2 Kasım 2015 Pazartesi

AZ DA OLSA HAYIRLI AMEL İŞLEMEK



قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: اَلْاِسْلَامُ حُسْنُ الْخُلُقِ. (كنز)
بيغمبر أفندمز صلى الله عليه وسلم  بيوردولر  " إسلام كوزل آحلاقتر . "
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “İslâm güzel ahlâktır.” 
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü’l-Ummâl)
Hicrî: 19 Muharrem 1437  Fazilet Takvimi

AZ DA OLSA HAYIRLI AMEL İŞLEMEK


Ebû Zer radıyallâhü anh anlatıyor:
Peygamberimize (s.a.v.) “Yâ Resûlallâh! Namazın fazileti hakkında ne buyurursunuz?” diye sordum, buyurdular ki:
“Namaz, amellerin en faziletlisi ve hayırlısıdır.”
“Yâ Resûlallâh! Bana göre amellerin en faziletlisi ve hayırlısını söylemediniz.”
“O nedir?”
“Oruçtur.”
“O da çok hayırlı bir ameldir, amma, amellerin en faziletlisi değil.” buyurdular.
“Yâ Resûlallâh, hangi sadaka en faziletlidir?”
“Malı az olanın sadakası (yahut fakire gizlice verilen sadaka.)”
“Eğer ona gücüm yetmezse.”
“Yiyeceğinin fazlasından verirsin.”
“Eğer onu da yapamazsam.”
“Yarım hurma(da olsa sadaka) verirsin.”
“Onu da veremezsem.”
“-Senden bir şey isteyene- güzel kelimeyle olsun mukâbele edersin.”
“Onu da yapamazsam.”
“İnsanlara eziyet verecek her türlü söz ve fiili terk edersin. Çünkü bu da nefsin için verdiğin bir sadaka sayılır.”
“Onu da yapamazsam” deyince:
Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Her halde hiçbir hayır yapmak istemiyorsun.” buyurdu. (Müsned-i Bezzâr)

AKILLININ YERMESİ, CAHİLİN MEDHİNDEN İYİDİR

Sultan Birinci Ahmed Han, nedîmleri ile sohbet ediyordu. Bu sırada bir nedîm, kendinin Âsitâne’ye (İstanbul’a) gelmesine ve saraya girmesine vesile olan eski efendisini pek halîm ve selîm diye övmek isterken: “Kendi halinde, sığır gibi bir kimse idi” dedi. Böyle soğuk ve münâsebetsiz bir ifade üzerine Padişah hazretleri şöyle buyurdular:
“Dost nâdân olsa yeğdir âkilin düşmanlığı
Câhilin medhetmesinden âkılin yeğ yermesi”
(Yani: Akıllı düşman, cahil dosttan iyidir, akıllının yermesi câhilin medhinden iyidir.)
Hicrî: 19 Muharrem 1437  Fazilet Takvimi



1 Kasım 2015 Pazar

NANKÖRLERİN ÂHİRETTEKİ HÂLİ



قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: ...أَنَّ خَيْرَ عِبَادِ اللهِ تَبَارَكَ وَتَعَالَى يَوْمَ الْقِيَامَةِ الْحَمَّادُونَ. (حم)
" قيامت كونونده الله تعالى نيك قوللرينيك اك خيرلسى الله تعالى يه جوق حمد ادنلردر ."
Kıyâmet gününde Allâhü Teâlâ’nın kullarının en hayırlısı, Allâhü Teâlâ’ya çok hamd edenlerdir.”
 (Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh)
Hicrî: 18 Muharrem 1437  Fazilet Takvimi

NANKÖRLERİN ÂHİRETTEKİ HÂLİ


Peygamber Efendimiz (s.a.v.) nankörlerin âhiretteki perişanlıklarını şöyle ifade buyurdular:
“Kıyamet günü kul (hesap vermek üzere huzûr-ı İlâhî’ye) getirilir. Allah (c.c.):
‘Ben sana kulak, göz, mal ve evlat vermedim mi? Hayvanları ve ekini senin emrine vermedim mi? Seni onlara sahip olup, onlardan istifade etmek üzere serbest bırakmadım mı? Acaba, benim huzuruma bir gün geleceğini hiç düşündün mü?’ diye soracak. Kul:
‘Hayır’ diyecek. Bunun üzerine Allâhü Teâlâ:
‘Öyleyse bugün ben de seni unutacağım, tıpkı senin (dünyada) beni unuttuğun gibi’ buyuracaktır.” (Sünen-i Tirmizî)

