5 Kasım 2016 Cumartesi

HAZRET-İ ÖMERU’L-FARUK’UN ŞEHİT EDİLMESİ



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَا فِي السَّمَاءِ مَلَكٌ إِلَّا وَهُوَ يُوَقِّرُ عُمَرَ وَمَا فِي الْأَرْضِ مِنْ شَيْطَانٍ إِلَّا وَهُوَ يَفِرُّ مِنْ عُمَرَ. (كر)
بيغمبر أفندمز صلى الله عليه وسلم بيوردلر ."       كوكته هجبر ملك يوقتوركى عمر،ءَ ( رضى الله عنه ) حورمت أتمسيك . ير يوزونده ده هجبر شيطان يوقدوركى عمر،دن ( رضى الله عنه ) قاجماسيك ."
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Gökte hiçbir melek yoktur ki Ömer’e (r.a.) hürmet etmesin. Yeryüzünde de hiçbir şeytan yoktur ki Ömer’den (r.a.) kaçmasın.” 
(Hadîs-i Şerîf, İbn-i Asâkir, Târîh-i Dimaşk)
Hicrî:   03  Safer   1438  Fazilet Takvimi 

HAZRET-İ ÖMERU’L-FARUK’UN ŞEHİT EDİLMESİ


Müslümanların ikinci halîfesi Hazret-i Ömer (r.a.), sabah namazı kıldırmak üzere Mescid-i Şerif’e geldi. Saflar düzeltilirken Mecusi Ebû Lü’lü’ iki başlı bir hançerle Hazret-i Ömer’i altı yerinden yaraladı.
Hazret-i Ömer, Abdurrahman bin Avf (r.a.)’a namazı kıldırmasını emretti. Kendisi de kaldırılıp evine götürüldü.
Oğlu Abdullah’ı, müminlerin annesi Âişe (r. anhâ) Hazretleri’ne gönderdi ve hücre-i saadette defnolunmak üzere izin istedi. O da müsâade etti. Abdullah (r.a.), bu cevab ile geri döndüğünde:
“Elhamdülillâh, en mühim işim bu idi” dedi.
Resûl-i Ekrem (s.a.v.) ve Ebûbekir (r.a.) Hazret-i Âişe’nin hanesine defnolunmuşlardı.
Oğlu Abdullah’a: “Vefâtımda beni hücre-i saâdete götürdüğünüzde yine Âişe’den izin isteyiniz. Verirse orada defnediniz. Vermezse Bakî mezaristanında defnediveriniz” diye vasiyet etti.
Sonra kelime-i şehâdet ve zikrullah ile meşgul oldu ve gece cennet bahçesine göç etti. Hicri yirmi üç senesinin Zilhicce ayının sonunda (M. 644) vefat etti.
Hilâfeti, on sene, altı ay ve küsur gündür. Namazını Suheyb-i Rumî (r.a.) Hazretleri kıldı. Naaşını Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in seriri üzere koyup Hazret-i Âişe (r. anhâ) validemizin hanesine götürdüler. Vasiyeti üzere oğlu Abdullah (r.a.):
“Ey Müminlerin annesi! Ömer, hücre-i saadete defnolunmak üzere sizden rica eder. İznin var mı?” dedi. Hazret-i Âişe izin verdi. Hücre-i saadete Hazret-i Sıddîk’ın yanına defnettiler. Kabrine oğlu Abdurrahman ile beraber Osman ve Abdurrahman bin Avf ve Sa’d bin Ebî Vakkâs inmişlerdi. (Radıyallahu anhüm.) (Hz. Ömeru’l-Fâruk, Çamlıca B. Y.)
Hicrî:   03  Safer   1438  Fazilet Takvimi 



2 Kasım 2016 Çarşamba

FIRAT KENARINDA BİR OĞLAK ZÂYÎ OLSA ÖMER’DEN SORULUR



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَا مِنْ عَبْدٍ اِسْتَرْعَاهُ اللهُ رَعِيَّةً فَلَمْ يَحُطْهَا بِنَصِيحَةٍ إِلَّا لَمْ يَجِدْ رَائِحَةَ الْجَنَّةِ. (خ)
بيغمبر أفندمز صلى الله عليه وسلم بيوردلر ."      الله تعالى،نيك حلقى كوروب كوزتمك اؤزه ره والى { إدارهجى } قلديغى كمسه ، كوزل نصيحات و إداره سى إيله حلقى محافظه أتمز  { اونلره ظلم أدر } سه ألبتده جنة قوقوصو قوقلاياماياجقدر ."
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Allâhü Teâlâ’nın halkı görüp gözetmek üzere vali (idâreci) kıldığı kimse, güzel nasihat ve idâresi ile halkı muhâfaza etmez (onlara zulüm eder)se elbette cennet kokusu koklayamayacaktır.” 
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhârî)
Hicrî:   02  Safer   1438  Fazilet Takvimi 

