4 Kasım 2017 Cumartesi

ARKADAŞLIĞA DÂİR



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَا اصْطَحَبَ اثْنَانِ قَطُّ اِلَّا كَانَ اَحَبُّهُمَا اِلَى اللهِ اَرْفَقُهُمَا بِصَاحِبِهِ. (إحياء)
رسول الله أفندمز محمد مصطفى ( صلى الله عليه وسلم ) بيوردولر   ."   آرقاداشلق أدن إيكى كشى دن اللهه أك سوملى اولانى ، آرقاداشنه أك شفقتل اولان در ."
Resûlullah Efendimiz Muhammed Mustafa (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Arkadaşlık eden iki kişiden Allâh’a en sevimli olanı, arkadaşına en şefkatli olandır.” 
(Hadîs-i Şerîf, İhyâu’l-Ulûm)
Hicrî:   15 Safer  1439  Fazilet Takvimi 

ARKADAŞLIĞA DÂİR


Din kardeşliğinde ihlâs, ancak birbirine uymakla tamam, olur. Kardeşliğinde hâlis olmayanlar, münafıklardır. İhlâs demek, kardeşinin yanında ve gıyâbında, kalpten ve dilden, gizli ve âşikâr, tenhâda ve halk içinde iken hep kardeşlik haklarına riâyet etmek demektir. Bu hallerin birisinde ihtilâf ve tavrın değişmesi, kardeşlikte ikiyüzlülük olur.
Arkadaşlığın hakkı ağırdır, ona ancak ihlâs sâhiplerinin gücü yeter. Ecri de çok büyüktür. Onu da ancak Allâh'ın muvaffak kıldıkları elde eder.
Resûl-i Ekrem (s.a.v.) buyurdular:
•    “Ey Ebû Hüreyre, komşun ile güzel komşuluk et ki kâmil Müslüman olasın. Arkadaşın ile güzel arkadaşlık et ki kâmil mü'min olasın.” (Timizî ve İbn-iMâce)
•    “Kardeşinle mücâdele etme, onunla alay etme, ona verdiğin sözden dönme.” (Tirmizî)
•    “Müminler, bir binanın birbirini bağlayıp destekleyen taşları gibidir.” (Buhârî)
Ebu'd-Derdâ (r.a.), tarlada bir boyundurukta koşulu iki öküz gördü. Öküzlerden birisi kaşınmak için durunca, öteki de durdu. Bunu gören Ebu'd-Derdâ Hazretleri ağlayarak:
“İşte Allah için kardeşlik böyle olur: İkisi de Allah için birlikte çalışır. Biri durakladığı zaman, öbürü onu terketmez” dedi.
(İhyâu Ulumiddin)

BAHTİYARLIK VE BEDBAHTLIK ALÂMETLERİ

Fudayl bin lyâz (rahimehullah) der ki:
“Beş şey saâdet (bahtiyarlık) alâmetidir:
Kalbde yakîn, dinde vera‘ (şüphelilerden kaçınmak), dünyada zühd (dünya sevgisini kalbine koymamak), gözlerde hayâ, bedende haşyet (Allah korkusu).
Beş şey de şekâvet (bedbahtlık) alâmetidir:
Kalbin kasveti (katılaşması), gözlerin Allah korkusundan yaşarmaması, hayânın azlığı, dünya hırsı, tûl-i emel (uzun emel).”
(Hilyetü’l-Evliyâ)
Hicrî:   15 Safer  1439  Fazilet Takvimi 


3 Kasım 2017 Cuma

HAZRET-İ ÖMER’İN OĞLUNA NASİHATİ



قَالَ اللهُ تَعَالَى: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللهَ وَقُولُوا قَوْلًا سَدِيدًا. (سورة الاحزاب,  ٧٠ )
الله تعالى بيوردى ( مئآلا ) ."   أى إيمان أدنلر ! الله دان قورقون و دوغرى سوز سويله ين ."
Allâhü Teâlâ buyurdu (meâlen): “Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve doğru söz söyleyin.” 
(Ahzâb sûresi, âyet 70)
Hicrî:   14 Safer  1439  Fazilet Takvimi 

HAZRET-İ ÖMER’İN OĞLUNA NASİHATİ


Hazret-i Ömer, oğlu Abdullâh'a şöyle bir mektup yazdı:
“Sana Allâhü Teâlâ'dan korkmanı tavsiye ediyorum.
Kim Allah'tan korkarsa Allâhü Teâlâ onu korur.
Kim Allâhü Teâlâ'ya tevekkül ederse Allâhü Teâlâ ona kâfidir.
Allâhü Teâlâ ihlâsla ödünç verene; rızâsı için (zekat ve sadaka vererek, malını hayırda harcayarak) infakta bulunana mükâfatını verir.
Nimetine karşı şükredene nimetlerini arttırır.
Takva, (dâimâ) gözünün önünde bulunsun, amelinin direği, kalbinin cilası olsun.
Niyeti (hâlis) olmayan kimsenin ameli yok demektir.
Allâhü Teâlâ'nın emrine itâat etmek ve ona yaklaşmak niyetiyle amel etmeyene hiçbir ecir (sevap) yoktur.
Merhameti olmayanın malı olmaz.
Eskisi olmayanın da yenisi olmaz.” (Kenzü'l-Ummal)

