7 Kasım 2016 Pazartesi

GİZLİ SADAKA ALLAH’IN GADABINI SÖNDÜRÜR



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَرْبَعَةٌ مِنْ كَنْزِ الْجَنَّةِ: إِخْفَاءُ الصَّدَقَةِ وَكِتْمَانُ الْمُصِيبَةِ وَصِلَةُ الرَّحِمِ وَقَوْلُ: لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللهِ . (الجامع الصغير)
بيغمبر أفندمز صلى الله عليه وسلم بيوردلر ."      دورت شى جنت حزينلرندندر . صدقي كزلى ورمك ، مصيبتى كزلمك ، صلهء رحيم يابمق و " لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللهِ " دمك ."
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Dört şey cennet hazinelerindendir: Sadakayı gizli vermek, musibeti gizlemek, sıla-i rahim yapmak ve “Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh” demek.” 
(Hadîs-i Şerîf, Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr)
Hicrî:   07  Safer   1438  Fazilet Takvimi 

GİZLİ SADAKA ALLAH’IN GADABINI SÖNDÜRÜR


Medine-i Münevvere’de bazı fakirlerin kapılarına gece vakti yiyecek bırakılırdı. Fakat kimin bıraktığını bilmezlerdi.
Tâbiînden Zeynelâbidîn (r.a.) hazretleri, vefat ettikten sonra artık erzak gelmez oldu.
Cenâzesini yıkayanlar sırtında morluklar olduğunu görüp sordular.
‘O, geceleri un çuvallarını sırtına alır ve Medine’deki fakirlerin kapılarına bırakırdı.’ denildi.
İnsanlar onun cimri olduğunu, sadaka vermediğini zannederlerdi. Fakat vefâtından sonra Medine’de yüz ailenin yiyecek ihtiyacını onun karşıladığı anlaşıldı.
Zeynelâbidîn (r.a.), Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.): 
“Gizlice verilen sadaka Allâhü Teâlâ’nın gadabını söndürür” hadîs-i şerîfini nakleder ve sadakasını gizli verirdi. Ailesinden onun gizlice sadaka verdiğini bilmeyenler onun para biriktirdiğini zannederlerdi. (Hilyetü’l-Evliya)

SAĞLIĞIMIZ: 
Meyveleri Karışık Yememelidir!

• Kavun, karpuz, üzüm gibi meyveleri birlikte ve çok soğuk olarak yemek ve yanında soğuk içecekler içmek ishale sebep olur. Bu sebeple meyveleri karıştırmadan bir defada tek çeşit yemeli ve meyve çok soğuk olmamalıdır.
• Kayısı, dut, muz, incir, üzüm, kavun gibi meyveler kan şekerini hızla yükseltebilirler. Meyveyi ölçülü yemeli, fazla yememelidir. Elma, armut ve portakal gibi çoğu meyvenin porsiyonu 1’er adet; kayısı ve yeni dünyanın 5-6 adet; kiraz ve üzüm gibi meyvelerin ise 12-15 tanedir.
Hicrî:   07  Safer   1438  Fazilet Takvimi 


HASTALIKLAR GÜNAHLARA KEFFÂRETTİR



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ أَصْبَحَ مِنْكُمْ آمِنًا فِي سِرْبِهِ مُعَافًى فِي جَسَدِهِ عِنْدَهُ قُوتُ يَوْمِهِ فَكَأَنَّمَا حِيزَتْ لَهُ الدُّنْيَا. (ت)
بيغمبر أفندمز صلى الله عليه وسلم بيوردلر ."      سزدن هر كيم كنديسى ، جولوق جوجوغو حقنده قورقودان أمنيتده ، صقنطى و حصطلقلردان عافيته اولور . ياننده ده ( هلالندن ) كونلوك ييه جكى بولونورسه ، صنكى دنيا ( نيك بتون نعمتلرى ) كنديسينه ورلمش كبى اولور ."
Sizden her kim kendisi, çoluk çocuğu hakkında korkudan emniyette, sıkıntı ve hastalıklardan âfi yette olur, yanında da (helâlinden) günlük yiyeceği bulunursa, sanki dünya(nın bütün nimetleri) kendisine verilmiş gibi olur.” 
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)
Hicrî:   06  Safer   1438  Fazilet Takvimi 