SAĞLIĞIMIZ: Kış Hastalıklarından Korunma Yolları

Sağlıklı ve ölçülü beslenmeli, abur cubur ve sağlıksız yiyeceklerden uzak durmalıdır.
Omega 3 (semizotu, yağlı balıklar), omega 6 (zeytinyağı, ceviz, kabak çekirdeği), A vitamini (karaciğer, kırmızı et, balık, tereyağı, süt, peynir, yumurta, yoğurt, portakal, elma, erik, brokoli, havuç, kabak) ve C vitamini (maydanoz, kara lahana, kivi, karnabahar, ıspanak, portakal), çinko (hayvanî gıdalar, kuruyemiş, sebzeler), yoğurt gibi gıdalar muafiyeti (bağışıklık sistemini) kuvvetlendirir.
Temizliğe dikkat etmelidir. Elleri en az 20 saniye sabun ve su ile yıkamalıdır. Elleri yıkamadan göz, ağız ve burun ile temastan kaçınılmalıdır.
Odalar sık havalandırılmalıdır.
Masa, sandalye, kapı kolları çok kullanılan yerler sabun ve deterjanlı su ile temizlenmelidir.
Kıyafetler hava şartlarına göre giyilmeli. Çok kalın giymek terlemeye bu da sonrasında vücudun soğumasına sebep olur.
Tasarruf için kaloriferleri yakmamak veya normalin üzerinde sıcaklıkta yakmak hastalığı davet etmektir. Oda sıcaklığı 20-24 derece arasında olmalıdır. Termometre her evde bulunmalıdır.
Evin nemi iyi ayarlanmalı. Peteklerin üzerine bir kap içinde su konulmalıdır.
Grip, nezle gibi soğuk algınlıklarında insanlarla mümkün olduğu kadar mesafeyi artırmalı, okul, iş yeri gibi toplu bulunulan yerlere gitmemeli evde istirahat etmelidir.
Hicrî: 18 Muharrem 1437  Fazilet Takvimi



SALEVÂT GETİRMENİN FAYDALARI



قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ شَرَّ النَّاسِ مَنْزِلَةً عِنْدَ اللهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مَنْ تَرَكَهُ النَّاسُ اِتِّقَاءَ فُحْشِهِ. (فيض)
 " قيامة كونى الله تعالى قاطنده انسانلريك اك شرليسى كوتولوكلرندن قورونمق ايجن انسانلريك كنديسنى ترك اتتيغى كمسه در . "
Kıyamet günü Allâhü Teâlâ katında insanların en şerlisi, kötülüklerinden korunmak için insanların kendisini terk ettiği kimsedir.” 
(Hadîs-i Şerîf, Feyzü’l-Kadîr)
Hicrî: 17 Muharrem 1437  Fazilet Takvimi

SALEVÂT GETİRMENİN FAYDALARI


Büyük âlim Hâdimî merhûm, salevât-ı şerîfenin birçok faydalarını hadîs-i şerîflerden çıkarmıştır. Onlardan bazıları:
Salevât getirene Kirâmen Kâtibin melekleri istiğfar ederler ki onların duâları Allah katında müstecabdır. Diğer melekler de âmin derler.
Duâ ile gök arasında perdeler vardır, salevat getirince o perdeler açılır, kişinin duâsı makbul olur; getirmezse reddolunur.
Salevât fakirliği giderir.
Salevât meclislerin süsüdür.
Kıyâmette ve sırat üzerinde nurdur. Sâhibini sırat üzerinde Dârüsselâma -cennete- doğru götürür. Resûl-i Ekrem (s.a.v.), salevât getirdiğine şahit ve şefaatçi olur. Çok salevât getirmek Resûlullâh’ın (s.a.v.) havzından içmeye sebeptir.
Salevât sohbet meclislerindeki hatalara keffâret olur.
Salevât-ı şerîfe ile kişi unuttuğunu hatırlar.
Resûlullâh’ı (s.a.v.) rüyada görmeye vesile olur.
Allâhü Teâlâya yakınlaştırır. Kıyâmet gününde de Resûlullah’a (s.a.v.) en yakın olan en çok salevât getirendir. Salevât getirene işlediği hayırlı amellerin mükafatı kat kat verilir.
Her farz namazdan sonra salevât getiren namazın esrarına mazhar olur, kavuşur.
Resûlullâh (s.a.v.) katında kişiyi izzet ve şeref sahibi eder.
Çok salevât getirmek Ehl-i Sünnetin alametidir.
Bir defa salevât getirene on hasenat (sevap) yazılır, on günahı silinir, mertebesi on derece yükseltilir ve Hak Teâlâ on rahmet eder.
Çok salevât, sahibi için mağfiret, günahlardan temizlik, hatalara keffaret ve ahirette kâfi gelecek ameldir.
Kişinin duâsının tamamında salevât okuması daha makbuldür. Böylece melekler onun salevâtını arz ettiklerinde Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) ona hayır duâ ve istiğfâr eder, Melekler de kıyâmet gününe kadar ona istiğfar ederler.
Hicrî: 17 Muharrem 1437  Fazilet Takvimi