LİVÂÜ’L-HAMD: HAMD SANCAĞI

Allâhü Teâlâ, Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafâ'ya (sallallâhü aleyhi ve sellem) Livâü'l-Hamdi (Hamd Sancağını) vermiştir. Kıyâmet gününde hamd ehli olanlar (Allâhü Teâlâ'ya hakkıyla hamd edenler); bütün peygamberler, evliyâlar, şehîdler onun altında toplanırlar.
Livâü'l-Hamd'de üç satır yazılıdır:
Birinci satır, rahmet âyeti yani “Bismillâhirrahmânirrahîm”dir. Zira Allâhü Teâlâ, Muhammed Mustafa'yı (sallallâhü aleyhi ve sellem) âlemlere rahmet olarak gönderdi.
İkinci satır, “Elhamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn dir. Zîrâ, hamd kapısı Muhammed Aleyhisselâm ile açıldı. Onun için adı “Ahmed” oldu ki en çok hamd eden demektir.
Üçüncü satırda: Kelime-i tevhîd, yani “Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullâh” yazılıdır.
Hicrî:   14 Safer  1439  Fazilet Takvimi 


2 Kasım 2017 Perşembe

İBÂDETİN EN ÜSTÜNÜ DÎNİN HÜKÜMLERİNİ BİLMEKTİR



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ جَاءَهُ الْمَوْتُ وَهُوَ يَطْلُبُ الْعِلْمَ لِيُحْيِىَ بِهِ الْإِسْلَامَ فَبَيْنَهُ وَبَيْنَ النَّبِيِّينَ دَرَجَةٌ وَاحِدَةٌ فِى الْجَنَّةِ. (مي)
رسول الله أفندمز محمد مصطفى ( صلى الله عليه وسلم ) بيوردولر   ."   هر كيم إسلامى يايمق إيجن علم اؤكرنركن وفات أدرسه جنتده اونونله بيغمبرلر آراسنده بر تك دره جه واردر ( اوده نبووت ، يعنى بيغمبرلك دره جسيدر ) ."
Resûlullah Efendimiz Muhammed Mustafa (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Her kim İslâm’ı yaymak için ilim öğrenirken vefat ederse cennette onunla peygamberler arasında bir tek derece vardır (o da nübüvvet, yani peygamberlik derecesidir).” 
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Dârimî)
Hicrî:   13 Safer  1439  Fazilet Takvimi 

İBÂDETİN EN ÜSTÜNÜ DÎNİN HÜKÜMLERİNİ BİLMEKTİR


Resûl-i Ekrem (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular:
•    “Âlimlerin mürekkebi şehitlerin kanıyla tartıldı da ondan ağır geldi.”
•    “Kendisinden istifade edilen bir âlim, bin âbid (ilimsiz çok ibâdet eden)den hayırlıdır.”
•    “Allah her kime hayır murad ederse onu dinde fakîh kılar (ona din ilmi verir).”
•    “İbâdetin en üstünü fıkıh (dinin hükümlerini bilmek)tir dinin en faziletli (ameli) verâ' (şüphelilerden sakınmak)tır.”
•    “İlim amelden hayırlıdır. Dînin kıvamı (direği) ise vera’ (şüphelilerden kaçınmak) ve takvâdır. Âlim -az da olsa-ilmiyle amel edendir.”
•    “İlmi öğrenin ve ilim için sekînet ve vakar da öğrenin ve kendisinden ilim öğreneceğiniz kimseye tevâzû edin.”
•    “Öğrenmek istediğinizi öğrenin fakat bildiğinizle amel etmedikçe ilmin size hiç faydası olmaz.”
•    “İlimden istediğinizi öğrenin fakat amel etmedikçe vallahi ilim toplamakla sevap kazanamazsınız.”
•    “İlim kaldırılmadan evvel ilmi öğrenin. Çünkü her biriniz yanındaki (ilmine) ne zaman muhtaç olacağını bilmez.”
•    “Ey insanlar ilim alınıp kaldırılmadan evvel ilimden nasîbinizi alın.” Denildi ki:
“Yâ Resûlallah, Kur'an bizim aramızda iken ilim nasıl kaldırılır?” Buyurdular ki:
“Hay anan seni yitirsin. İşte Yahûdî ve Hıristiyanların aralarında, ellerinde kitablar var. Fakat peygamberlerinin getirdiğinden bir harfe bile tutunmaz olmuşlardır...”
(Elmalılı, Hak Dîni Kur'ân Dili Tefsiri, Fazilet Neşriyat)

