و تتبرلى داورانمق خيرلى در  ."
Resûlullah Efendimiz Muhammed Mustafa (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Âhiret işi müstesna, her işte yavaş ve tedbirli davranmak hayırlıdır.” 
(Hadîs-i Şerîf, Hâkim, el-Müstedrek)
Hicrî:   20 Safer  1439  Fazilet Takvimi 

“TEENNÎ RAHMAN’DAN, ACELE ŞEYTAN’DANDIR”


Bir işte acele etmeyip düşünerek hareket etmeye te-ennî denir. Teennînin zıttı acele etmek yani bir şeyi zamanından önce elde etmeğe çalışmaktır. Vakti gelen hayırlı bir iş için teennîye (yavaş davranmaya) gerek yoktur. Fakat henüz zamanı gelmeyen bir iş için acele eden pişman olur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadîs-i şerîflerinde “Teennî Rahman'dan, acele ise Şeytan'dandır.” buyurmuştur. Diğer bir hadîs-i şerîfte de “Âhiret işi müstesna, her işte yavaş ve tedbirli davranmak hayırlıdır.” buyrulmuştur.
İnsan, âkıbetini güzelce takdir edemediği bir işe başlayacağı zaman acele etmemeli, onu güzelce düşünmelidir. Tâ ki, Allahü Teâlâ ona hayırlısını nasip buyursun. Bir hadîs-i şerîfte “Bir iş yapmak isteyince teennî ile hareket et. Tâ ki, Allahü Teâlâ sana ondan bir çıkış yolu göstersin.” buyurulmuştur. Yapılacak işlerde istişâre de mühimdir. Müşâvere (danışma), bir işin hayırlı olup olmadığını anlamak için işin ehli, ile görüşüp fikirlerini almaktır. Müşâvere sünnettir. İnsan müşâvere neticesinde, bilmediği ve hatırına gelmeyen şeyleri öğrenir, tedbirli olarak hareket etmiş olur. Yalnız kendi fikri ile hareket eden, çok kez pişman olur. Bir hadîs-i şerîfte: “Müşâvere eden zarar görmemiştir.” buyurulmuştur.
Ancak kendisine danışılacak kimse, doğru sözlü, tecrübeli, danışılan iş üzerinde bilgili, hiddet ve gurur gibi hallerden uzak olmalı, kanâatini olduğu gibi söylemekten çekinmemelidir.
İşlerini basiretle ve anlayarak yapmalı, ihtiyatlı ve tedbirli davranmalı, neticesi bilinmeyen şeylere hemen atılmamalıdır. İhtiyatlı ve tedbirli hareket edenler pişmanlık duymazlar. Bununla beraber ihtiyatlı bulunmak, bazan kuruntulardan da ileri gelir. Dikkat etmeli, vehme ve kuruntuya düşmemelidir.

BEYİT:

Meşveretsiz kim ki bir iş işleye
Şol nedâmet parmağın çok dişleye
(Zarîfî)
(Kim danışmadan iş yaparsa pişmanlık parmağını çok ısırır.)
Hicrî:   20 Safer  1439  Fazilet Takvimi