FIRAT KENARINDA BİR OĞLAK ZÂYÎ OLSA ÖMER’DEN SORULUR


Ömer bin Hattâb (r.a.) Hazretleri’nin halifeliği devrinde az vakit zarfında İslâm memleketleri çok genişledi ve İslâm dini fevkalâde kuvvet buldu. Devlet hazinesi malla doldu. Mal demek dünya sevgisi ve fitne-fesadın çıkması demekti. Bir müddetten beri bu düşünce Hazret-i Ömer’in zihnini kurcalıyordu. Bir gün huzûrunda bulunan bazı Ashâb-ı Kiram’a:
“Resûlullah (s.a.v.)’ın fitne hakkında olan sözü hanginizin hatırındadır?” diye sordu. İçlerinden Hazret-i Huzeyfe (r.a.):
“Yâ Emîre’l-müminîn! Senin için ondan bir beis yok. Senin zamanınla onun arasında bir kapalı kapı var” dedi.
Hazret-i Ömer: “Bu kapı kırılacak mı; yoksa açılacak mı?” diye sorunca Hazret-i Huzeyfe “Kırılacak” dedi. Hazret-i Ömer: “Öyle ise o kapı artık kapanmaz” deyip üzüldü.
“Kapının ne olduğunu İmam Mesrûk (rah.) sordu. Hazret-i Huzeyfe “Kapı Ömer’dir” diye cevap verdi. “Ömer, kapının kim olduğunu bilir mi?” diye sordu.
Hz. Huzeyfe: “Sabahtan sonra akşamın geleceğini nasıl bilirse, onu da öyle bilir.” dedi.
Hâsılı Hazret-i Ömer, Müslümanlar arasında fitne çıkması husûsunda çok endişe ediyordu. İnsanlar arasında dünya hırslarını doğuran servet ve zenginlik arttıkça alâmetleri de meydana çıkmaya başlamıştı. Lâkin Hazret-i Ömer’in insanların nazarında bilinen heybeti ve Müslümanların kendisine fevkalâde bağlanıp itâat etmesi fitne çıkmasına engeldi.
Ancak İslâm ülkelerinin sınırları çok genişledi, işler çoğaldı. Her yerde adâletin temin edilmesi zorlaşmaya başladı. Hazret-i Ömer bu halden sıkılıp:
“Yâ Rabbî! Ruhumu kabzet” demeğe başladı. Bir gün ağlarken sebebi sorulunca: “Nasıl ağlamayayım ki, Fırat kenarında bir oğlak zayi olsa korkarım ki Ömer’den sorulur” diye cevap verdi. (Hz. Ömeru’l-Fâruk, Çamlıca B. Y.)
Hicrî:   02  Safer   1438  Fazilet Takvimi 



KELİME-İ TEVHÎD’İN FAZÎLETLERİ




قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ شَهِدَ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ وَأَنِّى رَسُولُ اللهِ مُخْلِصًا بِهِمَا وَصَلَّى وَصَامَ وَآتَى الزَّكَاةَ وَحَجَّ الْبَيْتَ حَرَّمَهُ اللهُ عَلَى النَّارِ. (طس)
بيغمبر أفندمز صلى الله عليه وسلم بيوردلر ."      كم الله تعالى،دان باشقه إله اولماديغنه و بنم ده الله،يك رسولو اولديغومه إخلاصله شهادت أدر ، نمزنى قلار ، اوروجونو طوطر ، ذكاتنى ورير و بيت الله،ى حج أدرسه الله تعالى اونو جهنمه حرام قلار ."
Kim Allâhü Teâlâ’dan başka ilah olmadığına ve benim de Allah’ın Resûlü olduğuma ihlâsla şehadet eder, namazını kılar, orucunu tutar, zekâtını verir ve Beytullah’ı haccederse Allâhü Teâlâ onu cehenneme haram kılar.” 
(Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu‘cemü’l-Evsat)
Hicrî:   01  Safer   1438  Fazilet Takvimi 