HASTALIKLAR GÜNAHLARA KEFFÂRETTİR


Enes bin Mâlik’in (r.a.) vâlidesi Ümmü Süleym radıyallâhü anhâ, Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz’i ziyâret ederek çektiği ağrılardan şikâyet etti ve ne yapması lazım geldiğini sordu.
Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.):
“Ey Ümmü Süleym! Sen ateşi, demiri ve demirin kirini pasını bilir misin?” deyince; Ümmü Süleym (r.anhâ):
“Evet, Yâ Resûlallâh!” dedi.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.):
“Bu ağrıların geçtiği zaman, demir ateşte nasıl kirinden pasından kurtuluyorsa sen de günahlarından öylece kurtulmuş olursun” buyurdular.
Ümmü Süleym (r.anhâ) hastalığından iyileşince Resûlullâh Efendimiz’e (s.a.v.) sordu:
“Yâ Resûlallâh, cihâdın en üstünü nedir?”
“Sen namaza devam et. Muhakkak o cihâdın en üstünüdür.
Günahları da terk et, zira o en üstün hicrettir” buyurdular. (Tarih-i Bağdad)

MÜMİNİN ALAMETLERİ

Hz. Ali’ye müminin alametleri soruldu. Şöyle buyurdu:
“Müminin dört alameti vardır:
Kalbini kibir ve düşmanlıktan,
Dilini yalan ve gıybetten,
Amelini riyâ ve gösterişten ve
Karnını haram ve şüpheli şeylerden korumak.
(Ruhu’l-Beyân) 

Kıt’a:

Bilmek istersen seni
Can içre ara canı
Geç canından bul anı
Sen seni bil sen seni
            Hacı Bayram Velî (k.s.)
Hicrî:   06  Safer   1438  Fazilet Takvimi 


5 Kasım 2016 Cumartesi

MUSÎBETE, TÂATE VE GÜNAHLARA SABRIN FAZÎLETİ



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: يَا أَنَسُ اَلْإِيمَانُ نِصْفَانِ: نِصْفٌ شُكْرٌ وَنِصْفٌ صَبْرٌ . (قضاعى)
بيغمبر أفندمز صلى الله عليه وسلم بيوردلر ."      أى أنس ! إمان إيكى قسمدر . يارسى شكردر . يارسى ده صبردر."
Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Ey Enes! İman iki kısımdır: Yarısı şükürdür, yarısı da sabırdır.” 
(Hadîs-i Şerîf, Kuzâî, Şihâbü›l-Ahbâr)
Hicrî:   05  Safer   1438  Fazilet Takvimi 

MUSÎBETE, TÂATE VE GÜNAHLARA SABRIN FAZÎLETİ


Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:
“Sabır üçtür: Musîbetlere (belâlara) sabır, Allâhü Teâlâ’ya  ibadette sabır ve günahlara karşı sabırdır.
Kim başına gelen musibetlere sabrederse Allâhü Teâlâ onun için üç yüz derece verir ki her iki derece arası yer ile gök arası kadardır.
İbadetlerde sabredene Allâhü Teâlâ altıyüz derece verir ki iki derece arası yer ile Arş-ı A‘lâ arası kadardır.
Günahlara karşı sabredene ise dokuz yüz derece ihsân eder ki her bir derece arası yeryüzünden Arş-ı A‘lâ’ya olan mesafenin iki katı kadardır.”
Allâhü Teâlâ, Mâide Sûresinin 27. âyet-i kerîmesinde ibâdetlerin ancak takvâ ile kabûl olunacağını beyân buyurmuştur.
Günahlardan takvâ, korunmak, sakınmak mertebece diğerlerinden daha yüksektir. Zira bunda nefsin şehvetlerini; gayr-i meşru arzularını terk etmek vardır. Nefis şehvetlerinden ayrılmaktan hoşlanmaz. Avâm içinde musibetlere sabredenler, farzları edâya sabredenler bulunur, amma günahlara karşı sabreden azdır. Bu sebeple takvâ sahipleri de azdır.
Muhakkak en büyük cihâd, nefsinin gayr-ı meşru arzularını terk için ona karşı yapılan cihaddır. Cenâb-ı Hak, Dâvud aleyhisselâma şöyle vahyetti:
“Ya Davud! Şehvetlerden sakın! Muhakkak dizginleri şehvetlerine bağlanmış kalpler benden mahcup (perdelenmiştir) ve mahrumdur.”
Kalpler ancak temizlenip tasfiye edildikten sonra kul Allâhü Teâlâ’nın rızasına vâsıl olur. Kalplerin kin, hased (çekememezlik) ve bilumum fenâ ahlâklardan temizlenmesi îcâb eder. Fenâ ahlâklardan temizlenmeyen kalp sahibinin Hak Teâlâ’ya yaklaşması mümkün değildir. (Menâzilü’l-Kurbe, Hakîm-i Tirmizî)
Hicrî:   05  Safer   1438  Fazilet Takvimi 