OSMANLI’DA DÂRÜŞŞİFÂLAR-HASTAHÂNELER



قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: بَلَغَنِي أَنَّ لُقْمَانَ عَلَيْهِ السَّلَامُ قَالَ لِابْنِهِ : لَيْسَ غِنًى كَصِحَّةٍ، وَلَا نَعِيمٍ كَطِيبِ نَفَسٍ. (هب)‏
بيغمبر أفندمز صلى الله عليه وسلم بيوردولر : " لقمان عليه السلاميك اوغلونه شويله نصيحت اتتيغى بانه اولاشتى . صحت كبى زنكنلك  كونول حضورى كبى نعمت يوقدور . "
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Lokman aleyhisselâmın oğluna şöyle nasihat ettiği bana ulaştı: ‘Sıhhat gibi zenginlik, gönül huzuru gibi nimet yoktur.’ 
(Hadîs-i Şerîf, Beyhakî, Şuabü’l-Îmân)
Hicrî: 16 Muharrem 1437  Fazilet Takvimi

DÜNYADA GARİPLER


Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:
“Dünyada garipler dörttür:
1- Amel etmeyen kişinin ezberindeki Kur’ân-ı Kerîm,
2- İçinde hiç kimsenin namaz kılmadığı bir mescid,
3- Bir evde açılıp okunmayan Mushaf-ı Şerîf,
4- Kötü insanlar arasında kalmış sâlih bir kimse.” (Feyzu’l-Kadir)

OSMANLI’DA DÂRÜŞŞİFÂLAR-HASTAHÂNELER

İnsan sağlığı  mevzu olunca cihan padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın:
“Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” beyti hatıra gelir. Bu söz sağlığın ne kadar ehemmiyetli olduğunu çok güzel anlatır.
Osmanlı Devleti’nde ilk zamanlar sarayda hanedan mensupları ve devlet adamları için bir hekim bulundurulmaktaydı. İlk hastahane 1389’da Yıldırım Bayezid tarafından Bursa’da şehrin doğusunda inşa ettirilmişti. Daha sonra Sivas, Amasya, Tokat, Çankırı, Kastamonu ve Konya gibi şehirlerde ve fethedilen her yerde hastahaneler açıldı. Mesela Edirne’nin fethinden sonra burada cüzzamlılar (lepra) için bir hastahane yaptırıldı. Avrupa’da akıl hastalarının ateşte yakıldığı bir devirde İkinci Bayezid Han Tunca Nehri kenarında hastaların su, musiki ve kuş sesiyle tedavi edildiği bir hastahane yaptırdı (1485).
Yıllar içinde Osmanlı ülkesinin neredeyse en ücra köşelerinde bile hastahaneler açıldı. Yabancı seyyahların hatıralarına göre 16. asrın sonlarına doğru İstanbul’da her biri 150 ilâ 300 hasta alabilen 119 hastahane bulunmaktaydı. Bu hastahanelerde bir baştabip, bir müderris, göz hekimi, cerrah, kırık-çıkıkçı, eczacı, eczacı kalfası, attar, ilaç vekilharcı, ilaç kilercisi, kâsekeş, şurup hazırlayıcı gibi sağlık memurları bulunuyordu.
Osmanlı hastahaneleri hasta ve sağlık memurlarının ihtiyacına göre düzenlenmişti. Hastaların barındırılması, yedirilip içirilmesi, ibadet etmeleri için mekânlar, doktorların barınacakları ve ders görecekleri mekânlar bulunuyordu.
Hicrî: 16 Muharrem 1437  Fazilet Takvimi