KELİME-İ TEVHÎD’İN FAZÎLETLERİ


Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:
“Ey Ebû Hüreyre, her amel mizanda tartılabilir, ancak ‘Lâ ilâhe illâllâh’ kelimesi hariç. Muhakkak sâdık olarak (ihlâsla) onu söyleyenin mizanının bir kefesine kelime-i tevhîd, diğer kefesine de yerler ve gökler konulsa elbette kelime-i tevhîd ağır gelir.”
“Kıyâmet günü bir kişi amelleri tartılmak üzere mizana getirilir ve günah ve hatalarının yazılı olduğu doksan dokuz sicil (büyük defter) açılır. Her bir defter gözün görebildiği yer kadar geniş ve uzundur. Mizanın bir kefesine konulur. Allâhü Teâlâ ona:
“Bu defterlerde bulunan (günahlardan) bir şeyi inkâr edebilir misin? Kirâmen Kâtibîn meleklerim (yapmadığın şeyleri yazarak) sana zulmettiler mi?” diye sorar. Kul, ‘Hayır, yâ Rabbi’ der. Allâhü Teâlâ:
“Bu günahlara karşılık olacak bir sevabın var mı?” diye sorar. Kul, “Hayır” der. Allâhü Teâlâ:
“Muhakkak senin, bizim nezdimizde büyük bir sevabın vardır ve bu gün sana asla haksızlık edilmeyecektir” buyurur ve üzerinde ‘Lâ ilâhe illallâh’ yazılı bir kâğıt çıkarılır ve mizanın diğer kefesine konur. Günahların yazılı olduğu defterlerden ağır gelir. Zira Allâhü Teâlâ’nın ismiyle tartılan hiçbir şey ondan ağır gelemez.”
“Lâ ilâhe illallâh Muhammedün Resûlullah” kelime-i tevhîdi Kur’ân harfleriyle yirmidört harfdir. Kul kelime-i tevhîdi kalbi ile ihlâsla söylerse Rabbimiz Teâlâ buyurur ki:
“Yirmi dört harf(li kelime-i tevhîd) ile geldin. Gündüz ve geceyi yirmi dört saat olarak yarattım. Bu saatlerde işlediğin gizli ve âşikâr, büyük küçük, hata ile yahut kasden, sözle yahut fiille işlediğin her günahı bu kelime-i tevhîd hürmetine bağışladım.
Azîz Mahmûd Hüdâî (k.s.) buyurdu:
İyi bil ki kelime-i tevhîd zikri ve zikrullah (Allah ism-i celâlinin zikri) Allâhü Teâlâ’ya ulaştıran yolların en yakınıdır. Ancak Resûlullâh Efendimiz’e (s.a.v.) ulaşan bir silsileye mensup kâmil bir mürşid telkîniyle olmak şarttır.
(Hulâsatu’l-Ahbâr, A. Mahmûd Hüdâi)
Hicrî:   01  Safer   1438  Fazilet Takvimi 




1 Kasım 2016 Salı

PEYGAMBER EFENDİMİZ BUYURDULAR



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لَا يَغُرَّنَّ صَلَاةُ امْرِئٍ وَلَا صِيَامُهُ مَنْ شَاءَ صَامَ وَمَنْ شَاءَ صَلَّى وَلَكِنْ لَا دِينَ لِمَنْ لَا أَمَانَةَ لَهُ. (عب)
بيغمبر أفندمز صلى الله عليه وسلم بيوردلر ."      كشنيك نمزى و اوروجو صاقين سزى آلداتماسيك . دلين اوروج طوطارر، دلين نمز قلار . لكن أمانت { رعايت } اولمايانين دينى كامل دكلدر ."
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Kişinin namazı ve orucu sakın sizi aldatmasın. Dileyen oruç tutar, dileyen namaz kılar. Lâkin emânet(e riâyet)i olmayanın dîni kâmil değildir.” 
(Hadîs-i Şerîf, Musannef-i Abdurrezzak)
Hicrî:   30  Muharrem   1438  Fazilet Takvimi 

PEYGAMBER EFENDİMİZ BUYURDULAR


İmâm Ca‘fer-i Sâdık hazretleri buyurdular ki:
“Babam dedemden rivâyet etti: Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki:
‘Kime Allâhü Teâlâ bir nimet ihsân ederse Allâhü Teâlâ’ya hamd etsin.
Kimin rızkında bir gecikme olursa Allâhü Teâlâ’ya istiğfâr etsin.
Kimin başına kendisini üzen bir hal gelirse “Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azîm” desin.” (İmam Yâfiî, Ravzu’r-reyâhîn)

REBÎULEVVEL AYI

Yarın idrâk edeceğimiz Rebîulevvel ayı, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) dünyâyı şereflendirdikleri aydır.
Bu ayın 12’sinde, senenin ilk kandili olan Velâdet (Mevlid) Kandili vardır.
Bu ay içinde mümkün olduğu kadar çok salât ve selâm (Salât-ı Nâriye, Salât-ı Münciye ve Salât-ı Fethiye gibi salavâtlar) okunmalıdır. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

REBÎULEVVEL AYI İCTİM‘I, RU’YET VE BAŞLANGICI

Hicrî Kamerî 1438 yılı Rebîulevvel ayı ictimâ‘ı 29 Kasım Salı günü Türkiye saati ile 14:18’dedir.
Ru’yet, ise 30 Kasım Çarşamba Türkiye saati ile 04:06’dadır.
Hilâl’in görüleceği yerler: Büyük Okyanus’un orta kısımları, Çin’in doğusu, Japonya, Güney Kore, Papua Yeni Gine, Endonezya, Malezya, Filipinler, Hawaii, Solomon, Marshall, Kiribati, Cook Adaları
Hilâl Türkiye, Almanya, Avusturya, Mısır, Fas, Cezayir, Tunus ve Arap yarımadasından görülemeyecektir.
Hilâl’in görüldüğü günü takip eden 01 Aralık Perşembe günü de Rebîulevvel ayının 1. günüdür.
Hicrî:   30  Muharrem   1438  Fazilet Takvimi