HAZRET-İ OSMAN’IN HALİFE SEÇİLMESİ



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: قَالَتْ أُمُّ سُلَيْمَانَ بْنِ دَاوُدَ لِسُلَيْمَانَ يَا بُنَيَّ لَا تُكْثِرِ النَّوْمَ بِاللَّيْلِ فَإِنَّ كَثْرَةَ النَّوْمِ بِاللَّيْلِ تَتْرُكُ الرَّجُلَ فَقِيرًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ. (هـ)
بيغمبر أفندمز صلى الله عليه وسلم بيوردلر ."      آنه سى سليمان ( عليه السلامه ) شويله دمشدر . أى اوغلوم ! كجه جوق اويومه .  زيرى كجه جوق اويومق قيامة كونونده إنسانى فقير براقر ."
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Annesi Süleyman (a.s.)’a şöyle demiştir: “Ey oğlum! Gece çok uyuma. Zira gece çok uyumak kıyâmet gününde insanı fakir bırakır.” (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)
Hicrî:   04  Safer   1438  Fazilet Takvimi 

HAZRET-İ OSMAN’IN HALİFE SEÇİLMESİ


Hazret-i Ömer’in (r.a.) büyük bir endişesi, yerine bir halîfe bırakmak meselesi idi.
Ashâb-ı Kiram’ın en yüksek tabakası Bedir ehli olup onların içinden de “Aşere-i Mübeşşere”den birini Halîfe namzedi tayîn buyurması gerekiyordu. Hazret-i Ömer, bunda kararsız kalmıştı. Zîra Halîfe bırakacağı zâtın zamanında fitne zuhur ederse manevî mesûliyyeti kendisine âid olur diye korkardı. Bu mesûliyyeti üzerine almaya mecbur da değildi. Zîra Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Hazretleri, halife seçme işini Ümmet-i Muhammed’e bırakmış olduğundan Hazret-i Ömer o yola gidebilirdi.
Abdullah bin Abbas (r.anhümâ) Hazretleri der ki:
Bir gün Hazret-i Ömer’in yanına vardım. Kendisini gamlı ve düşünceli gördüm. “Hilâfet meselesi hakkında ne yapacağımı düşünüyorum” dedi.
Hazret-i Ömer “Bu işi Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Hazretlerinin kendilerinden hoşnud ve râzî olduğu halde vefat ettiği zâtların meşveretine havale edeyim” dedi ve:
Aşere-i Mübeşşereden altı zâtı, yani Ali, Osman, Talha, Zübeyr, Sa‘d bin Ebî Vakkâs ve Abdurrahman bin Avf radıyallâhü anhüm Hazretlerini meşveret (danışma) meclisine tayin ederek içlerinden birini hilâfete seçmelerini vasiyyet etti. Oğlu Abdullah (r.a.) Hazretlerini de hilâfete seçilmemesi şartı ile rey (oy) vermek üzere bu meclise memur etti.
Talha (r.a.), o vakit Medîne-i Münevvere’ye yakın bir yerdeydi. Hazret-i Ömer, halifenin bu şekilde seçilmesine karar verdikten sonra Abdurrahman bin Avf yanında olduğu halde Ali, Osman, Zübeyr ve Sa’d (r.anhüm) Hazretlerini yanına çağırdı: “Siz, bu ümmetin reislerisiniz. Hilâfete içinizden birini seçiniz ve ona tabi olunuz. Sizin hakkınızda korkmuyorum. Sizin aranıza ayrılık girer de insanlar ihtilâfa düşer diye korkuyorum. Talha’yı üç gün bekleyiniz. Gelirse ne a‘lâ, gelmezse kararınızı veriniz, dedi.
Bu meclis Hz. Osman’ı Müslümanların halifesi olarak seçti ve hepsi ona bîat ettiler. (Hz. Ömeru’l-Fâruk, Çamlıca B. Y.)
Hicrî:   04  Safer   1438  Fazilet Takvimi