BEYİT:

Etme âr, öğren oku ehlinden
Her şeyin ilmi güzel cehlinden (Nâbî)
(İlmi ehlinden oku, öğren utanma. Çünkü bilmek bilmemekten güzeldir.)
Hicrî:   13 Safer  1439  Fazilet Takvimi 


1 Kasım 2017 Çarşamba

BİLÂL NE GÜZEL İNSANDIR, O MÜEZZİNLERİN EFENDİSİDİR”



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: نِعْمَ الرَّجُلُ بِلَالٌ وَالْمُؤَذِّنُونَ أَطْوَلُ النَّاسِ أَعْنَاقًا. (طب)
رسول الله أفندمز محمد مصطفى ( صلى الله عليه وسلم ) بيوردولر   ."   بلال نه كوزل إنسان در . مؤزنلر قيامت كونون ده إنسانلريك أن اوزون بويلولرى ( مرتبه لرى أك يوكسك اولانلرى ) در ."
Resûlullah Efendimiz Muhammed Mustafa (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Bilâl ne güzel insandır. Müezzinler kıyâmet gününde insanların en uzun boyluları (mertebeleri en yüksek olanları)dır.” 
(Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu’cemu’l-Kebîr)
Hicrî:   12 Safer  1439  Fazilet Takvimi 

“BİLÂL NE GÜZEL İNSANDIR, O MÜEZZİNLERİN EFENDİSİDİR”


Hazret-i Bilâl, Müslüman olduğunu herkesten evvel îlân eden yedi zâttan biridir. Bu zatlar şunlardır: Ebûbekr-i Sıddîk, Habbâb bin Eret, Suheyb-i Rûmî, Bilâl-i Habeşî, Ammâr ile babası Yâsir ve vâlidesi Sümeyye Hatun. (Radıyallâhü teâlâ anhüm.)
Müşrikler, Hazret-i Bilâl'e şiddetli davranır, eziyet ederler o ise hep “Ehad Ehad” (Allah birdir, Allah birdir) derdi. Onun ellerini arkadan bağlarlar, boynuna bir ip takıp çocukların eline verirlerdi. Onunla Mekke'nin iki büyük dağı arasında oynarlar, usanınca da bırakırlardı.
Müşriklerden Ümeyye bin Halef, Hazret-i Bilâl'i öğlenin şiddetli sıcağında dışarı çıkarır, Mekke'nin kızgın kumlarına, sırtı üzere yatırıp büyük taşları göğsü üzerine koyar, sonra da: “Ya öleceksin, yahut Muhammed'i (Aleyhisselâm) inkâr edip Lat ve Uzza'ya (putlarına) tapıncaya kadar böyle kalacaksın” derdi. Hazret-i Bilâl ise bu işkenceler altında hep “Ehad, Ehad” (Allah birdir, Allah birdir) derdi.
Ümeyye bin Halef yine bir gün Hazret-i Bilâl'e işkence ederken Varaka bin Nevfel yanından geçiyordu. Bilâl devamlı “Ehad, Ehad” diyordu. Varaka:
“Allah birdir, Allah birdir, ey Bilâl” dedikten sonra Ümeyye'ye döndü ve “Eğer siz bunu bu hâl ile öldürürseniz, Allâh'a yemin ederim onun kabrini rahmet umulacak yer yapacağım” dedi. (Yani: Allah yolunda öldürülen sâlihlerin kabirleri ile Hakk'a tevessül oluna gelmiştir, sâlih bir zâtı öldürdüğünüzü sizden sonrakiler bilecek ve hakkınızda pek büyük bir ar, yüz karası olacaktır.)
Nihâyet, yine eziyet ettikleri bir gün Hazret-i Ebûbekr-i Sıddîk (r.a.), Hazret-i Bilâl'in yanından geçiyordu. Ümeyye'ye: “Bu garibe ettiğin eziyetten dolayı Allah'tan korkmaz mısın? Daha ne vakte kadar böyle işkence edeceksin” dedi. Ümeyye: “Onu sen yoldan çıkardın, düştüğü bu halden de sen kurtar” deyince, “Peki, benim ondan daha güçlü kuvvetli ve genç bir kölem var, Bilâl'e karşılık onu sana vereyim” dedi. Ümeyye “Kabul ettim” dedi. Hazret-i Ebûbekir, kölesini ona verip Bilâl'i kurtardı ve âzâd etti.
Hazret-i Ömeru'l-Fârûk (r.a.): “Ebûbekir seyyidimizdir. Seyyidimiz Bilâl'i âzâd etmiştir” derdi. (Hilyetü'l-Evliyâ)
Hicrî:   12 Safer  1439  Fazilet Takvimi